Bu yağmurlu günlerden çok önceydi; güneşli bir günde
buluştuk Başkan Topbaş'la. Bizi belediyenin Florya'daki
tesislerine davet etti. Belli ki Florya sahilinde başardıklarını görmemizi
istedi! Kendi adıma söylüyorum: İyi ki gördüm o sahil dönüşümünü... Muazzamdı
görüntü, Florya sahili başka bir şeye dönüşmüştü. Golf arabasına atladık, Başkan
kullandı. Uzun uzun dolaştırdı, dört bir köşeyi gösterdi. Yemyeşil park
alanları, sahilde Cannes'daymışsınız duygusu yaratan upuzun bir kumsal, soyunma
kabinleri, güneşlenenler, koşanlar. 'Allahım neredeyim?' diyorsunuz ister
istemez.
Arabadaki sohbetimizi iltifatlar, sevgi gösterileri, "Başkanım nasılsınız?"
sesleri kesti sık sık. Herkese aynı cevabı verdi, gülerek: "İstanbul gibiyim!"
'Ne güzel laf bu' dedim içimden; İstanbul gibiyim... O sırada Faik-Safiye
ikilisine rastladık parkta; "Başkanım çatımız akıyor ama izin vermiyorlar
yaptırmamıza," dediler, anında işlerini hallettiler! Geçtik tesisin kafesine
uzun uzun konuştuk sonra...
Hemen uyarayım; bu röportajın sebebi eskiye oranla iyi şeylerin de olması
İstanbul'da. Okullar açıldığında nispeten azalıyor trafik kaosu, yağmur
yağdığında eskisi gibi sık sel haberleri almıyoruz artık, metrobüs yolculuğu
çoğunluğu memnun ediyor, metro ağı her gün biraz daha genişliyor. İstanbul'u
neler bekliyor, Başkan Topbaş anlattı...
- Belediyenin elindeki köşklerde içki yasağı en çok tartışılan
konuların başında geliyor. Herkesin sorduğu soruyu sorayım ben de; dünya kenti
denilen İstanbul'a yakışıyor mu bu görüntü?
- Bir kere yasadan gelen bir sorumluluk var. 'Kamu kuruluşları kendi hizmet
alanı içerisinde bu tip şeyleri yapamaz' deniyor. Dersiniz ki yasal düzenleme
yapılsın. O ayrı bir şey. Ama bir kentin huzurlu ve güvenli hale gelmesinin yolu
o kentte yaşayan insanların yaşam alanlarını paylaşmasına bağlı. Burası (Florya
belediye tesislerini kastederek) mesela bir kafeterya, burada alkol yok, çünkü
dışarıda yemek yeme alışkanlığı olmayana da, kucağında çocuğuyla gelene de hitap
eden bir yer. Ama belediye kendi mekânlarının bazılarını kiraya verdi, verirken
de 'buralarda alkol satamazsınız' şartı koymadı. Galata köprüsünün altı
mesela... Şu anda çoğu içkili lokanta. Ama burayı kendimiz işlettiğimiz için
alkol yok.
- Belediye neden içki veremez?
- Bir, yasadan gelen bir sorumluluk var. İki, alkol sattığımız takdirde
halkın bazı kesimleri gelmeyecek. Buraları sadece belirli kesimlerin değil,
herkesin kullandığı alan haline getirmek gerekiyor.
- Son günlerde Moda'da içki eylemi yapıldığını göz önünde
bulundurursak; bu durum size yerel seçimlerde oy kaybettirir mi, kazandırır mı
sizce?
- Bu hesapları yaparlarsa ben üzülürüm, böyle bir hesap yapılmaz. Bu kente ne
katmış bu başkan, ne katmamış ona bakılmalı. Moda'daki vapur iskelesi, bir kere
iskele! Yasa 'garlarda, istasyonlarda içki satışı olmaz' diyor. Burası bir vapur
iskelesi, her tip insanın gelip gittiği bir yer. Burada daha önce lokanta vardı,
kiracısı bırakmış; belediye de restore etti. Sanat galerisi yapacaktık
vazgeçtik, gelen simitini yesin, çayını içsin istedik. Halkın bazı katmanı her
tip insanla yan yana gelmek istemeyebilir, içkili ortamda bulunmak
istemeyebilir, buralar da öyle mekânlar. Biz belediyeyiz, bu tür insanların da
buralara gelmesini sağlamalıyız. Belediye olarak sosyalleşmeyi sağlıyoruz.