2009, Çanakkale ve İstanbul Boğazları için köprü projelerinin bir anlamda
karara bağlandığı yıl oldu. Haziran ayında İBB Başkanı Kadir Topbaş'ı ziyaret
eden Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, "Bir mimar ve bakan olarak çok
güzel dizayn edilmiş, amacına hizmet eden 3. bir köprünün çok yararlı olacağını
düşünüyorum" diyerek destekledi 3. köprüyü. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın
"İstanbul’u Karadeniz’e bağlayan yeşil alanları hiçbir şekilde tahrip etmeyecek,
yerleşimi kuzeye mümkün olduğunca yaymayacak, buna karşılık kamulaştırma
bedeliyle kamu maliyetini artırmayacak, batıdan doğuya olan transit trafiği
alacak bir güzergah" açıklamasıyla arsa spekülatörlerine de gün doğmuş oldu.
Köprü karşıtları Bakan Yıldırım ile aynı fikirde değillerdi. Orman Mühendisleri
Odası Marmara Bölge Başkanı Besim Sertok, 3. köprü için yapılacak otoyol ve
bağlantı yolları ile 5 bin hektarlık yani Belgrad Ormanı büyüklüğündeki ağaç
varlığının yok olacağına dikkat çekti. Meslek odalarının tepkisi de çok sertti:
Ankara yine İstanbul'u satmaya soyunuyor. 3. köprüyle ilgili en önemli
eleştirilerden biri de 1/100 bin Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda bulunmamasıydı.
Diğer eleştiriler de, köprünün yıkım getireceği, kendi trafiğini yaratacağı ve
bu nedenle çözüm olamayacağı, kent nüfusunu arttıracağı yönündeydi. Doğa
Derneği, TEMA, TÜRÇEK ve WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), ortak bir
açıklama yaparak üçüncü köprünün, yalnız İstanbul’un doğasına ve sakinlerine
değil, tüm Türkiye’ye yapılacak bir haksızlık olarak değerlendirdiler. Başkan
Topbaş'ın itirazları yorumlama biçimi ise farklıydı: "1. Köprü’ye karşı çıkıldı.
Karşı çıkanlar halen o köprüyü kullanıyor. 2. Köprü’ye karşı çıkıldı, yine onu
kullanıyorlar. Bazı hocalarımız var isim vermeyeceğim. Bu hocalarımız geçmişte
Sayın Başbakanımızın belediye başkanlığı sırasında 1996’da İstanbul’un 3030
sayılı yasa dönemindeki Ulaşım Master Planı’nı yaptılar, O planlar birkaç yıl
sonra çöktü. Öngörüleri tutmadı. Bunu kendileri de biliyor. Bu bilim adamlarının
bugün söylediklerine nasıl itibar edeceğiz, onu düşünmek
lazım".