Nostaljik Vapurların Dilinden Boğaz'ın İki Asırlık Tarihi

178 yıllık tarihe sahip vapurların maketlerini İstanbullularla buluşturan İDO'nun bir sonraki projesi ise yandan çarklı bir nostalji vapurunu tekrar Boğaz sularında yüzdürmek.

İskeleden denize sadece bir jetonluk mesafe var. Jetonu turnikeye atıp öteki tarafa geçince ise kocaman bir gemi karşılıyor insanı. Tahta iskeleden vapura atılan adım ise artık en kısası yarım saat sürecek, içinde deniz, rüzgar, dalga, çay, simit, martı, sohbet vs. barındıracak keyifli bir yolculuk demek.

1828 yılında Boğaz sularına giren ilk yandan çarklı gemi olan “Sür’at”, şehir halkında büyük bir şaşkınlık uyandırmıştı. Zira o güne kadar ya kürekle ya da yelkenle hareket eden deniz araçlarını kullanmışlardı. O tarihten bu yana Marmara’nın sularına anıları süsleyen o kadar çok gemi geldi ki, “Asayiş”, ”Aydın”, Birinci Dünya Savaşı'nda donanmanın emrine verilen “Nusret”, boğazın güzel, narin ve zarif vapuru “Şükran” bunlardan bir kaçı. 1870 yılında Türk mimarların planlarını çizdiği, Londra’daki tersanelere ısmarlanan ve tarihteki ilk araba vapurları olan “Suhulet ve Sahilbent.”

Yandan çarklısı, uskurlusu, buharlısı ve en son dizellisiyle 178 yıldır hizmet veren vapurların şehir hatlarından kaldırılacakları söylentisi bile şehri yasa boğmaya yetti. Tüm endişelere karşın İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi (İDO), emektar vapurlara sahip çıktığını ortaya koyan yeni projelerle çıkıyor karşımıza.

Karaköy Vapur İskelesi'nde 28 Şubat tarihine kadar açık kalacak olan "Yandan Çarklıdan Günümüze İstanbul Vapurları Model Sergisi” bunun ilk örneği. Gemi Modelcileri ve Gemi Severler Derneği'nin katkılarıyla İDO tarafından düzenlenen sergide, vapur tarihindeki baş aktörlerin maketlerini bulmak mümkün. İlk gemilerden 13 Numaralı Galata vapuru, dünya tarihinin ilk feribotu Suluhat, son dönemlerin gözdelerinden Paşabahçe ve Dolmabahçe gibi 50 vapurun küçük maketleri tanıklık ettikleri bu dev tarihe ve Melih Cevdet Anday'ın dizelerindeki simitçi, kahveci ve gazozcuya biraz daha yakınlaştırıyor insanı.

Özel sektör nostaljik vapura talip
Gemi Modelcileri ve Gemi Severler Derneği Başkanı Ahmet Güleryüz de, bir vapur sevdalısı olarak vapurların kaldırılacağı endişesini yaşayanlardan. Deniz otobüslerinin hızını takdir ediyor ama vapurların tahtını alamayacağının da altını şöyle çiziyor: "Çünkü biz insanız. Sadece bir yerden bir yere gidebilmek için araç kullanırsak robot oluruz."

Bir gemiye binip bacak bacak üstüne atıp yanındakiyle sohbet etme, belki de bir çay içme keyfinin hiç bir zaman yok olamayacağını söyleyen Güleryüz, İstanbul'un bir keyif şehri olduğuna ve vapurların da bunun en büyük sembolü olduğuna işaret ediyor. Güleryüz, vapurların kaldırılacağı endişesini bir gemi mühendisi, bir gemi sever daha da önemlisi bir İstanbullu olan İDO Genel Müdürü Ahmet Paksoy'u tanıdıkça üstünden attığını dile getiriyor.

Zaten Paksoy'un da bu sergiyle amacı, vapurları hiç bir zaman İstanbul'dan ayırmayacaklarını anlatabilmek. "Vapurların kaldırılacağı kaygısını haklı kılacak hiç bir uygulamaya girmedik. Aynı denizde çift küreğimiz var. Bir tarafta deniz otobüsleri, bir tarafta vapurlar" diyen Paksoy, işletmeyi devraldıkları günden bu yana bakımsızlıktan yok olma tehlikesi altındaki vapurları kurtardıklarını ve yeni vapur projeleri hazırladıklarını belirtiyor.

Paksoy'un önem verdiği en büyük proje ise, eski vapurları yeniden yaptırıp boğazın sularına tekrar çıkarabilmek. Eski gemi projelerine ulaşmanın çok kolay olmadığını söyleyen Paksoy, bu yüzden de başka ülkelerden satın alınabilecek hali hazırdaki yandan çarklı gemileri takip ettiklerini ifade ediyor. "Bu projeyi İDO yapmak zorunda değil. İstanbul turizm kenti olduğu için bazı firmaların da nostaljik vapur yapma projeleri var" diyen Paksoy, özel sektörden de konuyla ilgili talep aldıklarını söylüyor.