Sit, Siyaset, Bilim Üçgeninde Foça

Foça

Şu sıra İzmir'in Çeşme ve Foça ilçeleri sit, siyaset ve bilim ilişkileri açısından çok canlı ve çarpıcı olaylara sahne oluyor. Her ikisi de doğal, tarihi ve arkeolojik değerleri gerekçesiyle koruma amaçlı imar planlarının çeşitli sıkıntı ve tartışmalara neden olduğu yer konumunda.

Önce Çeşme'deki olaya bir göz atalım. Bu ilçemizde 1. derece doğal sit alanı olan 112 bin dönüm arazi, "Turizm Geliştirme Alanı" ilan edildi. Bunun için Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın talebi üzerine, İzmir 1 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyeleri, 17.02.2006 tarihinde Çeşme'de yaptıkları inceleme sonucunda, bazı bölgelerdeki sit derecelerini değiştirme kararı aldı. Yani 1. derece sit alanı olan bazı bölgeler çeşitli gerekçelerle 2. veya 3. derece sit alanına dönüştürüldü.

Daha önce bölgeyi 1. derecede sit alanı ilan eden kurul üyeleri, bu karar değişikliğinde ağırlıklı olarak şu gerekçelere dayanıyorlar: İlgili bölgede tarım faaliyetlerinin yoğun olması ve siluet değerlerinin azalması. Bazı bölgelerin ise, çevresindeki 3. derece sitlerle aynı özellikleri taşıması, bu derece değişikliğinin gerekçelerini oluşturuyor.

Benzer şekilde, Çeşme'nin CHP'li Belediye Başkanı Faik Tütüncüoğlu da, ilgili bölgenin zaten sit alanı olmasında bir yanlışlık olduğunu ifade ediyor. Ona göre çoğu makilik ve boş arazinin sit ilan edilmiş olması, korumayı zarar verici hale getiriyormuş. Tütüncüoğlu gibi -o da CHP'li-, Alaçatı Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç da bu karara şapka çıkarıyor. "Artık Çeşme'de turizm yatırımcısının önü açıldı" şeklinde duygularını dile getiriyor.

Olayın siyaset açısından ilginç olan boyutu, sosyal demokrat yerel yöneticilerle, muhafazakâr ve mukaddesatçı hükümetin tam bir görüş birliği içinde olması. Hem yerel yöneticiler hem de hükümete göre, koruma planları kaldırıldığında veya en azından gevşetildiğinde, bölgeye yerli ve yabancı yatırımcı akın edecek. Böylece hem bölge kalkınacak hem de ülke.

Foça
CHP İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, konuyla ilgili olarak, TBMM'ye Turizm ve Kültür Bakanı Atilla Koç'un yanıtlaması talebiyle bir soru önergesi veriyor. Temel soru şu: "Çeşme ve Alaçatı ile ilgili olarak İzmir 1 no.'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun aldığı bu kararın amacı ve gerekçeleri nelerdir? Bu kararları almak için nasıl bir ihtiyaç hissedilmiştir?"

Bakan Koç'un yanıtı, aslında Ülkü'nün partilisi belediye başkanlarınınki ile aynı. Koç'a göre, karar değişiklikleri, "yapılan literatür ve arazi çalışmalarının sonucunda ortaya çıkan bilimsel veriler doğrultusunda, bu sit alanlarının koruma statülerinin bilimsel ve gerçekçi esaslara dayandırılarak koruma kullanma dengesinin yeniden belirlenmesi" imiş.

Sosyal demokrat belediye başkanları ile muhafazakâr hükümeti aynı saflara sürükleyen bu karar sonucunda, 11 bin 700 hektarlık alanın 75 yıllığına tahsis edilme kararı veriliyor. İçinde akademisyen ve belediye başkanlarının da bulunduğu Kurul'un daha önce niçin farklı bir sonuca ulaştığı ve yarımadada benzer özellikler sergileyen birçok köy arazisinin statüsünün halen değişmediği sorusu pek kimsenin aklına gelmiyor.

Farklı tepkiler var elbet. Örneğin Ege Bölgesi Sanayi Odası meclis üyelerinden bazıları, "10 milyar dolar tutarındaki yatırımdan biz de payımızı alalım" diye açıklama yaparken, bazıları da "Bazı yerler Araplara pazarlanıyor. Biz niye seyrediyoruz?" diye soru soruyor. Basına yansıyan açıklamalarından da anladığımız kadarıyla Belediye Başkanı Tütüncüoğlu'nun da bu yönde bir endişesi var. "Yatırımlar Çeşme'nin vizyonuna uygun olmalı" diyor. Yani bölge, daha fazla yabancı sermayeye açılmalı ama, bu kadar yabancılara değil.

Foça
Foça'da yaşananlar da bilim tarihimize geçecek nitelikte. Gelmiş geçmiş pek çok uygarlığın izlerini taşıyan Foça'daki koruma amaçlı imar planları, belediye yöneticileri, yatırımcılar ve Koruma Kurulu arasında bitmek bilmez gerilimlere neden oluyor. Korumadan yana olanlar, yeraltındaki tarihi mirasa dikkat çekerken, karşı görüştekiler, "Foça'nın yatırım yapılamaz hale geldiğini, turizmin gelişemediğini ve beldenin geri kaldığını" ileri sürüyorlar.

İzmir 2 no.'lu Koruma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Özyiğit, pek çoklarına göre, Foça'nın belalısı. Geçen yıl belediye hoparlöründen çok sayıda Foçalıyı sevindirecek bir anons duyuluyor: "Prof. Dr. Ömer Özyiğit görevinden alındı. Kutlamak üzere belediye meydanında lokma döktürülüp, halka dağıtılacaktır"...

Ama nafile, Ömer hocadan kurtuluş yok. Koruma kurulunun, İzmir Arkeoloji Müzesi'nin raporlarına ve belediyenin verdiği ruhsata dayanarak alınan inşaat iznine rağmen, daha gün ağarmadan öğrencileriyle kazı başlatıp, 2 bin 700 yıllık çeşitli arkeolojik buluntular ortaya çıkarıyor. Oysa, Ömer hocanın bütün uyarılarına rağmen, bu arazide inşaat izni veren uzmanlar, bu eserleri, "erozyon sonucu buraya gelmiş" diye rapor etmişti.

Foça'da lokma döktürtüp halka dağıtacağını ilan eden Belediye Başkanı da aynen Çeşme ve Alaçatı Belediye Başkanları gibi CHP'li. O da, Türkiye'nin imza attığı çeşitli uluslararası sözleşmelerin kendisini, bu eserleri korumakla sorumlu tutmasını umursamayan bir tavır izliyor. Belli ki daha çok bina ve oteli, daha çok turizm olarak görüyor.

Çeşme-Alaçatı bölgesinde ve Foça'da yaşananlar, programları ve söylemlerinde farklılık olmasına karşın, koruma ve yapılaşma ile ilgili uygulamalarda partiler arasında pek fark kalmadığını gösteriyor. Yine Koruma Kurulu'nun karar değişikliği gerekçeleri ve farklı uzman ekiplerin izledikleri tavrın farklı olması da, doğal, tarihi ve kültürel değerlerin, bilimin ve uzmanlığın tarafsızlık / objektiflik ilkelerinin güvencesinde olmadığını gösterdi.