Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 

Kerpiçle Çağdaş Mimarlık

2005 yılının ortasındayız… 21. yüzyılın başında, size yeryüzündeki ilk yerleşmelerden bugüne dek kullanılagelen bir yapı gerecinden, mimarca söz edeceğim. Şu günlerde Türkiye’de üretilen evlerin büyük bir bölümünün kerpiçle yapıldığını biliyoruz. Durum bu olunca Türkiyeli bir mimarın kerpiçle yapım yöntemi üzerine bilgili olması doğal değil

Cengiz BEKTAŞ
11 Kerpiçle Çağdaş Mimarlık

NSÖZ YERİNE..
Kerpiçle İlişki

2005 yılının ortasındayız… 21. yüzyılın başında, size yeryüzündeki ilk yerleşmelerden bugüne dek kullanılagelen bir yapı gerecinden, mimarca söz edeceğim.

Şu günlerde Türkiye’de üretilen evlerin büyük bir bölümünün kerpiçle yapıldığını biliyoruz (1). Durum bu olunca Türkiyeli bir mimarın kerpiçle yapım yöntemi üzerine bilgili olması doğal değil midir?

Kerpiçin kullanılagelmekte oluşu, gerikalmışlığı mı gösterir yalnızca? Olanaksızlığı mı gösterir?...
• İkinci Avrupa Savaşı’nın (1939-45) ardından Almanya’da yapıların yüzde 45’inin kerpiçle yapılması;
• Son yıllarda doğanın kan dolaşımına uyumlu bir mimarlığa isteğin artması;
• Kerpiç evlerde yaşarken, tuğlayla yapılmış evlere geçenlerin bir süre yaşadıktan sonraki yakınmaları, giderek kimilerinin yeniden kerpiç evlere geçmeleri, yaşam ortamı olarak kerpicin yeğlenmesinin yalnızca olanaksızlık nedeniyle olmadığını göstermez mi?

Türkiyenin en varsıl iki bölgesinden biri olan Ege’nin Denizli kentinde geçen çocukluğumdan biliyorum kerpici… Ev yatağının (yerinin) kazılıp, içinde, saman karıştırılarak, ayakla çiğnenerek çamur karılmasını, kalıplara dökülüp güneşte döndüre döndüre kurutulmasını yaşadım. Yapı ustası Kıntış (konulan adı) öğretti bana yaptıklarını…

Açıkçası bunların bilim konusu olabileceğini hele o günlerde hiç düşünemezdim. İlk kez Prof. Dr. Orhan Acıpayamlı’nın bir çalışmasında konunun bilimsel olarak ele alınışına tanık olduğumda, mimarlığımın ilk yıllarındaydım.

Ondan sonra hep gündemimde kaldı kerpiç… Gezip gördüğüm, incelemeye gittiğim yerlerde de bu tür yapıları belgelemeye çalıştım.

Bir gün Denizli’nin, yatağan kılıçlarının yapıldığı ünlü ilçesi Yatağan’ın belediye başkanı Tuncer Tunçbilek’in çağrısına uyarak oraya gittiğimde konunun bambaşka bir yönünü öğrendim.
Yatağan evlerinin neredeyse tümü kerpiçle yapılmışlardı. Yatağanlılar evlerini seviyorlardı ama sorunları vardı. Çağcıl gereksinimlerine yanıt bulamıyorlardı. Yıkıp yerine bugünkü yöntemlerle, mimarın çizeceği (okulda, uygulamada öğrendikleri, yığma ya da demirli beton -betonarme- çatkı (karkas) arasına tuğla dolgu… Ev yaptırmaya da güçleri yetmiyordu. Gerçekte içleri de yatmıyordu buna… Çünkü kerpiç ustasıyla, kendileri de katılıyordu yapıma… Hem evin, yerinde, tasarımını birlikte kararlaştırıyorlar, hem de yapım süresince onunla birlikte çalışarak istediklerini, gereksinimlerini tam dile getirip aktarabiliyorlardı. Gerçek anlamda bir katılımdı (partipation) bu…
Ayrıca bu yeni yapının tasarımlarına, onaylarına, hele hele yapı denetim (?) kuruluşlarıyla ilişkilere para yetiştiremeyeceklerini anlamışlardı.

