İstanbul’da Gaziosmanpaşa Cebeci
Mahallesi sakinleri, taşocaklarında gereğinden fazla patlayıcı
kullanıldığı, bunun sonucunda oluşan toz ve gürültü nedeniyle sokağa çıkamaz
hale geldiklerinden şikâyetçi. “Toz soluyup ölmek istemiyoruz”
diyen mahalle sakinleri, toz nedeniyle birçok kişinin başta astım olmak üzere
birçok akciğer hastalığına yakalandığını savundu.
Sultançiftliği Cebeci Mahallesi bitişiğinde bulunan İstanbul’un en büyük
taşocakları ve kum döküm alanları nedeniyle mahalle sakinleri ayaklandı. Her
patlamada deprem korkusu yaşadıklarını belirten vatandaşlar, binalarının da
hasar gördüğünü ileri sürdü. Yetkililerin ilgisizliğinden yakınan mahalle
sakinlerinden bazıları taşınırken, bazıları da eylemlerle sesini duyurmaya
çalışıyor. Semt sakinleri ayrıca topladıklarını 2 bin kadar imzayı önce İstanbul
Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’a, ardından da
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderdi.
Mahalle sakinleri
geçtiğimiz günlerde de çocuklarının ağızlarına maske takarak gösteri yaptı.
Vatandaşlar, 17 taşocağında sulama yapılmadan zamansız ve gereğinden fazla
dinamit kullanılarak oluşturulan patlamalarda oluşan toz bulutlarının özellikle
yaşlılar ve çocukların ciğerlerine zarar verdiğini söyledi.
Deprem gibi patlamalar
Cebeci Mahallesi sakinlerinden Kübra Büyükorman (42)
yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Uzun zamandır var olan taşocakları, 15 senedir yarattığı toz, gürültü ve
sallantıyla hayatımızı zehir etti. Balkonlarımızda sürekli bir karış toz oluyor.
Yıkayıp balkona astığımız çamaşırlar yarım saat içinde eskisinden kirli hale
geliyor. Ayrıca sallantılar bazı binalarda çatlakların oluşmasına neden oldu.
Bir şeylerin yapılması için bir binanın çökmesi mi lazım?”
Büyükorman 3 ay önce annesini karaciğere bağlı kalp yetmezliği nedeniyle
kaybettiğini, doktorların hastalığın tozdan kaynaklanabileceğini söylediklerini
belirtti.
‘Ruh sağlığımız bozuldu’
İlkokula giden 9 yaşındaki oğlu Yuşa’nın tozdan astım hastalığına
yakalandığını ifade eden Gülşah Çalık ise şunları söyledi:
“Patlama sesi sallantıdan 5 saniye sonra geliyor. Dolayısıyla ses gelmeden
sallantının deprem mi, yoksa patlama mı olduğunu anlayamıyoruz. Bu sallantılar
her şeyden önce ruh sağlığımızı bozuyor. Özellikle çocuklar gece geç saatlerde
olan sallantılardan çok etkileniyorlar. Üç ay önce gösteri yaptık. İstanbul
Büyükşehir Belediyesi önüne kum döktük. Bizi zorla otobüslere bindirip
evlerimize getirdiler. Bir ay sonra Çevre Koruma Müdürü Ali Oktar geldi, baktı
gitti. Ama bir sonuç çıkmadı”.
‘Ailece astım hastasıyız’
Gülten Aydoğdu da (57) hem kendisinin, hem kızı Fatma’nın
(30), hem de torunu Rabia’nın (12) astım hastalığına yakalandığını belirterek,
“17 taşocağının 10’u Cebeci Mahallesi sınırlarında kalıyor. En çok biz
etkileniyoruz. Kanserden insanlar öldü. Halen tedavi görenler var. Neyi
bekliyorlar, toplu insan ölümlerini mi?” diye sordu.