Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

"Proje ve Uygulama Aşamasında Çok Acele Ediliyor"

Uzun yıllar anıtsal eserlerin korunma çalışmaları ile sınırlı bir çerçevede sürdürülen restorasyon çalışmaları, kaplumbağa hızıyla da olsa sivil mimari dokuları da kapsamaya başladı. yapi.com.tr'nin restorasyon uygulamaları ile ilgili sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, "Genel olarak bir işçilik, malzeme ve yönetim sorunu var" dedi.

Prof. Dr. Zeynep AHUNBAY
"Proje ve Uygulama Aşamasında Çok Acele Ediliyor"

b>UNESCO'nun 'dünya mirası kentler' listesinden çıkarılma riskiyle karşı karşıya olan İstanbul, öte taraftan 'Avrupa Kültür Başkenti' olmak için yoğun çaba harcıyor. Uzun yıllar anıtsal eserlerin korunma çalışmaları ile sınırlı bir çerçevede sürdürülen restorasyon çalışmaları, kaplumbağa hızıyla da olsa sivil mimari dokuları da kapsamaya başladı. www.yapi.com.tr'nin restorasyon uygulamaları ile ilgili sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, "Genel olarak bir işçilik, malzeme ve yönetim sorunu var" dedi.

Prof. Dr. Metin Ahunbay ile birlikte Zeyrek Camii restorasyonunu da üstlenen ve yaptığı uygulamalar, koruma projeleri ve yayınlarla ülkemizde restorasyon alanında saygın isimlerden birisi olan İTÜ Mimarlık Fakültesi Restorasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahunbay, diğer bir önemli noktanın da ön araştırma yapanların birikimi olduğuna değinerek, birçok geleneğin unutulduğu için yapıların kendisinde araştırma yapılması gerektiğini, olmayan elemanlara başka benzer örneklerden bakılması gerektiğini dile getirdi.

Bize kısaca restorasyon uygulamalarında karşılaşılan genel sorunlardan bahsedebilir misiniz? Yeterince titiz çalışıldığını söyleyebilir miyiz?
Gerekli titizliği göstermek her zaman mümkün olmuyor. Proje ve uygulama aşamasında çok acele ediliyor. Gerekli araştırmaları yapmak ve düşünmek için zaman bırakılmıyor. Zaman bırakılmayınca, istenilen kalite de elde edilemiyor. Bence en büyük sorun bu. Bunun dışında projeyi ve ön araştırmayı yapan insanların birikimi önemli. Ahşap geleneği unutulduğu için, birçok ahşap binada araştırma yapıp anlamanız, yok olan elamanların benzerlerine başka evlerden bakmanız gerekiyor. İstediğiniz ahşap boyutlarını bulamıyorsunuz. O bir sıkıntı yaratıyor. İşçilik kalitesi, her zaman istenildiği gibi olmuyor. Bu saydıklarımız ahşap mimari ile ilgili sorunlar.

Diğer taş ya da tuğla olan bölümler için, anıtsal mimari için düşündüğümüz zaman, bir malzeme, işçilik ve yönetim sorunu var. Yani proje yapanların, o projeyi uygulayan işçilerin ve ustaların kalitesi, kullanılan malzeme... Yapının dönemine uygun boyutta, dokuda malzeme aradığınız zaman kilitleniyorsunuz. İş verenin, sizin bu titizliğinizi kabul etmesi, sabır göstermesi gerekiyor. Piyasaya çıktığınız zaman, hemen Osmanlı tuğlası bulamıyorsunuz. Yaptırdığınız zaman ise, hemen istediğiniz sonucu alamayabiliyorsunuz. İstediğiniz renk ve dokuda taş bulamayabiliyorsunuz. Aynı sorunlar, harç malzemeleri için de geçerli.

Bunun dışında, işin başındaki kişilerin ustalarla diyaloğu önemli. Biz yıllarca alanda çalışarak, ustabaşlarına müteahhide 'İş bu' deyip çekilmeden tek tek yaptıkları işe bakarak belirli bir kaliteyi yakalamaya çabaladık. Taş işçisi, ahşap ustası ya da duvar örgüsü yapacak kişilerin sağlıklı iş yapabilmesi için, geleneksel yöntemleri, örgüyü bilmesi gerekiyor. Devamlı bakmanız gerekiyor, ya bir yerinden şişiriliyor ya da atlanıyor. Örneğin derinlemesine bir bağlantı olması gerekiyorken, yüzeyde kaplama gibi bir taş koyuluyor.

Usta bulmanız zor ve kimse de size usta yetiştirmeniz için zaman vermiyor. Hiç kimse size, yetiştir ve sonra çalıştır demiyor. Siz de, iş sırasında yetiştirmeye çalışıyorsunuz. Ancak, her zaman da aynı ustalarla devam etme şansınız olmuyor. Dolayısıyla, yeni bir müteahhitle çalışmaya başladığınız zaman onun ekibin yetiştirmek zorunda kalıyorsunuz.

Bunlar işi zorlaştıran unsurlar. "İyi bir derz ustasıyım" diyerek karşınıza gelen kişiyi, buna yüzde 100 ikna olarak çalıştıramıyorsunuz. Yaptığı işi sürekli izlemeniz gerekiyor. O, derzleme yapmayı biliyor, ama o işte birkaç türlü derzleme var. Onları öğrenmesi ve uygulayacak duruma gelmesi için yardıma ihtiyacı var.

