Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

'Bana Mimarlık Yetiyor'

Şu sıralar Garanti Bankası'nın sanat merkezleri üzerinde çalışan Han Tümertekin, 'Hayatta enstelasyon yapmam,' diyor. 'Mimarlıkta kendi kendine bina yapamazsın' diyen Tümertekin'e göre sanatla mimarlığın farkı, bir 'talep' meselesi.

Radikal Gazetesi/Ayşegül SÖNMEZ
'Bana Mimarlık Yetiyor'

ürkiye'nin oyunu ve jesti sevmeyen Ağa Han ödüllü modernist mimarı Han Tümertekin, Harvard Graduate School of Design'da konuk öğretim üyeliği yapıyor. Norman Foster'la birlikte Ağa Han ödülleri büyük komitesinde çalışıyor. Şu sıralar Gobi Çölü'nün ucunda dünyanın en iyi 100 mimarıyla olmayan bir şehrin ilk mahallesini kuruyor. Osmanlı Bankası Müzesi'nin tasarımıyla birlikte Garanti Bankası Platform Sanat Merkezi'nin İstiklal caddesindeki merkezini yeniden inşa ediyor. Dedikodulara yol açan Demirören Alışveriş Merkezi'ni bitirmeye çalışıyor. Demirören'in binasını sevmediği söylentisini ise gülerek karşılayarak "tabii o daha klasik bir bina isterdi ama bunu da sevecektir", diyor... Garanti Platform Sanat merkezine sergiye gider miydiniz? Beyoğlu'na çıktığınızda mesela... Çok fazla gitmezdim. Beyoğlu'na çıktığımda tur atayım, dalga geçeyim, gezineyim isterim. Gezinirken oraya girdiğim gibi, bir spor mağazasına da girip bir sergi gezermişcesine bakarım ama... Hedefsiz dolaşmalar... Tıpkı bir flauner gibi mi? Tümüyle flauner... Bu beni dünyanın her yerinde besleyen bir durum. Tümüyle aylaklık... Aylaklık ettiğiniz kadarıyla bir sanat merkezi olarak Platform'un İstiklal caddesinde diğer sanat merkezlerine göre en büyük özelliği nedir peki? Çok rahat girilebilen, sokağın uzantısı gibi bir mekan olması... Bunu mu soruyorsunuz? Kapısında güvenliğin olmadığı bir merkez olduğunu fark etmiş miydiniz diye sormak istemiştim... Bu boyutu hiç dikkatimi çekmedi. Ama rahat giriliyor. Peki sizin projenizde bunu hesaba katmak var mı? Hiçbir şekilde güvenlik dedektörleri yeri tasarlamadık. Bir sanat merkezi tasarlarken böylesi bir detay mimarı ne kadar ilgilendirir? Bu sanat merkezinin içinde ne yer alacağına dair nasıl fikir edindiniz? Mesela Vasıf Kortun'la böylesi özel toplantılar yaptınız mı? Şöyle yaklaşmakta yarar var. Evet, keşke her yapı, her amaç için kullanılabilecek kadar olanaklı tasarlanmış olsa. Ekstrem bu. Bunu kademe kademe gerileten teknik gerekler var. Bir sergi mekanını, kolay kolay ameliyathaneye çeviremezsin. Bir yıl boyunca haftada bir gün, hemen hemen, toplandık. Pelin ve Sima ve Vasıf'la... Mekana sergilenmek üzere konulacak olanın arkasından başlayarak çalıştık. Sergi malzemesi geldi, nereye indirilecek? Oradan hangi depolara dağılacak? Bütün yöneticiler, arka planından itibaren bütün deneyimlerini aktardılar, önerilerini belirttiler. Ana kararları değişmemesine rağmen, proje bu yönlerde, değişikliklere uğrayarak geliştirildi. Platform'da mesela en arka odada hep video sergilendiği için karanlıktır. Ve evsiz bir hanım hep oradadır, onu artık görmezsiniz, kokusunu alırsınız... Fiziksel müdahaleden çok, içindeki insan hareketlerinden ilgilendik dediğimin içine bu da girebilir. Pasaj gibi düşündüğümüz zemin kat, arka tarafla ilişki kurarken mekanın tüm genişliğince uzanan basamaklardan oluşuyor. İlk bu fikir varken aklımızda, Vasıf, şakayla karışık, 'siz mimarlar bir merdiven yapar kurtarırsınız paçanızı gibi bir şey' demişti hatta. Çok basittir ama hemen işi çözer. Kamusal alanda birkaç basamak yaptın mı, biliriz ki, o basamaklara oturulur. Modern mimarlığı sorgulama konusunda aydınlandığım anlardan biri, Venturi'nin 'Complexity and Contradiction in Architecture'ını okurken olmuştur... 1976 yazıydı. Çok net bilirim. Birinci sınıfı öğrencisiydim. Bodrum'da Karaincir plajındaydım. 