Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

"İki yanlış var bence: Birincisi, gökdelen yapma hevesi. İkincisi otomobil. Bu ikisi şehir hayatını yok etmek üzere..."

Yarım asrı aşan bir süredir Mimarlık Tarihi ve Koruma konusundaki bilgi ve birikimleriyle ülkemiz mimarlığının en önemli isimlerinden biri olan Prof. Doğan Kuban’a, “Serbest Mimarlık Büroları Raporu” kapsamında yaptığımız röportajda, Türkiye’de mimarlık eğitiminin ve sektörün durumuyla ilgili görüşlerini sorduk. Prof. Kuban, Dünya

Doğan KUBAN
"İki yanlış var bence: Birincisi, gökdelen yapma hevesi. İkincisi otomobil. Bu ikisi şehir hayatını yok etmek üzere..."

br/> Yarım asrı aşan bir süredir Mimarlık Tarihi ve Koruma konusundaki bilgi ve birikimleriyle ülkemiz mimarlığının en önemli isimlerinden biri olan Prof. Doğan Kuban’a, “Serbest Mimarlık Büroları Raporu” kapsamında yaptığımız röportajda, Türkiye’de mimarlık eğitiminin ve sektörün durumuyla ilgili görüşlerini sorduk. Prof. Kuban, Dünya Mimarlar Günü çerçevesinde Yapı-Endüstri Merkezi’nde “Çağdaş Mimari Söylemin Yüzeyselliği” temalı bir konuşma da yapmıştı.






Türkiye’de mimarlık eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce eksikleri neler? Daha ideal bir mimarlık eğitimi nasıl yakalanabilir?

Ben emekli olalı 12 sene oldu. Türkiye’de mimarlık eğitimi bizimle başladı denilebilir. En azından İTÜ’de. Herşeyi yeni baştan kurduk. 2. Dünya Savaşı daha yeni bittiği için her yerde müthiş bir heyecan, bir yenilik havası vardı. Yeniliğin başını da Amerika çekiyordu. Savaştan zaferle çıkmıştı. Bu süreçte eğitim tamamen Amerikan kaynaklı oldu. Bütün programlar oradan geldi. Almanya, Fransa’nın yerine İngiltere ve Amerika ön plana çıktı. O öğretim Avrupa’yı ve Amerika’yı yakından izleyerek yapılmıştı. 1970’lere kadar yaratıcı bir ruhu da vardı. Yarışmalar yurtdışındaki örneklerine bakılarak düzenleniyordu. Dersler oralardan çevriliyor, konular öyle saptanıyordu. Yine de Cumhuriyetin verdiği güven vardı. Yaratıcı bir öğrenci grubu vardı. Yavaş yavaş azaldı. Rutin egemen oldu. Sayı çoğaldı. Sayı arttıkça bize özgü bir program yaratılamadığı için rutin, klişe egemen oldu. Her zaman yaratıcı bir adam, iyi bir hoca var olmuştur ama binlerce öğrenci, yüzlerce hoca içinden bunlardan iki üç tane çıkar. Geri kalanı piyasada ne yapılıyorsa aynısını yapar. Öyle bir hale geldik ki, okulda öğretilenlerle dışarıda yapılanlar arasında hiç bir bağ kalmadı. Okulda Avrupa’daki, Amerika’daki eğilimler anlatılırken dışarıda kalfa mimarisi yapıldı. Öğretim dışarıyı öğretemedi, yüzeysel kaldı. Gerçek mimarlık eğitimi dışarıda olan bitenler üzerine kuruldu. Büyük çoğunluk bir an evvel mezun olmaya çalıştı. Ülkeye ilkel kapitalist bir ortam hakim oldu. Öğrenci sayıları arttı. Sayıya bağlı bir yozlaşma var. Son 10 yılda eğitime bilgisayar girdi. Evvelden mimarlık mimarın eli ile gözü arasında, biraz zanaatkarca yapılan bir şeydi. Şimdi gençlerin ne kadar bilgisayar kullandığını bilmiyorum ama 1970’lerde mezun mimarların halen bilgisayar kullanmadıklarını biliyorum. Kendileri elle eskiz çiziyorlar. Daha sonra genç bir çocuğa verip bilgisayara geçirtiyorlar, ama ikisinin arasındaki bağlantı hiç bir zaman kurulamıyor. Bilgisayara geçirildiği anda doğası değişiyor. Çizgilere indirgeniyor. Mimari yok oluyor. Bilgisayar çok büyük avantajlar sağlıyor, ama iyi kullananlar için. Genç mezunlar var, gerçekten bizim anladığımız anlamıyla mimar olmadan mezun oluyorlar. Bilgisayarı kullanabilen, plan çizen, kesit çizen adamlar oluyorlar ama mimar oluyorlar mı onu bilmiyorum. Şu an Türkiye’de mimari garip bir şey. Zaten büyük projeler dışarıdan ithal ediliyor. Türkiye’dekiler onlara sözcülük, komisyonculuk yapıyorlar. Türkiye’de aynı işi yapacak daha iyi mimarlar olduğu halde projeler Amerika’dan getirtiliyor. Liman, antrepo, gökdelen projeleri Amerika’dan geliyor ama Amerika’nın en iyilerinden gelmiyor tabii. Sıradan bürolardan geliyor. Yasal olarak buradaki mimar yapmış gibi gözüküyor. Küçük sıradan projelerde ise, mimar sadece imza atıyor, müteahhit yapıyor. Eğitimde iyi niyet olsa bile, eleştirel olarak dünyaya bakan, Türkiye’nin sorunlarını irdeleyen adam kalmadı. Sorun egemen politik güçlerin uzman adam aramamaları, uzmanları dışlamaları, kendilerine uygun, kendilerine “evet” diyen adamlara iş vermeleri. Koşullar böyleyken Türkiye’nin koşullarına uygun bir mimari yaratmak artık imkansız hale geldi. 40-50 sene evvel bu imkan vardı ama şu an yok. Onun için şu sırada Türkiye’deki dinamik ve aynı zamanda kültürel olarak düşük seviyedeki üretimin eğitim ile çok ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Eğitim amaçlarından çok uzak. Eğitim programlarının şu anki durumunu izlemiyorum. Fakat tabii dışarıdaki uygulama, eğitimi etkiliyor. Şu an çok mimar var ama aralarında çalışmalarıyla ün kazanmış, tanınan, sorunlara kuramsal yaklaşabilen çok adam yok. Örneğin Türkiye’de modern mimarlık yayını yok gibidir. Herkes kendi yapıtının fotoğrafını, kitabını yayınlıyor. Eleştiri yok. Zaten eleştirinin olabilmesi için üniversitelerde kuramsal eğitime ağırlık verilmesi lazım. Öyle bir şey yok. Gerçi bütün dünya biraz böyle oldu serbest piyasanın etkisiyle. Bizde daha kötü oldu. Şu anda Türkiye’deki mimarlık eğitiminin kişilerin özel çabalarının yeteneklerinin ötesinde bir şey içermiyor. Şu an sadece piyasa mimarisi var.

