Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

İşte İstanbul Finans Merkezi

Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınma projesi, Özal Hükümeti’nden bu yana tüm hükümetler döneminde gündemdeydi. Hatta bu amaçla Yavuz Canevi döneminde Squibb ilaç fabrikası arsası (Kanyon Projesi’nin tam karşısındaki 18 dönümlük arazi) 1987’de satın alındı. Projeler bile çizildi. Plana göre İdare Meclisi Ankara’da kalacak tüm operasyonel birimler

Vatan Gazetesi



KP Hükümeti bu planı hayata geçirmek için adım attı, tartışmalar da başladı. Bankanın Ankara’da kalması gerektiğini savunanların yanında İstanbul’a gelse bile Levent’teki kendi arazisine gideceğini iddia edenler var. Oysa Batı Ataşehir’deki finans merkezinin tüm projeleri hazırlandı ve planlar Büyükşehir Belediyesi’nce onaylandı. İşte o çok tartışılan proje ilk kez gün yüzüne çıkıyor.

İstanbul Finans Merkezi’nin Ataşehir’de olacağı ve bu komplekste Merkez Bankası, Ziraat, Halk ve Vakıfbank’ın yer alacağı projesi ile birlikte, 14 Eylül günü kamuoyunda ilk kez tarafımdan gündeme getirilmişti. Aradan 4 ay geçtikten sonra, gündeme getirdiğim Merkez Bankası’nın taşınma projesi, kamuoyuna bizzat Başbakan Erdoğan tarafından da açıklanınca kızılca kıyamet koptu. Merkez Bankası’nın Ankara’dan İstanbul’a taşınacak olması neredeyse rejim sorunu haline getirildi. Atatürk’ün kurduğu ve Cumhuriyet’in kazanımı olarak değerlendirilen Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması kararı toplumun çeşitli kesimlerince sert bir şekilde eleştirildi. Peki bu eleştiriler ne kadar haklı?

Bağımsızlığa müdahale mi?

Merkez Bankası’nın Ankara’dan İstanbul’a taşınması, siyasi otoritenin kararı ile gerçekleşiyorsa, bu bankanın bağımsızlığına müdahale olarak algılanmamalı. Merkez Bankası’nın para politikası ve kararlarına müdahale edilmediği sürece bağımsızlığa müdahaleden bahsetmek kanımca gerçekçi bir yaklaşım değildir. Bankanın merkezinin nerede olacağı, İdare Meclisi’nin kararı ile değil, ancak kanunla belirlenir. Kanunu da siyasi otorite çıkardığına göre, bu konudaki yetki yasama organına aittir.

Merkez Bankası’nın hangi kurumlarla ilişki içinde olduğuna bakmak gerekir. Merkez Bankası’nın vatandaş ile bir ilişkisi yok. Daha ziyade bankalar, Maliye ve Hazine ile ilişkisi var. Merkez Bankası’nın operasyonel ilişkileri bankalar ile olduğu bilinen bir gerçek. Bankaların tamamının genel müdürlüklerinin İstanbul’da olduğu dikkate alındığında Merkez Bankası’nın İstanbul’da olması bence en doğru olanıdır. Maliye ve Hazine ile olan ilişkileri operasyonel bir ilişki olmadığı için, o ilişki telekomünikasyon hizmetlerinden yararlanılarak sağlanabilir.

Özal’ın gündemindeydi

Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması Erdoğan hükümetinden önceki hükümetler döneminde de gündeme gelmişti. İlk kez 80’li yıllarda Özal Hükümeti tarafından İstanbul’un finans merkezi olması ve Merkez Bankası’nın da İstanbul’a taşınması gündeme gelmişti. Yavuz Canevi’nin Merkez Bankası Başkanı olduğu 1987 yılında, İstanbul Levent’te Merkez Bankası için arsa alınmıştı. Bu arsaya yapılacak Merkez Bankası binasında, Unkapanı ve Karaköy şubelerinin birlikte yer alacağı ve ayrıca bankanın Ankara’da bulunan dış münasebetler, muhabir ilişkileri, dealing room ve diğer operasyon birimlerinin buraya taşınması planlanmıştı. Ankara’da sadece idare merkezinin kalması düşünülmüştü. Rüşdü Saracoğlu’nun Başkanlığı döneminde de Ankara merkezindeki operasyonel birimlerin İstanbul’a taşınması girişimlerinin devam ettiğini bugün gibi hatırlıyorum.


