Sürdürülebilirlik İçin Tasarlamak...




Dünya Kentsel Forumu 2006 (World Urban Forum) 19-23 Haziran tarihleri arasında Kanada’nın Vancouver kentinde toplanıyor. Birleşmiş Milletler’in insan yerleşimleri organı “UN-HABITAT” tarafından üçüncüsü organize edilen forumda “Sürdürülebilir Kentler- Fikirleri Eyleme Dönüştürmek” teması ekseninde fikir ve bilgi paylaşımı gerçekleşecek.

Foruma pekçok farklı kültür ve bölgeden katılacak olan yerel yöneticiler ve çeşitli organizasyonları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri; daha yaşanılır ve sürdürülebilir kentler yaratmak için, kentlerin planlaması, inşası ve yönetimine dönük pratik yaklaşımların paylaşımı üzerine yoğunlaşacak.

Forumun ana temasını oluşturan “Sürüdürülebilir Kentler” başlığı altında şu ana başlıklar tartışılacak:

- Kentsel Büyüme ve Çevre: Kentleri, kentsel tasarım ve yönetim modelleri aracılığıyla şekillendirmek.
- Ortaklık ve Finans: Yerel finans kaynaklarının yenilik ve işbirliği sağlamak için kullanımı.
-Sosyal Katılım ve Uyum: Gecekondu bölgelerinin rehabilitasyonu ve sosyal konut politikaları.

“Sürdürülebilirlik” daha çok çevre korumayla ilişkilendirilen bir kavram. Bugünün kentlerinde ise yerel yönetimlerce sürdürülebilirliğin sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel yönleriyle ele alınması gerekli hale geldi. Sürdürülebilirlik konuları bütüncül bir yaklaşımla ela alınırsa, kentlerin sadece daha yaşanabilir olmakla kalmayıp daha gönençli olacağı da söylenebilir.

Kentler insan etkinliklerinin doğal çevreyle etkileşimi için ideal bir şablon oluşturuyor. Uygarlığın odak noktaları olan kentler, kaynakların en çok tüketildiği ve atıkların en çok üretildiği yerleşimler olmanın yanısıra, toplumlar için refahın kaynağı olarak da kabul ediliyor. Yetkilerin büyük bir kısmını elinde bulunduran yerel yönetimlerin bu etkinliklerin işleyiş biçimini değiştirerek sürdürülebilirliği her yönüyle gerçekleştirme şansları bulunuyor.

WUF 3’ün Genel Direktörü Charles Kelly’ye göre, eylemsel açıdan bakıldığında sürdürülebilirlik, kent veya bölge gibi tanımlı bir yerle ilişkilendirilmeli.

Bazı önyargıların aksine kentler yaşanmak için oldukça “yeşil” yerler olabilir. Örneğin New York’un en yoğun bölgesi olan Manhattan, elektrik tüketiminde ABD ortalamasının yarısı kadar; ulaşım için kişi başına düşen yakıt miktarında ise ortalamanın çok daha azını tüketiyor.

Aslında sürdürülebilirlik kavramını açıklarken sadece enerji etkinliğinden bahsetmek yeterli olmaz. Yanlış kentsel politikalar sonucu ortaya çıkmış olan “beton ormanları”, kentlerin sırtına, hektarlarca kirlenmiş arazi, yetersiz çöp toplama alanları, verimsiz su/kanalizasyon sistemleri ve ekonomik gelişme olanaklarının dengesizliği ve bölünmüşlüğü gibi büyük yükler getiriyor. Ancak yerel yöneticiler ve kentsel tasarımcıların yönetimsel davranışları işbirliği içinde ve sürdürülebilirlik çerçevesi altında bütünleştirerek kentleri yeniden canlandırmaları olanaklı.

