Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Küresel Isınmaya Karşı Sularımızın Etkin Değerlendirilmesi

Bu yazımda, küresel ısınmanın önümüzdeki dönemde (yakın gelecekte) sebep olabileceği sorunlar ve özellikle su noksanı veya kuraklığa karşı alınabilecek önlemler hakkındaki bazı düşüncelerimi sunmak istiyorum. Prof.Dr. Okay Eroskay (İstanbul Kültür Üniversitesi)

Cumhuriyet Bilim ve Teknik
Küresel Isınmaya Karşı Sularımızın Etkin Değerlendirilmesi

Yerküremizdeki su miktarı ilk bakışta çok gibi görülse de bunun yüzde 97’si deniz ve okyanuslardadır. Kalan tatlı suyun da çok büyük bir miktarı kutuplardaki buzullarda kapanlanmış durumdadır. Bu nedenle, çoğu ülkelerde standartlara uygun, temiz yeter miktarda su bulmak sorun olmaktadır. Hele, nüfusun çoğalması ile sanayi suyu ihtiyaçlarının gelişmeden daha hızlı artışı su sorunlarını katlanarak büyütmektedir. Ayrıca, kentsel veya sanayi atıklarıyla su kaynaklarının kirletilmesi de yararlanılabilecek bazı su kaynaklarının da elden çıkmasına sebep olmaktadır.

Yerküremizde jeolojik tarihi boyunca çeşitli iklim değişimleri olmuştur. İklim koşulları bakımından “kuvaterner” dönemi boyunca yaklaşık 1,5 milyon yıl içerisinde, 3 buzul devri ve 4 buzul arası sıcak iklim koşulları yaşanmıştır. Son buzul dönemi, günümüzden 10 bin yıl kadar önce sona ermiş, sıcak dönem başlamıştır. Atmosferin ve yerküremizin ısınması bu dönemde tedrici olarak artmaktadır. Ancak, sanayileşmeyle birlikte, aşırı miktarlarda fosil yakıtların kullanılmaya başlanması sebebiyle, atmosfere gönderilen büyük miktarlardaki karbon içeren gazlar küresel ısınmayı hızlandırmıştır. Son yıllarda, uluslararası organizasyonlar, araştırma merkezleri, üniversiteler ve çeşitli kuruluşlar küresel ısınmanın sebep olabileceği değişikliklerin zararlı hatta hayati sonuçları hakkında tahminler yürütmekte, modeller üretmekte ve iyimser veya kötümser senaryolara bağlı spekülasyonlar yapmaktadırlar.

Paris’te, 2 Şubat 2007 günü toplanan “İklim Değişimi Hükümetlerarası Panel’in (IPCC)” sonuç raporuna göre “küresel ısınma ve iklim değişiminin”:

- ortalama sıcaklığın artmasına,
- şiddetli ısı dalgalarının yayılmasına, güçlü fırtınalara,
- iklim kuşaklarının ekvatordan kutuplara doğru yer değiştirmesine,
- buzulların, özellikle kuzey kutbundakilerin tümüyle erimesine,
- deniz ve okyanus düzeylerinin yükselmesine,
- bazı kıyı yerleşmelerinin sular altında kalmasına,
- biyoçeşitliliğin azalmasına ve bazı canlı türlerinin yok olmasına,
- özellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde aşırı su kıtlığı sorunlarına sebep olacağı belirtilmektedir.

Diğer taraftan, yerküremizdeki suyun hidrosferde, litosferde ve biyosferdeki toplam miktarının uzun dönemlerden beri çok değişmediği bilinmektedir. Su, sıcaklığa veya dinamik dengelere bağlı olarak sıvı, katı veya buhar haline geçebilmekte, coğrafi veya jeolojik olarak yer değiştirmektedir. Dolayısıyla, iklim değişiminin bazı bölgelerde yağışın çok azalmasına, aşırı kuraklık sorununa sebep olacağı konusunda görüş birliği vardır.

Hidrolojik Dolaşım (Su Çevrimi)

Yerküremizdeki suyun, atmosfer, hidrosfer, litosfer, biyosfer arasında kısa veya uzun süreli dolaşarak tekrar atmosfere dönmesine Hidrolojik Dolaşım denilmektedir. Çok önceki dönemlerde yağarak yeraltında kapanlanan sulara ise eski sular veya fosil sular denilmektedir. Ülkemizde de Konya Ovasında yapılan hidrojeolojik araştırmalarda 29 bin yıl yaşında yer altı sularının varlığı saptanmıştır (GÜNAY, G. 1970).

