"Yapı Denetimi Yasa Tasarısı Teknikeri Yok Sayamaz"



Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı “Yapı Denetimi ile Bazı Kanunlar da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Taslağı”nın birinci bölümünün genel hükümler, kapsam alt başlığının 2. Maddesinin 5. Fıkrasında: “Şantiye şefinin yapım işinin uzmanlık alanına uygun olmak üzere mimar veya mühendis olması esastır. Ancak toplam yapı inşaat alanı 300 metrekareye kadar olan konut yapılarında inşaat teknisyeni, bin metrekareye kadar olan konut yapılarında inşaat teknikeri veya teknik öğretmen unvanlı teknik eleman, bakanlıkça belirlenen esaslara uygun şekilde şantiye şefi olarak görevlendirilebilir. Yapı müteahhidinin veya parsel malikinin veya hissedarlarından veya ortaklarından veya yöneticilerinden birinin mimar veya mühendis veya bu fıkradaki esaslara göre teknik eleman olması halinde ayrıca şantiye şefi aranmaz” hükmü yer almaktadır.

Hâlihazırda ülkemizde devam eden inşaatlara, mevcut mimar ve mühendis sayısı yetersizken; “Afet Riski Altındaki Yapıların Dönüştürülmesine ilişkin kanun” ile 20 yılda 6,5 milyona yakın konutun yıkılıp yeniden yapılması öngörülmektedir. Bunun yanı sıra imara açılan alanlarda yapılaşmanın devam edeceği ve konut dışı alt yapı hizmetlerinin de söz konusu olacağı hesaba katılacak olursa, mimar ve mühendis açığının hat safhaya geleceği söylenebilir. Bu nedenle şantiye şefliği ihtiyacını sadece mimar ve mühendislerle karşılamak, olanaksız hale gelecektir.

Öte yandan şantiye şefi açığını kapatmak ve istihdam sağlamak için elektrik ve makine mühendislerine yer açmak bile sorunu çözemeyecektir. 2011 yılında TMMOB’a kayıtlı inşaat mühendisi sayısı 81 bin 979, makine mühendisi sayısı 81 bin 695, elektrik mühendisi sayısı 46 bin 87, mimar sayısı 39 bin 440; toplam mimar ve mühendis sayısı ise 249 bin 201’dir. Bu sayının 2012 yılı mezunları ile 261 – 265 bine ulaşması beklenmektdir. Kayıtlı üyelerin bir bölümünün kamuda, bir bölümünün yurt dışında çalışacağı, bir bölümünün ise meslek harici işler yapacağı göz önünde bulundurulursa tamamının tüm yapı denetim sistemi içinde yer almayacağını ve bu sayının aşağıya ineceği görülmektedir.

Mimar ve mühendislerin sayısal olarak yetersiz kalması ile birlikte bölgesel dağılım da bu anlamda önem taşımaktadır. Mimar ve mühendislerin İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa gibi daha ziyade büyükşehirlerde ve batı şehirlerinde toplanması; Doğu, Güneydoğu, Orta Anadolu bölgelerinde bulunan küçük ölçekli şehirlerde ise mimar ve mühendisin ihtiyacı karşılayamaması, bazı kamu kurumlarında ise mimar veya mühendisin bile mevcut olmaması söz konusudur.

Bu verilere dayanarak; inşaat teknikerlerinin şantiye şefliğinin, konut yapıları ve bin metrekarelik yapılar ile sınırlandırılması yukarda vurgulanan sebepler nedeniyle sorunu çözmeye yetmeyecektir. Teknikerler, hâlihazırda altyapı ve üstyapı gruplarının tamamında çalışmaktadır. Bu kanun tasarısı yürürlüğe girdiğinde okul, hastane, Pazar yeri, entegre tarım ve hayvancılık tesisleri, akaryakıt istasyonları gibi konut dışında kalan yapıların hiç birinde teknikerler şantiye şefliği yapamayacaktır. Aldıkları eğitim gereği; “teknisyen üstü ve mühendis öncesi” bir unvan olan teknikerlerin, sahalarda fiilen şantiye şefliği yapmasına rağmen yasal olarak şantiye şefliği hakkı yoktur. Bu hakkın yasal hale gelmesi gerekir. Ne var ki kanun tasarısının teknikerlere tanımayı öngördüğü hak sembolik olmaktan öteye gitmemektedir. Kanun tasarısının Tanımlar başlığının 3. Maddesinin P Fıkrasında şantiye şefinin tanımı yapılırken; “şantiye şefi: konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini; proje müellifleri, teknik uygulama sorumluları (fenni mesuller) ya da denetici mühendis ve mimarların direktifleri doğrultusunda; iş sahibi ya da iş veren/yüklenici/Yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan ilgili meslek odasınca sicil kayıtları tutulan mühendis ve mimarları ifade eder” denilmektedir.

