“Nevşehir Kalesi Korunmalıdır”



Kapadokya bölgesindeki her adımı titizlikle takip eden Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Nevşehir Kalesi ve çevresinin Cumhurbaşkanlığı kararı ile yenileme alanı olarak belirlemesini yargıya taşımıştı.

Bölgede talan ve işgali meşrulaştıracak yenileme kararına ilişkin açılan davada, bilirkişi raporu yayınlandı. Bilirkişiler, Danıştay 6. Dairesi Başkanlığı’na sunulan raporda, UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki dava konusu SİT alanı Nevşehir ve Kale ve çevresinin; nesnel, teknik ve bilimsel gerekçeler ortaya konulmadan yenileme alanı olarak belirlemesinin uygun olmadığı yönünde görüş sundu.

Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “UNESCO dünya miras listesinde yer alan Kapadokya’nın, çok uzun süredir maruz kaldığı tahribat hem ülkemiz hem de dünya için içler acısı bir sürece doğru evriliyor. Daha önce de Nevşehir Kalesi ve çevresi kazı ve temizlik adı altında çok kültürlü yapısından arındırılmış ve eserler yok edilmişti. Bu yenileme alanı kararı yok edilen kültürün yerine, turizm adı altında beton getirmektir. Birkaç yıl sonra Nevşehir’deki doğal ve kültürel varlıklarımız kalmayacak ve ranta teslim olacaktır. Bilirkişiler de açtığımız davada haklılığımızı ortaya koymuş yenileme alanı kararının yanlışlığına dikkat çekmiştir. Burası bir dünya mirasıdır, çok büyük titizlikle korunmalıdır.” dedi.

Reklam Goruntulenme Bolumu

Candan, sözlerine şöyle devam etti: “Bilirkişiler mahkemeye sundukları raporda, ‘Dava konusu yenileme alanı Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (Nevşehir) genel başlığı altında doğal ve kültürel nitelikleri ile UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabul edilmiş bölgede yer almaktadır. Bu bölgenin tümünde sıra dışı volkanik oluşumlar içerisinde birçok kültüre ait yapısal ve arkeolojik kalıntılar yer almakta olup bunlar, özellikle de Bizans sanatı, ikonoklast dönem sonrası hakkında eşsiz bilgiler sunmaktadır. Nevşehir Kalesi ve çevresi çok katmanlı bir yerleşimi temsil etmektedir. Alan 3. derece arkeolojik SİT alanı ilan edilmiş ve aynı zamanda yenileme alanı olarak belirlenmiştir. Bu çok katmanlı yerleşimin yapı ölçeğinde ele alınması uygun değildir. Oysa 5366 sayılı kanun özellikle taşınmazları kapsamakta bir arkeolojik yerleşimin ihtiyaç duyduğu bütüncül yaklaşımı benimsememektedir. Dava konusu arkeolojik SİT alanları, ihtiyaç duyulduğu söylenen konut ticaret kültür turizm ve sosyal donatı alanlarını oluşturuyor. Dava konusu alanın arkeolojik potansiyelinin daha yakından tekrar çalışılması ve son yıllarda yapılan müdahalelerle daha da açık bir şekilde görünür hale gelen arkeolojik alanlar değerlendirilerek halen 3. derece olarak belirlenmiş SİT derecelendirmesinin gözden geçirilmesi gerekmektedir. Dava konusu arkeolojik SİT alanlarının ‘konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanlarının oluşturulması’ için uygun alanlar olmadıkları ortadadır. Bu alanlar öncelikle korunmalı ve azami ölçüde restorasyonlar sonrası ören yeri olarak ziyaretçiye açılmalıdır’ diyerek alanın önemini ve yapılaşmaya açılmaması gerektiğini ifade etmişlerdir.”

Candan, Kapadokya bölgesinin tamamının yapılaşma tehdidi altında olduğu uyarısında bulunarak, “Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak bilim ve teknikten aldığımız güçle tarihi ve doğal varlıklarımız korumaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz.” dedi.