ARAMA   Detaylı Ara
    |


   Haberler
   Ödüller
   Ajanda
   Sektörden
   İhaleler
   İlanlar
   Rehber
   Yayınlar
Mimarlık ve Yapı Terimleri Sözlüğü Mimarlık ve Yapı
Sözlüğü / 3 Dilde
Kelime
 
  Ajanda : Son 3 Gün

07.01.2009 - Çarşamba
3. Yaşasın Kentler Yarışması: MaxMix Şehirler
 
08.01.2009 - Perşembe
TMMOB İzmir Kent Sempozyumu
 
09.01.2009 - Cuma
Hacettepe Teknokent 2008 Proje Yarışması
"Yapısal Çevrenin Yeniden Canlandırılması: Yeni Kullanımlar için Eski Mekanlara Yeniden Nitelik Kazandırmak"
Galeri 44A Yılmaz Zenger Sergisi ile Açılıyor
 

 
HABERLER
Ana Sayfa > Haberler > Haber Detayı Arkadaşına Gönder Yazdır    Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder
Avrupa Kültürü Nedir?
Haber: Evrensel Gazetesi / Cengiz BEKTAŞ 17.11.2008 / 1 Yorum

Hafta ortasında İstanbul’da bir toplantı yapıldı.
Adı kışkırtıcıydı: Avrupa Kültürü Nedir?
Bu adı duyar duymaz önce araştırmacı yazar Helmuth Uhlig’in yapıtını düşündüm: “Avrupa’nın Anası Anadolu.”
Sonra da Avrupa denilen yerin bitim çizgilerini (sınırlarını) kimin çizdiğini...
Lisede nasıl öğrettilerse öyle kalmış bu çizgiler hepimizin usunda...

Örneğin bu çizginin Boğaz’ın sularının ortasından geçmesini kim düşünmüştü?
Bu bir tarihçi miydi, yoksa bir coğrafyacı mı? Belki de bir politikacı...

(Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenlik çizgileri Viyana önlerindeyken Avrupa’nın çizgileri nerede bitiyordu?)

Bir kıtanın bitim çizgilerinin saptanması politikacılara bırakılabilir mi?
Bir kültür adamının çizgileriyle bir politikacınınki çakışabilir mi?
Kültüre göre çizilseydi bugünkü gibi mi olacaktı bu çizgiler?
Düşünün, bugünkü Avrupa’nın kültürünün hemen hemen bütün kaynakları Anadolu’da değil mi?

Latin alfabesi denilen abecenin doğum yeri, kökeni, ilk kullanılışı Antakya yakınındaki Al Mina değil mi?
Profesör Dr. Johannes Nolle böyle olduğunu söyledi, bir süre önce Alman Arkeoloji Enstitüsü’ndeki konuşmasında...
Bu işin uzmanı, bilim etiği olan bir kişi böyle söylüyorsa ben inanırım doğrusu... İsterlerse bugün kendilerini Avrupalı sananlar inanmasınlar...

O konuşmasında bay Nolle benim de bildiklerimi sayıp döktü:
Coğrafyanın babası Strabon Amasyalı, tarihin babası Herodot Bodrumlu, Tales Miletli... İlk kez “Neden” diye soran Tales bu, öz be öz Anadolulu... Homer’in İzmirli olduğunu bilmeyen mi var?
İlk yazın (edebiyat) okulu Bergama’da değil mi?
Yaşar Kemal’in Anavarza’sında doğmamış mı Dioskurides? Eskil çağın en önemli eczacısı Dioskurides...
Bir tasara göre düşünülüp sonra gerçekleştirilen Priene nerede peki?
Söke’den az ileride değil mi?
Bunu Almanya’daki kent tasarımı dersimde öğrettiler...

Priene, kent topraklarının gerçekten eş paylaşım ilkelerinin uygulandığı bir kent... Bir sosyal-kültürel özeğin çevresinde düzenlenmiş... Agorası (çarşısı), okulu, hamamı, yönetim yeri(senatosu), tapınağı, tiyatrosuyla o çağda oturanlarına gerekli bütün donanımları verebilen bir yerleşme... Kent gibi kent işte...

Priene, daha o çağda, yeryüzünde pek çok yerde uygulanan kent tasarımı ilkelerinin ilk saptandığı, kimi kurallara bağlandığı yer. Bugünkü Newyork’ta bile izi var...

Haydi bakalım, kültüre göre çizin Avrupa’nın bitim çizgilerini!






Yorumlar (1)
Bu konunun mumkun olan butun yurt disi konferanslarinda dile getirilmesi ve kendilerine ozlerinin nerelerden geldiginin hatirlatilmasi gerektigine inaniyorum. Olmayan seyleri var gibi anlatip sonra kendileri de bu hikayelerine inanan toplumlara tekrar tekrar bunun anlatilmasi gerekir diye dusunuyorum. Cengiz Beye bu konuyu bu platformda dile getirdigi icin tesekkurler, calismalarinda basarilar dilerim.

 Turkan Cetin Gulacti - 18 Kasım, 2008 - 04:05

Toplam 1 yorum listelendi. Kayıt Aralığı: 1 - 1

Yeni Yorum Yap

Adı Soyadı
E-Posta




Haberler: ARŞİV
  Kasım, 2008  
<< <   17.11.2008 > >>
hft
Pzt
Sal
Çar
Per
Cm
Cmt
Pzr
44
45
8
46
47
48


 
  Yapı-Endüstri Merkezi tarafından hazırlanan siteler için tıklayın
Gizlilik Şartları  |  Künye  |  Reklam Bilgileri  |  İletişim