Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Olaylar-Yorumlar... Yapı'nın Yeni Boyutu

Doğan HASOL
Olaylar-Yorumlar... Yapı'nın Yeni Boyutu

br/> YAPI’nın Yeni Boyutu
YAPI’nın elinizdeki sayısı boyut olarak önceki 253 sayıdan farklı. Değişen, anlayış ya da içerik değil, yalnızca derginin boyu. Yaklaşık 30 yıldan beri süregelen, hattâ neredeyse derginin görsel kimliğini, hattâ ayrıcalığını oluşturan bir boyutun değiştirilmesi kararını vermek kolay olmadı! Ne var ki, koşullar kimi zaman değişimi zorunlu kılıyor.

İki sayı önce de yazdığım gibi, özellikle son birkaç yılda, derginin boyutları içeriğine dar gelmeye başladı. Bütün dünyada yapılar giderek büyürken, basılan projeler daha geniş yüzeyler gerektirmeye başladı. Gelişen dergi dağıtım sistemi içinde YAPI, kitapçı ve bayi raflarında boyundan dolayı, hakettiği şekilde görülemedi. Ayrıca teknik olanakların sağladığı kalite avantajlarından da daha geniş ölçüde yararlanmalıydık. Değişim gerekçesini şöyle de özetleyebiliriz belki: içerik ve sunuş gereklilikleri boyutu zorladı; YAPI, kabına sığmadı.

Alışkanlıklardan vazgeçmek kolay olmuyor. Kimi okuyucularımızın “niçin değiştirdiniz?” yollu sitemlerini duyar gibiyim. Hedef, daha iyiyi yaratmak olunca kimi alışkanlıklardan vazgeçmek kaçınılmaz oluyor. Kırk yılı aşkın yayıncılık yaşamımda en çok zorlandığım kararın, YAPI’nın boyutunun değiştirilmesi olduğunu söylemek isterim. Bunun bir abartma olduğunu lütfen düşünmeyin. Ben de okurların pek çoğu gibi, “kare”nin tutkunlarından biri olmuştum.

Şimdi YAPI’nın bütün emek verenleri, sizlere, giderek çok daha kapsamlı çok daha nitelikli bir dergi sunmanın heyecan dolu çabası içindeler. Değerli görüş, öneri ve katkılarınızla YAPI’nın giderek daha da gelişeceğini hep birlikte göreceğiz.

Kamu İhale Yasasını Erteleme Çabaları
AKP Hükümeti işe ertelemelerle başladı. Vergi Sistemindeki Mali Milât uygulaması ertelendi. Adi suçlarda Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasından vazgeçildi. Şimdi de 1 Ocak 2003’te işlerlik kazanması beklenen Kamu İhale Yasası erteleniyor. Kamu İhale Yasası 4 Ocak 2002 günü TBMM’de kabul edilmişti. Uyum hazırlıkları için bir yıllık süre gerekli görülmüştü. Yasa, 1 Ocak 2003’te yürürlüğe girecekti.

Yeni ihale düzeni yasası, IMF ve AB istediği için çıkarılan, hani, “onlar istediği için değil, kendimiz için çıkarmalıyız” dediğimiz iyileştirme yasaları arasında. 1983’ten beri kamu ihalelerini yönlendiren ve siyaset + çıkar baskılarıyla sistemin yozlaşmasına yol açan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun değiştirilmesi öteden beri gündemdeydi. Eski sistemde herkes zan altındaydı: işveren idare, müteahhit, hattâ bakanlar... Kaç bakanın başı derde girmişti ihaleler nedeniyle...

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı yetkilileri, Dünya Bankası ve AB uzmanlarıyla birlikte çalışarak, kendi deyişleriyle, “AB normlarına uygun bir yasa” olarak hazırlamışlardı. Şimdi ertelenmek istenen, bu yasadır.

Süre tamamlanmak üzere... Yasanın öngördüğü Kamu İhale Kurumu kuruldu; yasanın yürütülebilmesi için hazırlıklarını yaptı. Buna karşın, Bayındırlık Bakanlığı ve Hükümet, hazırlıkların tamamlanmadığını ileri sürerek uygulamayı ertelemek istiyor. Özerk Kamu İhale Kurumu’nun Başkanı Şener Akkaynak ise “biz hazırız” diyor. “Mevzuat bakımından da, eğitim bakımından da... Mevzuat bugün yarın Resmi Gazete’de yayımlanır. 1 Ocak’tan itibaren ihalelere başlayabiliriz.” Kurum, Yasayla ilgili olabilecek yaklaşık 70 kamu kurum ve kuruluşunun görevlilerini yeni sistem için eğitmiş, yalnızca Bayındırlık Bakanlığı eğitime yaklaşmamış.

