Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

İstanbul’da Bir ‘Edebiyat Müzesi’

Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), kuruluşunun üzerinden tam otuz yıl geçtikten sonra Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği’ne kavuştu. Türk edebi

NTV-MSNBC
İstanbul’da Bir ‘Edebiyat Müzesi’

b>Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), kuruluşunun üzerinden tam otuz yıl geçtikten sonra Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği’ne kavuştu.
Türk edebiyatçılarını, sesi, görüntüsü ve eserlerine kadar bütünüyle tanıtacak olan müze ve belgelik, ellerinde edebiyatçılar üzerine belge bulunan kişilerin katkılarıyla da da gelişmeyi bekliyor. Mart ayının ilk haftasından bu yana hizmette olan müze, sendika genel başkanı Cengiz Bektaş’a göre büyük bir açığı kapatacak.
1974 yılında kurulan ‘Yazarlar Sendikası’ kurucuları arasında Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Leyla Erbil, Tomris Uyar, Turgut Uyar, Adalet Ağaoglu ve Ali Özgentürk gibi tanınmış Türk yazarları bulunuyor. Sendika, o tarihten beri yazarların mesleki sorunlarını çözmek, gerek yasal gerese de sanatsal konularda onlara destek sağlamak amacı ile çalışmalarını sürdürüyor.
Dört yıldır sendikanın genel başkanı olan şair Cengiz Bektaş aynı zamanda bir mimar. Yazarlık yaşamı 1950’den buyana devam eden Bektaş’ın şiirleri İngilizce’den Yunanca’ya onun üzerinde dile çevrilmiş.

DAİMİ SERGİ
Müzenin girişinde; edebiyat severleri aydınlık bir koridor karşılıyor. Burada İsa Çelik’in çektiği, evrensel ve yerel yazarların siyah beyaz fotoğraflarından oluşan daimi bir sergi bulunuyor. Bu kesintisiz serginin alt bölümünde ise; yıl içinde yazar, dönem ya da konuları içeren süreli sergiler açılacak.
Müzede şu anda bulunan diğer bir diğer sergi ise; TYS’nin 1999 yılında yaşanan Marmara depreminin ardından Türkiyede kitapları yayımlanan dünya yazarlarına yolladıkları ‘Acımızı Paylaşın’ mesajı doğrultusunda Umberto Eco, Milan Kundera, Sara Mathai Stinus, John Fowles gibi tanınmış yazarlardan gelen obje ve yazılardan oluşuyor. Üstatların dolmakalemlerinden eşarplarına, kitaplarına çeşitli gereçler izlenime açık durumda.

