'Yeni Nesil Yeşil' YEM'de Masaya Yatırıldı



Sürdürülebilir kentleşme politikalarını değerlendirerek yapı sektöründe farkındalık yaratmak amacıyla Yapı-Endüstri Merkezi (YEM) düzenlenen EKODesign Konferansı bu yıl; Poncebloc sponsorluğunda, YAPI Dergisi bilgi sponsorluğunda, ÇEDBİK, GYODER, İNDER, ICVB, Türkiye İMSAD ve ULI Türkiye'nin destekleriyle gerçekleştirildi.

Fiziksel çevrenin gelişimine katkıda bulunan projeler bu konferansta...

Yeşil tasarımla ilgili önemli isimleri 26 Nisan Salı günü YEM'de bir araya getiren etkinlikte, “Tamamen bağlantılı olan bir dünyaya doğru ilerlerken, hayatımızı verimli sürdürebilmemiz için yeni nesil araçlar neler olacak?” sorusuna yanıt arandı.

EKODesign 2016'nın açılışında konuşan YEM Etkinlikler Yöneticisi Zeynep Gülşen, konferansın bu seneki teması hakkında bilgiler paylaştı ve "Yine fiziksel çevrenin gelişimine katkıda bulunan projelere yer vereceğiz" dedi. 

Konferansın ana sponsoru Poncebloc adına söz alan Y. Mimar Gökben Özçiçek ise, 113 yıllık geçmişe sahip Arkas Holding'in iştiraklerinden olan Ponceloc markasının sürdürülebilir özelliklerine dikkat çekti. Yeni nesil ekolojik duvar bloğu Poncebloc'un, doğal bina yapımında kullanılan ponza taşının yeni yöntemlerle işlenmiş hali olduğunu belirten Özçiçek, ayrıca Arkas çatısı altında katkı sağladıkları Düzce Umut Atölyesi deprem evleri, Ege koyları sürdürülebilirlik raporu gibi sosyal sorumluluk projelerine değindi.

Yeşil binalar SCOLA örneği üzerinden tartışıldı

Konferansın "YAPI Dergisi Özel Seçkisi" adlı bölümünde “Anatomik Bir Vaka Etüdü: ÖzÜ SCOLA Binası” başlıklı oturum ile Özyeğin Üniversitesi'nin İngilizce Hazırlık Binası masaya yatırıldı. Oturumun moderatörlüğünü ise YAPI Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yasemin Keskin Enginöz yaptı. Enginöz, yeşil bina olarak tasarlanan birçok yapıda sürdürülebilirliğin olmadığını vurgulayarak, "Yeşil binalar enerji verimli olarak doğuyor ama bu verimliliği sürdüremiyor" dedi. Bu anlamda SCOLA binasının bütünleşik bir yapı ve tasarım sunduğunu ifade eden Enginöz, örneklem olarak bu binanın tercih edilmesinin nedenini ise, binanın yeşil doğup yeşil olarak yaşamaya devam etmesi olarak açıkladı.

YaseminYasemin Keskin Enginöz

Oturumun ilk konuşmacısı olan Özyeğin Üniversitesi Enerji Çevre ve Ekonomi Merkezi Direktörü Pınar Mengüç, SCOLA binasını oluştururken gezegendeki kaynakların yetmeyeceğini ve birtakım şeylerin değişmesi grektiği fikrinden yola çıktıklarını anlatarak, "Biz SCOLA'da tabiat ve iklim merkezinde, insan ve toplum çerçevesinde bir proje tasarladık. Burada 'bina kullanım amaçları', 'bina kullanıcılarının istekleri', 'termal ve görsel konfor", 'işletme maliyetleri', 'entegre mimarlık-mühendislik', 'sürdürülebilir finans/risk' başlıklarını dikkate aldık" dedi.

PınarPınar Mengüç

Daha sonra söz alan Özyeğin Ünversitesi Enerji, Çevre ve Ekonomi Merkezi Kıdemli Araştırmacı Yasemin Somuncu, SCOLA projesinin "European Commission through the Seventh Framework Programme" çerçevesinde geliştirilen NEED4B projesi kapsamında oluşturulduğunu ifade etti. Türkiye dışında İspanya, Belçika, İsveç ve İtalya'da da benzer projeler yürütüldüğünü anlatan Somuncu, "Bu sayede farklı inşaat kültürleri olan, farklı coğraflardan gelen deneyimlerle ortak bir metodoloji oluşturmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

B Design Mimarlık Yönetici Ortağı Emre Gürsoy ise, SCOLA binası için yapılan enerji verimliliği çalışmalarına değinerek, projenin yeşil bina olmasını sağlayan detayları dile getirdi.

EmreEmre Gürsoy

Özyeğin Üniversitesi Teknik Hizmetler Müdürü Saadet Özkan da, projedeki enerji dağıtım merkezini ele aldı. Isıtma, soğutma, havalandırma, temiz su, yangın söndürme gibi birçok durumu buradan kontrol ettiklerini vurgulayan Özkan, "Yeşile uygun olarak, doğal kaynakları en optimumda koruyarak bu kontrolleri yapmaya çalışıyoruz" dedi.

Özyeğin üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Direktörü Nergis Uyan Akbay ise, binanın 7/24 yaşayadığına dikkat çekerek, "Biz derslerimizde bahsedilen sürdürülebilirlik konusunu burada somut olarak örnekliyoruz" diye konuştu.