Rekabet ortamı hakkındaki düşünceleriniz neler?

İki tane mimari var. Bir tanesi dışarıdan ithal edilen. Ama kaliteli değil. Gidip Norman Foster’a bina yaptırılmıyor. İşveren Amerika’da 8. sınıf bir mimara işi veriyor, sonra Türkiye’deki bir mimar imza atıyor. İşin o şekilde yürüdüğü anlaşılıyor. Bir de apartman, büro, konut mimarisi var. O artık rezil bir şey oldu. Bütün mimarların heyecanla katıldığı yarışmaların yerini, yurtdışına verilen işler aldı. Bu yapılanlar, eski binalardan daha konforlu olabilir. Tabii teknoloji ilerledi. Türkiye çok büyük olduğu için bazen şaşılacak kadar iyi binalar çıkabiliyor. Gerçi kopya çekenler de var. Yurtdışında eğitim alanlar da arttı. Bir bakıyorsunuz, mimar İngiltere’deki binanın aynısını yapmış. Garip şeyler oluyor Türkiye’de. Çok karmaşık, dinamik ülke ortamında mimarinin tanımı yok. Kent fizyonomisinde mimariyi tanımlayan, sıradan apartman ve bürolar. Onlar da müteahhitleşmiş mimarlar tarafından tasarlanıyor.

Meslek içi eğitim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin teknolojinin bu alandaki etkisi ne oldu sizce?

