|
22.05.2012 - Salı
23.05.2012 - Çarşamba
|
|
|
|
|
"Ütopya Bir Hayal Değil, Gerçekleştirilebilecek Bir Düşünce" |
Haber: yapi.com.tr / Merve AKI Haber Etiketleri: yeşil, firma, proje |
22.02.2012 |

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde bu sene
ikincisi gerçekleştirilecek olan 'GreenAge Sempozyumu' öncesi
etkinliklerinden "Mimarlığın Gücü Nedir?" (Does Architecture Have the
Power?) başlıklı seminer, bugün (22 Şubat 2011) gerçekleştirildi.
'Sürdürülebilirlik' kavramından bahsederken altını çizdiğimiz konu
aslında 'yaşam'
Seminerin konuşmacısı, OBR Open Building Research firmasının Kurucu
Ortaklarından Paolo Brescia, sunumuna 20-21 Şubat 2012 tarihleri
arasında İstanbul'da gerçekleştirilen 'Uluslararası Yeşil Binalar Zirvesi'nde
gündemde olan 'sürdürülebilirlik' kavramına değinerek başladı. Brescia, Zirve
kapsamında gerçekleştirilen tüm sunumların sonunda vurgulanan temel konunun
aslında 'yaşam' olduğunu aktararak; insanların 'sürdürülebilirlik' bağlamında
'yeşil binalar'dan bahsederken altını çizdikleri konunun aslında 'yaşam'
olduğunu ifade etti.
"Mimarlığın odağında insanlara daha iyi bir yaşam sunmak vardır" diyen
Brescia, "önem verme"nin değerine vurgu yaparak 'bahçe' ve 'bahçıvan' arasındaki
karşılıklı etkileşimi özetledi. 'Bahçe' dediğimiz şeyin sadece çalılıklardan
oluşmadığını, bir 'bahçıvan' tarafından şekillenerek 'bahçe' haline getirdiğini
ve bu kapsamda da bahçıvanın da bu süreçten etkilendiğini söyleyen Brescia, iki
öğe arasındaki benzer ilişkinin insanlar ve yaşadıkları çevre ile de mevcut
olduğunu belirtti.
"Ütopyanız aynı zamanda çok pratik olmalı"
Bir tasarımcı olarak teknik problemleri çözmeden önce doğru sorulara doğru
yanıtlar vermenin önemli olduğunu dile getiren Brescia, mimarlığın amacının bir
ütopya olduğunu anlatarak, ütopyanın sözlük anlamının "gerçekleştirilemeyecek
bir hayal" olduğunu söyledi. Bu kapsamda Ütopya’nın "'henüz gerçekleşmemiş' bir
hayal" olduğunu vurgulayan Brescia, Pompidou binasının da bir zamanlar ütopya
olduğunu aktararak; "ütopyanız aynı zamanda çok pratik olmalı" dedi.
Brescia, sunumunun ilerleyen kısımlarında OBR Open Building Research
firmasının 'MilanoFiori' ve 'Museo Pitagora' projelerini dinleyicilerle
paylaştı. İlk olarak firmanın MilanoFiori projesine değinen Brescia, proje
alanının kentin dışında kısmen kentsel kısmen kırsal niteliğe sahip olduğunu
belirterek, proje kapsamında bir kümelenme çalışması üzerinde durduklarını
anlattı.
"Kamusaldan özele çok katmanlı bir geçiş" sağlamak üzere çalıştıklarını
belirten Brescia, bu noktada "doğayı nasıl evinize getirirsiniz?" sorusunun
kendileri için önemli olduğunu aktardı. Proje kapsamında 3. boyutta bir cephe
oluşturduklarını söyleyen Brescia, bir çeşit 'geçiş' yaratmak amacıyla "doğayı
içeri, binayı dışarı" aldıklarını ve böylelikle 'duvar'ı bir yaşam alanına
dönüştürdüklerini vurgulayarak bu sayede enerji korunumu da sağladıklarını
aktardı.
"Lüks bugün nedir?"
Günümüzde 'lüks'ün özgürlük yani seçme olanağına sahip olmak olduğunu ifade
eden Brescia, bu bağlamda ihtiyaçlara göre değişebilen, elastik bir evin son
kullanıcı için önemine de değindi. Brescia, bu anlamda binada ikamet edenlerin
özel bahçelerini de diledikleri gibi değerlendirebileceklerini belirtti.
'MilanoFiori' projesi kapsamında tasarlanan yapının kütlesinin giderek
büyümesi nedeniyle yansımalı bir dış cephe üzerinde çalıştıklarını ifade eden
Brescia, bu bağlamda yeşil alana ait dokunun bu sayede dış cepheye yansıyarak
özel mekanlarda bulunan bahçelerle bütünleşmesini sağladıklarını anlatı.
Söz konusu yapının İtalya Milano’nun sosyolojik yapısından da etkilendiğini
belirten Brescia, bir toplum oluşturmanın önemine de değinerek "Bina da toplum
gibidir" dedi. Brescia, insanların bir toplumun içinde bulunmak istediğini,
ancak aynı zamanda birey olarak kendine has bir kimliğinin ve bireyselliklerinin
de olmasını istediklerine dikkat çekti.
"Tasarımcı, son kullanıcıya seçme şansı tanımalı"
"Tasarımcı, son kullanıcıya seçme şansı tanımalı" diyen Brescia, 'yaşam' ve
'değer vermek' kavramlarının bu noktada önem kazandığını vurgulayarak son
kullanıcının ihtiyacı olan bir şeyi yaratmanın önemli olduğunu ifade etti.
OBR'nin müze projesi olan 'Museo Pitagora' hakkında da bilgi veren Brescia,
projenin Pisagor'un okul kurduğu Crotone kasabasında yer aldığını belirtti.
Crotone’de sosyal sıkıntıların mevcut olduğunu anlatan Brescia, kentin gelişimi
hakkında da bilgi vererek merkez bölgesinin iyi durumda olduğunu ancak
1950’lerde yapılaşan çeper bölgelerinin sosyal anlamda sıkıntı olduğunu
belirtti.
Bu bağlamda kent için turizm kültür ilişkisi ekseninde bir dönüşümün
hedeflendiğini anlatan Brescia, bu noktada 'sosyal sürdürülebilirlik' kavramının
önem kazandığını ve yeni yapılacak yapının "turizm odaklı dönüşüme faydasının
olmasını" beklediklerini açıkladı.

