ARAMA   Detaylı Ara
    |


   Haberler
   Ödüller
   Ajanda
   Sektörden
   İhaleler
   İlanlar
   Rehber
   Yayınlar
Mimarlık ve Yapı Terimleri Sözlüğü Mimarlık ve Yapı
Sözlüğü / 3 Dilde
Kelime
 
  Ajanda : Son 3 Gün

21.11.2008 - Cuma
DOCOMOMO - Türkiye Mimarlığında Modernizmin Yerel Açılımları IV
Sedad Hakkı Eldem Sempozyumu
"Sedad Hakkı Eldem Mimarlığı" Öğrenci Fotoğraf Yarışması ve Sergisi
‘Prisoned’ Uluslararası Öğrenci Tasarım Yarışması
 
22.11.2008 - Cumartesi
Delta'dan Tasarım Yarışması
“Planlama, Afetler ve Hukuk”
Japon Fotoğrafçılığı
Sinema Tasarımla Buluşuyor
 
23.11.2008 - Pazar
11. Venedik Mimarlık Bienali
Hierapolis-Kastabala Kenti Çimento'dan Arınsın!
 
 
HABERLER
Ana Sayfa > Haberler > Haber Detayı Arkadaşına Gönder Yazdır    Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder
2010’un ‘Teselli’ Projeleri
Haber: Cumhuriyet Gazetesi 25.09.2008

“Avrupa Kültür Başkentleri, Avrupa kentlerinin ortak kültürel mirasını değerlendirme programıdır. Temel hedef, geçmişe ait ve çağdaş kültürel değerlere çok fazla sayıda kentlinin erişebilmesini sağlamaktır. Bu nedenle topluma ait alanlar rehabilite edilmelidir...” Avrupa Kültür Başkentleri Programı’nda böyle belirtilen “temel hedef”e rağmen İstanbul-2010’daki “kentsel proje eksikliği”nden yakınmamız üzerine Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay arayarak “son gelişmeler”i özetledi.

Kültürel mirası yaşatma projelerine ağırlık vermek yerine sadece “yoğunlaştırılmış sanat etkinlikleri”yle yetinilmesini kendisinin de uygun görmediğini belirterek dedi ki: “Biz de aynı konudaki ihmallerin giderilmesi çabası içindeyiz, 2010’a yönelik kimi koruma projelerinin gerçekleşmesi için ne gerekiyorsa yapacağız...”

Sayın Bakan’a hem açıklaması, hem de bu önemli ihmalin “olabildiğince giderilmesi” kararı için teşekkür ediyorum. Çünkü yine AB’nin şu vurgulaması da İstanbul’un Avrupa’daki Kültür Başkentleri arasında yer almasını sağlayan “asıl gerekçe”yi yeterince açıklıyor: “Kentlerimiz yüzyıllardır insanlara ışık saçmış, büyülemiştir. Kültür Başkenti adaylığında, kentin tarihi mirasının değerlendirilmesi ve buna kent halkının da katılımının sağlanması konusunda kesin teminat verilmelidir...”

‘Eylül 2008’ listesi

Peki, bu “teminat” için neler yapılıyor? Daha bugünden konserlerin, sergilerin, gösterilerin afişlerini kaplayan İstanbul-2010 logolarının ötesinde, “kentin tarihten gelen kültür zenginliğini çağdaş yaşamla buluşturacak” ne gibi tasarımlar var?

Önceki yazımızda bu sorunun yanıtı neredeyse “hiç” şeklindeydi; Avrupa Başkentliği’ne yakışır kentsel düzenlemeler için de yeterli vaktin kalmadığı belirtilmişti. (Cumhuriyet - 17 Eylül 2008 - “2010 Harcanıyor”) Bakan ise bu değerlendirmemizi de “gerçekçi” bulsa bile yine de önemli başlangıçların yapıldığını belirtiyor. 2010’un Yürütme Kurulu gündemindeki “Eylül 2008” tarihli listede şunlar yer alıyor:

Mimari Restorasyonlar: Topkapı Sarayı Mutfaklar Bölümü, Kule Kapısı, Darphane, Seriye Hastaneleri, Matbaa Meslek Lisesi, Kimyahane, Karasurlarındaki Altınkapı, Taksim’deki Seyran Apartmanı, Fatih’te Murat Molla Kütüphanesi ve Nazperver Kalfa Sıbyan Mektebi, Suriçi’nde 20 sivil mimarlık örneği ahşap yapı.

Aydınlatmalar: Kara ve deniz surları, Galata Kulesi, Sultanahmet-Cankurtaran bölgesi; Eminönü ve Üsküdar’da tarihi alanlar.

