Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Benim Evlerim Gece Elbisesi Giyen Kadınlara Benzer

Mimar Eren Yorulmazer, görkemli ve lüks çalışmalarıyla tanınıyor. Dekore ettiği mekanlar sizi dış hayattan koparıp dönemler arası yolculuğa çıkarıyor.

Hürriyet Cumartesi /Hakan Gence



img src="http://www.yapi.com.tr/Uploads/HaberMedya/2007\haber\54202.jpg" align="right" hspace=5 vspace=5> Mimar Eren Yorulmazer, görkemli ve lüks çalışmalarıyla tanınıyor. Dekore ettiği mekanlar sizi dış hayattan koparıp dönemler arası yolculuğa çıkarıyor. Son olarak Antalya Belek’te temmuz ayında açılması planlanan Attaleia Shine Otel’in iç mimari projesini hazırladı.

Otelde günümüzün modernizmiyle geçmişin nostaljisi bir arada sunuluyor. İstanbul Gökkafes’in 30. katındaki ev-ofisinde konuştuğumuz Yorulmazer, kendini dışarıdan kaprisli gözüken ama tanıştığınız zaman çalışmanın ne kadar rahat olduğunu anlayacağınız biri olarak tanımlıyor.

Bursa’dan İstanbul’a uzanan mimarlık hikayenizi anlatır mısınız?


- Ortaokuldan beri aklımda mimarlık ve dekorasyonla ilgili işler yapmak vardı. İnsanların kendine uygun bulduğu şehirler vardır. Ben özellikle İstanbul’da yaşamak istiyordum. İlk yıl puanım İTÜ Mimarlık Fakültesi’ne yetmediği için sınava ikinci kez girdim ve kazandım. Okuldayken Reşit Soley’in ve Mustafa Toner’in yanında staj yapma imkanı buldum. Herkesin kariyeri ve mesleğiyle varolması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu yüzden hayatımı kariyer üzerine inşa ettim.

Tanınmanızı sağlayan ilk çalışmanız ne oldu?

- İstanbul’da iyi bürolarda çalıştığımı duyan Bursa’daki arkadaşlarım, evlerini ve ofislerini dekore etmemi istedi. O dönemdeki çalışmalarım dergilerin sayfalarına ve kapaklarına taşındı. Bursa’daki tekstil firmalarının fuar standlarını tasarlamam da tekstil piyasasında da tanınmamı sağladı. İstanbul’daki ilk işim Naile Sultan Korusu’ndaki bir evin iç mimarisini yapmak oldu.

Mimarlık mezunusunuz ama sizi dekorasyon çalışmalarınızla tanıyoruz...


- Dekorasyon çabuk sonuç elde ettiğiniz ve zevkini daha çok yaşadığınız, mimarlığa göre biraz daha rahat bir yol. Malzeme tanımak açısından da iyi. Açıkçası okulu bitirir bitirmez çok dahiyane binalar yapacağıma inanmadım. Çünkü mimarlığın çok ciddi bir birikim gerektirdiğini düşünüyorum. Ayrıca insanın hayatla ilgili tecrübelerinin de artması lazım. Hayatta durduğunuz yeri ve görüşlerinizi tam olarak netleştirdiğiniz zaman iyi binalar yapabilirsiniz. Kendime verdiğim 10 yıllık hazırlanma dönemi sonunda dört yıldır bina projeleri çizmeye başladım.


Müşterileriniz çalışmalarınıza müdahale edebiliyor mu?


- Benim önümü kesmeyen teslimiyetçi projeler yapmayı seviyorum. Herkesin belli bir tarzı var. Bu doğrultuda kendinize uygun mimarı seçmeniz önemli. Bu işi müzik dinlemeye de benzetebiliriz. Nasıl sevdiğiniz sanatçının konserine gitmeyi tercih ederseniz, mimari projeler için de kendinize uygun bulduğunuz çizgideki mimarı seçmelisiniz. Böylece problem yaşanmaz. Ben insanları çok iyi tanımaya çalışıyorum. Onları memnun edebilecek mekanları yaratmak için her şeyimi ortaya koyuyorum. Bu yüzden kendilerini bana emanet ediyorlar.

Projelerinize nasıl hazırlanıyorsunuz?


- Ders çalışır gibi hazırlanıyorum. Kitaplarım, dergilerim ve seyahatlerim hiç bitmez. Yurtdışındaki bütün fuarlara giderim. Pazar günleri bile çok nadir İstanbul’da kalıp dinlenirim. Mesela geçen sene sadece üç haftasonu İstanbul’da kalıp çalışmadım. İşimden başka pek birşeyim yok.

Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

- Dünden gelen birikimleri, bugünün teknolojik ortamıyla birleştiriyorum. Ne çok modernim ne de çok klasikçi. Yarınlara bakarak bütün yüzyılları ve geleceği miks ederek bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Benim için iki önemli unsur var. Mekanın verileri ve müşterilerin fonksiyonel istekleri. Görkemli mekanlar, barok, art deco ve minimalizmi beğeniyorum. Ben tek kalıba giremem. Tarzıma görkemli romantizm diyebiliriz.

Görkemli romantizmi biraz tarif edebilir misiniz?


- Çalışmalarımda kırmızı, ekru ve siyahı uzun yıllar kullandım. Çünkü bu renkler insanları etkiler ve hafızalarından kolay kolay çıkmaz. Bu sene döneminin geldiğini düşündüğüm leylakları, mavileri ve yeşilleri de kullanıyorum. Görkemli romantizmde; Shakespeare İngiltere’sinden gelen çizgileri görür, III. Napolyon’un yoğun aşkının havasını koklar ve oryantal mekanların içinden geçerek romantizmi yaşarsınız.

Oysa son yıllarda minimal, sade hatlara sahip evler moda, siz neden tercih etmiyorsunuz?

- Minimal mekanlar yapmayı da seviyorum, fakat gerektikleri gibi korunmadıklarını düşünüyorum. Siz çok hoş bir mekan yaratıyorsunuz, bir sene sonra Hindistan’dan gelen objeler sehpanın üzerine yerleşiyor. Zamanla da iş çığrından çıkıyor. Sade dekorasyon, ev sahibiyle özdeşleştiği zaman güzel oluyor. Evler kadınlar gibidir. Ne tarz giydirirseniz öyle olur. Benim evlerim daha çok gece elbisesi giyenlere benziyor.

Hangi malzemeleri kullanmayı seviyorsunuz?


- Kullandığım malzemelerin çoğu Türk malı. Kumaş, mermer, ahşap ve lakeye aşık bir adamım. Kumaşta kadife ve ipekli dokuları seviyorum. Mermerde siyah ve beyazın kontrastını beğeniyorum. Siyah ve kırmızıdan vazgeçemediğim halde son dönemde zümrüt yeşili de favorim. Duvarlara naturel sıvalar yapmak veya komple kumaş giydirmek hoşuma gidiyor. Detaycı bir yapım var. Yaptığım evlerin duş jelinden sabununa kadar herşeyi kendim koymayı tercih ederim.

Gökkafes’teki eviniz çok konuşuldu. Burayı tercih etmenizin özel bir nedeni var mı?


- İTÜ’de okurken Dolmabahçe Camii’ne çok giderdim. Oranın mistik havasında saatlerce düşünürdüm. Şimdi okulumla caminin ortasındaki bir binada yaşama fırsatı buldum. Lokasyonun yanısıra hayalini kurduğum yüksek tavanlı mekana da kavuşmuş oldum. İçindeki eski objelerle zıtlık oluşturan, çağdaş bir alan tasarladım. Modern tarzı sevenler altyapıyı ve yerlerle duvarların beton olmasını beğeniyor.

Antalya’ya farklı bir renk getiriyoruz

Antalya, fabrikasyon ve endüstrileşmiş otel gruplarının yer aldığı bir şehir. Yurtdışından gelen turistleri ağırlayan standart üretilmiş büyük oteller fazlasıyla var. Antalya’ya Attaleia Shine Otel’le farklı bir renk getireceğimizi düşünüyorum. Dekorasyonunda bütün yüzyılların ve kültürlerin karışımı görülüyor. Lobide kullanılan gri ve beyaz Afyon mermerlerine dünyadaki farklı kültürleri harmanlayan mobilyalar ve aydınlatma elemanları eşlik ediyor. Zeminlerde tamamen naturel ve brüt beton yaklaşımı hakim. Renklerimiz gri, beyaz, siyah, bordo, sarı, turkuaz ve yeşil tonları. Her katın odalarında farklı renk ve mobilyalar kullandım. Havlulardan halılarının rengine kadar ben karar verdim.

http://www.yapi.com.tr/haberler/benim-evlerim-gece-elbisesi-giyen-kadinlara-benzer_54202.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!