Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Tarihi Evlerin Onursal Başkanı

Yurtta ve dünyada 100'e yakın sergi açarak, geleneksel evlerimizin önemsenmesine eşsiz katkılar yapan Perihan Balcı, 1976'da kurduğu Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği'nin artık "Onursal Başkan"ı.

Cumhuriyet Gazetesi/Oktay EKİNCİ



ıl 1965... Televizyon yok; tek kanal radyo yetmiyor; sanat etkinlikleri sadece basından duyurulabiliyor... İstanbul'daki bir "fotoğraf sergisi"ne ise ne gazetelerden ilgi var; ne dergilerden... Sergiyi açan Perihan Balcı'nın ısrarlarıyla galeriye gelen birkaç gazeteci, beton "apartmanlar" için durmadan yıkılan eski evlerin "zarafet ve insancıllıkları" karşısında şaşkındır. Yitirilenlerin sıradan binalar değil, "kültür zenginliği"miz olduğunu anımsatan sergiye sayfalar ayrılır.

İşte o günlerden bu yana yurtta ve dünyada 100'e yakın sergi açarak, geleneksel evlerimizin önemsenmesine eşsiz katkılar yapan Perihan Balcı, 1976'da kurduğu Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği'nin artık "Onursal Başkan"ı. Görevi devralan Prof. Dr. Cengiz Eruzun, derneğin bu yıl 25.'sini düzenlediği Tarihi Türk Evleri Haftası'nın açılışında Balcı'ya "şükran plaketi"ni sundu. "Bu ödülleri hep siz başkalarına; şimdi de biz size takdim ediyoruz..." dediğinde, Balcı'nın yanıtı 30 yılın en kısa tanımlanmasıydı: "Bu, benim hayatımın plaketi..."

'Europa Nostra' üyesi
Derneğin doğuşu, Avrupa Konseyi'nin 25. yılı nedeniyle 1975'te ilan edilen "Avrupa Mimari Miras Yılı"na rastlıyor. Balcı'nın o yıl Güzel Sanatlar Akademisi'nde düzenlediği sergi, tarihi evlerin de anıtsal yapılar gibi kültür mirasımız olduğunu savunanları harekete geçiriyor.

Ardından Paris sergisinde ise gündem artık "örgütlenme"dir. Sivil mimari zenginliğimizi "fark eden"ler arasında "Europa Nostra" da (Avrupa Doğa ve Kültür Varlıklarını Koruma Birliği Uluslararası Federasyonu) vardır. Çalışmalarına Anadolu'yu da katmak için "kurumsal" üyelik gerektiğinden, Balcı'dan "dernek kurmasını" isterler.

Nitekim 1976'da çalışmalarına başlayan Tarihi Evleri Koruma Derneği, 1978'in Eylül ayında Europa Nostra üyeliğine kabul edilir; aralık ayında da Bakanlar Kurulu'nun "kamu yararına dernek" kararıyla "Türkiye" adını kullanma hakkını alır. Perihan Balcı, buna rağmen hemen hiçbir Kültür Bakanı'ndan "hak ettikleri" devlet yakınlığını bulamadıklarını belirtirken, derneğin Anadolu etkinliklerinde tarihi evlere "yerel sahiplenme"nin örneğini gösteren belediye başkanlarına ve valilere teşekkür ediyor.

Ahırkapı'daki, yine dernek tarafından 1980'lerin sonlarında restore edilmeye başlanan Hammamizade İsmail Dede Efendi Evi'nin yapımında, dönemin Eminönü Belediye Başkanı Tahir Aktaş'ın "engelleme"lerini ise "unutulmaz vefasızlıklar"ın ilk sırasında anlatıyor.

Sinasos'ta buluştular...
İşte böylesi bir emektarlıkla, çeyrek yüzyıldır her bahar farklı bir Anadolu kentinde gerçekleştirilen Tarihi Türk Evleri Haftaları'nın bu yılki ev sahibi Ürgüp'e bağlı Mustafapaşa. Ya da "eski" ama "eskimeyen" adıyla "Sinasos". Kapadokya'nın özgün yerleşme dokusunu yaşatmaya çalışan Mustafapaşa, özellikle sit alanlarına ait koruma planlamasındaki başarısıyla, 2005 yılında Tarihi Kentler Birliği'nin de ödülünü almıştı.

5-8 Mayıs 2007 günlerindeki "Sinasos buluşması"ndan önce 3 Mayıs'ta İstanbul'da yapılan toplantıda, ödüllü planın müellifi mimar Baran İdil dedi ki: "Tarihi kent dokusunun ve yerel mimarlık sanatının korunması, yasal görevden önce toplumsal bir kültür olmalı. Oysa ülkemizde kültür ve sanat, yaşamın bir parçası değil; boş zamanlarda akla gelebilecek keyif verici uğraşlar arasında sayılıyor..."

Nitekim geleneksel evlerin yine "ev" olarak yaşatılmaları yerine, ille de "turistik" amaçlarla kullanılmaları da "konut"un artık hep "apartman dairesi"yle özdeşleşmesine katkıda bulunuyor. Her yerde "2+1", "3+1" lere bağımlı kılınan bir toplum, yılların "veranda"larını, "sofa"larını, "eyvan"larını çoktan unutarak, kimlikli yaşamak yerine "tekdüzeliğin yeknesaklığı"na tutsak oluyor.

Buna karşın, Baran İdil'in "mimari duyarlılıklar"la tasarlanmış koruma planlaması ise eski evlerde "çağdaş sivil yaşam"ı özendirmenin yanı sıra yeni gelişme alanlarında da "kişiliksiz siteler" ve "devasa bloklar" yerine, "sokaklarıyla birlikte tasarlanacak evler" öngörüyor.

Mahalle kampüsü
Benzer anlayışın Alev Alatlı'nın öncü çabalarıyla kurulan Kapadokya Meslek Yüksekokulu için de gözetilmesi heyecan verici.

Kurucuları arasında İlber Ortaylı'nın da bulunduğu okul, kent dışında "kışla" şeklinde değil, asıl amaç olan "halk üniversitesi" ilkesine de uygun olarak, geleneksel mekânlarda "mahalle kampusu" şeklinde gerçekleşiyor. Bu amaçla Mustafapaşa'daki "Mehmed Şakir Paşa Medresesi", Sinasos Oteli olarak bilinen konak ve "Cansever Konağı", Ürgüp'deki "Güzelgöz Evi" ile Avanos'taki "Nuri Bey Konağı" okulun kullanımına verilmiş.

Bu mekânlarda "kentle bütünleşen" bir eğitim yaratılacağını belirten okul temsilcisi mimar Fatih Kesgün, tarihi yapılarda çağdaş fikirlerle yetişecek gençlerimizle yarına daha güvenle bakacağımızı müjdeliyor. O gün, Kapadokya'daki Hıristiyan sanatını Doç. Dr. Sacit Pekak, 1980'lerde başlanan bölge planlaması serüvenini Prof. Dr. Yüksel Dinçer, yöresel konutları da Yrd. Doç. Dr. Gülsün Tanyeli anlattı.

Bütün bunları da mutlu bir "önder" olarak dinleyen Perihan Balcı'ya daha nice üretken ve sağlıklı yıllar diliyoruz.

http://www.yapi.com.tr/haberler/tarihi-evlerin-onursal-baskani_53961.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!