Düzenlemeler: Fatih Kadınlar Pazarı, Laleli sokak iyileştirmeleri, Balat Çıfıt Çarşısı, Karasurları çevre düzenlemesi: Süleymaniye Kütüphanesi, Topkapı Sarayı’nda Padişah Arabaları’nın teşhiri, eski karakolun kafeteryaya dönüştürülmesi, Konyalı lokantasının dış avluya taşınması, surlara bitişik yapıların kaldırılması...

Listedeki “süre”lerle ilgili bilgiler, projelerin belirlenmesinde ilk koşulun “bir yılda tamamlanabilmeleri” olduğunu gösteriyor. Bu nedenle İstanbul’un bir daha belki yaşayamayacağı Avrupa Kültür Başkentliği’ne yakışacak projeler için umutlar kesilirken insan sormadan da edemiyor: Kültürel miras ve mimari zenginlik neden önemsenmiyor? 3 yıl önceden başlandığında rahatlıkla tamamlanabilecek ve kentin geçmişiyle buluşmasını daha güçlü sağlayacak projelerden yoksun kalmanın “sorumluları” kimlerdir?

Bizans yine unutulmuş!

2010’un “kalıcı kazanım”lara neden olabilmesi için Bakan Günay’ın çabalarıyla hazırlıklar arasında yer alabildikleri anlaşılan projeler listesine gelince...

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nca derlenen öneriler arasında hemen fark edilen en önemli eksiklik Bizans’ın yine unutulmuş olması... Surların aydınlatılması ve temizlenmesi dışında başkaca bir Bizans projesi listede yer almamış. Fatih 555 yıl önce aldığında “2 bin” yaşında olan bu kentin fetihten “önceki” uygarlık ve kültür birikimlerinin de sahiplenilmesi gerekirken Avrupa Kültür Başkentliği’nin mimari hazırlığını “Osmanlı’yla sınırlı” tutmak, Cumhuriyetin çağdaş kimliğine yakışıyor mu?

Oysa Atatürk, bir yandan “Türkiye Cumhuriyeti’nin Temeli Kültürdür” derken bir yandan da “Biz 5000 yıldır bu topraklardayız” diyerek geçmiş tüm uygarlıkların mirasçısı olduğumuzu açıkça vurgulamıştı. Onca kıt bütçelerle “arkeolojik seferberlik” başlatması da Cumhuriyet devriminin kültürel düzeyini yansıtıyordu.

Şimdi ise aynı tarihsel birikimlerimiz sayesinde İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olmasını coşkuyla karşılarken 2010 projeleri arasında “arkeoloji”nin akla bile gelmemesi hazin değil midir? Eğer Marmaray kazıları da olmasaydı, dünyaya neyi ve nereyi “yeni bulduklarımız” olarak gösterecektik?

Oysa, örneğin şu yıllardır ertelenen “Bizans Enstitüsü ve Müzesi” düşüncesi 2010 projeleri arasında yer alabilseydi, söz gelimi İstanbul Üniversitesi’nin 1450’lerde kurulduğu Zeyrek Camisi (Pantokrator Manastırı) bu işlevle restore edilseydi ne kadar anlamlı ve onur verici olurdu;

Benzer şekilde yine 2010 yılı kent içinde “yeni kazı alanları”yla ve yeni düzenlenmiş “arkeolojik park”larla karşılansaydı; İstanbul halkı da Romalı ve Bizanslı “hemşerileri”nin toprak altında kalmış zenginlikleriyle tanışarak “kültür başkentli” olmanın “fark”ını yaşamaz mıydı?

Listedeki kimi projelerin ise “belirsizlikler” ve “yetersizlikler” taşıdığı hemen göze çarpıyor.

Örneğin restorasyonu hedeflenen “20 eski ahşap ev” nerede ve hangileri? UNESCO’nun dünya mirası gerekçelerinden Zeyrek, Süleymaniye gibi semtlerin de bu sayede kurtulmalarını sağlayabilecek, hatta örneğin bir “Osmanlı mahallesi” yaratmaya dönük “20 sokak” değil de neden sadece “20 ev”!...

Sözün kısası, elimizdeki liste, önceki yazımızın “İstanbul-2010 harcanıyor” başlığını haksız çıkartacak bir içerik taşımasa bile, kentin tarihsel mimarisinin kucaklanması yönündeki “teselli projeleri”ni tanımlıyor.

Ne diyelim? Bari gerçekleşebilseler...






Yeni Yorum Yap

Adı Soyadı
E-Posta




Haberler: ARŞİV
  Eylül, 2008  
<< <   25.09.2008 > >>
hft
Pzt
Sal
Çar
Per
Cm
Cmt
Pzr
36
6
37
14
38
39
40
30


 
  Yapı-Endüstri Merkezi tarafından hazırlanan siteler için tıklayın
Gizlilik Şartları  |  Künye  |  Reklam Bilgileri  |  İletişim