Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU

Mimarlar Odası Sinan Günü Ağırnas Bildirisi

Ölümünün 417.yılında Mimar Sinan’ı anma etkinliğimiz, ülkenin tüm bölgelerinden Mimarlar Odası Şubeleri’nin de katılımıyla, 9 Nisan 2005 Cumartesi günü Koca Usta’nın doğum yeri olan Kayseri’nin Ağırnas Beldesinde ve Ağırnas Belediyesi Başkanı Mehmet Osmanbaşoğlu’nun evsahipliğinde gerçekleşmiştir.

yapi.com.tr

Etkinlikler




BAŞLANGIÇ TARİHİ: 12 Nisan 2005 10:30
BİTİŞ TARİHİ: 12 Nisan 2005 10:30
+ Ajandama Ekle

b>Ölümünün 417.yılında Mimar Sinan’ı anma etkinliğimiz, ülkenin tüm bölgelerinden Mimarlar Odası Şubeleri’nin de katılımıyla, 9 Nisan 2005 Cumartesi günü Koca Usta’nın doğum yeri olan Kayseri’nin Ağırnas Beldesinde ve Ağırnas Belediyesi Başkanı Mehmet Osmanbaşoğlu’nun evsahipliğinde gerçekleşmiştir.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mehmet Özhaseki, Kayseri Valisi Nihat Canpolat ve ÇEKÜL Başkanı Prof.Dr. Metin Sözen’in de destek ve katılımlarıyla gerçekleşen etkinlik kapsamında, gerek konuşmalarda dile getirilen, gerekse Mimar Sinan’ın 19 yaşına kadar yetiştiği “yeraltındaki” yapılı çevreyi yaratan “mekan kültürü”ne ve “mimari yaratıcılığa” ilişkin gözlemlere dayalı olarak, Türkiye’deki mimarlığa ve kentsel sorumluluklara yönelik yapılan başlıca değerlendirmeler özetle şöyledir:

MİMARLIK KENTLE ve ÇEVREYLE BİR BÜTÜNDÜR

Günümüz Türkiye’sinde, mimarlığın kente karşı yükümlülüklerini gözardı eden, bu “sanat”ın öncelikle kentsel-kırsal ve doğal çevreyle olan “karşılıklı ve belirleyici ilişkiler”ini yadsıyan bir imar ve kent planlaması anlayışı giderek yaygınlaşmakta; kültür ve kimlik değerlerinden yoksun bir kentsel gelişmeyi şehircilikte egemen kılan bu durum eğitimden mesleki yeterlilik ve yetkilere kadar kurumsallaştırılarak “kalıcı” kılınmak istenmektedir.

Ağırnas Buluşmasındaki konuşmalarda öncelikle bu soruna değinilmiş ve Sinan’ın mimarlık yaşamı ile tüm eserlerindeki ortak özelliğin “kentle bütünleşen bir yapılı çevre kültürünü içerdiği” vurgulanmıştır.

Aslında, binyılların mimarlık ve kent tarihinde de geçerli olan ve Sinan’la en görkemli örnekleri yaratılan bu evrensel kuralın dünyadaki en köklü birikimlerini taşıyan Türkiye’de, başka hiçbir ülkede rastlanmayan böylesi bir “mimarsızlaşma”nın bir an önce durdurulması, katılımcıların ivedi talebidir.

MİMARLIK İÇ MEKANLARLA BİR BÜTÜNDÜR

Yine günümüz Türkiye’sinde, mimarlığın “iç” ve “dış” mimarlık şeklinde bölünerek, mimarinin özünde “mekan yaratma kültürü” ile bütünleşen bir “çevreye katılım sanatı” olduğu gerçeğini de göz ardı eden eğitim ve mesleki yükümlülük düzeni geliştirilmektedir.

Ağırnas Buluşması katılımcıları, yapı sanatında ve mimarlık geleneklerinde, “iç mekan tasarımı”yla “bina kurgusu ve kimliği” arasındaki ayrılmaz ve doğrudan bağların günümüz ve yarınlar için bu sanatın temelini oluşturduğunu bir kez daha anımsatmakta, özelikle eğitim alanından başlanarak bu gerçeği göz ardı eden “kültür yoksunu dar uzmanlaşmaların” sorgulanmasını gündeme getirmektedirler.

MİMARLIK “PEYZAJ”I DA İÇERİR ve BÜTÜNLEŞİR

Benzer şekildeki bir başka sakıncalı uzmanlaşma dayatması da “peyzaj” alanında yaşanmakta; “mimari çevre”nin aynı zamanda peyzajla da bütünleşen ve bulunduğu yerin peyzajına kimlikli katkılarda bulunan “çok yönlü mekansal tasarım kültürü” ile oluşması gerektiği göz ardı edilmektedir.

Ağırnas Buluşması katılımcıları, bu konudaki sapmaları önlemek ve mimarlıkla peyzaj tasarımı arasına mesleki duvar örmekte olan eğitim ve uzmanlaşma sürecini yeniden gözden geçirmek için özellikle kent ve yapı kültürü ile birlikte ‘Sinan mimarlığı’nın en uyarıcı dersleri içerdiğine dikkat çekmektedirler.