'Merdiven sadece inip çıkmaya yarayan bir bileşke, bir yapı değildir. Basamağına oturup mutfakta yemek yapan biriyle sohbet ettiğin bir yere de dönüşebilir', diyordu Venturi ve çok etkilenmiştim. Annesine tasarladığı evde bunu düşünerek alt taraftaki basamakları daha geniş yaptığı merdivenlerin resmini de kitaba koymuştu. Bu benim, hep yatkın olduğum, saf fonskiyonelizmin sorgulanma anıdır. Venturi, büyük bir kırılma... Size göre nasıl bir kırılma? Nefret ederim postmodernizmden, perişanlık. Benim mimarlığa girdiğim 1976 yılında postmodernizmin artık fevkine ulaştığı, temposunu çok arttırdığı bir dönemdeydi. Mimarlıktaki biçimsel sonuçlarına tahammülüm bile yoktu. Hala da yoktur. O zaman da bakamazdım. Şimdi de... Hep şunu demişimdir: postmodernizmin soruları doğruydu, cevapları yanlıştı, en azından mimarlık için... Postmodernist mimari, tümüyle modernizmin yetersiz taraflarına, zaaflarına tepkidir. Modern mimarlığın halledemediği sorunları dönüp de eskiyle çözmeye çalışma çabasıdır. Mısır'a kadar giden oldu. Postmodernizm bir ara hüküm sürdü... Venturi'ler dönemi... Ama şimdi başka bir şeyler var. Corbusier'nin çok etkilendiğim sözlerinden biridir, der ki; 'hep mimar, yanılır, hayat doğrudur...' Nefistir. Ki bunu diyen Corbu... Corbusier, taze endüstriyel bir dönemde, o dönemin toplumuna dair düzenleyici rolünü alıyor. Adeta ben sizin için gündelik hayatı düzenleyebilirim, diyor. Çok optimist tabii ki... Daha iyi bir dünya olabilir inancı taşıyor. Ama Corbusier'in kaç kuşaktır fena halde başarısızlığa uğradığına tanık olmuyor muyuz? Sanırım benim Corbu'den etkilendiğim şeyler, bir mimar figürü olarak teknik ve mimari nedenler... Onunla aramda bazı paralellikler hissediyorum. O devirde çıkmış; Paris'ten ta buraya, Bursa'ya kadar gelmiş. Sedirin bile ölçülerini çıkarıp çizmiş. Müthiş bir elimizde ne var saptaması yapmış. O tarafı beni çok etkiler. Ben de hangi mimari sorunla karşılaşırsam karşılaşayım bunu yaparım. Şimdi Gobi çölünün ucunda bir ev yapıyorum. 25 farklı ülkeden 100 mimar 100 tane villa yapıyoruz orada. Yeni bir şehir kuruluyor. Beijing'e 1 saat mesafede Ordos diye bir şehir. Bizi kordine eden mimar Aiweiwei... 100 kişi orada toplanıyoruz yine... Birbiriyle konuşacak bütün bu villar. Mimarlık müzesi gibi olacak. Elimde ne var refleksinden söz ediyordum. Eksi 20 derecede her yer beyaz karla kaplı ne referans var elimde? Dümdüz de bir yer. Ne var,? Ne var? Yön var. Yazın sıcağı ve kışın soğuğu var. Bunlar kerteriz noktalarım... Corbu de dünyada ne var diye başlamış biri. Ben o soruyu o yüzden hemen cevaplayabildim. Çıkıp da sırf sergileri gezdiğim bir gün yoktur ama Perşembe pazarında yarım gün geçiririm. Hassas ölçüm aletlerini inceleyerek, Mitutoyo markasına kadar... Ama nesne fetişizmi gibi düşünme bunu... Biraz bu da bana Bauhaus refleksi gibi geldi... Öyle mi? Ciddi şekilde... Bütün bunların kuru ve insani yönü zayıf bölümlerini ayıklamakla ilgiliyim. Öyle bir bilinçli mücadelem var. Sizi Venedik Bienali'ne çağırırlarsa gitmez misiniz? Venedik Mimarlık Bienali için yaparım ama sanat bienali için istesinler yapmam. Net. Yapmam çünkü hayatımı öyle sürmüyorum. Sürdürmüyorum. Pek çok mimar bir süredir o sınırı saptayamıyor. Ya da bilinçli olarak bozuyor. Herkesin yaptığı işe saygım var. Ben mekandan anlıyorum diye sanat yapamam. Bir de enstalasyon yapayım... Hayatta yapmam. Benzeri teklifleri hep reddettim. Bana mimarlık yetiyor. Mimarlık da o kadar da suçlu bir alan ki... Bir sanat bienali günah çıkarmak için iyi bir yer olabilir? Tersten gidelim... Mimarlar bu açıdan en zor pozisyondaki tipler. Çünkü sanatçı ondan hiçbir şey talep edilmeden bir şey yapar, yaptığı sürece de sanatçıdır. Sipariş diye bir kuşkusuz vardır ama sanatçı sipariş almadan da yapar. Mimarlıkta bu yoktur. Kendi kendine bina yapamazsın. Bu çok temel bir şeydir. Bunu gördüğü anda insan, pek çok şey, açıklığa kavuşuyor. Çok açık bir durum değil mi? Sanırım cevap burada... Sanatla mimarlığın farklı bu... Türk mimari geleneğiyle ilişkinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Mesala Turgut Cansever üzerine ne düşünüyorsunuz? Ben uzağım Cansever'e... Onun dışında dönem dönem kimleri etkileyici buldum? Öğrenciliğimden bugüne kadar ve bugün dahil Mehmut Konuralp beni hep etkilemiştir. Sedad Hakkı Eldem öğrenciyken son derece uzak hatta tepkisel olduğum bir figürdü. Onu yeterince modernist bulmazdım. Son sekiz on yıldır gerçek bir modern olduğunu düşünüyorum. Değişendeki değişmezleri çok rahat kullanan biri. Müthiş bir sistematiği var. Bir yapının bir saat içinde tasarımını bitirirmiş. Düşünüyorum bugün, bitirirsin de... Bir yapının tasarımı aylar almıyor. Bir arkadaşım bana, "ne yapacağını bilmiyorsun ama nasıl yapacağını biliyorsun..." diyor. Aynı şey, Sedad Hakkı Eldem için de söylenebilir.

http://www.yapi.com.tr/haberler/bana-mimarlik-yetiyor_60728.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!