Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

A. Fatih Sayan: Beton Prefabrikasyon hala Yeterince Tanınmıyor

Beton prefabrikasyon alanında ve konvansiyonel imalatlarda uzmanlaşmış lider kuruluşlardan biri olan Alacalı İnşaat, ülkenin major binalarına başarıyla imza atıyor. Yapı 2007 Ankara Fuarı'nda hemen girişteki standlarıyla ilgi odağı olan firmanın Genel Müdürü A. Fatih Sayan ile konuştuk.

yapi.com.tr/Mesut TUFAN




Yapı 2007 Ankara Fuarı'nda Alacalı İnşaat standı



























Beton prefabrikasyon alanında ve konvansiyonel imalatlarda uzmanlaşmış lider kuruluşlardan biri olan Alacalı İnşaat, ülkenin major binalarına başarıyla imza atıyor. Referansları arasında Ankara Esenboğa Havaalanı, İstanbul Bayrampaşa İkea, Putzmeister Çerkezköy Tesisleri, Termikel A.Ş. Sincan OSB Tesisleri, Kartalkaya Goldenkey Hotel gibi önemli projeler olan firma, Türkiye Prefabrik Birliği'nin de aktif üyeleri arasında yeralıyor. Yapı 2007 Ankara Fuarı'nda hemen girişteki standlarıyla ilgi odağı olan firmanın Genel Müdürü A. Fatih Sayan ile konuştuk.

İnşaat sektörü son yıllarda önemli bir ivme kazandı, bunun prefabrikasyon sektörüne yansıması nasıl oldu?

18 yıldır Alacalı İnşaat’ta çalışıyorum. 4 yıl Proje ve Planlama Müdürlüğü, 11 yıl Genel Müdür Yardımcılığı yaptım, şimdi de Genel Müdürlük görevini yürütüyorum. Sektör, zaman içerisinde pekçok önemli oyuncusunu kaybetti. Çok büyük hücre sistemler, güzel işler yapan Yibitaş vardı, battı. Eston, Kutlutaş ve en son da Gök İnşaat, çok değerli firmalar olmalarına rağmen, onlar da aynı sondan kurtulamadılar. Bunun nedenleri üzerinde biraz düşünmek gerek. En önemli gerekçe, Türkiye’deki işveren portföyünün hem kalite hem de kalite anlayışı açısından henüz tam anlamıyla oturmamış olması. Yine de her geçen gün işveren kalitesinin biraz daha yükseldiğini de görmek gerek.

Prefabrikasyon, Türkiye’de işin başından bu yana hep bilinmeyen bir şey olarak görüldü ve yeterli açıklamalar yapılmadan inşaatlar yapıldı. Özellikle 1995 / 96 / 97 dönemi prefabrikasyon açısından çok canlı, 600 bin metrekare iş yaptığımız dönemlerdi; dışarıdan bunu görenler de sektöre girmek istediler. Oysa çok çok iyi bir şekilde sıhhi hesaplarının yapılması, imalatın 21 noktadan kontrolünün yapılıyor olması gerek. Şu anda bizim sadece proje bölümümüzdeki mimar sayısını toplasanız, Türkiye’deki prefabrikçilerin tamamında yok. İnanılmaz bir şey, Türkiye’deki prefabrikçilerde mimar yok. Bu sektörde hayatta kalma mücadelesi veriyoruz.

Bu durum iş alma sürecini nasıl şekillendiriyor?

Küçük ölçekli firmaların işlerini alamıyoruz. Çünkü onlar, pahalı olduğumuzu düşünüyorlar. Fiyat tek kriter olunca da, iş almanız oldukça zorlaşıyor. Çok yakın zamanda yaşadığımız bir olaydır, Ankara’da bir teklif verdik. Ancak geri dönüş olmadı. Verdiğimiz teklifin değerlendirilip değerlendirilmediğini öğrenmek için aradığımızda, “Siz çok uçmuşsunuz, yüzde 40 daha ucuz teklif verildi” yanıtını aldık. Bizim yüzde 13 kar payı ile verdiğimiz tekliften yüzde 40 daha ucuz teklif verilmesi mümkün değil. Ama biraz araştırınca bizim 80’e 80 kolon için verdiğimiz teklif yerine 50’ye 70 kolonlarla teklif verilmiş. Böyle bir piyasada aklı başında işverenler yoksa ayakta kalmanız çok zor. Kalitenizden ve mühendisliğinizden taviz verip, burkulma vs ölçümleri yapmadan sadece düşey kuvvetlere göre bir hesap yapıp işi bitireceksiniz.

