Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Söndürün Işıkları, Göçmen Kuşlar Rahatsız Oluyor

Aşırı ışıklandırma özellikle büyük şehirlerde ve sanayi bölgelerinde kendini gösteriyor. Atmosferin altında bulunan hava tabakalarına yoğun bir ışık salınımı doğal hayatı tehlikeye sokuyor. Bundan dolayı ışık kirliliği artık bir “çevre sorunu” olarak kabul ediliyor.

Zaman PAZAR
Söndürün Işıkları, Göçmen Kuşlar Rahatsız Oluyor

odern zamanların baş ağrıtan kirliliklerine bir yenisi daha eklendi: ‘Işık kirliliği’. Işığın da kiri olur muymuş hiç? demeyin, oluyor. Bu problemden rahatsız olan birçok insan olsa da, ışık kirliliğinden en çok astronomlar şikâyetçi.

Özellikle büyük şehirleri çepeçevre saran ışıklandırma modası, uzay araştırmacılarının işini zorlaştırıyor. Doğal gece karanlığının suni ışık kaynakları ile aşırı ve zararlı emisyonlar yoluyla ortadan kalktığını söyleyen araştırmacılar, aşırı ışıklandırmanın sadece gökyüzünü incelemeyi güçleştirmediğini; bitkileri, hayvanları, hatta insan sağlığını olumsuz etkilediğini belirtiyor.

İsviçre’de yapılan bir araştırma, eskiden 6 mag aydınlık sınırındaki yıldızlar çıplak gözle görülebilirken, şimdilerde 4 mag sınırındaki yıldızların ancak görülebildiğini ortaya koydu. Bu durum Samanyolu, Macellan bulutu, Andromeda galaksisi ve büyük oryon sisinden neden artık sadece şarkı ve masallarda söz edildiğini anlamaya yetiyor. Doğal karanlığın hakim olduğu bölgelerde üç bin kadar yıldız görebilen insanlar, iki yüz ila beş yüz arasında yıldız seyredebilen şehir insanıyla karşılaştırıldığında çok daha şanslı görünüyor.

Aşırı ışıklandırma özellikle büyük şehirlerde ve sanayi bölgelerinde kendini gösteriyor. Atmosferin altında bulunan hava tabakalarına yoğun bir ışık salınımı doğal hayatı tehlikeye sokuyor. Bundan dolayı ışık kirliliği artık bir “çevre sorunu” olarak kabul ediliyor. Sokak lambaları, ışıklandırmalı reklam panoları, diskotekler, fenerler bu sorunu besleyen en önemli faktörler. Bu ışık kaynakları en çok da gökyüzüne ışık saçtığında problem oluşturuyor. Bilinçsizce yerleştirilmiş, yeri aydınlatacağına göğü aydınlatan bu lambalar, enerji israfına sebep olduğu gibi, çoğu zaman amacının tam aksine hizmet ediyor. Örneğin bu şekilde kurulmuş sokak ışıklandırma sistemi, ışığın insan gözüne aşırı derecede hücum etmesi sebebiyle sorun haline gelebiliyor. Havada çok miktarda toz bulunması durumunda ışık kırılarak yeryüzüne istenmeyen bir şekilde yansıyabiliyor.

Işık geceyi tehdit ediyor!
Bununla birlikte endüstrileşme devrini yaşamakta olan dünyada ışık, her geçen yıl biraz daha yoğunlaşarak geceyi tehdit ediyor. Avrupa’da nüfusun yarısından fazlası aşırı ışık eşliğinde geceliyor. Almanya’da ışık kirlenmesinde her yıl yüzde altı oranında artış görülürken, bu oran İtalya’da yüzde on. Japonya gibi diğer ülkelerde yüzde 12’lik ışık kirlenmesine rastlanıyor. Bu oran, ABD’nin bazı eyaletlerinde yüzde 30’a kadar ulaşabiliyor.

Aşırı ışıklandırma yoluyla gecenin tahrip edilmesi orta ve uzun vadede de birçok sorunu beraberinde getiriyor. Suni ışık dolayısıyla bitkilerin büyüme ritmi allak bullak olurken, böcekler ve göçmen kuşların yön bulma duyuları zayıflıyor. Almanya’da sadece bir sokak lambasına 150 böceğin hücum ettiği, ülkede 6,8 milyon sokak lambası bulunduğu ve bunun da bir milyardan fazla böceğe tekabül ettiği dikkate alındığında gündüz gezen böceklerin de aşırı ışıklandırmadan dolayı ne yapacaklarını şaşırdığı anlaşılıyor.

Aşırı ışıklandırmanın insan sağlığı üzerindeki etkisi henüz tam olarak araştırılmamış olsa da, gece-gündüz çevriminin ve kadınların periyodik durumunun algılanmasına bağlı hormon salınımında bozukluklara yol açtığı biliniyor. Işıklandırma ile gündüzün bir nevi daha uzun yaşanıyor olmasının özellikle kız çocuklarında ergenlik çağını erken başlatıp başlatmadığı yönündeki araştırmalar ise devam ediyor.

Işıklandırma insan hayatını sosyokültürel anlamda da değiştirmeye devam ediyor. Ampulün bulunmasından önce tam bir gece-gündüz algısına sahip olan insanlar, akşam olduğunda dört-beş saatlik aralıklarla uyuyarak geceyi geçiriyordu. Işığın insan hayatına iyice girmesiyle sekiz saatlik aralıksız uyku alışkanlığı edinen insanoğlunu artan ışık daha az uyumaya zorluyor.

Işıklandırma son olarak yıldızları, gezegenleri, uyduları ile birlikte koca bir uzayı da uzağa taşıyor. Bu ise güneşin doğuşunu, batışını, ayın türlü hallerini, Samanyolu’nu görmemiş bir neslin şimdiden var olduğunu ispata yetiyor. Bu durum uzay araştırmacılarının hiç de hoşuna gitmiyor. Zira gerçek karanlığa sahip doğal bir gecenin olmayışı uzay araştırmalarını da tehlikeye sokuyor.

Köklü bir çözüme ancak siyasetçilerin el atması ile ulaşılacak ışık kirliliği sorununda, bu zamana kadar ilk adımı atmış ülkenin Slovenya olduğu biliniyor. Viyana Üniversitesi Astronomi Enstitüsü’nden verilen bilgiye göre ışık kirliliğine kanun yoluyla savaş açan Slovenya, çeşitli önlemler alarak ışıklandırmayı olması gereken seviyeye çekecek. Viyana Astronomi Enstitüsü’ne göre Slovenya’nın bu adımı bütün Avrupa’da önlemlerin tam alınması için bir kilometre taşı oluşturuyor. Aksi takdirde suni bir yıldız haline gelen dünyadan ileriki yıllarda yıldızları seyretmek imkansız hale gelecek.

ETİKETLER: yeşil
http://www.yapi.com.tr/haberler/sondurun-isiklari-gocmen-kuslar-rahatsiz-oluyor_56360.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!