Oysa gerçekten bir çözüm bulmalıydılar… Zor durumdaydılar.

Yatağanlıların işlikleri de evlerindeydi. Karı-koca çalışıyorlardı… Bir çağlarda Osmanlı ordusuna “yatağan” yetiştirirken şimdi çeşit çeşit bıçak, makas (bilinen makas, bağ makası, koyun kırkmak için yün makası, elma, mandalina gibi meyve makası vb.) çakı vb. gibi aygıtlar yapıyorlardı. Bu işler için “ocak” vardı bir köşede; sundurmaların altında ya da bahçede bu işe ayrılmış işlikte… Kadın bu ocağa bağlanmış körüğü basıyordu. Ateşi sürekli kor durumunda tutuyordu. Biçim vereceği demiri bu kora sokarak kızıl duruma getiren erkek, ona, uygun bir çekiçle yapacağı aygıtın biçimini vermeye çalışıyordu. Kadın arada körüğü bırakıp erkeğin karşısına geçip, demire o da bir çekiçle birlikte vuruyordu.

Kadın ayrıca, ara ara, bir başka ocaktaki yemeğe bakıyordu… Bununla da kalmıyor çocuklara da göz kulak oluyordu.

Mutfak da, yıkanma yeri de, ayakyolu da (wc) evin dışındaydı. Evler genelde iki katlıydı…

Geleneksel evlerinde, üst katta yalnızca hayat ile oda (ev)lar vardı.

Bütün bunlardan sonra bir de kış koşullarını düşünün...

Onlara kerpiç evlerini onarıp, çağallaştırmayı, kimi gereksinimlerini evin içine almayı önerdiğimde buna gerçekten sevindiler..

“İyi de kerpiç ev istenilen biçime getirilebilir mi?” diye sordular…

Onlara bir örnek vermeliydi.

Bana katılan yaklaşık on Denizlili gönüllü mimarla Yatağan’a gittik bir gün. Bütün evleri gezdik… En tipik olanlarının saptama çizimlerini (rölöve) yaptık. Şimdi de onlara bir onarım tasarımı yapıyoruz.

Bunları anlatmamın nedeni, Türkiyeli mimarın kerpiç üzerine bilgi, beceri edinmiş olması öyle “merak”tan, “araştırma isteğinden” falan değil, insanlarımızın en az yüzde 25’ine yardım edebilmek için bir sorumluluk… Daha da açıkçası zorunluluk!

Diplomalı mimarlar olarak, yapı işlerinde eski ustaları süreçten çıkarıyorsak, onlardan gelen bilgi akışının üstlenilmesini de sağlamak zorunda değil miyiz?

Bu çalışmamla buna neden olabilirsem sevineceğim. Size, boyumu aşan fiziksel-kimyasal vb. bilgileri vermeğe çalışmayacağım.

Bizim kuşağa, eğitimimiz sırasında, “Tuğlayı dört yüz dereceye dek ısıtıp kırarsak kırık yüzeyde ne görürüz?” gibi sorular sorarlardı sınavda… Bu bilginin ne işe yarayacağını anlamadığım gibi, bütün yaşamım boyunca da böyle bir bilgiye gereksinimim hiç olmadı…

Kısacası bu çalışmada bir mimara gerekli olabilecek bilgileri aktarmakla yetineceğim yalnızca…
Kerpici Ne Zamandan Beri Kullanıyoruz?

Beslenebilmek için insanın, toplayıcılık avcılık aşamalarından geçtiğini biliyoruz. Kendi besinini üretebilen tek varlık da o… Bunun için toprağı sürdüğü yer, bu nedenle de yerleşik düzene geçtiği ilk yer, bugünkü bilgilerimize göre Anadolu’da, Elazığ ile Diyarbakır arasında Çayönü…
Bunun için yeryüzü ikliminin de buna uygun duruma gelmesi gerekiyordu… Günümüzden yaklaşık 10.000 yıl önceydi bu… Ekini ancak, sulayabildiği, akarsu kıyısındaki bitek topraklarda yetiştirebileceği açık… Evleri için de o çevrede bulabileceği gereç killi topraktı.