Ancak yine de umudumuzu kaybetmiyoruz. Bir taraftan AB ile uyum çalışmaları sürüyor, öte taraftan firmalarımız ihracatla birlikte ‘kalite’ ile rekabet etmeye başlıyorlar ve bu da bir kalite bilinci oluşturuyor. Bu iş sahipleri, çocuklarını mutlaka yurtdışında okutuyorlar ve biz onlarla çok iyi anlaşıyoruz. Giderek küçük ölçekli firmalara daha fazla iş yapar oluyoruz. Bu da nasıl oluyor biliyor musunuz? Diyelim ki daha düşük performanslı bir firmaya verildi iş, sonuçta tatmin etmeyen birkaç nokta illaki oluyor. Bu nedenle daha sonra yapılacak başka işlerde bir üst kategoriyi, yani B kategoriyi seçiyor. Ama orada da tam tatmin olmayınca artık bize geliyor. Çünkü sonuçta o da işadamı. Biz de taahhütlerimize tam anlamıyla uyuyoruz, statik hesapları tüm detayları ile yapıyoruz, müşteri istemese bile beton ve çelik çekme deneylerini yapıyoruz ve raporluyoruz. Çünkü ben bir yapı yaptırıyor olsam, betonun kalitesinin ne olduğunu ve gerçekten yapıma uygulanıp uygulanmadığını, yapıda nasıl iç donatı elemanları kullanıldığını bilmek isterim. Bunu düşünerek de böyle bir hizmet veriyoruz.

İşverenin karar aşamasında çok da sağlıklı düşündüğünü söylemek mümkün değil yani. Büyük yatırımcılar için de aynı şeyi söylemek mümkün mü?

Büyük firmalarla daha farklı bir iletişim kurabiliyoruz. Eren Holding, Pirelli. Ankara Esenboğa Havalimanı’nın bütün döşemelerini biz yaptık. TAV İnşaat ile İstanbul Atatürk Havalimanı’nda birlikte çalışmıştık, çok memnun kaldılar ve bunun için de yine bizimle çalışmak istediler. Teknik derinliği olan firmalarla çok rahat çalışabiliyoruz. En son İstanbul Bayrampaşa’da Ikea’yı yaptık. Orası, 112.800 metrekaredir. 4 – 5 katlı, son derece karmaşık bir binayı 7 ayda tamamladık. Son derece memnun kaldılar. Burada modülasyon 800 metreye 16 metre, dökme yapsalardı hem çok daha pahalı bir maliyetle karşılaşacaklardı hem de çok daha zor olacaktı.

Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, dünyada prefabrikasyon kullanımı ne durumda?

Belçika’da kişi başına düşen prekast miktarı 920 kg. Fransa ve Almanya’da ise 750 kg civarı. Ama Türkiye’de ise 65 kg. Çok hızlı, çok kaliteli ve çok ekonomik olabildiği için, onlar bu teknolojiyi tercih ediyorlar. Onlar, bu teknolojinin getirdiği avantajları sonuna kadar kullanıyorlar, biz ise hala yerinde dökme gibi eski yöntemleri tercih ediyoruz. Japonya’da gözlerimize inanamadık. Yapılarda yüzde 75 oranında prefabrikasyon teknolojisini kullanıyorlar. 1997 – 1999 arasında iki yıl boyunca Japonlarla ‘ard-germe’ sistemi için görüştük. Biz oraya gittik, onları buraya getirdik, hocaları görüştürdük ve iki yıl sonunda bir know – how anlaşması yapmayı başarabildik.

Prefabrikasyon sistemini diğer sistemlerden daha cazip kılan özellikler nelerdir? Bir yatırımcı neden bu sistemi tercih eder?