Başta Türkiye Müteahhitler Birliği olmak üzere bütün ciddi müteahhitler de yeni uygulamanın başlatılmasından yana ısrarla tavır koyarken, direncin, yasa tasarısını hazırlamış olan Bayındırlık Bakanlığı’ndan gelmesi tuhaf değil mi? İleri sürüldüğüne göre, direncin kökeninde AKP örgütünün ve AKP’li belediyelerin beklentilerine yanıt vermek isteği yatıyor... Ayrıca, Bayındırlık Bakanlığı’nın yıllardan beri elinde tuttuğu ve biraz da dilediğince kullandığı inşaat ihalesi yetkilerini özerk bir kuruma kaptırmaktan duyduğu rahatsızlık söz konusu...

Eski sistemi YAPI’nın 243. sayısında şöyle anlatmıştık: “Saydamlıktan uzak kötü bir ihale sistemi... Babalarca ya da politik çıkarlar ve özel uzlaşmalara dayalı kayırmacılıkla sürdürülen işverme düzeni, ödeneksizlik, yapım sırasındaki anlaşmazlıklar, yıllarca sürüp giden ve bir türlü bitmek bilmeyen inşaatlar... Büyük maliyetlere karşın büyük bir kalite eksikliği... Bütün bu olumsuzluklar sonucunda ortaya çıkan, “Devlet kaliteli yapı yaptıramaz” anlayışının yaygınlık kazanması. Küçümsenen devlet kimin devleti? Biz kimiz? Zaten kıt olan kaynaklarımızı en kötü şekilde kullanıp tüketerek sonuçta kaybeden hepimiz oluyoruz. Günümüzde istenen, saydamlık, düzgün uygulama ve kalite’dir.”

Yeni yasa için aynı yazıdaki görüşlerimiz şöyle: “Yeni yasa mükemmel mi? Belki değil, ama eskisine göre birtakım iyileştirmeler getirdiği açık. Birçok eleştiriye karşılık, yeni yasa kaçakları kapamayı, ihale sistemini politik etkilerden arındırmayı, en ucuz yerine en avantajlı öneriyi değerlendirmeyi, saydamlığı, kaliteyi amaçlıyor. Arsası olmayan, kamulaştırılması yapılmamış, imar işlemleri tamamlanmamış-genelde-uygulama projesi hazırlanmamış yapım işleri için ihale açılamayacağı esasını getiriyor. Eski karne sisteminin yerini deneyim ve liyakat alıyor. Çok önemli bir başka yönü de, ‘ödeneği olmayan hiçbir iş için ihaleye çıkılmamasını’ öngörmesi. Bu ilke, özellikle yıllara sari inşaat işlerinin yarım kalması riskini ortadan kaldıracaktır.”
Özetlersek, yeni yasa saydamlık getiriyor, kayırmalara açık değil, düzgün bir rekabet ortamı yaratıyor, karne rezaletine son veriyor; ödeneksiz, arsasız, projesiz ihale açılmasını önlüyor. Yasanın işlerlik kazanmasına çok kısa bir süre kala bütün kurumlar yeni düzene hazır, yalnızca Bayındırlık Bakanlığı hazır değil. Bayındırlık Bakanlığı’nın direnci, AKP tabanının beklentileri ve Bakanlığın yetkilerini yitirmesinin yanısıra, kimi söylentilere göre, biraz da müteahhitlik karnesinin hükmünü yitirmesine bağlanıyor. Bayındırlık Bakanlığı ve öteki yatırımcı kamu kuruluşlarının üst düzey görevlileri, açtıkları, yürütülmesini ve denetlenmesini sağladıkları ihaleler nedeniyle müteahhitlik karnesi almaya hak kazanıyorlardı. Bu karneler o görevlilerin emeklilik ikramiyesi gibiydi. Karneler, müteahhitlere bir bedel karşılığında devredilerek, o müteahhitlerin yeterli olmadıkları işleri almalarına olanak veriyordu. Sonsuz, sınırsız müteahhitlik karnesi teknik bürokrasinin bir ayrıcalığıydı. Yeni yasa bu çarpıklığa son verdiği için o sistemden yarar görenlerin işine gelmediği söyleniyor.

