Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Düsseldorf'da...

Mimarlık, olanakları en iyi değerlendirip, en iyi, en ekonomik yolda kullanarak, insancıl yaşama ortamları yaratmaktır. Tek ölçeği vardır, her anlamda: İNSAN…

Evrensel Gazetesi/Cengiz BEKTAŞ



nce bir anımı aktarmak istiyorum:
Köln'de bir cami yarışması yapılmıştı geçen yıl. Beni seçiciler kurulu üyesi olarak çağırmışlardı. (Yanlış anımsamıyorsam o günlerde söz etmiştim bundan güncemizde…)

Seçiciler kurulu toplantılarının sonuna doğru öğrenmiştim ki, değerlendirmemize sundukları 30-32 tasarımdan başka 90 tasarım daha varmış. Onları minareleri, kubbeleri yok diye yarışma dışı bırakmışmış ön kurul…

Sonuca giderken en önemli tartışma bu oldu gerçekten. Minaresiz, kubbesiz cami olamaz mıydı?

Çoğunluğu Alman olan seçici kurul üyeleri, cami yapısının gelişmesini, Müslümanlığın gereklerini bilmedikleri için, yarışmayı çıkaranların düşüncelerin saygılı davranmaya özen gösteriyorlardı. Onlar da ille kubbe, minare istiyorlardı…

Türkiye'de ilk çağdaş camiyi yapmış kişi olarak çağrılmıştım belki de bu seçici kurul üyeliğine… Pek çok genç mimar, bu yapımı kendi önerilerini geçirebilmek için, örnek göstermişlerdi. Kısacası en azından dalımın insanlarına karşı sorumluluğum vardı…

Yarışmanın önemli bir aşamasında söz alarak düşüncelerimi açıklamıştım. Cami mimarlığının Anadolu'ya gelişini, ne gibi değişiklikler geçirdiğini, aşamalarını anlatmıştım önce. Çağı yakalamanın temel sorun olması gerektiğini, değişmemenin konunun yaşamını durduracağını söylemiştim. Özellikle Almanya'daki ikinci, üçüncü kuşak için bütün bunların öneminin altını çizmiştim. Almanya'daki böyle bir yarışmanın, çağdaşlık yolunda tarihsel bir sıçrama olabileceğini dile getirmeğe çalışmıştım. Bu konuşmamın etkili olduğunu, ertesi gün onun isteğine uyarak birlikte kahvaltı ettiğimiz, seçici kurul başkanı 83 yaşındaki ünlü Alman profesörün söylediklerinden anlamıştım: "Bizi uyardınız, yarışmanın gidişini değiştirdiniz."

Beni Almanya'ya, Düsseldorf'a bu kez çağıran mimarlar odasının başkanı da anlattı bunları dinleyicilere…

Evet, bu yıl hem Düsseldorf Mimarlar Odası, hem de ünlü Peter Behrens (Le Corbusier gibi ustaların ustası ünlü Alman mimar) Mimarlık Okulu çağırmışlardı beni… Mimarlık okulu Su-İnsan bağlamında yaptıklarımı anlatmamı istiyordu… Mimarlar odası ise yapılarımı…

İlginç olan da buydu… Yaptıklarımı bilmek istemeleri, başka batı ülkelerindeki izlenimlerimle çakışıyordu… Mimarlık yalnızca teknolojik ilerlemeyle başarılı olabilir miydi?

Ben ülkemin olanakları içinde, ülkemin insanlarının mimarlık sorunlarını çözme yolunda çalışmam için yetiştirildiğime inanıyorum. Ne cambazlık, ne de moda terziliğidir mimarlık… Hele halkı aldatıp soymağa kalkışan yapı gangsterlerine uşaklık etme mesleği hiç olmamalıdır. (Acar konutlarını, apartman gökdelenlerini anımsayın.)
Mimarlık, olanakları en iyi değerlendirip, en iyi, en ekonomik yolda kullanarak, insancıl yaşama ortamları yaratmaktır. Tek ölçeği vardır, her anlamda: İNSAN…

http://www.yapi.com.tr/haberler/dusseldorfda-_49955.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!