Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
SONRAKİ HABER: Yangın Güvenliği Sergisi
BÖLÜM SPONSORU Modelpan Modelpan

Hoyrat ve Cesur

Yavuz Tanyeli Sergisi

Cumhuriyet Gazetesi/Kaya ÖZSEZGİN

Sergiler

Hoyrat ve Cesur
BAŞLANGIÇ TARİHİ: 7 Mart 2006
BİTİŞ TARİHİ: 8 Nisan 2006
YER: Garage Of Art- Etiler
+ Ajandama Ekle

b>Yavuz Tanyeli, notlarından, eskiz ve poşadlarından oluşan ''Ene'l ayn'' (Ben gözüm) adını verdiği kitabının girişine şöyle bir not düşmüştü: ''Bugüne kadar hiçbir ressamın izlemediği bir 'yoldan' figür çizebilir misin?'' Kendine sorduğu bir soru muydu bu, yoksa bütün resamlara yöneltilmiş bir sorgulama mı?

Resim sanatımızda figür kaynaklı bütün sanatçı çıkışları, bugüne kadar resmin anakarası sayabileceğimiz bu tema çevresinde öbeklenirken, genellikle figürü entelektüel sanat akımlarının merceğinden görmenin getirdiği biçimsel bir yaklaşıma bağlı kalmışlar, bir tür ''ustalık'' güdümü içinde olmuşlardır. Böyle bir güdüm, kayıt ve kural tanımayan, özgürlüğü bu bağlamda görmekten kaçınan eğilimlere ister istemez yabancılaşmayı da beraberinde getirmiştir. Sonuçta ''iyi'' figür çizmenin koşulları bellidir: Onu doğacı anlamda kavramak ve yansıtmak kadar, belli ölçülerde biçim bozma yöntemlerine göre şekillendirmek de, okulcu geleneğin kazandırdığı yeteneklerdir.

Sanatçı, bu geleneğe sırtını döndüğünde varacağı nokta, ''otodidakt'' ressamların ya da halk sanatçılarının yöneldiği ''bâkir'' alan, yani kayıtların ve koşulların dışındaki serbest bölge olacaktır. Bugüne kadar hiçbir ressamın izlemediği ''yol'', bu ''serbest bölge'' içinde arandığında, karşımıza çıkacak figür konsepti, yerleşik figür ana örneklerinin de ötesine geçecektir.

İçimizdeki saklı isyan
Bir süredir Yavuz Tanyeli'nin, büyük boyutlu resimleriyle yapmak istediği budur kanımca. Ne var ki onun boya kullanımından kompozisyon düzenine varıncaya kadar, hantal görünüşlü figürler aracılığıyla kendine mal etmeye çalıştığı öznel disiplin, resim sanatının özellikle 1900'lü yılların başlarından bu yana geliştirdiği ve giderek uluslararası bir kabul gören dışavurumcu akımla da görece bir bağlantıyı yansıttığından, yalıtılmış bir tarz da değildir.

Ama bu bağlantıya, gene de etkilenme bazında oluşmuş bir ilişki açısından yaklaşmamak doğru olur. Yavuz Tanyeli'nin hoyrat ve cesur fırça tuşlarıyla kurduğu figürler kadar, onların içinde yer aldıkları çevre de bize yabancı değil: Biz, onun resimlerdeki insanlar gibi, onların yaşadıkları çevreyi de bilmekteyiz.

Tanyeli'nin resimleri karşısında yabancılık duymak yerine, onları bizim yaşantı dünyamızın belgeleri olarak görmemizin nedeni belki de budur. Ya da biz, bu resimlerin dur-durak bilmez, ''vahşi'' görüntüsünde, içimizdeki saklı isyanın göstergelerini bulmaktayız.

Ne olursa olsun, göz ardı edilmeyecek olan şey, bizim insanımızın, bir yerlerden gelerek bu resimlerin içinde kendi temsiliyet portresiyle özdeşleşmenin bir yolunu bulmuş olmasıdır.

Yeni çalışmalar arasında, Tanyeli'nin öteden beri ikinci bir uğraşı alanı olarak benimsediği bronz döküm iki heykeli ve Beykoz'daki fabrikada yaptığı cam işleri yer alıyor. Bunlar, görsellik olgusunu malzeme temeli üzerinde değerlendirmeye özel bir itina gösteren sanatçının yeni ürünleridir. Bronz heykellerin, primitif uygarlıklara özgü bir tasarım modeliyle kan bağı içinde bulunması şaşırtıcı bir şey değil. Cam etütler için de aynı şeyler söylenebilir.

Resimleri gibi, bu tür işleri de kadim kültürlerin gizemli inanç kültleriyle yakından ilgilidir. Daha doğrusu Yavuz Tanyeli, kendi sanatının esin kaynaklarını, gizem kapılarında aramanın getirdiği uyarıcı unsurlara vurgu yapmaktan fazlasıyla hoşlandığı için, her çalışmasında bu unsurları doğaldır ki öne çıkarmaktadır.

İlginç gördermeler
Değinmemiz gereken bir başka nokta, aynı beden üzerindeki farklı yönlere bakan birkaç insan başının işlendiği resimlerin, ilkel kültürlerdeki eşzamanlılığı anımsatan bir tasvir geleneğine yaptığı ilginç göndermedir. Yavuz Tanyeli'nin her cepheden ayrı bir algıya yol açan heykellerinde de zaman zaman uyguladığı bu yöntem, düşünsel içerikli çağrışımlara zemin hazırlamaktadır.

Yeni resimlerinde, ''her şeyin başı'' dediği ışık, Bodrum gibi ışığı yoğun bir ortamda çalışmanın doğal sonucu olarak, daha önceki resimlerine oranla boyanın yapısına bu kez büyük oranda karışmakta, kompozisyonlara işlek bir uyum sağlamaktadır.

Yavuz Tanyeli'nin kullandığı teknik göz önüne alındığında, ustası olarak nitelendirdiği Orhan Peker ile dirsek teması içinde bulunduğu kuşku götürmez. Ama söz konusu olan, sadece dirsek teması ve ustasını iyi saptamanın getirdiği bilinçli seçimdir. Ondan ötesi ise sanatçının kendi yorumuna dayanan biçim ağırlıklı yaklaşımıyla ilgilidir.

(0 212 351 16 04)

http://www.yapi.com.tr/etkinlikler/hoyrat-ve-cesur_43279.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!