ARAMA   
    |


   Haberler
   Ödüller
   Ajanda
   Sektörden
   İhaleler
   İlanlar
   Rehber
   Yayınlar
Mimarlık ve Yapı Terimleri Sözlüğü Mimarlık ve Yapı
Sözlüğü / 3 Dilde
 
  Ajanda : Son 2 Gün

09.02.2010 - Salı
"Integral Design Strategies / Bütünleşik Tasarım Stratejileri" YEM'de
ARKIMEET: Sasa Begovic
"Daha Verimli Çalışmak için Autodesk İnşaat ve Arazi Çözümleri
 
10.02.2010 - Çarşamba
Kentkenar Sözler ve Kentkenar Yazıların Arkasından
Red Dot Ürün Tasarımı Ödülleri 2010
 

 
HABERLER
Ana Sayfa > Haberler > Haber Detayı Arkadaşına Gönder Yazdır    Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder
Tasarımın Vatanı Var Mıdır?
Haber: yapi.com.tr/Işıl GÖRECİ 11.04.2007
2006 yılında uluslararası tasarım camiasının en önemli ödüllerinden biri olarak kabul edilen Red Dot Tasarım Ödülü’nün sahibi olan Defne Koz; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü tarafından Mimar Yunus Aran anısına düzenlenen konferansa katılmak için İstanbul’daydı.

Defne Koz, kendini dünyanın çeşitli kentleri arasında
gidip gelirken resmettiği bu slayt üzerine
"Sınırlar bence gözle seçilip
seçilemeyen bulutlardan
çok da farklı değil” yorumunu yapıyor.
Foscarini, Leucos, Alessi, Pirelli, Vitra, Authentics, Nissan, Casio, Nurus, Derin gibi firmalar için tasarladığı 160'dan fazla ürün bulunan Defne Koz, uluslararası arenada iş yapan bir profesyonel olarak kültürler arası geçişin önemine inanan bir tasarımcı. İçinde yetiştiği Türk kültürünün yanı sıra, eğitim aldığı İtalya ve iş ilişkisinde bulunduğu Amerika ya da Japonya gibi ülkelerin kültürlerinden de etkilendiğini belirten Koz, endüstrileşmenin geleneğin yerini almadığını düşünüyor. Başka bir deyişle, globalleşen dünya ile birlikte kentlerin, o kentte yaşayanların ve yaşama alışkanlıklarının değişmesi; Koz’a göre, her zaman geleneğin kaybı anlamına gelmiyor. Bu yüzden de toplantının ana başlığı olan “kültürlerarası tasarım” ya da geleneğin modern zamanların şartları ele alınarak yorumlanışı ve başka kültürlere de adapte edilişi gibi kavramlar konusunda serbest düşünmek önemli.

Örneğin Defne Koz şu anda İtalya’daki ofisinin yanısıra Türkiye ve Amerika’da da yaşıyor, çalışıyor. Ve bu zenginliğin dünyayı gözlemlemek ve günlük hayat gereksinimleri üzerinde yaratıcı ve yapıcı araştırmalar yaparak, kendi dilini yaratmak adına yararlı olduğunu düşünüyor. “Evet bu memleketin kültürüne sahibim ama diyebilirim ki tasarımı aplike ediş tarzım İtalyan. İtalya’dan sonra Japonya’ya gittim ve her ne kadar gizemli olsalar da Japonların tarzından da etkilendim. Ardından Amerika’da da çalışmaya başladım. Tam da bu sıralarda sınırlar anlamlı gelmemeye başladı. Özel hayatımda da bu böyle. Mesela bir kızım var, 3 tane pasaportu var. Sınırlar bence gözle seçilip seçilemeyen bulutlardan çok da farklı değil” diyor Koz, tasarımın vatanı var mıdır sorusuna yanıt ararken. Ancak burada bir noktaya dikkat etmek gerekiyor. Defne Koz’a göre önemli olan farklı pazarlar için üretim yapıldığında, ifade dilinde bir kayıp ya da kopukluk yaşanıp yaşanmaması. Bir kültüre anlamlı gelen bir şeyi başka bir kültüre taşırken estetik, fonksiyonellik ve yenilik kavramlarının özenle gözetilmesi gerektiğini belirten Koz, kendi ürünlerinin bir marka olarak Defne Koz tasarımının temel hatlarını taşımakta tutarlı olduğunun altını da çiziyor.

Defne Koz İznik Çini Vakfı ile birlikte çiniden
oluşan 6 metrelik bir duvar
hazırlamıştı.Koz, İznik Çinilerini,
Vitra koleksiyonunda da kullanarak
karo seramik, yeni cam, ve cam
seramik teknikleriyle
yeniden yorumlamıştı
Bir tasarımcı için malzemesi yani neyle çalışacağı, neye şekil vereceği hayati derecede önemli. Koz da malzeme konusunda yenilikçi olmakla birlikte, derin bilgi sahibi olmadan üretime geçmemek taraftarı. Örneğin Vitra ile gerçekleştirdiği İznik Çinileri serisi Defne Koz’un mesleki yaşantısında büyük önem taşıyor. Geleneksel İznik çinisini banyolara taşıyarak modern banyolarda el işçiliğine has incelikli zevki yansıtan Defne Koz için “keyifli olan şey malzemenin nasıl üretildiğini bilmek.” Koz; geleneksel araçların zamanı aşan deneyimini kullanarak yarattığı yenilikçi İznik çinileri serisi için yaptığı ön çalışmayı şöyle anlatıyor: “İznik Çinileri ile çalışmak istiyordum ve bunun için İznik’e giderek, dünyanın en eski malzemesi olan seramiğin çiniye dönüşme serüvenini izledim. Çok uğraştırıcı ve zor bir üretim söz konusu. Ama elinize aldığınızda duyduğunuz derinlik hissi herşeye değiyor.”