Sonuçta, kentin tepelik alanına müze yapılmasının önerildiğini belirten
Brescia, "hem eski şehri görmek mümkün olacak hem de bu alanı ziyaret etmek
isteyen turistler 1950’lerde gelişen alanın içinden geçerek söz konusu bölgeye
sosyal bir canlılık getirecekti" dedi.
'Museo Pitagora' projesinin tasarım konsepti olarak bir taraftan davetkar ve
görünebilir olmasını diğer taraftan coğrafyaya entegre olmasını istediklerini
anlatan Brescia, proje sürecinde 'kentliler' için de çalışmak istediklerini
ifade ederek "Proje, müze kapalıyken de kullanılabilecek bir kafeteryayı ve park
alanını kapsıyor. Müzenin çatısı aynı zamanda parkın devamı" dedi.
Sonuç olarak, "vizyonunuzun bir ütopya olması sorun değil" diyen Brescia,
ütopyanın bir hayal değil, gerçekleştirilmesi gereken bir düşünce olduğunu
vurguladı. Bu bağlamda kişisel ütopyaların pratik bir yolla izlenip,
gerçekleştirebileceğini anlatan Brescia, "mimarların yapmak istedikleri şeyler
var ama insanların ihtiyaçları değişebilir, dünyayı değiştirmeden ufak
değişiklikler yapabiliriz" diyerek sunumunu noktaladı.
|

Bu Yazı ile İlgili Haberler
Mimarlığın Gücü Var mı?
|
|
|
Lütfen bekleyiniz...
|
|
|
|