Chicago ve Vancouver Örnekleri

Chicago'daki çatı bahçelerine bir örnek
Geniş çevreyolları ve beton yığınlarıyla endüstriyel bir kent olarak bilinen Chicago, ABD’nin “en yeşil kenti” olmak için uygun bir aday olarak görünmeyebilir. Ancak Vali Richard Daley’in çabası ve planlı çalışmalarıyla, Chicago ülkenin kentsel sürdürülebilirlik alanındaki lideri oldu.

Daley göreve başladığından beri planlanan ya da gerçekleştirilen çatı bahçelerinin alanı 200 bin m²’ye yaklaşıyor. Bu miktar diğer tüm ABD kentlerindeki çatı bahçelerinin toplamından daha fazla. Bunun yanısıra kente 500 bin ağaç dikilirken, kirlenmiş kent alanlarında temizleme ve yeni yeşil alanlar oluşturma çalışmalarına başlandı.

Kentte sürdürülebilirliğe dönük heyecan canlanırken, artan hayat kalitesi, kente davet edilen iki güneş kollektörü üreticisi firma aracılığıyla ekonomik getiriye de dönüştürüldü. Boeing firmasının ortaklık içinde olduğu şirketlerden bazıları, çalışanların Chicago’da yaşamayı tercih etmeleri üzerine bu kente taşındı. Kente göç eden 100 bin kişinin yanısıra onbinlerce iş olanağı yaratılırken, kongre turizmi ve turizmden elde edilen gelir yerel ekonomiyi canlandırdı. Bu gelişmeleri imar patlaması izledi. Chicago’nun sorunları bitmiş değil ancak kent halkı ve iş çevreleri, kentsel peyzajı yeniden keşfetmek ve daha yaşanılır bir kent yaratmak konusunda heyecanlarını koruyor.

Vancouver kent merkezi
“Dünyanın en yaşanılır kentleri” sıralamasında uzun yıllardır üst sıralarda yer alan Kanada’nın Vancouver kenti ise, “yaşanılabilirlik” ve sürdürülebilirliği, temel planlama prensipleri olarak kabul ediyor. Kentin son yıllardaki başarısı, kent merkezinde çeşitliliğin korunarak yoğunluğun artırılması politikasına dayanıyor. Parkların, alışveriş merkezlerinin, ofis kulelerinin ve apartmanların birarada bulunduğu bütünleştirilmiş yaşama ve çalışma alanları planlaması sayesinde Vancouver, ulaşım için gereken enerji miktarını azaltırken; su, enerji ve atık yönetimini daha etkin hale getirmeyi başardı. İmar faaliyetlerinde de Chicago’dakine benzer bir patlama yaşandı.

Vancouver yaşanabilirlik konusundaki ününü; kenti otoyollarla ve yüksek yoğunluklu trafik koridorlarıyla birbirinden yalıtılmış alanlara bölmemek için yıllar önce alınan planlama kararlarına borçlu. Ayrıca bunda sürdürülebilirliği bütün büyük yerel kararlara uygulamanın da rolü var. “Sürdürülebilir Vancouver”, “bugünün gereksinimlerini, gelecek nesillerin gereksinimlerini karşılama yetisini tehdit etmeden karşılamak” olarak tanımlanabilir. Bunu başarmak, karar alma sürecine halkın katılımının sağlanması ve bütün yatırım kararlarının kısa ve uzun dönem ekonomik, sosyal ve ekolojik etkilerinin değerlendirilmesi sayesinde gerçekleştirilebildi. Vancouver aynı zamanda iklim değişikliğine neden olan sera gazlarını ve enerji tüketimini azaltmaya yönelik resmi bir “İklim Değişikliği Eylem Planı”nı uygulamaya geçirdi.

Karşılaştıkları güçlüklere rağmen Vancouver ve Chicago gibi kentler, sürdürülebilirlik konusundaki değişimi nasıl gerçekleştirebilecekleri konusunda diğer kentlere iyi birer örnek oluşturuyorlar.

Dünya Kentsel Forumu 2006’nın web sayfasına buradan ulaşabilirsiniz


Derleyen: Sena Özfiliz