Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

21'inci Yüzyılın Babil Kulesi: 'ATA Tower'

"Efsaneye göre, yıllar önce Mezopotamya'da insanlar tek bir dil ve aynı sözcükleri kullanırken kendilerine bir kent kurmaya ve gökyüzüne uzanan bir kule yapmaya karar verirler.

CNN Türk
21'inci Yüzyılın Babil Kulesi: 'ATA Tower'

Efsaneye göre, yıllar önce Mezopotamya'da insanlar tek bir dil ve aynı sözcükleri kullanırken kendilerine bir kent kurmaya ve gökyüzüne uzanan bir kule yapmaya karar verirler.

Tanrı yeryüzüne inerek, bu kişilerin dillerini karıştırır, yeryüzüne dağıtır. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullanılarak yapılan bu kulenin yapımını da durdurur.

Aradan geçen binlerce yılın ardından, farklı dilleri konuşan bu kişiler tekrar biraraya gelerek geçmişteki rüyalarını gerçekleştirmek için yeni malzemeler ve teknolojiyle aynı arayış içine girerler. ATA Kulesi (ATA Tower) de bu birçok arayıştan biri.

Bugüne kadar yapılmış yüksek yapıları, kule ve bina olarak iki gruba ayırırsak, 2004'te Taiwan'da yapımı tamamlanan Taipei 101 binası, 509 metre ile dünyanın en yüksek ofis binası unvanını elde etti.

En yüksek kule unvanı ise ABD'nin North Dakota eyaletinde bulunan KVLY-TV grubuna ait 628 metre yüksekliğindeki antenle sembolleşti.

Bugüne kadar 628 metreden yüksek bir yapı tasarlama tecrübesi olmamasının nedeni ise bu yüksekliğe dayanıklı malzeme olmadığı için değil, böyle bir yapıyı yapma ihtiyacı olmamasından kaynaklanıyor.

Teorik olarak çelikten 5 km, aluminyumdan 15 km, daha gelişmiş 'carbon-epoxy' malzemelerinden 114 km'ye varan yüksekliklere ulaşmak da mümkün.

Uzay asansörü projesi ile 'yeni bir ufuk'

1999 yılından bu yana NASA'da başlayan uzay asansörü projesinin fizibilite çalışmalarının ardından Japonya'da JAXA ve Tokyo Üniversitesi ekseninde NASA projesinden farklı bir versiyonla çalışmalarına devam edilen 'ATA Uzay Asansörü' projesi de, 21'inci yüzyılın yüksek yapı teknolojisinde yeni bir ufuk açıyor.

Prensipte dünya ile aynı hızda dönen 35 bin 728 km yükseliğindeki bir yörüngeye yerleştirilecek ufak ölçekli bir uzay istasyonu ile ekvator üzerindeki bir platformu kablolu sistemle bağlayan ATA projesi, kısa zamanda uygulanmasının yanı sıra, mevcut yapı teknolojilerinin geliştirilmesinde de ateşleyici bir rol oynuyor.

Projeyle ilgili araştırmalarda özellikle mevcut malzemelerin dayanımı üzerine de çalışmalar yapıldı.

Kuleler basınçla çalışan yapılardır ancak mevcut çekmeye dayanımlı yapı malzemeleri basınca dayanımlı malzemelerden daha kuvvetli özellikler gösterir.

Sadece çekmeye dayanıklı malzemelerin basınca da dayanıklı hale getirilerek projeye uygulanması kabul edildi ve balon örneğinden yola çıkılarak, sistemin içine özel alaşımlı basınçlı gaz püskürtüldü.

'AmocoT300' ile 'ERL1906' alaşımı malzemenin içine basınçlı gazın verilmesiyle oluşturulan bilgisayar modellerinde teorikte 3 bin km'ye uzanan yapıların mümkün olabileceği kanıtlandı ve patenti ABD'de sekiz kişi tarafından alındı.

Japonya'da ekonomik kriz öncesi, 80'li yıllardaki dönemde, dünyanın 20 büyük yapı şirketinin içinde yer alan beş şirket, yüksek yapılar üzerine projeler hazırladı.