Prof. Dr. Halet Çambel ile arkadaşlarının bulup, kazıp ortaya çıkardıkları yerleşmedeki evlerin duvarları taştan örülmüş bir su basman üzerinde kerpiçtendi… Kerpiç boyutları da 40x40,40x20-30 cm imiş. Daha sonra Prof Dr. Ufuk Esin’in Aşıklıhöyük kazıları bu yerleşmenin de Çayönü’yle yaşıt olduğunu ortaya çıkardı. Orada da kerpiç kullanılmıştı. Ölçüler de 40x40 cm idi (2).

Bakırçağ’dan Çatalhöyük’de de yapı gereci boyları 90 cm dek uzayan kerpiçti gene. Gene Bakırçağ’dan, bugün bir Hitit kenti olduğu artık bilinen Troya’da da 40x60 cm büyüklükte kerpiç kullanılmıştı. Kazı başkanı Prof. Dr. Manfred Korfmann çevre köylerden bulduğu kerpiç ustalarına bu kerpiçleri yeniden ürettirdi. Hititlerin başkenti Hattuşaş’da da (Boğazköy), taştan su basmanlar üzerine kerpiç duvarlar yapılmıştı. Rudolf Naumann’da “Eski Anadolu Mimarlığı” adlı, 1975 yılında Türk Tarih Kurumu Yayınları arasında (IV. dizi) çıkan yapıtında
(92. sayfa) “.…. Son yıllarda Çatalhöyük, Hacılar, Beycesultan, Dursuntepe, Acemhöyük ve Kültepe’de yapılan kazılarda ortaya çıkan büyük yerleşme yerlerinde, yükseklikleri kimi zaman üç metreyi aşan hatıllı ya da hatılsız kerpiç duvarlar bulunmuştur. Neolitik çağda (Çatalhöyük, Mersin ve Hacılar) ahşap desteksiz salt kerpiç duvarlar da vardır” diye yazmaktadır.
Kısacası, Anadolu’da (bu demektir ki yeryüzünde) kerpiç, ilk yerleşmelerden beri (10-11 bin yıldan beri) kesintisiz kullanılmaktadır.

Kerpiç Anadolu’da Nerelerde Kullanılıyor?

Türkiye’nin yağmur haritası, orman haritası, yapı gereci haritası çakışırlar.
Yeterli yağmur alan yörelerde orman vardır. Orman olan yerlerde de yapı gereci ahşaptır.
Yağış almayan yörelerde de orman, ağaç olmadığından yapı gereci taştır… O da yoksa topraktır.
Olan yerlerde bile ahşap değerli olduğundan elden geldiğince az kullanılan çözümler üretilmiştir. Örneğin; ahşap iskeletin arası tuğla ya da kerpiçle doldurulmuştur. Bu tür yapımla işverenin gelir durumuna göre her yerde karşılaşabilir.

Kerpiç yapıyla en çok Orta Anadolu’da, Güneydoğu Anadolu’da, Orta Anadolu’dan öteki bölgelere geçiş alanlarında karşılaşılır.

Kerpiç Nasıl Yapılır?

Kadının tabağı, önce dallarla örüp üzerine çamur sıvayarak yaptığı söylenir. Buna, Eskişehir’in Yazılıkaya’sındaki, hemen Yazılı Kaya’nın önündeki evde; bu yöntemle yapılmış bir küfe görünce inandım. Böyle taşıyıcı olmayan, ayırıcı duvarlar yapılması da doğal geldi bana… Dış yüzlerde ahşap çatkı arasına hımış dediğimiz yöntemle, dallarla yapılan örgüyü sıvamak biçiminde de yapılır. Almanya’da, kadın çorabı gibi uzun torbalar çamur doldurularak yapılan uzun sucukların kullanıldığını da gördüm.

Prof. Ruhi Kafesçioğlu hocamızın buluşu olan Alker (uygun çamura yüzde 10 alçı katılıp elde edilen karışım) gibi kalıpla dökülen uygulamaları da biliyoruz.