Suyu çeşitli ihtiyaçlarımız için Hidrolojik Dolaşım içerisinde herhangi bir yerden sağlayabiliriz. Ancak, yararlandıktan sonra, doğal dengeyi bozmayacak şekilde gene Hidrolojik Dolaşımın uygun bir yerine vermek gerekmektedir. Daha iyisi, arıtılmış suyu farklı amaçlar için birkaç kere örneğin tarımda, sanayide, araba yıkamada ve yeraltı sularımızı yapay olarak beslemek için kullanabiliriz.

İklim ve Yağış

Ülkemiz genel olarak Akdeniz İkliminin etkisindedir. Ancak güneyle kuzey arasındaki 6o lik enlem farkı, kıyılardan uzaklık, yükselti farkları, kıyılardan iç kısımlara ve batıdan doğuya hem sıcaklık hem de yağış miktarlarında önemli farklara sebep olur.

Ülkemizde ortalama yıllık yağış 643 mm’ dir. Toplam yıllık yağış miktarı 501x109 m3 hesaplanmaktadır. Bu yağışın %55’i herhangi bir amaçla kullanılmadan buharlaşma ve terlemeyle atmosfere geri dönmektedir. Ülkemizin 112x109 m3 olarak hesaplanan su potansiyelinden çeşitli amaçlarla yararlanabilmek için büyük baraj sayısının 730 ve gölet veya küçük baraj sayısının da 2000 dolayında olması gerektiği öngörülmektedir (BİLEN, Ö. 2009). Baraj sayısının artması serbest su yüzeyinden buharlaşma kayıplarının da artması demektir.

Oysa bu suyun bir kısmını yeraltı sularımızı yapay beslemeyle veya yer altı barajları yaparak kazanmak mümkün görünmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminden İstanbul’a kalan önemli tarihi miraslarımızdan olan Yerebatan Sarnıcı, günümüzde su yönetimi için çözüm yollarından birini gösteriyor gibidir.

Ülkemizde, Cumhuriyetimizin kuruluşundan bugüne kadar su kaynaklarımızın değerlendirilmesi için ilk yıllarda münferit ve 50’li yıllardan sonra havzalar bazında, çok büyük projeler gerçekleştirilmiştir. Elbette bu amaçla büyük çabalar harcayan kişiler ve başta DSİ, EİE, MTA, İller Bankası, üniversitelerimiz olmak üzere emeği geçenleri gönülden kutlamak, sevgi ve saygıyla anmak gerekir. Tüm bu çabalara ve büyük yatırımlara rağmen mevcut su potansiyelimizin ancak üçte biri istifadeye sunulabilmiştir. Bu nedenle büyük miktarlarda alt yapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi gerekli görülmektedir.

Elbette güncel kavram ve gelişmelerin ışığında stratejik plan ve projeler hazırlanmalıdır. Su olanakları, ihtiyaçlar, maliyet, doğal hayat, süreklilik ve güvenilirlik unsurları ile etkin çözümler suyu kullananlar, profesyoneller ve karar vericilerin müşterek kararlarıyla bulunmalıdır. Bu arada her aşamada suyu kullananların suyun değeri, ekonomisi, en yararlı şekilde kullanılması ve arıtıldıktan sonra doğal çevrime terk edilmesi konularında sürekli eğitilmeleri çok önem taşımaktadır. Aynı şekilde uzmanlar ile karar verenlerin de eğitim-öğretimi çok gereklidir.

Ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olması çok önemli bir olanaktır. Genç bilim insanlarımız deniz suyundan mevcut teknolojilerin ötesinde düşük enerji ve maliyetle kullanılabilir tatlı su elde etmek için teşvik edilmelidir. Olanaklar sağlanmalı, araştırma merkezleri kurulmalıdır.

Aynı şekilde yeraltı sularımızın yapay beslenmesi gelecek dönemler için vazgeçilmez olanaklar sağlamaktadır. Bu teknoloji ABD’de 1930’lu yıllardan beri kullanılmaktadır. Yeraltı suyu düzeyleri birçok havzamızda (Ergene, Konya) hızla düşmektedir. Yerüstü barajlarımızla birlikte yeraltı barajları yapılması çok yararlı sonuçlar sağlayabilecektir.

Ben arazide çalıştığım yıllarda, bu güzel ülkemizin doğusunda da, batısında da kurbağalı su birikintilerinden içme suyu sağlamak zorunda olan, susuzluktan kurumuş insanlar ve sürüler gördüm.

Gelişmenin en temel unsurlarından biri olan yeterli miktarda, uygun kalitede ve makul tarifeyle suya sahip olmak için mevcut bilgi ve deneyim birikimlerimizle akılcı uygun çözümler bulabileceğimizi ümit ediyorum.

ETİKETLER: yeşil
http://www.yapi.com.tr/haberler/kuresel-isinmaya-karsi-sularimizin-etkin-degerlendirilmesi_71838.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!