Merkez Bankasının İstanbul’a taşınması DYP-SHP döneminde de gündemdeydi. Başkanlık görevini Rüşdü Saracoğlu’ndan devralan Bülent Gültekin de görev yaptığı 6 aylık dönemde İstanbul’a taşınma girişimini sürdürdü. Daha sonra başkanlık görevini devralan Yaman Törüner’in de en azından operasyonel birimlerinin İstanbul’a taşıması isteğini Bankalar Birliği Başkanı olarak yakından takip ettim. Törüner, İstanbul Büyükşehir Belediyesi nezdinde imar değişikliği için girişimlerini sürdürüyordu. Binanın projesi bile hazırlanmıştı. Bankalar Birliği Başkanı olarak, dönemin Başbakanı Tansu Çiller ile Merkez Bankası ve Bankalar Birliği’nin merkezinin Ankara’dan İstanbul’a taşınmasını sektör adına görüştüm. Çiller ilk etapta Bankalar Birliği statüsünü değiştirerek Bankalar Birliği’nin merkezini Ankara’dan İstanbul’a taşınmasına imkan sağladı. Gündeminde Merkez Bankası’nın taşınmasının da var olduğunu biliyordum.

Neden karşı çıkılıyor?

Başbakan Erdoğan, Merkez Bankası’nın Ankara’dan İstanbul’a taşınma kararına tepki verenlerin kuşkuları aynı noktada toplanıyor. İddialar şu ki, Merkez Bankası ve kamu bankaları Ankara’dan İstanbul’a taşınınca yerleşik düzenini bozmak istemeyen bazı bankacılar ayrılmak zorunda kalacak, bunların yerlerine de AK Parti iktidarına yakın kişiler atanacak. Bu iddia ne kadar doğru bilemiyorum. Bence bundan ziyade tek olumsuz yanı Ankara’da düzenini kuran bankacıların durumları.

Ayrıca geçmişte Merkez Bankası’nı İstanbul’a taşımak için proje hazırlayıp uğraş verenlerin bugün bu projeye karşı çıkmalarını da anlamak mümkün değil.

ABD de FED nerede?

ABD Merkez Bankası FED’in merkezi Başkent Washington’da, oysa finans merkezi New York’ta. Ancak FED’in operasyonel birimleri New York’ta. Washington’da sadece yönetim birimleri var. Bizde de bu yöntem benimsenebilir.

Ataşehir’de trafik yoğunluğu yaratır mı

AtaŞehİr’İn finans merkezi olması ve Ankara’daki Merkez Bankası başta olmak üzere tüm finans kurumlarının buraya taşınmasının bölgedeki yoğunluğu artıracağı ve trafiği de içinden çıkılmaz bir hale sokacağı iddia ediliyor. Acaba öyle mi?

Eski imar planına sadık kalınsa ve bu alana toplu konut yapılmış olsaydı, 6 bin konut inşa edilecekti. Çünkü finans merkezi için ayrılan 271 dönümlük arazi hemen hemen tam karşısında bulunan Up-Hill Court, Ağaoğlu ve KentPlus projelerinin yükseldiği alan kadar. Bu üç projede de 9 bin konut var. Finans Merkezi’nin yerine yapılacak 6 bin konutta yaklaşık 24 bin kişi oturacaktı. Oysa finans merkezinde iş günlerinde 6-7 bin kişi çalışacak. Bu nedenle finans merkezi trafik yoğunluğu yaratacak görüşüne katılmak matematiksel olarak mümkün değil.

677 bin metrekare inşaat yapılacak

BaŞbakan Erdoğan, İstanbul Ataşehir’de TOKİ’nin iştiraki olan Emlak Konut’a ait 360 dönümlük araziyi finans merkezi için düşünüyor. Finans merkezi için düşünülen arazide tek engel mevcut imar planına göre buranın 2.07 emsal değerli konut alanı olmasıydı. Yani ticari alan olarak plan değişikliği gerekiyordu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi geçen hafta İstanbul Finans Merkezi için gerekli olan değişikliği yaptı. Emsal değer 2.5 ve konut alanı yerine ticaret alan olarak imar değişikliği yapıldı. Yeni imar planına göre finans merkezi için ticaret alanı olarak 271 dönüm alan hazırlandı. Bu arazide 2.5 emsal değere göre 677 bin metrekare inşaat alanı çıkacak.

TOKİ’nin iştiraki olan Emlak Konut GYO’nun 271 dönümlük bu arazinin bugünkü rayiç değeri 1 milyar dolar dolayında. Böyle bir nakit gelir ile TOKİ konut hamlesini sürdürmeye devam edecek. Diğer yandan Merkez Bankası, Ziraaat, Halk ve Vakıfbank ise bundan sonra İstanbul Ataşehir’deki finans merkezinde çalışmalarına devam edecek. SPK ve BDDK da gelecek. Hükümet de böylelikle bir taşla iki kuş vurmuş olacak.

TOKİ’ye 1 milyar $’lık kaynak

TOKİ’ye ait İstanbul Ataşehir’deki 2.5 emsal değeri olan 271 dönümlük arazinin bugünkü rayiç değeri 1 milyar dolar dolayındadır. Bu nakit girişiyle TOKİ, hem konut hamlesini devam ettirecek, hem de durgunlaşan inşaat sektörünü tekrar hareketlendirecek.

http://www.yapi.com.tr/haberler/iste-istanbul-finans-merkezi_59075.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!