Teknikerlere 2. Maddenin 5. Fıkrasında şantiye şefi olarak verilen hak, tanımlar başlığının 3. Maddesinin P Fıkrasında yerini almalıdır. Aksi takdirde bu maddenin dava konusu olma olasılığı vardır. Bin metrekarelik inşaat alanın toplam inşaat alanı olarak sınırlandırılması dört katlı bir apartman binasında dahi karşılığını bulamamaktadır ve iki daire üzerine kurulu dört katlı bir apartmanın toplam inşaat alanı bin metrekare inşaat alanının üzerine çıkmaktadır. Kaldı ki imar planları yapılırken gerek emsaller gerekse nizamlar, konut yapılarında bin metrekarenin üzerinde olacak şekilde yapılmaktadır. Kanun tasarısında belirlenen inşaat alanın teknisyen, tekniker ve teknik öğretmenler için toplamda 5 bin ile 10 bin metrekare arasında olması gerekmektedir. Ayrıca yapı denetimi bölümünden mezun olan teknikerler, bu kapsama dahil edilmemektedir. Amacı yapıları denetlemek olan yapı denetimi teknikerlerinin de bu kanun tasarısında yer alması şarttır.

Esasen şantiye şefi; inşaatlarda işleri organize eden yapı denetimi, yapı müteahhidi ve inşaat sahasında çalışan işçi, kalfa, usta bağlantısını sağlamakla görevli iken bir taraftan da inşaatlardaki imalatların uygulamasına nezaret edecektir. Bu hizmetlerin İnşaat Mühendisleri Odasınca mühendislik hizmeti olarak tanımlanması ayrı bir tartışma konusu olsa da şantiye şefliği aslında bir teknikerlik hizmetidir. Zira kanunun ilgili maddesinde şantiye şefinin teknik uygulama sorumluları (fenni mesuller) ya da mühendis ve mimarların direktifleri doğrultusunda; iş sahibi ya da işveren/yüklenici/yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan (mühendis ve mimarı değil) teknik elemanı yani teknikeri tarif eder. Bugüne kadar ki uygulamalarda şantiye şefliği, şantiye sahasında görmediğimiz, sadece evrak üzerinde imzası olan, mimar ve mühendislerin istihdamına yönelik bir uygulama şeklinde tezahür etmektedir. Şantiye şeflerinin bu anlamada inşaatlarda işlevlerini yerine getirmeleri için etkin bir denetleme yapılması ve bu amaçla yasa tasarısına bağlayıcı bir madde koyulması gerekmektedir.

Yasa tasarısında teknikerlere tanınan bin metrekare lig şantiye şefliği kabul edilemez. Bin metrekare lig şantiye şefliği teknikerlerin aldıkları eğitimle doğru orantılı değildir. Bu haliyle teknikerlik mesleğinin şantiyelerde işlevselliğinin olamayacağı çok açıktır. Tanımlar başlığının 3. Maddesinin O Fıkrasında ‘yardımcı kontrol elemanı’ tanımı yapılırken, “Denetici mimar ve mühendislere yardımcı olmak üzere istihdam edilen teknisyen, tekniker ve teknik öğretmenleri ile ilgili meslek odasına üyeliği devam eden mimar ve mühendisleri ifade eder” denilmektedir. Yardımcı kontrol elemanının aynı zamanda mimar ve mühendis olması doğru bir tanımla değildir ve bu tanımlamadan mimar ve mühendislerin çıkartılması gerekmektedir. Aksi takdirde teknik elemanlarla mühendisler arasında bu konuda mesleki anlamda kavram karmaşası meydana gelecektir.

Netice itibari ile Kanun taslağı teknisyen, tekniker ve teknik öğretmenleri (teknik elemanları) görmezden gelen bir anlayışla hazırlanmıştır. Kanun tasarısının bu haliyle yasalaşması durumunda yapılar teknikerlik hizmeti alamayacak, teknikerlik hizmeti alması gereken yapıların mühendislik hizmeti alması durumunda, mevcut mimar ve mühendislerin sayısı yetersiz kalacağından mühendislik hizmeti de alamayacaktır. Asıl amacı doğal afet sırasında ve sonrasında binaların mezara dönüşmesini önleyecek bu yasa bu haliyle amaca hizmet edemeyecektir.