Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Amerika'ya İlk Betonu Satınca İhracatı Üniversitede Ders Oldu

Dündar Yetişener 22 milyon dolar ciro yapan Fibrobeton'un patronu. Binaları fibrobeton ile giydiren şirket ABD'ye ilk beton satıcısı olma özelliğiyle

Referans Gazetesi /Kenan Başaran
1 Amerika'ya İlk Betonu Satınca İhracatı Üniversitede Ders Oldu

Diğer çocuklar mahalle arasında pedal çevirirken, ben onların bisikletlerini tamir ediyordum.” Bir Yeşilçam filmindeki tamirci çırağının sözleri değil bunlar. Bu sözler, babası Koç Grubu'nda; Standart Belde’de müdürlük yapan ve emekli olduğunda da murahhas azalık noktasına gelmiş bir babanın oğluna ait.

Bu sözler, bugün yıllık 22 milyon dolar ciro yapan bir şirketin; Fibrobeton’un patronu Dündar Yetişener’in. Çok kimse Dündar Yetişener’den önce, “Fibro ne, beton ne?” diye sorabilir. Oysa sokaklarda yürürken başınızı kaldırıp, şöyle binaların üstlerine başlarına bir bakarsanız, görürsünüz fibrobetonun ne olduğunu...

Sadece Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde 30 binada fibrobeton uygulaması olduğunu söylüyor Dündar Yetişener. Antalya’daki oteller de bir başka örnek. İrili ufaklı toplam 4 bin adet iş yapmış: Metrocity, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Park, Ramada Otel, Movenpick Otel, Kremlin Otel gibi sayısız yapının dış cepheleri Fibrobetondan “giyiniyor”. Giyinmek diyorum zira Dündar Yetişener, kendini bir “bina terzisi” olarak tanımlıyor. Ve sadece bu işi yapmakla övünüyor; “Her işi yaparım” diyenlere teessüf ederek.

Karne ödülü yeni iş adresi

Dündar Yetişener çocuk yaşta çalışmış olmaktan bugün övünç duyuyor: “Anlıyorum ki kendim için çalışmışım.” Hali vakti yerinde bir babanın oğlu Dündar Yetişener, karnesini alıp sevinçle eve koşan çocuklardan değildi. Tatilin ilk gününde baş ucunda bir kâğıt parçası bulurdu. Bu kağıt parçasında, küçük Dündar’ın gidip çalışacağı yeni işyerinin adresi yazılı olurdu. “Taksim Şehit Muhtar Caddesi, Böcek Ticaret. Yedek parçacı. Adres o. Sabahın yedisinde giderdim. Siyah beyaz televizyon devri. Mesela televizyon patlamış. Ses, ışık, görüntü diye böyle alüminyum şeyler var. Bunlar basılırdı ve tinerle silerdik ki televizyon çalışsın. Telefunken’e yedek parça yapardık” diye anlatıyor Yetişener o günleri. Hasılı 7 yaz tatilini, Taksim, Perşembepazarı ve Sanayi’deki yedek parçacılarda, demir ve alimünyum atölyelerinde geçiyor.

1959 doğumlu Dündar Yetişener, henüz liseyi bitirdiğinde; 17 yaşında Arzu Hanım'la nişanlanıyor. Bugünün nesli olarak haliyle “Hâlâ sürüyor mu evliliğiniz” diyerek bu erken izdivaca şaşırdığımı belli ediyorum. Yetişener tahtaya vuruyor. Biri kız, iki çocuğu var: Sim ve Efe.


Bacanak meyhanesi

Rıfat baba, “Olur da çocuklar okumazsa...” diyerek kooperatif vasıtasıyla Sanayi’de 2 dükkân alıyor. Ama korktuğu olmuyor ve iki oğlu da tahsillerini tamamlıyor. Hatta hikâyemizin kahramanı Dündar Yetişener iki üniversite birden bitiriyor. Gel gör ki dükkânlar yine de çocuklar için bir geçim kapısı oluyor bir dönem. Bursalı annelerinin İnegöl köfte sattıklarını sandıkları dükkânda Dündar ve ağabeyi Serdar, fıçı fıçı bira satıyorlar! Öyle ki İstanbul’un en çok bira satan 3. meyhanesi oluyor Bacanak!