GELİŞTİRİLMEYİ BEKLİYOR
Bektaş, ellerinde müzede sergilenebilecek belge ya da araçlar bulunan bütün üyelerimizi, yazar ailelerini, yazınsever kişi ve kuruluşları, müze ile bağlantı kurmaya çağırdı. Sözlerine, müzelerinin yazın dostlarının katkısı ile daha yetkin bir konuma geleceğini de ekledi. Tarihi Yıldız Sarayı içinde yer alan bu ışıl ışıl kültür yuvasında projesinin fikir babası olan Cengiz Bektaş’a, İstanbul’da artık bir müzesi olan edebiyatı sorduk.
Bu Edebiyat Müzesi ve belgelik nasıl bir kullanıma cevap verecek?
Bilinen bir müze türü değil bizimkisi. Şu sıra başka bir ad bulunamadığından ve kimi yasal ilişkilerin işleyişini sağlamak için müze ve belgelik olarak adlandırdık burayı. Müze çünkü bilinen kavramları açıkta bırakamazdık. Belgelik ise asıl yapmak istediğimizi ortaya koyuyor. Bildiğimiz kadarıyla böyle bir kuruluş başka ülkelerde de henüz yok.
Bugün herkesin elinde Türk yazın dünyası için önemli olan belgeler var. Bunlar herkesce bilinmiyor ancak birebir ilişkiler ile öğreniliyor. Örneğin eşi tarafından Yakup Kadri’nin ‘İzmaritler’i bile saklanmıştır. Hasan Ali’nin yaşamının her dönemine ait çok önemli belgeleri mevcut. Ama bunlar bilinmiyor. Bu belgeleri muhafaza eden sahiplerinin belirli bir kuruma bunları teslim edebilmeleri için güven duymaları gerekli. Bir de sıcaklık ve rutubet gibi korunma koşullarından endişe etmemeliler. Ancak bu koşulları sağlayan bir kurum bulunursa teslim edebilirler değerli belgelerini. Bugüne kadar hiçkimsenin arşiv değeri olan önemli hiçbirşeyi vermemesi bunu kanıtlar. Burası Türk yazını üstüne belge niteliği taşıyan ne varsa toplanacağı bir yer olacak. Örnek vermek gerekirse; bugün Aziz Nesin’in yahut Yaşar Kemal’in bütün romanlarını şöye bir göreyim deseniz, birdenbire bulamazsınız. Ya basımları bitmiştir, ya da bir bölümü vardır bir bölümü yoktur. Kişisel belgelerine de hiçbir şekilde ulaşamazsınız.
Müzenin açılışının yapıldığı gün, asıl amacınızın “insanlara boş bir petek sunmak” olduğunu söylediniz. Kastettiğiniz tam olarak nedir?
Burada yakında Romanya’dan, Yugoslavya’dan ve Rusya’dan Nazım Hikmet’in el yazısı düzeltmeleri ile notlarını görmek mümkün olacak. Yani yurtiçinden ve yurtdışından bugüne değin bilinmeyen pek çok belge gelecek. Baştan beri de amacımız bu zaten. Burada oluşturduğumuz boş petekler zamanla, yapılacak belge bağışlarıyla dolacak. Zaman içinde bu belgeler burada bu iş için özel olarak bulundurduğumuz depodaki dolaplarda birikecek ve başvuranlara sunulacak. Ama biz çeşitli zaman aralıklarında sergiler de düzenleyeceğiz. Örneğin; 1999 Marmara depremi sonrası dünyada Türkçe eserleri yayınlanmış bütün ünlü yazarlara başvurduk ve acımızı paylaşın dedik. Onlar da bize mektuplar yazdılar, şiirler, belgeler ve grafikler yolladılar. Kimisi eşarbını, kimisi şahsi dolmakalemini yolladı. Şu anda bunlar, Ankara, İzmir ve Bodrum gibi birçok yerden sonra burada sergilenmekte. Gelecekte şu olacak; Türk edebiyatının çeşitli dönemlerini tanıtan ve kaynağı kendi belgeliğimiz olan sergiler düzenleyeceğiz aynı koridorda. Bu da günümüzün bilmeyen gençliği için büyük bir katkı olacak.Bu sergiler daha sonra pek çok yeri gezecek ve son olarak burada zaman içinde ekleme ve düzeltmelere açık olacak biçimde saklanacak.
Müze önerisi fikir olarak sizde nasıl oluştu ve bugünkü noktaya nasıl geldiniz?
Hiçbir şekilde Türk edebiyatı ile doğru dürüst bir belgeliğimiz yok. Kitaplıklarımızda böyle kapsamlı bir kaynak yok. Örneğin Beyazıt kitapılığına gitseniz bulabilir misiniz bütün Türk yazarlarını? Çağdaş bir Türk yazarının herhangi bir eserine rastlayabiliyor musunuz? Bu bir gereksinim. Bunu saptıyorsunuz ve bunun için gerekli olan şeyleri yapmaya karar veriyorsunuz. Evet ortada para yok bu açık. Ama iyi bir proje koyuyorsanız ortaya, insanları ikna edip inandırıyorsanız onlar da size yardım ediyorlar ve buradaki bu donanımı yaratabiliyorsunuz. Zaten bu müze ve belgelik, sendikamızdaki arkadaşların yürekten, imece usülü çalışmaları sonucu ortaya çıktı.
Müzeyi şu anki durumuna getirmek ne kadar zaman aldı?
Aşağı yukarı bir yıl önce toplama işine başladık. Ama verilen sözler ile kapasite daha da genişleyecek.
Bu müzenin hizmet düzeni nasıl olcak, örneğin çalışan kişilerin izin yapabildiği hafta sonu ve bayram gibi tatil günlerinde de açık olacak mısınız?
Bu doğrudan doğruya Yıldız Sarayı’na bağlı olacak. Biz Yıldız Sarayı Müzesi kataloğuna girmiş durumdayız. Devlet’in kataloğuna yani. Sarayın kapısından girip edebiyat müzesini ve belgeliğini gezmek istiyorum diyen öğrencisinden, gazetecisine yazarına herkes gelebilecek buraya. Ayrıca bizim, kişinin kendini tamamen yalıtabileceği çalışma kutucuklarımız var. Burada istenilen çalışmalar da yapılabilinecek.

http://www.yapi.com.tr/haberler/istanbulda-bir-edebiyat-muzesi_3813.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!