MİMARLIK YAPI ÜRETİMİNDE DE DEVAM EDER…

Katılımcıların, Sinan’dan ve Sinan’ın Ağırnas’ta yaşadığı mekanlardaki mimarlık kültüründen hareketle altını çizdikleri bir başka “uygarlık kuralı” da yapı üretiminde, tasarımı izleyen uygulama aşamasında mimarlığın sanatsal ve mesleki sorumluluklarının sürdüğü gerçeğidir.

Bu evrensel kuralın, özellikle “deprem gerekçeli yapı denetim yasaları”nda göz ardı edilmesinin; binaların mimarisi ile taşıyıcı kurguları arasındaki kültürel ve bütüncül ilişkinin yadsınmasının, bunun sonucunda da mimarı “kendi eserinin gerçekleşme sürecini denetlemekten uzaklaştıran” bir anlayışın yaygınlaşmasının Türkiye için ciddi bir talihsizlik olduğunu anımsatan katılımcılar, sorunun çözümü için sadece imardan değil, kültürden ve kentten sorumlu tüm kurumları, bu çağdışılığı durdurmak için harekete geçmeye çağırmaktadırlar.

MİMAR SİNAN’DAN MİMARLIK EĞİTİMİNE DERSLER

Yaşamı boyunca sadece büyük eserlere imza atmakla yetinmeyen, aynı zamanda bu eserlerin yaratılış sürecindeki mimarlık, kent ve yapı kültürünün de önde gelen simgesi olan Mimar Sinan’dan, özellikle “çağdaş mimarlık eğitimi”ne yönelik çıkarsamalar ise Ağırnas Buluşmasında özetle şöyle dile getirilmiştir:

· Sürekli Mesleki Eğitim: Sinan, uzun ve üretken mimarlık yaşamındaki tüm uygulamalarını daima “yeni gelişmeleri izleyerek ve uygulayarak” gerçekleştirmiştir. Bu eşsiz deneyim, günümüz mimarlarının da okul sonrasında ve yaşam içinde “sürekli mesleki gelişim”lerini sağlayacak bir “meslek içi eğitim”in önem ve gerekliliğine esin kaynağı olmalıdır. Aynı nedenlerle Mimarlar Odası’nca başlatılan çalışmaların, eğitim kurumlarınca desteklenerek yasal güvencelere bağlanması, Türkiye’nin mimarlık öncelikleri arasında yer almalıdır.

· Meslek Etiği ve Kuralları: Sinan’ı ve eserlerini yaratan önemli etmenlerden birinin de aynı zamanda “mimar başı” olarak da savunduğu, üstlendiği ve sürdürdüğü “meslek ahlakı” ve “mimarlık kuralları”na yönelik ödünsüz tutumu olduğu bilinmektedir. Bu tarihsel ve evrensel değerler, günümüzde -sadece- imar rantını gözeten yapılaşma ortamında çok daha önem kazandığından, mimarlık eğitiminde Sinan’dan ve meslek tarihinden alınacak dersler arasında aynı değerlerin yeniden anımsatılması özel bir önem kazanmaktadır.

· Geleneklerin “Geliştirilerek” Değerlendirilmesi: Günümüzde eğitim ve uygulama sürecinde, geleneksel mimarlık ile çağdaş tasarım arasına duvar örülmekte, ikisini birlikte gözetecek bir mimarlık ve yapı sanatı artık akla bile gelmemekte, hatta kimi çevrelerce “gericilik” bile sayılabilmektedir. Oysa Sinan, ulusca onur duyduğumuz tüm eserlerinin tasarım ve uygulamasında, kendinden önceki binlerce yıllık mimarlık ve yapı tekniği birikimlerini değerlendirmiş ve onları çağının olanakları ile kendi beceri ve deneyimlerine de dayanarak geliştirmiştir. Aslında, binyılların tüm uygarlık tarihinde geçerli olan bu sürekliliğin ülkemizde kesintiye uğraması, özellikle 1950’lerden sonraki “tarihsel dokuların apartmanlaştırılması” sürecini teknik olarak besleyen “betonarme-karkas” sistemle birlikte gelenekselin giderek tümüyle unutulması, Türkiye’nin mimarlık, imar ve kentleşme gündemindeki temel sorunlar arasındadır.

· “Tip”leşen mimarlık: Sinan’ın 380’i aşkın eserindeki en önemli genel ve ortak özelliklerden biri de hiçbir yapısının bir diğeriyle “aynı” olmamasıdır. Sadece camilerin, külliyelerin değil, köprülerin bile her birinin farklı mimari ve yapısal özelliklerde tasarlanarak uygulanmış olmaları, mimari tasarımın “bulunulan yere, dokuya, çevreye, iklime, yöne, kullanıma ve işlevselliğe” olan bağımlılığın kanıtlarıdır.

http://www.yapi.com.tr/etkinlikler/mimarlar-odasi-sinan-gunu-agirnas-bildirisi_25391.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!