Yeni Cami’deki Hünkar
Kasrı’nın restorasyonu sırasında olur olmaz çalan alarm, teknik
uygulama sorumlusu Mimar İsmail Önel’i canından bezdirdi.
İsmail Önel, Hünkar Kasrı’na kurdukları alarm sisteminin uyaracağı numaralar
arasına kendi telefon numaralarını da ekledi. Her alarm çalışında, evinden
kalkıp kasra gelen İsmail Önel, hiçbir şey bulamıyordu. "Artık mekánın da
özelliği nedeniyle ruhani bir şeyler olduğunu bile düşünmeye başlamıştım" diyen
Önel, sonunda olur olmaz çalan alarmın sırrını çözdü. Alarmı harekete geçiren
sansarlardı. Birisi de güvenlik kamerasına takılmıştı.
Sansaryan Han da var
Hünkar Kasrı’nda alarmı çalıştıran sansarlar meğer
Eminönü’nde her köşeye yayılmışlar. Çiçek
Pazarı’ndaki kümes hayvanlarına rahat vermeyen sansarlar, caminin
çevresindeki güvercin ve martıların da baş düşmanı olmuşlar. Bir rivayete göre
sansarlar, zamanında yiyecek depolarının çok olduğu bölgeye, fareleri avlamaları
için getirilmiş. Mimar Öner’e göre ise 200 metre uzaktaki Sirkeci’deki bir
zamanlar Emniyet Müdürlüğü olarak da kullanılan Sansaryan Han’a adını veren de
yıllardır burada yaşayan sansarlar.
Mısır Çarşısı, bitişiğindeki Çiçek Pazarı’nın gece
bekçiliğini yapan Ali Sait Akbulak, "Ben 25 senedir buradayım,
onlar da buradalar" diyor. Akbulak, "Türbenin bahçesinden caminin bahçesine
geçerler; çatılara, ağaçlara tırmanırlar. Güneş doğmaya ve insanlar yavaş yavaş
gelip geçmeye başladığında gözden kaybolurlar. Soğuk havalarda daha az
görülüyorlar. Ama yazın sabaha kadar caddede koşturuyorlar. Zaman zaman
yavruları da yanlarında oluyor" diye anlatıyor sansarları.
Mısır Çarşısı yanındaki çay bahçelerinde 20 yıldır garsonluk yapan
Yavuz Özarslan da, "Çoğu zaman türbenin çatısında dolaşırlarken
görüyoruz. Hemen hemen her sabah türbenin bahçesinde veya çevresinde mutlaka
güvercin veya martı cesedi buluruz. Gece avlanıp gündüz uyuyorlar" diyor.
Bizans ve Osmanlı döneminde liman bölgesi olarak bilinen Eminönü’ne yanaşan
yiyecek içecek yüklü gemilerin ve bu malların ticaretinin yapıldığı hallerin
bölgede bir gıda zinciri oluşturduğunu söyleyen Uludağ Üniversitesi Veteriner
Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ da şunları
anlatıyor:
"Bir yerde gıda varsa, gıda artıkları vardır. Gıda artıklarının olduğu yerde
fareler, farelerin olduğu yerlerde de gelincik ve sansarlar bulunur. Sansarların
fareleri temizlemeleri için buraya insanlar tarafından getirildiklerini
düşünüyorum. Gündüz kaybolup gece ortaya çıktıkları, kuşlarla beslenebildikleri,
barınmalarının kolay olması ve bir batında iki - dört arasında
yavrulayabildikleri için yıllar boyunca bir yerdeki varlıklarını
sürdürebilirler."
Gündüz uyku, gece av
Kediyi andıran uzun ve ince bir vücudu, uzun ve bol tüylü kuyruğu vardır.
Boyları 40-50 santimetre, ağırlıkları iki kilogram civarındadır. Boyunlarında
beyaz renkte çatal şeklini andıran tüyler olan sansarlar, parlak koyu kahve
rengindedir. Gündüzleri uyuyup geceleri avlanırlar. Av sırasında çift olarak
hareket ederler. Kemirgenler, sürüngenler, yumurta ve meyve temel
besinleridir.