Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Chagall 98 Yaşında bile Usta Oldum Demedi

Marc Chagall şüphesiz farklı teknikleri, bitmeyen yaşam enerjisi ve devamlı sanatın peşinde olmasıyla dünya resminin büyük ustalarından. Sanatçının torunu ve Marc Cahagall Komitesi Yardımcı Başkanı Meret Meyer ile çikolatayı çok seven dedesinin yaşamı, sanatı ve Pera Müzesi’ndeki sergisi üzerine söyleştik.

Cumhuriyet DERGİ
Chagall 98 Yaşında bile Usta Oldum Demedi

ir yanda rengi “siyah-beyaz”a dönüştürmedeki ustalığı, diğer yanda pek çok büyüleyici rengi muhteşem bir uyumla kulllanabilmesi... Resimleri kimi zaman çok mutlu, şiirsel ve masalsı, kimi zamansa dramatik ve esprili... Marc Chagall şüphesiz farklı teknikleri, bitmeyen yaşam enerjisi ve devamlı sanatın peşinde olmasıyla dünya resminin büyük ustalarından. Yaşadığı yüzyıl boyunca iki dünya savaşına ve insanlık tarihinin yaşadığı onca kara güne tanıklık etmesine rağmen, yaşam sevincini kaybetmemiş, sanatı her şeyin önüne koymuş, her sabah merakla uyanmış, yeni şeyler araştırmış, tekrar resim yapmış, Kızıl Deniz’i aşmış, kendini zenginleştirmiş ve 98 yaşında bile usta oldum dememiş...

Sanatçının torunu ve Marc Cahagall Komitesi Yardımcı Başkanı Meret Meyer ile çikolatayı çok seven dedesinin yaşamı, sanatı ve Pera Müzesi’ndeki sergisi üzerine söyleştik.

- Sergiyi ve izleyiciyi nasıl buldunuz?

- Çok güzel hazırlanmış bir sergi. Sergi salonlarında farklı renkler kullanılmış sanki bir ev içi gibi, girip oturmaya başlayacakmışsınız gibi... İnsanların Chagall’la buluşmasını sağlayan bir sergi olmuş. Umarım Chagall’ın eserlerindeki modern değerleri görmenizi sağlar. 25 yıl önce ölmüş olmasına rağmen, değerleri farklı, modern ve yenilikçi bir şekilde ifade ediyor.

Chagall- Chagall Rusya, Fransa, Amerika gibi ülkelerde yaşadı. Bu farklı mekânlar onun sanatına ne kattı?

- Ülke seçimi tesadüfi değildi, turistik gezi yapmıyordu. Eğer doğduğu yerde devam etseydi yaşamaya, sergisi belki de şu anda İstanbul’da olmazdı. Chagall Fransa’ya gitme isteğini kendinde hissetmişti. Fransız sanatının reprodüksiyonlarını görünce oraya gitmem gerekiyor diye karar vermişti. Bu onun için bir ihtiyaçtı. Yani çizme isteğini her şeyin önüne geçirmiş ki, bu engelleri ve sınırları aşabilmiş. Öyle bir istek varmış ki, öyle bir ışık ihtiyacı varmış ki, Beyaz Rusya’dan Paris’e kadar gitmiş. Sonra Amerika’ya gitmek zorunda kalmış. Aslında oraya asla gitmezdi, hatta Amerika’nın o deli dolu tarafından nefret ediyordu. Çorapları farklı giyen insanları anlamıyordu. Ama Nazizm gelince Fransa’da duramadı...

- Dünya savaşları da dahil yüz yıl boyunca pek çok tatsız olaya tanık oldu. Bunların ona ne katkısı oldu?

- Chagall bir inançla kutsanmıştır. Dini bir inançtan bahsetmiyorum, kendine ve yapmak istediği şeye olan bir inancı... Politikanın da, ulusal ve dini gerçeklerin de önüne koymuş sanatını. “Meleğin Düşüşü” çok dramatik bir resim mesela. Birçok metafor var, dünyanın farklı ülkelerinin acıları sembolize edilebilir. Ama renkleri görünce “Ah ne güzel” de dersiniz. Bu da Chagall’ın gücü... Birçok okuma yapılabilir onun resimleriyle ilgili, kesinlikle tek bir okuma dayatan bir sanatçı değil. Sabah uyandığınızda “Meleğin Düşüşü” başka şey, akşam başka şey, on yıl sonra başka şey düşündürür size. Zaten Chagall’ın başarısı da buradan geliyor. Dünyanın bambaşka yerinde, bambaşka bir zamanda da olsanız evrensel bir mesj alıyorsunuz resimlerinden. Neye ihtiyacınız varsa size onu verir. Mutluluk istiyorsanız mutluluk getirir.