Ancak en çok kullanılan yöntem, tuğla gibi kalıplara dökülerek elde edilen kerpiç bloklarıyla duvar yapılmasıdır. Benim yapmaktan bildiğim de budur; size anlatacağım da budur.
Denizli yöresinde evin yatağı kazılır. Üstteki bitkisel toprak katmanı (30-40 cm) ayrılıp bir yere yığılır. Bu bitek toprak çok değerlidir. (1 santimetresinin oluşması için 300-1000 yıl gerekir. Bu toprağı çarçur etmek bilgisizlerin işidir.). Yapı bittikten sonra evin çevresine yayılır. Bu bitek toprak, kerpiç yapılacak toprağa karıştırılmaz.

Karıştırılırsa duvarda incir ağacı ya da otlar bitebilir.

Kazılan ev yatağından, bitkisel katman alındıktan sonra, çıkan toprak:
a. Olduğu gibi kerpiç yapımında kullanılabilir.
b. Çok yağsızdır (kil içeriği yetersizdir); içine yeterince yağlı toprak (killi) karıştırılıp kıvama getirilir.
c. Çok yağlıysa içine bu kez çorak toprak karıştırılarak kerpiç yapımına uygun duruma getirilir.
Toprak ıslatılarak çamur yapılır.
Bu çamurdan avuç içinde bir toprak yapılır. Bu toprak aşağı yukarı göğüs yüksekliğinden yere bırakılır.
a. Toprak hiç dağılmadan lök gibi yere oturursa gereğinden çok yağlı demektir. İçine yeterince çorak toprak karıştırılmalıdır.
b. Toprak paramparça dağılırsa gereğinden az yağlı demektir. Killi toprak karıştırılmalıdır.
c. Toprak çatlayıp yarılarak, çok dağılmadan yere oturursa kıvam doğru demektir.
Bu saptama için çok başka yollar da kullanılır…

Yörenin ustaları, çevredeki toprağı iyi tanıdıklarından nereden toprak alınırsa kerpiç yapımına uygun olacağını bilirler. Çamuru ellerine alınca pek de yanılmadan niteliğini size söyleyebilirler.
Uygun çamura saman karıştırılarak ayakla iyice çiğnenir, en az bir gün bekletilir.

Kimi yerlerde fındık, giderek ceviz büyülüğünde taş karıştırıldığını da gördüm. Örneğin Güre (Edremit)’de…

Yeterince bekletilen çamur kalıba dökülür, iyice sıkıştırılır. Çamurun kendini tutabileceği süre sonunda kalıp üstten çekip çıkarılır. Böyle böyle kerpiçler güneşe serilmiş olur.
Üst yüzleri kuruyunca bir yanına çevrilerek sırasıyla her yanları kurutulur.
Kısacası beş-altı günde (havanın güneşli olması durumuna göre kerpiç kesimi (Denizli bölgesinde deyimi budur) bitmiş, kerpiçler kullanıma hazır duruma gelmiş olurlar. Anlaşılacağı gibi bu işin yapılması yağmur mevsimine denk gelmemelidir.

Kerpicin Özellikleri

Gerek Güre’de (Batı Anadolu, Edremit Körfezi), gerek Sultanhan’da (Aksaray, Konya) özellikle kadınlarla görüştüm. Önceleri kerpiç evlerde oturup da sonradan yenilik, kolaylık adına tuğla evlere geçmiş olanlar durumlarından yakınıyorlardı: “Her yanımız ağrıyor, sızlıyor, bu evlere geçeli!”

Sultanhan’daki bir nine, bir süre sonra dayanamayıp bahçesine yeniden kerpiç bir ev yaptırmış, oraya geçmişti.

• Kerpiç, ortamın nemini dengeler… Çoksa alır, azsa verir, nemi insan için en uygun düzeye getirir. Rahat soluk alınır böyle bir odada, rahat uyunur. Bunu doğrudan kendi deneyimimden biliyorum.
• Nem belli yüzdeyi aşmadığı için, börtü böcek yaşamaz bu ortamda.
• Kerpiç, havanın kirliliğini alır… Örneğin, sigara içiliyorsa nikotini çeker. Havayı temizler.
• Kerpicin elde edilmesi için en az enerji tüketilir.
• Kerpicin radyoaktivitesi yoktur.
• Kerpiç doğayı kirletmez, onun kandolaşımı içindedir.
• Kerpiç, yapı yerinde üretildiği için taşınım gideri yoktur.
• Kerpiç ahşabı korur.
• Kerpiçin basınca dayanımı;
- (içinde saman yoksa) (kuru yoğunluk 1882 kg/m2) 22 kg’dır.
- yüzde 1 oranında saman varsa (kuru yoğunluk 1700 kg/m2) 14 kg’dır.
- yüzde 2 oranında saman varsa (kuru yoğunluk 1571 kg/m2) 13 kg’dır.
- yüzde 4 oranında saman varsa 1 (kuru yoğunluk 1247 kg/m2) 1 kg’dır.
- yüzde 8 oranında saman varsa 3 (kuru yoğunluk 872 kg/m2) kg’dır.

