Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

'Limitlerle Daha Yaratıcıyım'

Defne Koz, endüstri tasarımı alanında markalaşmış bir isim. Üç ülkede mekik dokuyarak yaşayan 'urban cool' tasarımcı, işlevsel ürünlere de, iç mekân dizaynlarına da başarıyla imza atıyor.

Radikal Cumartesi /Sabanur KIRAÇ
'Limitlerle Daha Yaratıcıyım'

sadece endüstriyel tasarım alanında kariyer yapmıyor, aynı zamanda bu konuda ülkemizi olabilecek en iyi şekilde temsil ediyor. Defne Koz'un başarısı tesadüfi değil. Sağlam eğitim hayatının üstüne kurulmuş bir kariyer bu. Koz, TED Koleji'nden sonra eğitimine İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde devam etti. Ardından ODTÜ'de Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'nde atölye çalışmalarına katıldı. 1989'da Milano'da Domus Academy Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'ne girdi. Sonra da İtalya'ya yerleşti.
Koz'un hayatı üç farklı ülkede koşuşturarak geçiyor. Bazen gözünü İstanbul'da açıyor, Milano'da kapatıyor. Ertesi gün siz onu İtalya'daki atölyesinde bulmayı planlarken, o size Chicago'daki ofisinden mail atıyor...
Defne Koz, yurtdışında bile Türk ve endüstri tasarımcısı denince, akla gelen ilk isimlerden biri. İmzasını mobilya, ev aksesuvarları, aydınlatma sistemleri, masa üstü ürünleri, ev ve ofis iç mekân tasarımlarında görebilirsiniz. Pirelli, Alessi, Cappellini, Guzzini, Sharp, Nissan, Casio, Nurus, Derin, Eczacıbaşı ve Vitra gibi markalar onu tercih ediyor.
İtalyanca eğitim aldınız ve ardından da oraya yerleştiniz. Sizi küçük yaştan beri bu kültüre çeken nedir?

Kesinlikle İtalya'nın Rönesans geçirmiş olması. Malum, yabana atılır bir dönem değil o... Dolayısıyla da bu kültür ve onun bugüne uzanan soylarıyla aynı havayı solumak, yaratıcılıkla uğraşacak biri için muhakkak yaşanması gerekli bir deneyim olsa gerek diye düşündüm. Bunu fark edince de hayatımın önemli bir bölümünü geçirdiğim Milano'nun yolunu tuttum.

İtalya gibi endüstri tasarımında gelişmiş bir ülkede, tasarımcı bir Türk nasıl tepki görür?
Tepki görmesi için bir sebep olduğunu sanmıyorum. Aksine İtalya gibi yaratıcı bir ülkede, bir Türk ancak ilgi görebilir. Biliyorsunuz, farklı kültürler, farklı kimlikler daha caziptir her zaman.

Türkiye'nin en çok neyini özlüyorsunuz?

Sokak kültürünü...

Peki Türklerin en çok hangi yönünü seviyorsunuz?

Kıvrak zekâsını ve sağduyu sahibi oluşunu.

Buralara ne sıklıkla geliyorsunuz?

Çalışmalarımın ve zamanımın çoğunu Milano ve Chicago'daki ofislerimde ve İstanbul'dan yürütüyorum. Türkiye'ye gelişlerim iş yoğunluğuma göre değişiyor. Mesela en son İzmir'de Ege Sanayiciler Odası Birliği'nde MOSDER için, daha sonra ise İstanbul'da Mimar Sinan Üniversitesi'nde Yunus Aran Birlikteliği için düzenlenen Kültürlerarası Tasarım konferansları nedeniyle İstanbul'daydım.

Tasarım ürünleri herkesi çekiyor ama ulaşması herkes için pek kolay olmuyor. Uygun fiyatlara tasarım ürünlerine sahip olmanın bir yolu yok mudur?

Tasarımı tabiri caizse 'halka indirmek' vizyonu açık olan, ileriyi gören, seri üretim yapan girişimcilerin elinde... Tasarımcı ürünü pahalı hale getirmiyor, ürünlere bir değer kazandırıyor.

Tasarımcılık insanın istese de aldıramayacağı veya ekletemeyeceği bir tür gen olabilir mi?
Belki... Düşünüyorum da iki tür gen mi beni etkiledi acaba? Aileden gelen genlerimle ben ve İtalya'da 'genetik olarak kodifiye edilmiş' ben...
Mekân veya bina tasarlayana mimar, ürün tasarlayana endüstriyel tasarımcı, kıyafet tasarlayana modacı diyoruz. Ama 'İşin özünde üçü de aynı şeyi yapıyor' düz mantığından yola çıkarak, sizde de moda tasarımcısı olmak için yetenek olduğunu söyleyebilir miyiz?
İtalyan rasyonalizminde önemli rol oynayan, Rogers tarafından yaratılan ve bugün İtalyan tasarımının temelini oluşturan 'Form the Spoon to the Town' sloganı bizler için de geçerli... Tipik bir Milanolu mimarın bir gökdelene yaklaşımıyla, aynı gün içinde tasarlayacağı bir kaşığa, bir sandalyeye yaklaşımı da aynıdır bence... Rogers bunu 1952'de söylemiş, bence bu bugün de geçerli bir yaklaşım...

Esinlenme ve taklit arasındaki ince çizgi sizce nerede çekiliyor?

Özü iyi uygulanılırsa esinlenme, iyi uygulanmazsa taklit olur.