Kültür turizminden pay almak isteyen yerel yönetimler, bölgelerindeki tarihi dokudan bu anlamda yararlanmak istiyorlar. Yaptıkları, son zamanların moda deyimi olan 'dönüşüm' projeleri ile tarihi dokuları tekrar yaşama döndürdüklerini iddia ediyorlar. Sizce yerel yönetimler bu anlamda yeterince donanımlılar mı?
Gördüğüm kadarıyla bu konuda donanımlı bir yerel yönetim yok. Çok az sayıda mimarları var ve bu mimarların çok azı koruma eğitimi almış. Orada kontrolü yapacak, her şeyin üstesinden gelecek beceride insanların yeterli sayıda olmadığını görüyorum. İstanbul'da böyle, Anadolu'da da bundan farklı olması beklenemez.

Belediyelere, yeterli donanımları olmayan kuruluşlara bu anlamda çok para verilmesi, kaynak yaratılması, korumadan çok zarar verici oluyor. Çünkü aceleyle çok şey ziyan edilip, zedelenebiliyor. Örneğin bugün, Sivas'tan bir öğrencim Buruciye Medresesi'nde yapılan onarımı getirdi. Felaket bir şey. Biliyorsunuz, Özel İdare'ye paralar veriliyor, Özel İdare de Valilikler aracılığı ile güya koruma yapıyorlar ama.... Hem ustası yok, hem mimarı yok, dolayısıyla çirkin çirkin şeyler ortaya çıkıyor.

Aslında vurgulamak gereken bir başka nokta var. O da aşırı yenilemeye gidilmesi. Yapıya baktığınız zaman birçok elemanının iyi durumda olduğunu görüyorsunuz. Ama bunu bilmeden işe giren insanlar, daha fazla şeyi atıp yenileme, hatta tümünü yıkıp yenisini yapma gibi uygulamalara gidiyorlar. Bu da, tabi ki özgün malzemenin kaybı olduğu için, bizim arzu etmediğimiz bir yaklaşım. Mümkün olduğunca esas parçaları korumak, ancak taşıyıcı özelliği kalmamış veya kendi işlevini göremeyen, çürümüş parçaları değiştirmek gerek. Çatıyı değiştirmek için, tavan kirişlerini de değiştirmeniz gerekmiyor. Daha az müdahale ile bir koruma çalışması yapılabilir.

Korumanın temel felsefesini öğretmek için de bir eğitim gerek ayrıca. Belediyecilere olsun, vilayetlerde korumadan sorumlu kişilere olsun, bu yaklaşımı aşılamak gerekiyor.

Yerel yönetimler politik davranıyor. İstiyorlar ki, örneğin Zeyrek'te bir iyileştirme olsun. Ama onun yöntemini meslek adamları, uzmanlar koyarlar. Belediye demez ki, yıkın bunları ve yeniden yapın. Sonuç olarak, onu son ürün ilgilendirir. Yani, orada başarı elde etmesi, insanlara gösterebileceği bir projeyi sonuçlandırmış olması. Titiz çalışmak zaman isteyeceği için, belki onun politikalarına uymaz. Bir yıl içinde yıkıp oraya yeni binalara yapsanız, herkes "Ne kadar başarılı, bir yıl içerisinde burayı yepyeni, çok güzel yaptı" diye düşünecektir.

Benim yıllardır edindiğim deneyim sonrası söylediğim şey, politikacıların kültür varlıklarından ellerini çekmeleri. Onların, kendi dönemleri ya da politik kariyerleri ile kültür varlıklarını bağlamamaları.

Belki bir ev için sorun olmayabilir bu, evin problemleri daha kolay aşılabilir. Ama özellikle büyük anıtsal yapıların daha ciddi sorunları olabiliyor. Yüzeyden bakarak hemen çözüm üretmeniz mümkün değil. Her şey yazılı, önceden belgeli değil. Bir şey yapmadan önce, çok iyi araştırıp, yapıyı da inceleyerek bir birikim oluşturmanız gerek.

Restorasyon çalışmaları için yeterince donanımlı ara eleman olmadığından bahsettiniz. Bu anlamda, ara elaman yetiştirmek için çeşitli kurs girişimleri oluyor. Sizce bu bir çözüm olabilir mi?
Kursların yararlı olduğunu kimse inkar edemez. O insanlarla birlikte çalışıp performanslarını görmek, onu geliştirmek gerekiyor. Bunun için de bu insanları sürekli istihdam edecek programlar yapmak gerekiyor. İlk defa taş işlemeye başladıysa örneğin, birkaç ayda sadece kabaca taşı yontmayı öğretebilirsiniz. Avrupa'da özellikle bu işler için açılmış okullar var. Dolayısıyla bu insanları istihdam edecek projelere ve onların çalışmalarını izleyecek insanlara gerek var diye düşünüyorum. O kurslarda bulunmadım, nasıl bir iş çıkardıklarını bilmiyorum ama gerekli olduklarını düşünüyorum.

Bu anlamda sizce nasıl bir yöntem izlenmeli?
Eğitim sürecinden amaçlanın ne olduğu önemli. Bir işi doğru incelemek, seçenekleri koymak, doğru bir müdahale ile insanları eğitmek. Zeyrek bir dünya mirası ve burada özgünlük çok önemli. Müdahale edilen yapı özgünlüğünü yitirmiş ise, o zaman bu egzersiz doğru bir egzersiz olmuyor. Bunu hakikaten özgün parçalarını koruyan, dolayısıyla titiz bir yaklaşımı benimsetecek bir eğitim şeklinde vermek daha doğru olur. Çürümüş, pencereleri değişmiş, içinde koruyacak hiçbir şey kalmamış bir yapıyı bir egzersiz olarak vermek bir hata olabilir.

http://www.yapi.com.tr/haberler/proje-ve-uygulama-asamasinda-cok-acele-ediliyor_61102.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın
Haftanın ürünü Newlux PC Modüler Paneller

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!