|
|
|
|
|
Architectural Education Forum 3'te Mimarlık Eğitiminde Kalite Kontrol Yöntemleri Konuşuldu |
|
Haber: yapi.com.tr / Zeynep KOÇER |
15.11.2006 |

Forumun ilk gününde, “Quality Assurance in Architectural Education” başlıklı bir konuşma yapan Herman Neuckermans, öğrencilerin ve akademik personelin globalleşmenin etkisiyle Avrupa içi dolaşımının hızlandığını ve bu nedenle kalite kontrol mekanizmalarının çok iyi çalışması gerektiğini söyledi. Neukermans, kalite kontrol sisteminin beş aşamasını incelediği konuşmasında, bu aşamaları aşağıdaki şekilde sıraladı:
1. Programın detaylarının, hedeflerinin ve içeriğinin belirlenmesi
2. Bu içeriğin eğitime uygulanması
3. Programın zayıf ve güç yanlarının, öğrencilere sunduğu fırsatların ve öğrenciler için tehlikeli olabilecek yanlarının incelenmesi ardından öz eleştirinin yapılması
4. Belçika, Hollanda ve Estonya gibi ülkelerde uygulanan her sekiz yılda bir dışarıdan yapılan denetlemelerden olumlu sonuçlar almak.
Eğer bu dört aşama sonunda program istenilen seviyeye ulaşmışsa, beşinci aşama olarak programın akreditasyonu gerçekleşiyor. Eğer bu kriterlere ulaşılamamışsa, program bir yıl süreyle yeniden gözden geçiriliyor.
Avrupa’daki okullar arasındaki öğrenci transferi konusuna da değinen Neuckermans, bir yıl tam zamanlı olarak okula devam eden öğrencilerin toplamda 1500 ila 1800 saat ders yüküne sahip olduklarını ve bunun toplamda 60 krediye denk geldiğini belirtti. Okulların programlarının, öğrencilerinin ve akademik personelinin kalitesinin ne olduğunun belirlenmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Neuckermans, her geçen gün dışardan öğrenci ve öğretim elemanı alan okulların, bu kişilerin kalitesini daha da dikkatli sorgulamaya başladığını sözlerine ekledi.
Avrupa Birliği üye sayısının on beşten yirmi beşe çıkmasıyla akreditasyonun, transfer öğrencilerin kalitesinin ve diploma denkliğinin giderek daha önemli bir hale geldiğini vurgulayan Neuckermans, diploma sahibi olmakla işin bitmediğini, mesleğe girişte çok çeşitli kriterler arandığını belirtti. İngiltere örneğini veren Neuckermans, İngiltere’de mimarlık okulu mezunlarının, staj ve sınavlar sonrasında mesleğe adım atabildiklerini sözlerine ekledi.
Türkiye’nin de Avrupa Birliği’ne kabul edildiği zaman bu konuya önem vermesi gerektiğini vurgulayan Neuckermans, sonradan sıkıntı yaratan sonuçlar doğurmaması için akreditasyon ve Avrupa ülkelerinde çalışabilme kriterlerinin iyice gözden geçirilip uygulanması gerektiğini söyledi.
Birinci bölümde sunulan bir diğer makale “The Sameness x the Otherness:
What Does a Global Education Drive for?” başlıklıydı. Latin Amerika mimarisinin çağdaş dünya mimarisine katkılarından bahseden Ruth Verde Zein, bu katkıların yeterince anlaşılamamasını ve birçok mimarlık kitabında Latin Amerika ülkelerindeki mimari çalışmalara yer verilmemesini eleştirdi. Çok imzalı bu sunumda, Latin Amerika’ya özgü olarak kabul edilen “egzotik” teriminin revize edilmesinin gerekliliğine ve bu kavramın farklı ve tuhaf olarak algılanması yerine daha ayrıntılı bir şekilde incelenmesinin gerekliliği vurgulandı.
“Influences of Erasmus Actions on the Architectural Education: An Overview” başlıklı konuşmada ise İstanbul Teknik Üniversite’sinden Aslıhan Tavıl ve Ipek Akpınar, İTÜ’nün geçmişinden yola çıkarak günümüzde geldiği noktayla ilgili bir sunum yaptılar. Bu sunumda konuşmacılar İTÜ’nün uluslararası ortaklıklarını ve üniversitede süregelen Erasmus programlarının efektifliğini incelediler. İTÜ’nün Türkiye içinde Erasmus programları ile yurtdışına en fazla öğrenci gönderen okullardan biri olduğunu ifade eden Tavıl ve Akpınar, yurtdışından gelen öğrencilerin oryantasyon programlarından da söz ettiler. Erasmus programları ile yurtdışına yollanan öğrencilerin ülkeye dönüşlerinin ardından edindikleri deneyimleri gitmek isteyen diğer öğrencilerle paylaştıklarını ve bunun Erasmus programlarını tanımada çok önemli bir teknik olduğunu belirten konuşmacılar, yurtdışına çıkan öğrencilerini Türkiye’nin kültür elçileri olarak gördüklerini de sözlerine eklediler. Başvuruların fazlalığı nedeniyle Erasmus programlarına yollanacak öğrenciler için özel seçme kriterleri belirlediklerini belirten konuşmacılar, Erasmus ile yurtdışına Türkiye’den daha fazla öğrencinin gitmesinin hem Türkiye’nin tanıtımı hem de öğrencilerin farklı eğitim yöntemlerini ve kültürleri tecrübe etmeleri açısından çok önemli olduğunu dile getirdiler.
Birinci bölümde Karen C. Hanna, “A Mirror or a Window:should design curricula reflect current practice, frame a future profession, or both?” başlıklı bir konuşma yaptı. Konuşmasında geçmişten günümüze gerek mimarlık okullarının ders programlarında gerek piyasada iş yapan mimarların projelerinde ne gibi değişiklikler meydana geldiğini inceleyen Hanna, eskiye nazaran artık Amerikalı mimarların yurtdışında daha fazla proje ürettiklerini belirtti. Bunun tersinin de doğru olduğunu söyleyen Hanna, artık Amerikalı olmayan birçok mimarın Amerika kıtası içinde çeşitli projelere imza attıklarını vurguladı. Mimarlık okullarının ders programlarında sürdürülebilir mimarlığın oldukça önem kazanan bir ders haline geldiğini de sözlerine ekleyen Hanna, üniversitelerin yurtdışında eğitim olanakları sunmasının oldukça önemli olduğunu belirtti. Günümüzde Amerika’da çok sayıda okulun yurtdışına belli sürelerle öğrenci yolladığını belirten Hanna, üniversitelerle ilgili bir olumsuz gelişmenin harcların artması olduğunu söyledi.
|
|
|
Lütfen bekleyiniz...
|
|
|
|