- Tanık olduğu olaylara rağmen yine de devamlı resim yapıyor. Yaşam sevinci bitmeyen bir ressam mıydı?

- Tabii içinde bir güç vardı ve o güç onun bu yüzyılı aşmasını, 98 yıl yaşamasını sağladı. Korkunç bir çalışma ihtiyacı vardı. Onun ressam olması gerekiyordu, bu onun göreviydi. Merak etmeye devam etmesi gerekiyordu. Oturup dinlenemezdi, şikâyet edemezdi, buna vakti yoktu. Her sabah uyandığında meraklı olmak, devam etmek, başka şeyler araştırmak, yarın ve ertesi gün tekrar resim yapmak, Kızıl Deniz’i aşmak, resmini başka bir teknikle yapmak, kendini zenginleştirmek zorundaydı. Dolayısıyla hepimiz için önemli bir mesaj bu. Dinlenmemeliyiz, oturmamalıyız, ileri bakmalıyız... Öğrenmek istiyordu hep. Hatta 98 yaşında bile usta oldum diyerek ölmedi. Hep yeni şeyler keşfetmeyi umarak yaşamamız gerekiyor. Bu anlamda örnek olmalı bize.

- Hem çok renkli, hem siyah beyaz. Sanki iki farklı dünyayı birleştiriyor gibi...

- Aslında ikisi arasında fark yok. Siyah-beyaz üzerine bu kadar derin çalışma yapmasaydı, renkleri de böyle kullanamazdı. Renk kullanıldıkça dönüşüyor onun resimlerinde. Gravür gibi teknikleri Rembrandt’tan başka aşan bir ressam yok. Chagall farklı teknikleri bir araya getirmiş, bunu ondan önce bir tek Rembrandt yapmış. Işık resimde nasıl bir etki yaratıyor, dolayısıyla renk nasıl bir etki yaratıyor. Yani hepsi birbirine bağlı aslında.

- Masalsılık var resimlerinde. Zaten La Fointaine’in masallarını da resmetmişti. Acaba Chagall’ın masalla ne gibi bir ilişkisi vardı?

- Masal anlatsa da resimle anlatıyordu onları. Her masalın bir de mesajı vardır. Masalın mesajını alıp onu resimlerde tersine çeviriyordu, ilginç olan buydu. Rüyanın içinden uyanmak da gerekir. Bir taraf esprili, bir taraf dramatik... Bu iki su arasında gidip geliyor...

- Aşkın Chagall’ın sanatında önemli bir yeri vardı. Eşi Bella’yı çiziyordu, yaşadıkları aşkı resmediyordu...

- Chagall çok büyük bir aşk yaşamıştı. Zaten böyle bir aşk yaşamasaydı, tüm kişisel tecrübelerine rağmen bu eserlerini yapamazdı. Sanırım karşınıza o kadın, bu kadın çıktı diye aşkı keşfetmiyorsunuz. Hayata karşı böyle bir aşkınız olduğu için öyle bir kadınla tanışıyorsunuz ve ona kanalize oluyorsunuz. İkisinin de içinde böyle bir aşk vardı ve ikisi karşılaşınca bu aşk iyice büyüdü ve çok özel bir hal aldı.

- Chagall muhteşem bir adam ama bir yandan da dedeniz. Siz onu nasıl tanımlıyorsunuz?

- Sizin dedeniz nasılsa öyleydi. Çok normal koşullarda büyüdük biz. Herkes gibi dedemizi ziyarete gidiyorduk, hiçbir fark yoktu. Ben kendimi onun sanatına adadım şimdi. O nedenle onunla ilgili bir şeyler keşfedince bunu Chagall severlerle paylaşabiliyorum ama kişisel anılarım kişisel kalacaktır. Büyük bir sanatçı hatırası yok bende, dede hatırası var. Çikolatayı çok seven bir dede...

http://www.yapi.com.tr/haberler/chagall-98-yasinda-bile-usta-oldum-demedi_74955.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!