Gelenek ve çok kültürlülük kavramlarını üstüste oturan kavramlar olarak açıklayan Koz, tutarlı bir ifade dilinin özünde, içinde yetiştiği kültürün etkileri olduğunu ancak bunun farkında olmadan, adeta bilinçaltı bir refleksle işlerine yansıdığını düşünüyor. Örneğin teçhizatı göstermeyecek, düz ve rahat kullanılabilen bir banyo tasarımı, o farkında olmasa da aşina olduğu ‘hamam’ kültürünün bilinçaltı bir uzantısı olarak okunabiliyor. Ya da Alessi firması için tasarladığı “askı tepsi” yine Türk kahvehane kültüründen yola çıkan bir ürün. Tepsinin kollarıyla tepsi arasında başka bir sıkıştırıcı malzeme kullanmadan, yekpare olarak tasarlayan Koz, “askı tepsi”nin bir sonraki modeli olarak adlandırabilecek versiyonunda tepsi kenarlarını istenirse kıvrılıp yeni bir form kazanan parçalar halinde tasarlamış. Böylece gümüş bir tepsi aynı zamanda duvarınıza gururla asabileceğiniz bir tasarım olarak anlam kazanmış. Bir başka örnek ise Doğu kültürünün el işçiliğinin incelikle okunabildiği telkari'den yola çıkarak tasarladığı meyvelik. Telkari tekniğinin, o güne kadar kullanılmayan bir alanda bambaşka bir form kazanarak günlük hayatın içine sokulabilmesi hem geleneğe bağlılık hem de endüstrileşme açısından büyük değer taşıyor. Belki de önemli olan, kendi kültürünü uluslararası stilde nötralize etmeden ancak aynı zamanda yöreselleştirmeden de temsil edilebileceğini kavramak. Defne Koz bu durumu, bir röportajında şöyle anlatıyor: “ Bilinçaltımda kendi kültürümü yasarken, tasarladıklarımla kendimi anlattığım bir dilim var. Benim dilim; çağdaş, yalın, agresif olmayan, zamana dayanıklı, basit ama banal olmayan ve yenilikçi. Ama ürünlerimi değerlendirenler derin bir kültürden geldiğimi hissediyor.”


Mobilyadan duvar karosuna,
aydınlatma sistemlerinden
iç mekan düzenlemesine
kadar bir çok alanda tasarımı bulunan
Defne Koz'un Gaia&Gino için tasarladığı bardak serisi.
Defne Koz aynı zamanda yaptığı işlerle çalıştığı firmaları yeni platformlara taşıyan bir tasarımcı. Defne Koz koleksiyonları sayesinde firmaların büyüyerek çehre değiştirmesi ya da yeni yeni firmaların açılması söz konusu oluyor. Koz, 1950’li yıllarda endüstrileşen ve zaman içinde sindire sindire ilerleyen İtalya’nın tasarım özgeçmişinin, ülkenin cam üretimi gibi geleneksel faaliyetleriyle birleştiğinde dünya çapında ses getiren projelere dönüştüğünü belirtiyor. Türkiye ise, Koz’a göre, tasarımın anlamının yeni yeni farkına varan bir ülke. Son 5 yıla kadar endüstri tasarımı eğitimi almış öğrencilerin iş bulmakta zorlandığı bir alan olan tasarım için global pazara açılmış olmanın bilincine varan firmalar önem taşıyor. Teknoloji bilgisinin de yerleşmesiyle birlikte bilinç oluşuyor, tasarımcılara da yeni iş olanakları için gün doğuyor. Vizyonu açık müteşebbisler olduğu sürece tasarımın yaygınlaşacağını söyleyen Koz tasarım eğitimi ve tasarım yönetimi konusunda gelecekten ümitli olsa da şu soruyu sormadan duramıyor: “Günde 1000 tane üretilip, 189 liraya 12 ay taksitle satışa sunulan bir kanapenin neresine tasarımımı koyabilirim ki?”



Favori ve Paylaşım

Yeni Yorum Yap

Adı Soyadı
E-Posta




Haberler: ARŞİV
  Nisan, 2007  
<< <   11.04.2007 > >>
hft
Pzt
Sal
Çar
Per
Cm
Cmt
Pzr
13
14
15
16
17
23
18


 
  Yapı-Endüstri Merkezi tarafından hazırlanan siteler için tıklayın
Gizlilik Şartları  |  Künye  |  Reklam Bilgileri  |  İletişim