Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
BÖLÜM SPONSORU

ArcheThink, Mimarlarla Marka Arasında Doğal, Samimi ve Sürdürülebilir Bir İlişki Kurmayı Hedefliyor

Mimarlık ve tasarım iletişimi stratejileri üzerine çalışmalar yapan ArcheThink, markaların mimarlarla kurduğu iletişimin daha net, daha düşünülmüş biçimde ele alınabileceğini gösteren bir yapı. ArcheThink Kurucusu Selin Uysal, “ArcheThink’in odağı; mimarlarla marka arasında doğal, samimi ve sürdürülebilir bir ilişki kurmak” diyor…

yapi.com.tr
ArcheThink, Mimarlarla Marka Arasında Doğal, Samimi ve Sürdürülebilir Bir İlişki Kurmayı Hedefliyor

2018 yılında kurulan ArcheThink mimarlık ve tasarım iletişimi stratejileri üzerine çalışan bir danışmanlık firması. Firma, yapı ve tasarım alanındaki markalar için iletişim stratejileri oluşturuyor, içerikler üretiyor, etkinlik ve konuşma formatları tasarlıyor. Ayrıca, mimarlara ulaşmak isteyen firmalar için geliştirdiği “Mimarlarla Profesyonel İletişim” isimli bir eğitim programı da bulunan ArcheThink’i ve yaptığı çalışmaları firmanın kurucusu Selin Uysal ile konuştuk…

ArcheThink fikri nasıl ortaya çıktı?

İş hayatımın ilk yıllarında satış ve özel müşteri yönetimiyle çalıştım; insan davranışını, karar süreçlerini ve markayla temasın nasıl şekillendiğini bu dönemde öğrendim. Eczacıbaşı Yapı Ürünleri’nde devam eden kariyerimde, mimarlık ve tasarım dünyasını tanıma fırsatım oldu. Burada sektörde ilk kez kurulan müşteri ilişkileri departmanının oluşumuna öncülük ederek, mimar ve iç mimarlarla farklı bir iletişimin mümkün olduğunu gösteren projeler üretmeye başladım. Bu deneyimler, markaların yaratıcı profesyonellerle nasıl ilişki kurduğunu ve o ilişkinin nerede gerçek bir değere dönüştüğünü anlamamı sağladı. Bugün yaptığım işin temelinde de tam olarak bu yaklaşım var.

ArcheThink nasıl kuruldu ve hangi hizmetleri sunuyorsunuz?

ArcheThink’i 2018 yılında kurdum. Markaların mimarlarla kurduğu iletişimde daha net, daha düşünülmüş biçimde ele alınabileceğini gösteren bir yapı olarak konumladım. Amacım, kurulan ilişkilerin yüzeyde kalmadan, markanın kültürüyle uyumlu bir şekilde gelişmesini sağlamak oldu.

Bugün yapı ve tasarım alanındaki markalar için iletişim stratejileri oluşturuyor, içerikler üretiyor, etkinlik ve konuşma formatları tasarlıyoruz. Her markanın kendi kültürüne göre şekillenen, şablona dayanmayan bir çalışma biçimimiz var. Ayrıca, mimarlara ulaşmak isteyen firmaların ekipleri için geliştirdiğimiz, farklı ve alternatif içerikler sunan bir Mimarlarla Profesyonel İletişim isimli bir eğitim programımız bulunuyor. Eğitimler hem teorik hem de uygulamalı atölyelerden oluşuyor ve eğitimi alan ekipler, mimari ofislerle kurulan ilişkiyi daha doğru bir zemine oturarak iletişimi geliştiriyor.

Bu yaklaşımı güçlendirmek için markaların mimarlarla kurduğu etkileşimi sayısal olarak değerlendiren ArcScore – Mimarlık İletişimi ve Etki Raporu’nu geliştirdik. ArcScore, markaların mimarlara dokunan tüm iletişim adımlarını ölçüyor, güçlü ve zayıf alanları görünür kılıyor ve markalara net, uygulanabilir yol haritası sunuyor. Böylece hem strateji hem eğitim hem de analiz birbirini tamamlayan bir bütün oluşturuyor.

Kısacası ArcheThink’in odağı; mimarlarla marka arasında doğal, samimi ve sürdürülebilir bir ilişki kurmak. Tüm projelerimizi bu yaklaşım üzerinden kurguluyoruz.

“Bir Tasarım Problemi” platformu nasıl ortaya çıktı?

“Bir Tasarım Problemi”, mimar ve tasarımcılarla geçirdiğim zamanlarda fark ettiğim bir ihtiyaçtan doğdu. Yıllardır farklı ölçeklerde üretim yapan yaratıcılarla çalışırken, malzeme, doğa, bellek, üretim ya da kent kültürü gibi kavramların aslında benzer soruların etrafında şekillendiğini gördüm. Disiplinler farklı olsa da tasarımın arka planındaki düşünme ve problem çözme süreçleri çoğu zaman görünür olamıyordu.