En önemli avantajı hız. Ben tek bir fabrikamda bir yılda 600 bin metrekare kapalı alan ürettim. Van’da Ala – Sawa Sistemi ile bir apartman yaptık, bir günde bütün kolonları diktik, üç günde bütün kirişleri, dört günde de bütün döşemeleri attık. Bir haftada da ard – germelerinin bağlantıları yapılıyor ve binanızı 15 gün içerisinde bitiriyorsunuz. Temel imalatı devam ederken biz de fabrikada en üst çatı elemanı dahil üretime başlıyoruz ve hızlı bir şekilde de montajını tamamlıyoruz. Bu şekilde iki yıl olan bir süreci 6 – 7 aya çekme şansınız var.

Referanslarınız arasında alışveriş merkezleri, endüstri yapıları gibi büyük ölçekli projeler dikkat çekiyor. Bu sizin tercihiniz mi?

Bu, gidişatın bu yönde olmasından kaynaklanıyor. Doğal olarak sanayi yapılarıyla başlıyorsunuz. Ben 1984 yılında işe başladığım zaman, beton prefabrikasyonun sanayi yapılarında kullanılma oranı yaklaşık yüzde 40’tı. Türkiye Prefabrik Birliği’ne göre şu anda ise yaklaşık yüzde 85. Sektör böyle güzel bir gelişim göstermiş. Çünkü doğru bir seçim, ucuz, bakımı yok, hızlı yapılıyor. Şimdi alternatif olarak çelik gösteriliyor. Ama, çeliğe göre yüzde 20 daha ucuz. Çeliğin bakım, işletme maliyetlerini de unutmamak gerek. Çelik, yangın durumunda 500 santigrat derecede mukavemetini yüzde 50 kaybediyor. Oysa biz, 2500 derecede bir saat dayanacak elemanlar üretiyoruz. Çelik bir yapıyı yangına karşı korumak istediğiniz zaman, aradaki maliyet farkı yüzde yüz oluyor. Dolayısıyla yatırımcı, çok özel istekleri yoksa çelik yapıyı tercih etmiyor. Bu özel istek nedir? 30 metreden daha büyük açıklık gerektiği durumlarda, biz nakliyede sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle daha büyük üretebilmemize rağmen, 30 metre boy bizim için sınır oluyor. Yolu iyi analiz etmeniz gerekiyor. 28.5 metrelik kolonları 2350 km mesafedeki Van’a gönderdik ama Trabzon üzerinden. Bu nedenle prefabriğin aktif pazar alanı, gerçekte, fabrika merkezli 250 – 300 km yarıçaplı bir daire. Bizim iki fabrikamız var. Biri 20 yıldır Tekirdağ’da Marmara bölgesine hizmet veriyor. Diğer fabrikamız da 2005 yılında Ankara’da hizmete girdi, iyi de bir taleple karşılaştı. Burada kalıcı olmaya karar verdik.

TAV’ın yurtdışı projelerinde çalışıyor musunuz?

Dubai için destek vermiştik, ama o ihaleyi alamadılar. Mısır Kahire Havaalanı için de yine birlikte hazırlandık. Hatta onlar işi üstlenince, ben Mısır’a gidip fabrikayı kuracağımız alan için araştırmalar yaptım. Fakat Esenboğa Havaalanı projesi ile çakıştı. Biz de üçe bölünemedik, yüzümüz kızarmasın diye düşündük.

Marmara bölgesindeki beklentilerle Anadolu’nun beklentileri ne kadar benzeşiyor?

Çok farklı. Türkiye’nin kalbi İstanbul’da atıyor ve ürününüzün niteliği ne olursa olsun bir pazar bulma şansınız var. Ankara bu anlamda İstanbul’un gerisinde. Ankara’da sanayi yapıları ile çalışmaya başladık, iyi ve çok düzgün firmalarla çalışıyoruz. Dorukan Şekerleme’nin tesislerini yaptık ki uluslar arası temizlik standartlarında çalışan bir firma. Merih Asansör’ün tesislerini, kaliteli üretim anlamında Türkiye’nin sayılı firmalarından olan Serdar Plastik’in tesislerini yaptık. Şimdi yine İkea’nın da içinde olduğu bazı alışveriş merkezi projelerine çalışıyoruz.