Çekmeye dayanımı ise aşağı yukarı basınca dayanımının onda biri ölçüsündedir.

Doğru olan, yerinden alınan kerpiç toprağı ile yapılan numunenin laboratuvarda bu değerlerinin saptanmasıdır.

Kerpicin Ölçüleri

Kerpiç’in ölçüleri deneme yanılma yoluyla değişip gelmiştir. Çayönün’de kerpiç önce dökme olarak kullanılmış. İki yana ahşap kalıp konulup içine dökülmüş kerpiç... Sonra
120 cm’ye dek varan ölçülerde bloklar olarak üretilip duvar örmede kullanılmış. Son evrede (Çayönü’nde 2500 yıllık bir süreç var) 40x40x10 cm, 40x30x10 cm ölçülerinde (analı kuzulu) kullanılmış (3). Daha önce de değindiğim gibi, örneğin Çatalhöyük’te 80-90 cm uzunluğa dek çıkmıştır boyutu. Besbelli bu büyüklükteki bir kerpici ancak iki kişi taşıyıp kullanılacağı yere getirebilirlerdi. Onu örecek (yerine yerleştirecek) olan da tek elle bu işi başaramazdı. Bu, çalışmada zorluk demektir; duvarı örmede daha çok kişinin gerekmesi demektir. Düzgün sonuç da kolay alınamaz. Sonradan boyutların küçülmesi de bunun böyle olduğunun kanıtıdır.
Aşıklıhöyük’te bulunan kerpiçlerin ölçülerinin 40x40 olduğunu Prof. Dr. Ufuk Esin söyledi.
Boğazköy’de 43-48x43x48x10 cm ölçüsündeki kerpiç kullanılmış (Rudolf Naumann) Troya’daki kerpiçler 40x60 cm ölçülerinde… Prof. Dr. Korfmanın saptadığı böyle…

Laodikya’da pişmiş toprak kaplama öğelerini 33x33 cm olarak ölçtüm. Denizli çevresinde, örneğin yatağan’da saptadığım ölçü de 33x16x9’dur. 16+16+1 cm (derz)=33 cm verir. Bu ölçülerle düzenli, sağlam (derz derz üzerine gelmeden) duvar örülebilir gerçekten. Ne var ki, 33x33 cm (ana), 33x16 cm (kuzu) ölçülerindeki kerpici tek elle kaldırıp duvara yerleştirmek duvarcı ustası için pek kolay değildir.

Benim kendi yapılarım için saptadığım ölçü (12+12+2 cm)=26x12x9 cm’dir. Bu ölçülerde kerpiç keserek bana deneme duvarı ören, ne yazık ki yitirdiğimiz Sabahattin Usta’ya göre de tam da bu ölçülerdeki kerpiçle en iyi çalışılabilmektedir. Bu denemeden sonra uygulamalarımı, tasarımlarımı hep bu ölçülerle yaptım.

Kerpicin Örülmesi
Tıpkı tuğlada olduğu gibidir. Alta örülen sırayla üste örülen sıranın derzleri üst üste gelmemelidir. Bir başka deyişle, kerpiçler birbirini ısırmalıdır. Eskiden “analı kuzulu” denildiği gibi, bir büyük (26x26 cm, ana) bir de küçük (26x13 cm, kuzu) kullanmaya da gerek yoktur. Denizli yöresinde olduğu gibi ben de hep tek ölçü (26x12x9 cm) kullandım.