Durumun özeti bu... “Yolsuzlukları önleyeceğiz; şeffaflık (saydamlık), açıklık getireceğiz” diyerek iktidara gelen AKP, şimdi saydamlık getirecek, yolsuzluk deliklerini tıkayacak yeni ihale sisteminin uygulanmasını erteliyor.
Ertelemenin bir yıllık olacağı söyleniyor. Bir yıllık erteleme iktidara ve yandaşlarına ne kazandırır? Şunu söyleyebiliriz: Kargaşa sürüp gider ve etkileri bir yıldan çok daha uzun zamana yayılır. Bir yıl içinde beş yıllık bir döneme el koyacak kadar çok ihale çıkarılabilir. Kayırmaya dayalı bir sistemle yine; imar durumu olmayan, ödeneksiz, arsasız, projesiz ihalelerle ülkenin beş yıllık bir döneminin yatırımlarına daha ipotek konulabilir.
Türkiye eski ihale sistemi içinde, politik ve başka çıkarların baskısıyla bir yatırımlar çöplüğüne dönüştürülmüştür. Eski sistemin sürdürülmesi çöplüğü genişletecektir. Geçmiş yılların birikimiyle bugün 166 katrilyon TL (110 milyon dolar) tutarlı yaklaşık 5000 proje (başlamış inşaat) yürürlüktedir. Bu inşaatlara yaklaşık 60 katrilyon TL harcanmıştır; bitirilmeleri için yaklaşık 105 katrilyon TL gibi çok büyük bir kaynağa gereksinme vardır. “Bitmek bilmeyen yapılar, ülkemiz yönetimlerinin politik ağırlıklı uygulamalarından kaynaklanan büyük bir ayıbıdır. Yatırım kararlarında öncelikler çoğu kez iktidarı ele alan politikacıların kişisel ya da partisel çıkarları doğrultusunda olmuş, yatırımlar çoğunlukla, güçlü iktidar sahiplerinin seçim bölgelerine yönlendirilmiştir” (2).

Başlamış yatırımları bir yana bırakıp yangından mal kaçırırcasına yeni yatırımlara yönelmek, belki bilmediğimiz bazı hesapların gereği olabilir, ama aklın gereği olamaz. İktidarın vaatleri arasındaki 15 bin km “duble yol” (3) ve kim için, nerede, nasıl, hangi kaynakla yapılacağı bilinmeyen konut yatırımları hangi ivedi gereksinmenin karşılığı olabilir?

Yeni yıla üç aylık bir geçici bütçeyle giriliyor. Geçici bütçe yeni ihalelere olanak vermediğine göre bu üç aylık dönem de, herhangi bir ertelemeye gerek kalmaksızın hazırlık süresine eklenebilir. Öncelikle yapılması gereken, başlamış yatırımların arasından gerekli, yararlı, verimli olanlarını seçerek onları bir an önce bitirip hizmete sokmak olmalı.

Hükümet’in ertelemeyle sergilediği tutum, AB’nin, “yasalar çıkarmakla iş bitmiyor; uygulamaları görmemiz gerekir” şeklindeki görüşüne haklılık kazandırmıyor mu?


Not: Dergi baskıya verilirken, Hükümet’in, tepkiler karşısında erteleme işinden vazgeçtiği, ancak yasanın kimi maddelerini değiştirerek eski düzeni özellikle duble yollarda (!) ve emanet sisteminde sürdürmeye hazırlandığı haberleri geliyor. Haydi hayırlısı!

1. Hasol, D.; “Kamu İhale Yasası ve Ölü Yatırımlar”, YAPI 243, Şubat 2002, s.37.
2. a.g.y.
3. “Duble Yol”un hangi anlama geldiğini biri çıkıp anlatsa sevineceğim. Bir gidiş, bir dönüş şeritli yol mu? İki gidiş, iki dönüşlü olan mı? Altlı üstlü mü?