Diğer çok satanlar ise Beyoğlu Bacanak ve Taksim Kazan. Meyhane ismini Efes Pilsen’in çıkardığı “Bacanak” markasından alıyor. Günde 20 fıçıdan fazla bira satan Bacanak, 2 yıl sonra kapanıyor. Yarı yarıya ortak olan kardeşler, kapıya kilit vurduklarında Yetişener'in cebinde 2.5 lirası vardır.

“Böylesine iyi satış yapan bir yeri niye kapattınız. Bu ticarete sığar mı?” diye soruyorum. Sebep Bacanak’ın diğer ortağı olan ağabey: “Serdar’a çok kızdım. Tabii o zaman çok genciz. Arkadaşlar geliyor. Serdar onlarla oturuyor, ben ise habire çalışıyorum. Hesap al, sıcağa, soğuğa bak. Tabanlarım şişerdi. Ee sonra ‘Abi 3 numaranın hesabı?’ Aaa, 3 numara ilk oturduğu zamanki 4 Arjantin, 2 duble patates ve 2 midye tavayla masadan kalkıyor. Oysa onun üstüne ben bin tane vermişim!”


Zengin çocuğu ve çırak


Anlayacağınız ağabey Serdar, "ehl-i keyif" bir genç. Zaten 7 kolej dolaştıktan sonra okulu ancak bitirmiş. Oysa Dündar, Şişli Terakki’den başka lise görmemiş ve iftiharla bitirmiş. Serdar, taksilerle okullara giderken, Dündar servislerle...

Dündar Yetişener’in babası Rıfat Bey'in mesleği tornacılık. Vehbi Koç da 27 Mayıs İhtilali öncesi Hasköy’de tornacılık yapıyor. Rıfat Bey de Koç’a yedek parça satıyor. Ve Beldesan kurulurken Rıfat Bey yüzde 17 hisse ile ortak oluyor. Dündar Yetişener, “Koç’un taşeronu, ortağı oluyor. Daha sonra şirket büyüdükten sonra ise kendi isteğiyle ortaklıktan çıkıyor” diyor.

Dündar Yetişener profesyonel iş hayatına Standart Belde’de, ağabeyi ise Aygaz’da başlıyor. Ancak bir gün eve geldiğinde babasını bahçede otururken bulan Dündar Yetişener, Koç’tan istifa etme kararı alıyor. “Neden?” Yetişener şöyle cevap veriyor: “Babama ‘Hayırdır’ diye sordum ‘Emekli oldum’ dedi. ‘Ne demek emekli olmak? Elin ayağın tutuyor daha’ deyince bana dönüp ‘Metin Oktay gibi ağları delerken bırakacaksın. Sistemler büyüyor, yarın öbür gün al şu çantanı git derler. O yüzden ağları delerken bırakacaksın dedi’ bana.”

Yetişener, babasının emekliliğini hazmedemiyor ve “Bakkal olsun ama benim olsun” diyerek kendi yolundan yürüyor. Bu yol kâh kayınbiraderi Ayhan Bey'in şirketinde “bordrolu” bir işe çıkıyor, kah güneye düşüyor ve kendini Meryemana tabloları satarken buluyor. 1.5 yıl kadar süren bu işten girişimciliği öğrendiğini söylüyor Yetişener. Ve bu işle uğraşırken “rüsum ve konsinye” kelimelerini de öğreniyor. Rüsumu öğrenince öyle orta yerde rastgele satış yapamayacağını, konsinye ile ise başkasının tezgâhında satış yapmayı öğreniyor.

Babasıyla 5 yıl süren bir küslük yaşıyor. “Çünkü” diyerek sebebini anlatıyor Yetişener: “Onlar bizi Koç için yetiştirmişlerdi. Sağlam iş, sağlam maaş. Bir gün Vehbi Bey de bizi gösterip ‘Rıfat, gelecek bunlar’ demişti.”