Teknoloji tasarımı çok etkiledi ama o teknolojiyi kullanabilenler, o kaynaklara erişenler daha çok genç. İyi bir şey yapmadılar henüz. Belki 40-45 yaşındakiler biraz daha iyi.... Türkiye’de gelişmişliğin kuramsal söylemi yok. Dünya ile çok sıkı ilişkilerin olduğu bir dönem. Neredeyse herşeyi dışarıdan ithal ediyoruz. Bizim kendi tarif ettiğimiz bir şey yok. Bizim tarif ettiğimiz tek şey kentin fizyonomisini oluşturan sıradan apartman ve büro yapıları. Yozgat’ta da öyle, Mersin’de de öyle. Artık İstanbul mimarisi diye bir şey yok. Şu anda güçlü bir kuram, akım yok. Belki de olamaz. Önemli yapıların hepsi ithal; öyle olmayanlar ise ya kaçak ya da kötü kaliteli. Şu an mimarlık bir iş; sanat değil. Tabii burası çok büyük bir memleket, kenarda köşede güzel şeyler var ama yeterli değil.

Türkiye’deki iş alma sürecini, mal sahibi/işveren talebini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Talep mimariyi % 90 etkiler. Çok özel haller dışında işveren başından sonuna yapıyı yönlendiriyor. Türkiye’de mimarın, sanatçının önemini bilenler ne kadardır? Yüzde 1, binde 1, on binde 1. Birkaç tane bu kültüre sahip insan varsa onların yaptırdığı binalar güzel olabilir ama çok az. Dikkat ederseniz Türkiye’de hiç kimse iyi mimardan bir şey talep etmiyor. İyi mimarlar işsiz gibi. Parası olanların mimari kültürü çok kısıtlı. Hatırlıyorum, bir keresinde bir tahıl müteahhidi Türk üslubunda bir konak yaptırmak istemiş, bana geldi. Ben de ona geleneksel Türk mimarisi yorumu içerisinde bir konak yaptım. Sonra maket halinde götürdüm. İşverenin yanında birileri oturuyordu. Ben planı anlattım, sonra arkadaşı “Miami’de böyle yapmıyorlar.” dedi. Sonuçta beğenmediler projeyi. Koç Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi yurtdışından kampüs projeleri aldı. Onlardan çok daha iyisini yapacak mimar Türkiye’de var. Belki teknolojik açıdan Amerika’daki firmalarla yarışacak durumda değil ama, var. Fakat yabancılara yaptırılıyor. Projeye bakıyorsun bir mimar, kim bu? Yüzlerce binlerce büro var Amerika’da. Bilmem nerede çok meşhurmuş. Neden projeler Amerika’daki sıradan bir firmaya yaptırılıyor da, Türkiye’deki iyi bir mimara yaptırılmıyor? Devlet, üniversiteler, firmalar hiç dünya çapında bir mimara iş yaptırmadılar. Türkiye’deki iyi mimarlara da bir şey yaptırmadılar. Dışarıdan çok ünlü bir mimar getirilsin. Buraya bir yapı oturtsun da biz de iftihar edelim, dünya bizim farkımıza varsın. Böyle şeyler olmuyor Türkiye’de. Zenginlik Türkiye’de ayakta. Fakat paralar çarıklı burjuva denilen adamlarda.

Mimarlığın yakın geleceğinde Türkiye’de ve Dünyada nasıl değişiklikler olacaktır?

Dünyada ne olacaksa Türkiye’de de o olacak. Türkiye kendi kendine karar verecek durumda değil. Şu an dünyadaki mimarlık kötü; çünkü teknoloji ve büyük sermaye güdümünde ortaya çıkıyor. İki yanlış var bence: Birincisi, gökdelen yapma hevesi. Ne kadar geri kalmış ülke varsa gökdelen yapma peşinde. Spekülasyona en yatkın şey. İkincisi otomobil. Bu ikisi şehir hayatını yok etmek üzere. Bunlar cahil insanların kafasında garip imgeler yaratıyor. İnsanlar daha insani, daha eşit şeyler yapmaya kalkmadıkça dünya mimarisi daha kötü olacak bence. Orada burada olağanüstü şeyler yapılması önemli değil. Geri kalmış ülkelerde spekülasyon kesinlikle egemen. İyi programlar çıkması için eğilimlerin değişmesi lazım. Arada iyi bir şeyler çıkabilir ama çoğunluk kötü. Bundan sonra iyi şey tesadüf. Beni umutlandıran bir gelişme yok.

http://www.yapi.com.tr/haberler/iki-yanlis-var-bence-birincisi-gokdelen-yapma-hevesi-ikincisi-otomobil-bu-ikisi-sehir-hayatini-yok-etmek-uzere-_61092.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!