Reklam Goruntulenme Bolumu

"Geleceği yeniden kullanım kurtaracak"

EKODesign 2016'nın ikinci anahtar konuşmacısı, İtalyan mimarlık kuramcısı Luca Molinari idi. Konferansa, "Yeniden Kullanım Sanatı: Basit Şeylerle Sürdürülebilirliği Sağlamak" başlıklı sunumuyla katılan Molinari, insanlık tarihinin en eski ve sürdürülebilir alışkanlığı olan 'yeniden kullanım'ın mimarlık dünyasındaki yansımalarını paylaştı.

"Dehaya sahip insanlar her zaman egolarını ortaya koymak zorunda değil, bazen gerçeği dinlemek ve bundan bir şeyler öğrenmek gerekir" diyen Molinari, yeniden kullanımın günlük yaşamımızda varolan bir alışkanlık olduğunu, "Yeterince akıllıysanız yemek atmazsınız" sözleriyle pekiştirdi.

LucaLuca Molinari

Yeniden kullanımın bilgi, teknoloji, davranış birlikteliğine dayalı bir düşünce biçimi olduğunu belirten Molinari, değişen ve dönüşen çevreyi göz önünde bulundurarak tasarım yapmanın önemine dikkat çekti. Tarihi kentlerdeki yapıların, bölgenin sonraki kullanıcıları tarafından nasıl yeniden değerlendirildiğine dair örnekler sundu. Molinari, özellikle Roma'daki Kolezyum'un amfitiyatro özelliğini yitirdikten sonra, kentteki pek çok yeni yapı için bir malzeme kaynağı olarak kullanıldığını söyledi. Kentlerin yeniden kullanım için mükemmel bir ortam sunduğunu ifade eden Luca Molinari, 21. yüzyılın metropollerin yüzyılı olarak anıldığını hatırlatarak, giderek yoğunlaşan kentlerde yıkımın kaçınılmazlığına işaret etti ve önemli olanın bu dönüşümü en uygun şekilde gerçekleştirmek olduğunu belirtti.

LucaLuca Molinari

Konuşmasında farklı şehirlerinden sosyal konutlar, atıl yapılar ve kamusal alanlar ile ilgili başarılı yeniden kullanım örnekleri de sunan Luca Molinari, "Her bina yeni bir şanstır" diyerek, yeniden kullanımın mimarlık için zorlayıcı olduğu kadar müthiş bir deneyim alanı olduğunu betirterek "Geleceğimizi kurtarmanın en iyi yolu, yeniden kullanım sanatıdır" dedi.

"Sürdürülebilirlik geleneksel kalıplardan sıyrılmalı"

Konferansın "Yeni Nesil Yeşil Üzerine Serbest Kürsü" oturumunda ise, EPITOME Collaborative Network Kurucu Ortakları Cemal Koray Bingöl, Deniz Tümerdem ve Gamze Gündüz, "Ölçekler Arası Sürdürülebilirlik" başlıklı bir konuşma yaptı. Dünyadan 11 proje üzerinden sürdürülebilirlik temasını anlatan konuşmacılar, sürdürülebilirliğin geleneksel olmadığını ve kalıplardan sıyrılabildiğini anlattılar. Güncel teknolojilerle sürdürülebilirliği harmanlayan örneklerin verildiği oturumda, özellikle farklı ölçeklerde projeler ele alınıp, paylaşıma dayalı bir sürdürülebilirliğin var olduğu gösterildi.

EPITOMEEPITOME Collaborative Network

"Binayı sürdürülebilir kılan, insanlar tarafından benimsenmesidir"

ATÖLYE Labs Kurucu Ortağı ve Tasarım Yöneticisi Engin Ayaz da serbest kürsüye, "Konteyner Park: Bir Yukarı Dönüşüm (Upcycling) Hikayesi" ile katkıda bulundu. ATÖLYE Labs ekibinin disiplinler arası çalışma, girişimci tasarım ve uzun vadeli değer yaratma felsefesi ile hareket ettiğini ifade eden Ayaz, bu doğrultuda, Ege Üniversitesi'ne ait İDEEGE Teknopark için geliştirdikleri projeden bahsetti. Binalar yerine deneyimi tasarlayarak işe başladıklarını belirten Ayaz, "Farklı senaryolar üzerinden karşılaşma mekanlarını tasarladık. Mimarlık bunun ardından geldi" dedi.

EnginEngin Ayaz

Kampüsteki hiçbir ağaç kesilmeden, eski bir yapının kalıntıları üzerine projelendirilen Konteyner Park'ın kullanıma açıldıktan sonraki yaşamından da görüntüler sunan Ayaz, "Şu anda yapı 120. gününde. Yer yer tasarımda olmayan müdahaleler görüyoruz. Bunlar her projede olan ama konuşulmayan şeyler. Bize göre asıl önemli olan, kullanıcı deneyimi. Binayı sürdürülebilir kılan güzel fotoğraflar değil, insanlar tarafından benimsemesidir." şeklinde konuştu.

* * *

EKODesign 2016'dan haberler:

"Akıllı Binalar Fetiş Objesine Dönüşmemeli"

"Yeni Nesil Bir Yeşil Devrime ve Tarım Yönetimine İhtiyacımız Var"

"Kamuda Sürdürülebilir Bina Yapmak Maliyetli" Tabusu Yıkılıyor

"Tasarımın Yeni Oyunları"