Kerpiç Duvarın Berkitilmesi
Kerpiç; tuğla, taş gibi yalnızca basınca çalışabilir. Çekmeye dayanıksızdır.
Bu özelliği bilinmeden önce uzun süre, duvarın çekmeye de karşı koyabilmesi için ahşapla berkitilmesi yapılmamıştır.
Daha sonraları duvar, ortalama bir metre yükseklikte bir, merdiven biçiminde düzenlenmiş ahşap öğelerle (hatıl) çekme güçlerine de karşı koyabilecek biçimde berkitilmiştir.

Kerpicin Korunması

Kerpicin belki de tek kusuru suya karşı dayanıksız olmasıdır.
Bu nedenle bütün ayrıntılarda kerpicin su almamasına özen göstermek zorunludur.
Neolitik çağ yapılarında doğrudan toprağa oturtulan kerpiç duvarlar, daha sonra taştan su basman duvarına oturtulmuşlardır. Gerçekte taşduvar da çekme güçlerine karşı koyamadığı için onun da ahşap hatıllarla (ilk hatıl da hemen topraktan kurtulur kurtulmaz yapılıyordu) berkitilmesi, bir anlamda birarada tutulup dağılmasının önlenmesi sağlanıyordu. Örneğin Beycesultan’daki gibi (Denizli)...

Bugün temel duvarını doğrudan betonarmeyle yapıyoruz. Taş kullanılsa bile, altına, topraktan kurtulunca üstüne, betonarme hatıl yapıyoruz. Üste atılan betonarme hatılın da üstüne su yalıtımı yaparak suyun-nemin, kerpice ulaşmasını önleyebiliyoruz. Duvarın yüzeyinin de, hem su almasını önlemek, bunu yaparken de soluk almasını kesmemek gerekiyor.

Bunu denemek için ilk uygulamalarımdan biri olan Güre Yaz Okulu’nda değişik uygulamalar yaptım:
1. Duvarı gene kerpiç çamuru ile sıvadım (kaba ve ince) öylece de bıraktım (Kerpiç rengini, sevdiğim için…).
2. Sıvanın üzerine su almayı önleyecek saydam kimyasal sürdüm. Bu kimyasalın damladığı yerlerde ot bile bitmedi uzun yıllar… Uzun sürede su almama özelliğini de sürdüremedi. Ayrıca, çok pahalıya gelmesi bir yana, kerpicin doğallığı, zehirli bir gereçle hiçe indirilmiş oldu.
3. Sıvanın üzerine, ince sıvayı iyice döverek sıkıladıktan sonra kireç badana yaptım. Üç denemeden en iyi sonuç vereni bu oldu.
4. Duvarı geniş bir saçakla korudum. En iyi çözüm bu oldu.

Yapıda Kerpiç Çamurunun Kullanıldığı Başka Yerler
Neolitikten beri balçık, tabanda da kullanılmıştır. Bunun için kıvamına geldiğinde iyice dövülerek sıkılanmıştır. Ne var ki, kullanımla bozuldukça üzerine yeni bir katman eklemek zorunda kalınmıştır. Her ekleme odanın tabanını 4-5 cm yükseltmiştir. Böylece 15-16 eklemeden sonra odanın yüksekliği insan boyunu kurtarmaz olmuştur. Bu kez yapının duvarları da yıkılıp ortaya doldurularak bunun üzerine yeni bir yapı yapılmıştır.

Anadolu’da kent kent üstünde bulunmasının başlıca nedenlerinden biri budur. 80-90-100 cm’de bir, yeni uygarlık katmanı demektir bu…

Bu uygulama Denizli’de benim çocukluğumda bile sürmekteydi. Sıkılanan toprağın üzerine kireç badana yapılarak dayanması artırılmaya, tozması önlenmeye çalışılır. Bugün de Anadolu’nun birçok yerinde sürdüğünü sanıyorum.

Antalya’nın Kaleiçi’ndeki eski evlerinden öğrendiğim bir uygulama da, bol samanlı kerpiç çamurunun kiremit altı tahtasının üzerine sıva olarak uygulanmasıdır. Böylece:
• Hem iyi bir sıcak soğuk yalıtımı sağlanıyor.
• Hem de kiremit altı tahtasının çalışması sonucu çatı örtüsünün (yalıtımın, kiremidin) bozulması önlenmeye çalışılıyordu.

