Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Mimari Projeler ve Mimarlık Eserlerinin Fikri Hukuk Açısından Değerlendirilmesi

Av. Yalım Canveren

Mimarın çizdiği proje ve bu projenin inşa edilerek yapıya dönüşmesi ile ortaya çıkan eser, fikri hukuk yönünden bir korumaya tabidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, bu korumanın kapsamını detaylı bir şekilde düzenlemektedir.

Ancak bu korumanın niteliği, projenin ya da eserin hangi sınıfa dahil olduğu ayrımı üzerinde önem kazanmakta ve belirlenebilmektedir. Bu nedenle mimari proje ve mimarlık eseri ayrımını fikri hukuk yönünden derinlemesine inceleyip, aralarındaki farklılıkları ve nasıl korunduklarını ortaya koyalım.

İki yazıdan oluşmasını planladığım bu dizinin ilk yazısının konusu, bu ayrım olurken ikinci yazıda Mimari Proje Düzenleme Sözleşmesini inceleyeceğim. Bu iki yazı, mimar dostlarımızın hem yaptıkları işlerin hukuksal niteliğini daha net anlamalarına hem de kendilerini koruyacakları sözleşmenin detaylarına vakıf olmalarına yardımcı olacaktır.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu; eser kavramını, ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserleri olarak dört gruba ayırarak incelemiştir. Sahibinin kendi yaratıcılığını ve özelliklerini taşıyan, kendi fikri çabası ile yarattığı ürün bu dört gruptan birinde değerlendirilir. Bu ayrım eserin ne olduğundan ziyade niteliği ile ilgilidir. Grup başlıklarından da bu durum anlaşılmaktadır. Bu ayrımın bir diğer önemi de eser sahipliğinden doğan hakların ihlal edilmesi halinde, kanunun sağladığı korumanın hüküm ve sonuçları itibariyle doğan durumlarda görülmektedir.

Kanun, mimari proje ve mimarlık eseri kavramlarını da bu yukarıdaki dört ayrı gruba göre net bir şekilde tarif etmiştir. Mimari projeleri ilim ve edebiyat eserleri arasında sayarken, mimari eserleri ise güzel sanat eseri olarak kabul etmiştir. Ancak uygulamada bu ayrıma dikkat edilmediği biz hukukçular tarafından bilinmektedir.

Mimari projeler

5846 sayılı Kanuna göre mimari projeler ilim ve edebiyat eserleri kapsamında sayılmaktadır. Kanunun 2. maddesinin 3. fıkrasında mimari projenin niteliği açıkça anlatılmıştır. Ancak bu madde kapsamında korunanın yalnızca çizilen proje olduğu ve projeye uygun inşa edilen eserin korunmadığının altını çizmek isterim.

3194 sayılı İmar Kanunu'na göre “YAPI” nın tanımı yapılmış ve yapı ruhsatı alınmadan yapı inşa edilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Kanunun 22. Maddesi de yapı ruhsatı alınmasının şartlarını saymıştır. Bu maddeye göre mimari proje yapı ruhsatı alınabilmesi için bir şarttır.

Projenin eser sayılabilmesi için herhangi bir estetik vasfı bulunmasına gerek yoktur. Mimar tarafından çizilmiş bir projenin varlığı yeterlidir, mimari projenin kendisi eserdir. Estetik vasıf projede değil, o projeye göre inşa edilmiş yapının mimari eser sayılabilmesi için aranan bir özelliktir.

Mimari proje çizilip, eser kapsamında değerlendirilecek aşamaya geldikten sonra, bu eser üzerinde eser sahipliğinden doğan maddi ve manevi hakları vardır.

Kanunun 67. Maddesi eser sahibinin eser üzerindeki manevi haklarına, 68. Maddesi ise maddi haklarına bir saldırı olması halinde, tecavüzün ref’i davası açılabilmesi imkanını vermektedir. Manevi haklar açısından kanunla tanınan en önemli korumalar, eser sahibinin adının yazılmasını isteme yetkisi ve eserde değişiklik yapılmasını menetme hakkıdır.

Mimari projede, proje sahibinin rızası dışında bir değişiklik gerçekleştiğinde, bu değişikliğin eski hale getirilmesi talep edilebilir. Sonuçta korunan proje olduğuna göre, bunu talep etme hakkı da proje sahibi olan mimarındır. Yine önemle üzerinde durulması gereken bir nokta, proje sahibi mimar yapıya ya da yapıda sonradan yapılan projeye aykırı tadilatlara müdahale edemez. Mimar sadece projenin sahibidir.

Yine mimar, imar müdürlüğündeki mimari proje üzerinde bir başka mimar tarafından değişiklik yapılarak yeni yapı ruhsatı alınıp yapı üzerinde değişiklik yapılırsa, proje sahibi mimar, kendi projesi üzerinde değişiklik yapan mimara ve bunu yaptıranlara karşı kanundan gelen haklarını kullanabilir ve üzerinde değişiklik yapılmış olan projesinin eski haline iadesini talep edebilir.

Mali hakların saldırıya uğradığı durumlarda ise, 68. Maddede yer alan saldırının durdurulması davasına başvurabilir. Bu maddeye göre, proje sahibi mimarın mali hakları ihlal edildiğinde, eğer işi yaptıranla aralarında bir sözleşme olsaydı talep edebileceği bedelin üç kat fazlasını talep edebileceği hükme bağlanmıştır.

Maddi veya manevi saldırının tekrarı olasılığı mevcutsa, eser sahibi mimar bunun tekrarının önüne geçmek için de talepte bulunabilir.