Genel olarak bütün sektörlerde ürün segmentleri gittikçe daha çok birbirine benziyor. Prefabrik sektörü için ne düşünüyorsunuz?

Prefabrik sektörü, hep birbirini kopyalama eğiliminde. Örneğin bizim bir makas kiriş sistemimiz var, diğerleri de ondan üretir. Herkes birbirinden birşeyle kopyalıyor. Tabii kopyalarken bazı şeyler de eksik kalıyor. Ancak, Alacalı İnşaat olarak bizim düşüncemiz tamamen faklı. Eston, Gök İnşaat, bunlar iyi niyeti bizimkiyle paralel olan firmalardı. Artık onlar yok, ama biz bu noktaya onların öğretileriyle geldik. Kurulduğumuz zaman hedefimiz onlar gibi olmaktı, yıllarca hep onları yakalamaya çalıştık. Bunun için de yurtdışında yapılanları çok iyi etüd etmek gerekiyor. Bu bir görüş, anlayış. Gelişmiş ülkelerde yapılan işler, mesleki kültürünüzü geliştiriyor. Biz önce 1997 yılında İtalya’da uygulanan bir sistemi aldık ve Türkiye’ye getirdik. Böylece, aynı bütçeyle artık daha büyük modülasyonlu yapılar kurabiliyoruz. Bazıları kopyalamaya çalıştılar ancak başaramadılar. Çünkü hocalarımızla oturduk, açısının derecesinin buçuğunun dahi kaç olacağını hesapladık. İtalya’da üretim yapılan makineler bizi tatmin etmedi, kendi makinemizi geliştirdik. Çalışırsanız farklılaşabiliyorsunuz. Japonya’dan ard – germe sistemini getirdik, prefabrikçiler bile bilmiyordu ne olduğunu. Çok kalabalık bir ekibimiz bunun için Japonya’da eğitim aldı. Üretimden başka bir ekip ve yine montajdan bir ekip de bu eğitim alanların arasına katıldı. Bize klasörlerce doküman geldi sistemin teknik özellikleri, test sonuçları vs hakkında. Yine de hem Ankara Gazi Üniversitesi’nde hem de İstanbul Teknik Üniversitesi’nde iki seri deney yaptık. Önde gelen akademisyenleri ve isim yapmış mühendisleri bu deneylere çağırdık. Üniversitelerde doktora tezlerini teşvik ediyoruz. Bizim ekibin içerisinde doktora tezi yapan çocuklar var, firma olarak da bunu destekliyoruz. Araştırmacılara da malzeme, teknik donanım gibi konularda da destek veriyoruz.

Genel bir fuar değerlendirmesi yapabilir misiniz?

İstanbul’daki Yapı Fuarı muhteşem. Ankara, İstanbul’a göre çok büyük değil ama bulunduğumuz yer o kadar iyi ki her gelen bizi görüyor ve biz herkese mesajımızı ulaştırıyoruz. Bu anlamda mutluyuz. Aslında bu yıl çok özel bir stand tasarlamıştık, ama yetiştiremedik. Yoksa çok özgün bir standımız olacaktı. Bizim beklentimiz fuarda iş almak değil. Öncelikle sektörde olduğumuzu hatırlatıyoruz, ayrıca mimar ve mühendislerle buluşuyoruz. İstanbul’dan kalkıp gelenler var. Öğrenciler çok ilgililer. Öğrencilerin Türkiye’de de böyle çağdaş sistemlerin uygulandığını görmeleri çok önemli. Çünkü gelecekte mesleki anlamda önemli yerlerde olacaklar. Bunu önemsediğimiz için, öğrencilere yönelik fabrika gezileri de düzenliyoruz, ben okullarda sunumlar yapıyorum. Türkiye Prefabrik Birliği olarak, Mimarlar Odası’nın SMGM programları çerçevesinde prefabrikasyon dersleri veriyoruz.

YEM’den Ankara’ya daha büyük, daha iyi bir fuar alanı yapılması için önayak olmasını, bunda da ısrarcı olmasını istiyoruz.

http://www.yapi.com.tr/haberler/a-fatih-sayan-beton-prefabrikasyon-hala-yeterince-taninmiyor_56420.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!