Ben bir çok çağdaş yapımda uyguladım bu yöntemi… Kerpiç çamurunu bulamadığım yerde de çimento (yüzde 75) ile alçıyı (yüzde 25) karıştırıp, bu karışıma kıtık ekleyerek elde ettiğim harcı kullandım. 1,5-2 cm kalınlığındaki bu harçla hem yalıtım için düz bir yüzey elde ettim, hem de kalıpta kullanılamayacak duruma gelmiş ahşabı kiremit altı tahtası olarak kullanabildim (çünkü kalınlık, yükseklik ayrımlarını da böylece önleyebiliyordum). Bu da önemli bir tutumsallık sağladı.

NOTLAR
1. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 1997 verilerine göre köylerdeki 3.242.275 konut amaçlı yapıdan 1.238.038’i kerpiçle yapılmış.
2. Sayın Ufuk Esin’den alınan bilgi.
3. Prof. Dr. Mehmet Özdoğan’dan alınan bilgi.

ETİKETLER: yeşil
http://www.yapi.com.tr/haberler/kerpicle-cagdas-mimarlik_61066.html

Read Comment Section
11 Yorum Yorum Yaz
  • Bu bilgilerden faydalandım, Cengiz Bektaş ve herkeze teşekkür ederim, yapacağım işte inşallah başarılı olurum. YANITLA

    dilara aydoğar

    herkese teşekkürrler bu site sayesinde çok başarılı bir öğrenci oldum

  • merhaba. sayın ufuk bey yazıyı heyecanla ve ilgiyle okudum. bilgilendirmeniz için tşk ederim. benim de marmariste bir arsam var ve kerpiç ev yapmak istiyorum. ama mimari konusunda sorunlarım var, bana mimarisi basit fazla şatafatlı olmayan ama doğayla uyumlu ve estetik ev çizimleri yollama şansınız olabilir mi? yardımcı olursanız çok mutlu olacağım.tşk ederim.iyi çalışmalar. selim2462@hotmail.com YANITLA
  • Sn. Cengiz Bektaş'ın yazısını okudum ve hayran oldum. Benim de Altınoluk'ta iki adet kerpiç evim var. Çok eskiler ama dayanıklılar da.Bazı yerlerini tamir ederken eskilerin yöntemlerinin şimdikilerden daha iyi olduğunun farkına varıyorum.Tavanlar 4 m yüksekliğinde ama kerpiç yazın serin, kışın da sıcak tutuyor evi. Eski evlerini yıkıp, beton ev yapanlar bin pişman. Tavanlar 2.50 m yüksekliğinde sinekten ve sıcaktan içinde durulmuyor. Kışın da bir türlü ısınmıyor. Eskiler daha akıllı evler yapmışlar. Sadece ev konusunda değil. Evleri inşa ettikleri yerleri de zemin açısından güzel ve sağlam seçmişler. Ben Köydeyim. Aşağıda yeni yapılan evlerin ise hepsi çatladı. Saygılar YANITLA
  • çok güzel ancak benim aradığım cevap bu değildi. kerpiçten evlerde ısı yalıtımı nasıl sağlanır... YANITLA
  • Yaziyi bastan sona okudum. Cok tesekkür ederim. Benim de kerpice yönelmem, ya da aklima kerpicin gelmesi maddi imkansizlik sonucu. Gökceada'da deniz kiyisindaki turizm belgeli arsama bungalow yapmak istedim, ahsabin fiyati ile bas edemeyecegimi anladim. Kerpic neden olmasin diye arastirmaya basladim. Bu konuda bilgilendirirseniz ayrica sevinirim. Emeginize saglik.Selamlar. i.demirkol@gmx.net YANITLA
11 yorumdan 6 tanesi gösteriliyor.  1  |  2  |  DEVAMI
Yorumunuzu ekleyin
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin

Yapi.com.tr'de konuk yazar olarak haber paylaşımında bulunabilirsiniz. Sektörle ilgili haberi gönderin, editör onayımızın ardından yayınlayalım. Siz de yapi.com.tr'ye katkıda bulunun, yapi.com.tr'nin bir parçası olun!

Hemen haber gönderin

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!