Yine eser sahibi mimar, projesine ilişkin maddi ve manevi hakların rızası dışında kullanılmasına neden olan bir haksız fiil nedeniyle zarara uğramasından dolayı katlandığı maddi ve manevi zararların tazminini talep edebilir. Yani tazminat davası açabilir.

Eser sahipliğinden doğan mali hakları kullanma yetkisi bazı şartların oluşması halinde başkalarına ait olabilir. 5846 sayılı Kanunun 18. Maddesinin 2. Fıkrasına göre taraflar arasındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça, memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır. Tüzel kişilerin uzuvları hakkında da bu kural uygulanır. Bu maddeye göre taraflar arasındaki ilişki hizmet sözleşmesine dayanabileceği gibi, istisna ya da vekalet sözleşmesine de dayanabilir.

Böyle bir durum olması halinde taraflar arasında mali hakların devrinin de yazılı bir sözleşme ile yapılması gerekmektedir.

Eser sahibi mali haklarını tamamen devredebileceği gibi, yalnızca bu hakların kullanılma yetkisini de devredebilir.

Bu konu serbest çalışan mimar okuyucularımız için çok büyük öneme haiz olup, Mimari Proje Hazırlanması Konulu bir sonraki yazımızın içeriğinde daha detaylı bir şekilde anlatılacaktır.

Mimarlık eserleri

Mimari proje ile mimarlık eserinin farkı nedir? Kanuna göre mimari proje sadece çizimle yaratılan eseri ifade etmektedir. Ancak mimarlık eseri ise, bu projenin uygulanması sonucu ortaya çıkmış olan yapıdır. O takdirde bu mimari eser üzerindeki eser sahipliği yapı ile ilgilidir.

Mimarlık eserinin, mimari projeden bir diğer farkı da mimarlık eserlerinin bu kanuna göre güzel sanat eseri niteliğinde olmasıdır. Ancak bir yapının bu kapsamda güzel sanat eseri olarak değerlendirilebilmesi için estetik değerlere sahip olması gerektiği kanunda belirtilmiştir.

Bir yapının güzel sanat eseri olup olmadığının tespiti 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nda yer alan ilkelere göre belirlenebilir.

Mimari projeler çizim eseri olmasına rağmen, mimarlık eserleri o çizimin uygulanması ile ortaya çıkan estetik unsurlar içeren yapılardır. Ancak estetik değere sahip olan bütün yapılar da güzel sanat eseri sayılmazlar. Bir özellikleri olmalıdır. Mesela Anıtkabir ya da Ayasofya estetik değere sahip mimarlık eserleridir.

Mimarlık eserinin sahibi bu eseri yaratandır. Eser bir mimari projeye göre yaratılmışsa bu projenin sahibi mimari proje sahibidir. Ancak güzel sanat eseri olan mimari eseri de kendi yaratmışsa hem mimari projenin hem de mimarlık eserinin sahibi olur. Bu da doğal olarak eser sahipliğinden doğan maddi ve manevi hakların sahibi olmasını sağlar.

Mimarlık eserinin manevi haklarına bir saldırı olması durumunda, eser sahibi saldırının önlenmesi davası açabilir, eserdeki değişikliğin kendisi tarafından yapılmadığının açıklanmasını talep edebilir, eserdeki adının kaldırılmasını talep edebilir, eserdeki değişikliğin eski hale iadesini talep edebilir. Genel itibariyle mimari proje sahibine tanınan haklar ile örtüşmekte ancak bazı fazlalıklar içermektedir.

Mali haklarına saldırı olduğu durumlar ise, mimarlık eserinin sahibinin rızası dışında işlenmesi, çoğaltılması, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletilmesi hakları saldırıya uğradığında ise taraflar arasında sözleşme yapılmış olsaydı talep edebileceği ücretin üç katını telif hakkı olarak talep edebilir.

Mimarlık eserini daha saldırı olmadan ya da saldırının yenilenmesi ihtimali olduğunda eser sahibi bunun durdurulması için dava açabilir.

Yine ilgili kanunun 70. Maddesine göre mimarlık eseri sahibi yine saldırının nevine göre maddi ve manevi tazminat davası açmak hakkına sahiptir.

Yapının sahibi başka bir kimse ise onun da ayrıca mülkiyetten kaynaklanan hakları vardır. Ancak bu bir eser sahibinin haklarından dolayı bir kısım kısıtlamalara tabi bir mülkiyet hakkıdır. Yapı sahibinin eserde değişiklik yapma hakkı yoktur. Bu hakkı kısıtlamak ya da genişletmek eser sahibinin hakkıdır. Ayrıca bu hak yapı sahibine verilse dahi bu hak dahi kısıtlamalara tabidir.

Yukarıda gelecek hafta yazacağım Mimari Proje Hazırlama Sözleşmesine ilişkin bir giriş yaptık. Bir sözleşme hazırlamadan, konusunu net bir şekilde bilmemiz gerekir. Neye ilişkin olduğu ve neyi koruyacağı tespit edilmelidir. Şimdi elimizde koruyacağımız proje ya da eser olduğuna ilişkin bir tespit mevcut. Haftaya bunun üzerinden sözleşmeyi hazırlayacağız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

http://www.yapi.com.tr/haberler/mimari-projeler-ve-mimarlik-eserlerinin-fikri-hukuk-acisindan-degerlendirilmesi-_152305.html
Read Comment Section
Avukatımıza Sorun
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın
Popüler Uzman Görüşü

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!