1987’de yine kayınpederi Ayhan Bey'in yanında çalışmaktadır Yetişener ve bir gün şirkete gelen yabancı dergilerden birinde cam fibresi takviyeli betonu anlatan bir yazı dikkatini çekiyor. Bu işi yapan İngiliz firmasıyla irtibata geçilip sözleşme imzalanıyor ve küçük bir atölyede işe başlanıyor. Bu yıl 20. yaşını kutlayan Fibrobeton şirketi, GRC-(fiber takviyeli beton) üretiminde bir marka artık. Dündar Yetişener, “Adımız ürünle özdeşleşti. Yani bu işin Selpak’ıyız” diyor. Dünyada GRC üretimi yapan 173 firma var. Bunların içinde Hong Kong, Fransa, ABD, Tayvan, Dubai ve Türkiye’de olmak üzere 8 yetkili üretici bulunuyor. Yetişener, “Fibrobeton dünyadaki en büyük 3 GRC üreticisinden biri. Ciro olarak 3, teknoloji, bilgi ve kalıp portföyü olarak ise dünya birinciyiz” diyor.

Dündar Yetişener, en çok ABD’ye beton satmakla övünüyor: “ABD’ye kravatı, gömleği, takım elbiseyi ve deriyi herkes sattı. Ama hiçkimse Allah’ın betonunu ABD’ye satmadı. ABD’ye beton satan bir tek biz varız. 2000’de ABD’ye burada ürettiğimiz güneş kırıcıları sattık.”

Bu ihraç büyük rakamlara karşılık gelmese de ilk olması bakımdan önemli. Öyle ki Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, kendisi Dış Ticaret Müsteşarı olduğu dönemde gerçekleşen bu ihracattan hep övgüyle söz eder olmuş. Turgut Özal da bir fuarda Fibrobeton standını gezerken “Bunları hep yurtdışında görürdük. Şimdi biz de mi üreteceğiz” diyerek heyecanını açıkça belirtmiş.

Fibrobeton, esasen bugün daha önemli bir noktaya gelmiş bulunuyor: Türkiye’den büyük büyük paneller üretip göndermektense, bilgisini; know how satıyor artık. Yetişener de bunun altını çiziyor: “Tabii biz bugün artık teknoloji ihraç ediyoruz. 20 yıl önce İngilizlerden know how aldık, bugün ise know how satıyoruz.” Fibrobeton’un bu anlamda Boston’da 40 katlı bir bina için görüşmeleri sürüyor. Anadolu yakasında yapılan Mariot Otel’deki işleri referans olmuş bu iş için.

"Elime çantamı alıp İknuşedya, Kazakistan, Özbekistan, Yakutistan, Türkmenistan, Tacikistan demeden dolaştım. Bir şeyi ispatladım. Betonun ihraç edilebildiğini" diye anlatıyor Yetişener başarısının sırrını. Yetişener, "Biz alanımızda büyük küçük iş ayrımı asla yapmayız. Markiz Pastanesi’nden Formula tesisine, Ahmet Bey'in villasından gökdelene kadar gelen her işi alırız. İş ayrımı yapmayız. Biz bu işte en iyisini, en kalitelisini yapmak istiyoruz" diyor.

Fibrobeton
'un özellikle ABD'ye beton ihraç etmesi, üniversitelerde örnek gösterilerek ders olarak okutuluyor. Emek yoğun bir iş olduğu için 724 çalışanları olduğunu belirten Yetişener, adeta bir modern sanat atölyesi oluklarını vurguluyor. Fibrobeton rotasını özellikle Orta Asya’ya çevirmiş ve hatta Kazakistan’da üretim de yapıyor. Yola çıktıklarında Türkiye için lüks kaçan GRC için “Burada portakallı ekmek satamazsınız” eleştirilerine maruz kalan Fibrobeton, 7 ekonomik krizin yaşandığı 20 yılda Türkiye bir yana, dünyaya da "portakallı emek" üretip satılabildiğini gösterdi.

http://www.yapi.com.tr/haberler/amerikaya-ilk-betonu-satinca-ihracati-universitede-ders-oldu_52937.html

Read Comment Section
1 Yorum Yorum Yaz
  • Azmin Zaferi Tebrikler. YANITLA
1 yorumdan 1 tanesi gösteriliyor. 
Yorumunuzu ekleyin
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!