Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Doğa İşgal Altında

Bir ülkede Çevre ve Orman Bakanlığı varsa, o ülkede doğayla ilgili birtakım sorunlar olduğunu söylemek zor olmaz. O zaman sözü edilen makama gelen kişinin sorunları çözmek için gayret göstermesi beklenir değil mi? Peki Veysel Eroğlu ne yapıyor? Doğa Derneği Başkanı Güven Eken’e göre ağaç dikmek dışında hiçbir şey. Aynı anda Anadolu’nun bağları,

Cumhuriyet Dergi
Doğa İşgal Altında

Türkiye’nin karmakarışık gündemi içinde bile çevre sorunları yankı buluyor. Rusya’da imzalanan nükleer santral anlaşmasını protesto için topladıkları 170 bin imzayla meclise giden eylemcilerin gözaltına alınıp serbest bırakılması, Karadeniz İsyandadır Platformu üyelerinin başlattıkları HES karşıtı yürüyüş. Fakat bunlar gündeme gelen yegane çevre olayları değildi. Maden yasasında yapılan değişikliklerle birlikte çevrede yaratılacak tahribat ve ötesinde orman alanlarının Çevre Bakanlığı kanalıyla özel sektöre açılması da eleştirilere hedef oldu. Protesto gösterilerinin merkezinde Doğa Derneği vardı. Dernek Başkanı Güven Eken ne nükleer enerji ne HES’ler ne de Maden Yasası’nda sıkıntının doğa üzerinde yaratılacak tahribatla sınırlı olmadığını söylüyor. Ona göre bir ülke için bağımsızlık kriterleri nükleer enerjiyi reddetmek, enerjinin tüketildiği yerde üretilmesini sağlamak ve orman alanlarını korumakla başlıyor.

- Doğa Derneği nükleer santralı “telafisi mümkün olmayan çevre tahribatı” olarak nitelendiriyor. Bunu biraz daha açar mısınız?

- Doğa Derneği’nin görüşü çok açık; nükleer teknolojiyi ve onun türevi olan nükleer santralları reddediyoruz. Böylesi büyük bir güç kaynağını tek bir merkezde üretmek zaten doğaya aykırı. Enerji tüketildiği noktada üretilmeli. Bu konuda Mersin’de bir yapılanma var. Bence bağımsızlığın kriterlerinden biri nükleer enerjiden bağımsız olmak. Elbette başka kriterler de var ama en önemlisi bu. Benzer çatışmalar Meksika’da, Peru’da ve Bolivya’da da yaşandı.

- Bir başka kritik konu da yeni maden yasasının getireceği değişiklikler. Yeni yasayla birlikte Türkiye’nin doğal zenginliklerini ne gibi tehlikeler bekliyor?

Türkiye’nin yüzde 27’si olan orman alanları ve yüzde 3’ü yaban hayatı koruma alanları madene açıldı. Bakan bu konuda maden sektörünü savundu. Eroğlu bu kararlarla çevreyi korumak adına değil buranın kaynaklarından rant elde etmek adına bu makama geldiğini gösterdi.

- Yasanın kabul edilmesinde maden lobisinin etkisi olduğu söyleniyor.

- HES’lerin yapılmasına önayak olan da hep santral şirketlerinin lobisi. Şu anda ülkenin bağları, dereleri hunharca işgal edilmiş durumda. Hem yerli hem yabancı kaynaklı fiili işgal var. Bunların mihmandarı da Veysel Eroğlu’dur.

- HES’ler faaliyete geçtikten sonra çevreye verdikleri zarar ne boyutta?

- Şimdiye kadar küçük bir kısmı yapıldı ama yapılış aşamasında orman alanları yıkıldı. Dereler ve nehirler dünyanın can damarlarıdır. Fakat şu anki düşünce “su boşa akar” demek ve bunun üzerinden katliamlar yapmak. Su boşa akar diye bir şey olabilir mi? O zaman dünya niye dönüyor?

- Verilen cezaların yetersizliği eleştiriliyor. Caydırıcı tedbirlerin alınmamasının sebebi sizce ne olabilir?

- Bu cezalar oluşan kamuoyu direncini ve tepkisini zayıflatmak, işin iç yüzünü bilmeyen şehirlerde yaşayan ama tepki gösteren insanların gözünü boyamak için veriliyor. Bakanlık şirketlere ceza kesiyor ama zaten onları hiç denetim yapmadan oralara sokup yıkımlarına göz yuman bizzat bakanlığının kendisi. Zaten verdikleri cezalar da çok komik. Suçu şirketlere atarak, “çevreciler haklı” gibi haberler çıkartarak gündemi değiştiriyorlar. Bir de başka bir iddiası var bakanın, HES’lerin içme suyu getirdiğini söylüyor. Tamamen yalan. HES’ler elektrik üretirler, enerji ihtiyacının küçük bir kısmını karşılamak için büyük doğa katliamına sebep olurlar.

Bir ağacı öldüren mutlaka vardır

Çevre Ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Güven Eken’e kendisi hakkında “doğanın seri katili” dediği için dava açtı. Yine de Eken bu davanın Eroğlu’yla arasındaki bir problem olmadığı görüşünde. Mahkemede kendisi kadar doğanın kendisi için de söz hakkı doğacağına inanıyorum.

- Çevre Bakanlığı’nın doğa katliamı karşısında takındığı tavır nasıl? Şu ana kadar yaşanan çevre felaketlerinde sorumluluğun ne kadarını üstleniyorlar?

- Hiçbirini üstlenmedi. Hukuk ve kamu vicdanı bir doğa katliamı olduğunu söylüyor. Bunun merkezinde olan kim? Bütün yollar Veysel Eroğlu’na çıkıyor. Muhtemelen bakanlık odasında şirketlerden ve yatırımcılardan gelen yönlendirmelere göre birtakım imzalar atıyor. Oysa çevre katliamını görmesi için Karadeniz’deki barajları, dereleri görmesi lazım. Çevre Bakanı aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası anlaşmalarını yürütmekle görevli kişidir. Herhangi bir kişinin doğayı bilmeden katletmesi anlaşılabilir ama burada kasıt aramak zorundayız. Ağaç dikme, gölet yapma gibi tamamen konudan alakasız argümanlarla kamuoyunu oyalamaya çalışıyor. Gerçekse Anadolu'daki tarihin görmediği çevre katliamında.

- Veysel Eroğlu için “doğanın seri katili” açıklaması yapmıştınız, sonrasında size dava açması hakkında ne söyleyeceksiniz?

- Türkiye’nin her yerinden sivil toplum örgütleri bizi destekliyor. Bu dava benimle Veysel Eroğlu arasında değil. Benim için şahsi bir anlamı yok. İcad ettiğimiz lisanla konuşmayan ağaçların sesinin duyulması açısından önemli. Bu nedenle insanlar günlük mesailerini Anadolu'yu kurtarmaya adamış durumda. İşleri bu noktaya getiren de Çevre Bakanı’dır. Bir ağacın canı alınıyorsa bunun bir canını alan olmalı. Eğer binlerce ağacın toptan canı alınıyorsa bu seri katilliktir.

ETİKETLER: çevre
http://www.yapi.com.tr/haberler/doga-isgal-altinda_81126.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!