Tasarladığınız ürünlerin beğenilme sınırı var mı? Ürünlerinizin 'modası' geçebilir mi?

Bence modayı yaratma isteği ve becerisi her tasarımcının içinde olmalıdır! Öncü olmak bizim görevimiz. Ürünlerim kimi zaman tipolojileriyle yeni ve ileriye dönük, kimi zamansa yeni olmayan tipolojilerin çağdaş materyaller ve üretim teknolojileriyle günümüze uygulanmış halleridir. Ancak benim ürünlerim aynı zamanda görsel açıdan 'şekilsel' olmadıkları için de zamana dayanıklıdır.

İşlevselliği işin içine katmasanız daha yaratıcı olabileceğinize inanıyor musunuz?

Hayır. Ben limitlendiğim zamanlarda daha yaratıcıyım. Ayrıca işlevsel olmayan tasarım ne işe yarayabilir, bilemiyorum...

İç mimar olan ebeveyninizin yanında üç sene çalışmış biri olarak, dekorasyona yönelmeyi hiç düşünmediniz mi?

Aslında iç mekân tasarımı yaptım ve yapmaya da devam ediyorum. Aprido ve DP mağazalarında (Aldo Cibic'le birlikte), İstanbul ve Ankara'daki bazı özel konutlarda ve Eczacıbaşı CEO ofisinde tasarımlarımı görebilirsiniz.

Peki kendi evinizi nasıl döşediniz?

Şık bir 'show room' haline dönüştürmeden!

Gelelim 'malum' soruya: Sizce tasarım sanat mıdır?

Bence değildir. Tasarım günlük hayatla ilişkili bir şeydir. İnsanların yaşadığı ambiyansı oluşturur. Yaşadığınız ev, yemek yediğiniz masa, çorba içtiğiniz kâse, çalıştığınız mekân, yazdığınız kalem, hatta kullandığınız teknolojidir tasarım.

Tasarımlarınıza gizli mesajlar eklediğiniz oluyor mu?
Elbette oluyor. Çünkü yarattığınız ürünle o mekânı oluşturuyorsunuz; dolayısıyla projelerle birlikte komünikasyonu sağlıyorsunuz. Örneğin tasarladığınız 'alçak' bir divanla aslında kullanıcıya 'daha az resmi bir mekân' teklif etmiş oluyorsunuz.

Freelance çalışmanızın altında bir özgürlük merakı olabilir mi?

Kendim için çalışmayı başkası için çalışmaktan daha çok seviyorum. Bunun adı özgürlük mü, bilmiyorum. Aslında biraz göreceli bir yorum bu. Çünkü aslında kendiniz için çalıştığınızda çok daha az özgürsünüz. Halbuki diğerinde saatinizi doldurur, işinizi tamamlar, selamınızı verip hoplaya oynaya evinize gidersiniz. Kendi işinizle uğraşırkense hiçbir yere gidemiyorsunuz!

Nisan sonunda 'Çeşitlemeler'isimli bir sergi açmıştınız, neler anlattınız bize?

MPD için tasarladığım bir koleksiyondu o. 14 farklı üründen oluşuyordu. Daha çok alışılagelmiş temaları farklı yorumlarla işledim. Uzun, daha uzun, kısa, daha kısa, renkli, renksiz gibi çeşitlemeler vardı. Ev mobilyalarının güncel olması gerekliliğinin yanı sıra ürünlerin çizgileriyle zamana karşı yarışması gerektiğini vurgulamaya çalıştım. Farklılığın ürünlerin detaylarında ve malzemesinde de yinelendiğini gösterdim. Bu seride kişilikli ve kullanıcının ruhuyla bütünleşebilecek mobilyalar vardı.

Devamı gelecek mi?

Üstünde çalışmaya devam ediyorum. Sene sonuna kadar daha da genişleyecek diyebilirim.

Projelerinizde imzanızdan başka ortak olan noktalar var mı?
Evet var. Tüm projelerimdeki ortak nokta aslında kendi özgün tasarım dilim ve malzemelerin algılama özellikleri üzerinde yürüttüğüm araştırmalar.

Markalar ona, o ödüle doymuyor

Defne Koz; Foscarini, Leucos, FontanaArte, Sharp, Alessi, Mobileffe, Liv'it, Pirelli, Slide, Egizia, Rapsel-Nito, Gabbianelli, Cappellini, Guzzini, Steel, RSVP, WMF, Vitra, Authentics, Nissan, Casio, Alparda, MPD, Gaia&Gino, Nurus ve Derin gibi firmalar için 160'tan fazla ürün tasarladı. Vitra için tasarladığı ürünler RedDot Design Award 2006 ödülünü aldı. 'Dress' ve 'Circus' isimli lamba tasarımları ise Foscarini'nin on seneyi aşkın süredir en çok satılan ürünleri arasında. 'Relax' isimli lambası i-D Magazine Design Annual 'Best in Category' ödülüne layık görüldü ve ürünleri ADI indeksine seçildi. Gaia &Gino'ya tasarladığı 'Liquids' isimli bardaklarıysa Chicago Athenaeum Museum of Architecture and Design Good Design Award'la ödüllendirildi. İç mekân projeleri ve tasarımları da yapan Koz'un bu tür çalışmaları arasında Eczacıbaşı Üst Yönetim Merkezi tasarımı ve halihazırda yürüttüğü Mies Van Der Rohe imzalı binada bir daire renovasyonu bulunuyor.

http://www.yapi.com.tr/haberler/limitlerle-daha-yaraticiyim_54643.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!