Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

'Siyasi Rant'a Kurban Giden Adlar

Mekâna ait özgünlüğün çeşitli kültürel kodlarla harmanlanarak, kolektif hafızada bir anlam bağı kuracak şekilde tasarlanması, çoğunlukla zamanı aşan çağrışımsal bir dünya inşa eder.

Radikal Gazetesi
'Siyasi Rant'a Kurban Giden Adlar

b>Adlandırma, gündelik yaşam ile kültürel geçmiş arasında kamusal mekânsallığı ve dolayısıyla ortak paylaşımı ilgilendiren önemli bir araçtır. Mekâna ait özgünlüğün çeşitli kültürel kodlarla harmanlanarak, kolektif hafızada bir anlam bağı kuracak şekilde tasarlanması, çoğunlukla zamanı aşan çağrışımsal bir dünya inşa eder.

Geleneksel toplumlarda, yer adlarının devamlılığı, mevcudiyetin ve emniyetin bir garantisi olarak algılanmıştır. Zorla isim değiştirmenin, mekânın ruhunu ve atalarını incittiği fikri yaygın bir inançtır. Modernite, yer adları konusunda en az geleneksel toplumlar kadar 'hassastır'. Ancak bu 'hassasiyet', var olanı muhafaza etmek ve geçmişi korumak şeklinde değil; modern ihtiyaçlara cevap verecek ölçüde modern mitlerin ve yeni çağrışımsallıkların icat edilmesi ile dışa vurulur.

Ulus-devletin tarih sahnesine çıkması ile birlikte adlandırma işlemine 'milli' bir hüviyet atfedilir. Ulus-devletin sınırları dahilinde 'makbul olan' her şey gibi köylerden sokak isimlerine kadar her adın 'milli hüviyeti' yansıtması istenir. Farklı kültürleri anımsatan, daha önce o topraklarda ikamet eden halkların mirasını onaylayan adlandırmalar, derhal silinir.

İsim değiştirmenin bir siyasi projenin parçası kılınması ile birlikte, özellikle totaliter rejimlerin mekân ile ideoloji arasında sıkı bir ilişki kurduğuna ve meydanlara, sokaklara resmi ideolojinin psikolojik zeminini tesis eden adları verdiğine tanık olunur. Zamanla ad koyma bağlamında bir hegemonya mücadelesi ve rekabet, siyasi partilerin popülist uygulamalarına kadar iner ve yaygınlaşır.

Türkiye özelinde de yer adları üzerinden yapılan tartışmalar, aynı zamanda bir siyasi sığlığın ve sosyokültürel bir asimilasyon teşebbüsünün göstergesidir. Türkiye'de ulus-devletin oluşumu sırasında dilin millileştirilmesi ve arılaştırılması, 'milli kimliğin' inşasında birinci dereceden önemlidir.

Balkan Savaşları akabinde resmi ideoloji haline gelen milliyetçilik, cumhuriyetin ilanından sonra ekonomiden kültüre tüm alanların transformasyonunda inşa edici ve 'çerçeve çizicidir'. Kültürel Türkleştirme politikalarını takiben kişi ve yer adları Türkçeleştirilmiştir. Özellikle iskân siyaseti ve 'yabancı lehçeli' köylerin isimlerinin değiştirilmesi, daha sonraki yıllara miras kalacak bir dayanak noktası oluşturmuştur.

Gayrimüslimlerin yaşadığı mekânların isimlerinin genellikle soy Türklüğünü vurgulayan, etnisist hatta militarist içerikli adlarla ikamesi, özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde kâğıt üzerinde yapılan ad değişiklikleri, bu bağlamda süreklilik arz eden uygulamalar haline gelmiştir. İsim değiştirmenin politik bir enstrüman haline gelip sıradanlaşması ile birlikte, ülke içindeki çeşitli siyasal gruplar iktidara gelir gelmez hızla yer adları ile oynamaya başlamıştır.

78 yılda 6 binden fazla sokağın ismi değiştirilmiş olması, kültürel birikimi hiçe sayan ve yalnızca kendince 'birilerine mesaj verme' kaygısı güden bir siyasetin hâkim form olduğunu tesciller.

Son yıllarda İstanbul'da, Kadıköy Caferağa Mahallesi'ndeki 'Mühürdarbaşı Çıkmazı Sokağı'nın adı 'Fazıl Hüsnü Dağlarca', İstasyon Caddesi üzerinde bulunun 'Yol Sokak' adı, 'Erenler Sokağı', Sarıyer Kireçburnu Şirket Caddesi'nin ismi 'Prof. Dr. Aykut Barka' olarak değiştirildi.

Bugün Pier Loti Tepesi'nin isminin değiştirilmek istendiği sadece Eyüp'te 2003 yılında 15 sokak adı değiştirildi. Sözü edilen sokaklardan Alacaçeşme Çıkmazı Sokak 'Kızılcık Sokak', Aşçıbaşı Çıkmazı Sokak 'Orkide Sokak', Ödlek Çıkmazı Sokak 'Kahraman Sokak' oldu. Maltepe Feyzullah Mahallesi'ndeki Nuray Sokağı'nın adı 'Dede Efendi' olarak değiştirildi.

Ankara'da Melih Gökçek'in tasarrufuyla 'Abdullah Cevdet' sokağının 'Yusuf Halaçoğlu' olması ise bir diğer manidar gelişmeydi.
Örnekleri çoğaltmak ve listeyi uzatmak mümkün. Kimi zaman ideolojik çekişmeler, kimi zaman da gündelik kaygılar uğruna mekânların benlikleri zedeleniyor. Mekânın fiziki özellikleri kadar isminin de kendine özgü bir değeri ve kültürel özelliği vardır. Sözü edilen bu özellik, ne merkezi tasarrufla ne de belediye meclisi kararı ile yok edilebilecek bir nitelikte değildir. Çünkü kamusal hafızaya ve kültürel mirasa dahildir ve bu nedenle resmi kayıtların ötesinde bir yaşamsallığa sahiptir.

Bir sokağın, semtin ya da köyün adı, onun Türklüğe, Müslümanlığı uyup uymaması ile ölçülemez. Toplumsal yaşamı ve kültürel zenginliklerimizi koruyabilmek mahallemizin, sokağımızın ismini siyasi ranta kurban ettirmemekle başlar.

G. Gürkan Öztan / İstanbul Üniversitesi SBF siyaset bilimi anabilim dalı öğretim üyesi

http://www.yapi.com.tr/haberler/siyasi-ranta-kurban-giden-adlar_51937.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!