Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

'12 Eylül Ormancılığı'na Son Verilmeli

Anayasamızdaki orman yaklaşımı, ne yazık ki 12 Eylül 1980 darbesiyle başlayan ve ekonomide "imar rantı" nı egemen kılan, bu nedenle de kent ve çevre talanının önünü açan politikanın "işine yarayacak" biçimde...

Cumhuriyet Gazetesi/Oktay EKİNCİ



lkemizde ve İstanbul'da orman yağması, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe 'nin, her nasılsa özel mülkiyete geçmiş ormanlardaki "villa tahribatı" furyasından sadece birisi olan "Acaristanbul" u sorgulamasıyla gündeme geldi. Oysa günlerdir bu sayfada belgelediğimiz gibi, 1980'lerden beri meslek odaları ve bilim çevrelerince sürekli uyarılar yapılmakta; dahası açılan davalarla da yağmanın yaygınlaşmasına engel olunmaya çalışılmakta...

Peki, hemen tüm yönleriyle tam bir "imar katliamı" na dönüşen bu süreç acaba nasıl durdurulabilir? Ormanların "rant ve yapılaşma alanı" değil; "korunması gereken doğal alanlar" olduğu bilinci politikalara nasıl egemen olabilir? Bu sorunun ilk ve en önemli yanıtı, hiç kuşkusuz başta "Anayasa" ve "Orman Yasası" olmak üzere, yağmacı politika ve uygulamaların yararlandıkları "hukuksal özendirmeler" in ortadan kaldırılması.

Anayasamızdaki orman yaklaşımı, ne yazık ki 12 Eylül 1980 darbesiyle başlayan ve ekonomide "imar rantı" nı egemen kılan, bu nedenle de kent ve çevre talanının önünü açan politikanın "işine yarayacak" biçimde...

Örneğin, anayasadaki "orman niteliğini kaybetmiş arazi" kavramı, orman yasasındaki ilgili maddesi nedeniyle "2B" denilen "ormanda tapu" beklentilerinin de "umudu" ... Hükümetin 2B ısrarına neden olan "işgal edilen ormanların işgalcilere satışı" niyetlerini de sürekli körüklüyor...

Ormanı sadece "ağaçlık yer" olarak gören, binlerce yılda oluşmuş toprağıyla; ağaçların kendi doğal dengesi içinde yetişmelerini sağlayan organik yapısıyla ve tüm faunası, florası, yani doğal ve ekolojik yaşam özellikleriyle bir bütün olduğu gerçeğini yadsıyan bu bilim dışı tanımlamanın "anayasadan çıkması" acil önlemlerin başında geliyor.

Bu nedenle "orman niteliğinin yitirilmesi" kavramını eleştirmeyen; bunun anayasal söylemde yeri olmadığını belirtmeyen bir orman bakanının, ormanların korunmasındaki içtenliği de kuşku konusu oluyor... Benzer şekilde "özel orman" statüsünün de olağan bir yasal mülkiyet hakkı sayılması, Türkiye Cumhuriyeti'nin 80 yıllık orman anlayışına aykırıdır. Temel anayasal hukukumuza göre ormanlar, "ulus adına devletin" malıdır ve bu nedenle de özel mülkiyete konu olamazlar. Zaten 2B beklentilerinin önündeki anayasal engel de asıl budur; "ormanlar satılamaz" ... Peki, buna rağmen "özel orman" nasıl oluyor? Çevre ve Orman Bakanlığı buralara imar izni vermek yerine neden devlet adına "kamulaştırma" yı gündemine almıyor?

İlk sorunun yanıtı; "eskiden kalma kimi mülkiyet ilişkilerinin kadastroya yansıması" şeklinde verilse bile, asıl tapu iptal davalarının işte bu "anayasaya aykırı mülkiyet" lere açılması gerekiyor.

İkinci sorunun yanıtı ise asla "kaynak yetersizliği" olamaz. Çünkü, özel ormanlar Türkiye ormanları içinde zaten çok küçük bir oranı oluşturuyorlar ve nitelik açısından da "orman" olduklarından ötürü ulusal çıkarlar için "devlet elindeki ormanlar" kadar önemli değer taşıyorlar. O halde Osman Pepe'nin bu konuda da yapması gereken, özel ormanların kamu eline geçmesini sağlamak, böylece "farklı statülerde orman" kargaşasına da son vermek değil midir?

Özel ormanların devlet ormanlarıyla aynı mülkiyet ilişkisine kavuşturulması sürecinde ise ivedi olarak şu "yüzde 6 imar" hakkının da iptal edilmesi gerekiyor. Bu oranın "yatayda mı; düşeyde mi?" belirsizliğini gidermekle "oyalanmak" yerine, asıl yapılması gereken "hiçbir oran" la ormanları yapılaşmaya açmamaktır.

Bilinçli talan
Yine Pepe'nin, bu yönde bir yasa değişikliğini önermeyip, imar oranlarını ve uygulama kurallarını "netleştirme" çalışmaları yapması, ormanların imar rantı tahribatından kurtarılması hedefine asla uygun düşmüyor...

Sonuç olarak denebilir ki orman talanı temelde tümüyle yasadışı değil, 1980'lerden bu yana "yasal" dayanakları mevcut ve hâlâ yürürlükte tutulan "bilinçli" bir talan... Buna karşı çıkmanın "içtenliği" ni ise işte bu yasal ortama müdahale edilip edilmediği zaman görebileceğiz...

http://www.yapi.com.tr/haberler/12-eylul-ormanciligina-son-verilmeli_50476.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!