Bu projeler şöyle:

Obayashi Grubu'nun ünlü İngiliz mimar Norman Foster ile hazırladığı Millenium Tower (1 km)
Kajima Grubu'nun DIB-200 (800 m)
Shimizu Grubu'nun TRY2004 (3 km)
Takenaka Grubu'nun Skycity 1000 (1km)
Taisei Grubu'nun X-Seed (4 km)

Bu projeler, bir ütopyadan çok dönemin mevcut malzemeleri ile hazırlanmış gerçekleşmesi mümkün projelerdi.

Kajima Grubu'nun DIB-200 projesi de yaklaşık iki yılda dönemin malzeme ve teknolojisi ile geliştirilerek, yapının kabul edilebilinir bir bütçe ile yedi yılda tamamlanabileceğini kanıtladı.

Bu da yine sadece ihtiyaç duyulması halinde bu yapıların yapılmasının mümkün olabileceğini gösteriyor.

Peki böylesine yüksek yapılara gerçekten ihtiyacımız var mı? Pek çok mimarın yüksek yapılara şiddetle karşı çıkmasına rağmen, yüksek yapıların özellikle teknoloji alanındaki ateşleyici rolüne inanıyorum.

Her ne kadar günümüz tasarımcıları doğanın ve şehirlerimizin korunması için büyük gayret gösterseler de, Hong Kong gibi örneklerde de görüldüğü gibi, yüksek yapılar özellikle nüfusun yoğun olduğu yerlerde etkin bir çözüm olarak görülüyor ve farklı bir şehircilik anlayışı geliştiriyor.

Yüksek yapı tasarımında uygulanacak yeni konstrüksiyon ve tasarım yöntemleri, normal bina kalitesinin iyileştirilmesi yönünde bir adım olup, düşük yoğunluklu bölgelerde yeni yapılacak bina mimarisine adapte edilerek bu bölgelerdeki yaşam standardı ve kalite de yükseltilebilir.

Büyük şehirlerdeki yoğunluğun az da olsa bu yeni gelişen bölgelere kayma olasılığı da göz ardı edilmemeli.

Eğer yüksek yapı teknolojisinde gerekli ilerleme ve tecrübe elde edilebilirse 'Uzay Çağı' teknolojisini yakalama fırsatı da olacak.

Yedi adet anten

Dünyanın pilot noktalarına kurulacak yedi adet 13 km yüksekliğinde anten ile, büyük paralara maal olan uydulara ihtiyaç olmadan tüm komünikasyon işlemleri de gerçekleşebilir.

Bu tür yapılar atmosfer (ozon, hava durumu) ve uzay (atmosferin filtre etkisi olmadan uzak noktalara kadar görüş imkanı) araştırmaları, gözlemleme ve bazı manyetik sistemlerin eklenmesiyle mekik benzeri yapıların kolaylıkla uzaya gönderilebileceği rampalar olarak da kullanılabilir.

Bugün, özellikle bilim alanında önemli bir yer tutan yerçekimsiz ortamda gerçekleştirilen deneyler büyük paralara maal olurken, bu tür kulelerden yapılacak serbest düşüş ile dakikalar süren yerçekimsiz ortamlar da oluşturulabilir.

Önümüzdeki ekim ayından itibaren üniversite merkezli bir araştırma projesi olarak düşünülen '21'inci Yüzyılın Babil Kulesi Projesi'nin, uzay asansörü ve diğer akıllı bina projelerindeki çeşitli çözümleri biraraya getirerek planlanması düşünülüyor.

Bir kilometre yüksekliğindeki pilot projenin adının ileride 'ATA Tower' adına dönüşmesi de bekleniyor.

Bu projenin ana hatları olarak kabul edilen ATA Uzay Asansörü Projesi'nin Türkiye'deki ilk tanıtımı ise geçtiğimiz nisan ayında Asansör Teknolojileri Fuarı'nda 'ASANSÖR 2005' gerçekleştirildi ve büyük ilgi gördü.

Projenin mimari ve konstrüksiyon teknolojisine dönük tanıtımı ise (UIA 2005) İstanbul Dünya Mimarlık Konferansı'nda 'workshop' olarak düzenlenecek.

Türk öğrencilerin projeye aktif olarak katılabilmesi için büyük bir fırsat sunan bu 'workshop', özellikle Japonya ile Türkiye arasında kısa süreli öğrenci değişim programlarının başlaması için de bir ilk adım olabilir."

http://www.yapi.com.tr/haberler/21inci-yuzyilin-babil-kulesi-ata-tower_27942.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!