ARCHIPRIX
Archiprix, mimarlık okulları bitirme projeleri arasında her yıl düzenlenen bir yarışma. Yarışmayı ilkin Hollandalılar ulusal düzeyde başlatmışlar; daha sonra Avrupa’daki ülkelerin kendi içlerinde bu uygulamayı başlatmasıyla etkinliğin uluslararası boyutta yaygınlaşmasını düşünmüşler.
Yarışmanın Türkiye’de de örgütlenmesi önerisini, Hollanda’daki grupla mesleki temasları olan İTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Hülya Yürekli ve Prof. Dr. Ferhan Yürekli Yapı-Endüstri Merkezi’ne getirdiler. Konu ilginçti. YEM’in yanısıra, Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı’nın da projeye katılmasını önerdik. Öneri kabul gördü. Archiprix-Türkiye için böylece oluşan dörtlü grup kolları sıvadı ve Türkiye’deki mimarlık okullarının diploma öğrencileri arasındaki ilk yarışma 1996 yılında düzenlendi.
1996’daki ilk yarışmaya 6 okuldan 15 proje katılmıştı. Etkinlik giderek gelişti. İzleyen yıllarda okul ve proje sayıları arttı. 2002’de yedincisi düzenlenen yarışmaya Türkiye ve KKTC’den katılan okul sayısı 16’ya, proje sayısı 71’e ulaştı. 7 yıllık dönemde yarışmaya katılan projelerin toplam sayısı ise 322.
Yarışmaya katılan projeler her yıl birkaç üniversitede sergileniyor. Sonuçlar ve katılan projeler yine her yıl YAPI dergisinde yayımlanıyor. Ayrıca, projeleri derleyen bir kitapçık, ödül törenine yetiştiriliyor.

İki yıl önce, “iyi yapılan her iş destek bulur” düşüncesini doğrulayan yüreklendirici bir öneriyle karşılaştık. Beyaz çimento üreticisi Çimsa firmasının yetkilileri YAPI’nın yayınından izledikleri Archiprix-Türkiye’ye, kuruluşlarının ana sponsor olmasını öneriyorlardı. Son iki dönemin Archiprix etkinliğinde Çimsa’nın da önemli, geliştirici katkıları oldu. Sonuçları belgeleyen yayınımız bu sayede, broşür ya da kitapçık olmaktan çıkarak mimarlık çevrelerince aranan bir kitap haline geldi.

Archiprix-Türkiye 2002 ödül töreni, 12 Aralık akşamı Mimar Sinan Üniversitesi’nde yapıldı, sergisi de yine Mimar Sinan Sergi Holü’nde açıldı. Şimdi serginin başka üniversitelerde de açılması söz konusu. Bu yılki törenin bir özelliği de birinciliği kazanan proje sahibinin okuluna bir andaç verilmesiydi. 2002’nin andacı ODTÜ Mimarlık Fakültesi’ne verildi. Yarışma her ne kadar okullararası bir yarışma niteliği taşımasa, bunu amaçlamasa da bir başarıyı simgeleyen andacın bir eğitim kurumunda bulunmasının teşvik edici gücünü gözardı etmemek gerekiyor.

Uluslararası Archiprix
Archiprix-Hollanda’nın ülkelere yönelik ulusal düzeydeki önerisi, Türkiye dışında başka bir ülkede yanıt bulamadı. Hollanda ve Türkiye dışındaki Avrupa ülkeleri amaçlanan örgütlenmeye gidemeyince Archiprix-Hollanda grubu 2001’de yarışmayı uluslararası boyuta taşıdı ve uluslararası ilk yarışma 2001 içinde sonuçlandırıldı.

Bu kez, 2003’te “Archiprix International’in ikincisinin düzenlenmesi söz konusu… Bunun Türkiye’de, Archiprix-Türkiye Grubu’nun katkılarıyla gerçekleştirilmesi önerimiz kabul gördü. Önümüzdeki günlerde başlatılacak olan yarışma Haziran 2003 ortasında sonuçlanacak. Dünyanın bütün ülkelerindeki yaklaşık 1200 mimarlık okulundan, dönemin en başarılı gördükleri bitirme projelerini göndermeleri istenecek. Uluslararası jüri İstanbul’da toplanacak, jüri değerlendirmesine sunulmak üzere Türkiye’den bir komitenin seçeceği ilk 50 projenin müellifleri İstanbul’a gelecekler, çalıştay (workshop)lar, inceleme gezileri düzenlenecek, yarışmaya katılan projeler sergilenecek, sanal ve gerçek ortada yayına dönüştürülecek. Bu arada, jüri çalışmasına katılacak uluslararası üne sahip bir mimarın konferans vermesi sağlanacak. Sonuç olarak, yarışmada ödül kazanan genç mimarlar kendilerini uluslararası tasarım dünyasında tanıtmanın ilk adımını atmış olacaklar.

Archiprix-Türkiye Grubu, sekizinci ulusal etkinliğin yanısıra şimdi uluslararası etkinliğe de hazırlanıyor. Mimarlık gönüllülerinin de, 19 Haziran İstanbul’da gerçekleşecek olan mimarlık buluşmasına kendilerini hazırlamalarını ve bu çerçevede olabilecek önerilerini bekliyoruz.


Yapı, 254.

http://www.yapi.com.tr/haberler/olaylar-yorumlar-yapinin-yeni-boyutu_61049.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!