Bu nedenle Bir Tasarım Problemi’ni, tasarımcıların gündelik pratiklerinde karşılaştığı o “küçük ama kritik” soruları ortak bir zemine taşımak için kurguladım. 2024 yılında başlayan projemiz, her edisyonda başka bir tasarım meselesine içeriden bakarak yeni perspektifler sundu.

Zamanla, sadece bir konuşma serisi değil, tasarım dünyasının düşünce biçimini birlikte okuduğumuz bir platforma dönüştü. Türkiye’de tasarımcıların sahip olduğu yaratıcı düşünme ve hızlı problem çözme becerisi, her edisyonda bu platformu daha da zenginleştiren en önemli konulardan biri oluyor.

Bir Tasarım Problemi” kapsamında şimdiye kadar kaç etkinlik düzenlediniz? Formatından biraz bahseder misiniz?

 “Bir Tasarım Problemi” her seferinde üç konuşmacının yer aldığı, her birinin 15 dakikalık sunumlarla sahne aldığı bir akışa sahip. Sunum sonrası tasarımcıya bir de soru yöneltiyoruz. Böylece bir saatlik, kısa ama yoğun bir içerik yapısı oluşturuyoruz.

Şimdiye kadar 7 etkinlik gerçekleştirdik ve toplamda 21 konuşmacıyı ağırladık. Zaman içinde izleyici kitlesi kendi ritmini buldu; her etkinlikte farklı bir toplulukla karşılaşıyoruz ve ilgi giderek artıyor. Mimarlıktan moda tasarımına, endüstriyel tasarıma, peyzajdan kentsel tasarıma kadar pek çok farklı disiplin bu platformda buluşuyor. Ayrıca konuşmaları YouTube’a taşıyarak herkesin ulaşabileceği bir arşiv de oluşturuyoruz. “Bir Tasarım Problemi” bugün, yapısı ve disiplinlerarası yaklaşımıyla kendi alanında benzersiz bir platform olarak yoluna devam ediyor.

Mimarlık ve tasarım iletişiminin sektördeki önemi nedir? Bu alanın gelişimi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mesleğe başladığım yıllarda sektörde bugünkü gibi mimarlık iletişimi üzerine projeler pek üretilmiyordu. O dönem çalıştığım kurum, bu alanın öncülüğünü yaptı diyebilirim. Aradan geçen sürede iletişim anlayışı oldukça değişti. Bugün mimarlar yeni markaları ve ürünleri keşfetmek istiyor. Ancak aynı ofislere yönelen firma sayısının artması, bu temasın çok daha seçici bir zeminde ilerlemesine neden oluyor. Mimarlar artık yalnızca bilgi değil, dahil olabilecekleri, kendilerine yeni bir deneyim sunan iletişim projelerini tercih ediyor. Bu nedenle tek yönlü iletişim modelleri eskisi kadar ilgi çekmiyor.Tasarımcıya deneyim sunan, düşünme biçimine temas eden ve yaptığı iletişim projesine özen gösteren markalar doğal olarak öne çıkıyor. Ben yeni nesil mimarlık iletişiminin, markalar ile tasarımcıların birlikte düşünebildiği bir zemin kurması gerektiğini düşünüyorum. Aynı zamanda bu iletişimin ortak bir deneyim üretmesi ve mimarı sürecin doğal bir parçası haline getiren bir yaklaşımla tasarlanması karşılıklı fayda yaratacaktır.

Daha çok erkek egemenliğinin baskın olduğu bir sektörde, kadınların liderliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mimarlık ve tasarım dünyası, ne yazık ki hala büyük ölçüde erkek egemen bir yapıya sahip olmakla birlikte bir yandan sektörde hem iletişim alanında hem de tasarım ofislerinde çok sayıda kadın profesyonel çalışıyor.

Kadınların sektörde görünürlüğünün artmasının yaratıcı üretimi zenginleştirdiğine inanıyorum. Bu nedenle yürüttüğüm projelerde de bu çeşitliliğin doğal bir şekilde yer bulması benim için önemli. Örneğin; Bir Tasarım Problemi’nin çekirdek ekibi, karşılamadan proje yürütücülüğüne kadar, ağırlıklı olarak kadınlardan oluşuyor. Her edisyonda kadın tasarımcıların sesine yer vermeye çalışıyorum. Bunu bir kriter olarak değil, bu üretimin niteliğinin zaten kendiliğinden bu çeşitliliği çağırdığını gördüğüm için yapıyorum. Kadınların sektörde görünür olması yalnızca bireysel bir kazanım değil; aynı zamanda sektöre yenilikçi ve farklı bir bakış açısı kazandırıyor.

Güncel tasarım trendlerinden sizi en çok heyecanlandıranlar neler? Gelecekte hangi yönelimlerin etkili olacağını düşünüyorsunuz?

Beni en çok heyecanlandıran eğilimlerin başında, teknolojinin insan odaklı bir tasarım anlayışıyla yeniden tanımlanması geliyor. Yapay zeka artık kullanıcıların dijital izlerini okuyarak ihtiyaçları öngörüyor, kişiselleştirilmiş deneyimleri neredeyse kusursuz bir hızla sunuyor. Bu dönüşüm hem tüketici davranışını hem de tasarımdan beklentileri görünür biçimde değiştiriyor.

Diğer tarafta, mekanın insanda bıraktığı duyguya dair hassasiyetin dünya genelinde arttığını gözlemliyorum. Katıldığım uluslararası tasarım haftalarında ve etkinliklerde ışık, malzeme, doku ve akış gibi unsurların yalnızca fiziksel bileşenler olarak değil; zihinsel ve duygusal bir atmosfer kuran araçlar olarak ele alındığını sıkça görüyorum. Tasarımın odağı giderek, mekanın kullanıcıda yarattığı hisse ve deneyime kayıyor.

Geleceğin tasarım dilini benim için asıl anlamlı kılan da bu iki alanın birbirine yaklaşması: Teknolojinin sağladığı hız ve sezgisellikle, mekanın düşünceyi ve duyguyu şekillendiren yönü aynı zeminde buluşuyor. Tasarımın etkisini artık sadece form ya da işlev belirlemiyor; insana nasıl hissettirdiği, kurduğu atmosfer ve ortaya çıkardığı sorular belirliyor. Önümüzdeki dönemde iyi tasarımın ölçüsü tam da burada olacak: mekanın, teknolojiyi de kullanarak, kullanıcıyla kurduğu duygusal ve zihinsel ilişki.

Yeni sezon için planlarınız neler? Yaklaşan etkinlikler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bir Tasarım Problemi, 2026 yılında da devam edecek. İlk çeyrekte yeniden izleyicilerle buluşmayı planlıyoruz. Bu sezon formatı biraz daha derinleştiren, izleyiciyi sürecin içine alan bir yaklaşım üzerinde çalışıyoruz. Detayları paylaşmak için biraz erken ama hazırlıklarımız heyecan verici bir yönde ilerliyor.

Yeni sezona paralel olarak, 2024’teki konuşmalardan ve içeriklerden oluşan bir “Bir Tasarım Problemi” kitabı da hazırlıyoruz. Serinin düşünsel çizgisini, ele aldığı sorunları ve konuşmacıların perspektiflerini bir araya getiren bu kitap, platformun arşiv niteliğini güçlendirecek.

Gelişmeler hem Instagram hem de linkedin hesaplarımız üzerinden takip edilebilir. Bu arada, yeni sezona kadar önceki konuşmacıların videolarını YouTube kanalımızdan izleyerek serinin çizgisine dair iyi bir fikir edinilebilir.

ArcheThink tarafında ise, tasarım ekosistemine girmek veya bu dünyayla daha doğru bir ilişki kurmak isteyen markalara destek olduğumuz iki yapıyı güçlendiriyoruz. ArcScore – Mimarlık İletişimi ve Etki Raporu, markaların mimarlara ulaşma ve onlarla etkileşim kurma biçimlerini netleştiren bir analiz sunuyor. Mimarlarla Profesyonel İletişim eğitim programımız ise ekiplerin bu etkileşimi daha sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde yönetmesine yardımcı oluyor. Önümüzdeki dönemde, bu iki yapıyla markaların tasarım dünyasıyla kurduğu bağı daha sağlam temellere oturtmak için çalışacağız.

Eklemek istedikleriniz var mı?

Tasarım dünyası, giderek daha fazla düşünme biçimlerini, yaklaşım farklarını ve tasarımın hangi sorulara temas ettiğini öne çıkaran bir noktaya doğru ilerliyor. Disiplinlerin birbirine açıldığı; mekanın, teknolojinin ve deneyimin ortak bir zemin oluşturduğu bu yeni dönemde, tasarımın değeri yalnızca ortaya çıkan üründe değil, kurduğu düşünsel çerçevede beliriyor.

ArcheThink bu dönüşümü besleyen, tasarımcıların sözünü ve üretim süreçlerini görünür kılan platformlar ile sektöre destek olmaya devam edecek.

http://www.yapi.com.tr/haberler/archethink-mimarlarla-marka-arasinda-dogal-samimi-ve-surdurulebilir-bir-iliski-kurmayi-hedefliyor_211827.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!