Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Havaalanı ve Opera

Havaalanı, geniş bulvarlar övünülecek tesislerdir. Ancak bu tesislerin arkasındaki başkent yeterince "çekici" değilse, gerçek bir kültür başkenti olamamışsa, böyle bir kent kongre merkezi olamaz. Ankara'da planlanan kültür tesisleri gerçekleştirilmezse, Ankara'nın "kültür başkenti" ve "Avrupa başkenti" olabilme şanslarını yitireceği kesindir.

Cumhuriyet ANKARA
Havaalanı ve Opera

b>Ankara Esenboğa Havaalanı yeni İç ve Dış Hatlar Terminali ile Ankara'yı havaalanına bağlayan bulvar Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından görkemli törenlerle açıldı. Basın bu açılışa büyük yer verdi, yeni havaalanı konusunda her türlü bilgi verildi. Tek verilmeyen bilgi bu önemli eseri yaratan mimarların isimleriydi. Bu vesile ile Esenboğa Havaalanı'nın mimarları, kıymetli meslektaşlarım Ercan Çoban, Süleyman Bayrak, Suzan Esirgen ve Ahmet Yertutan'ı gönülden kutluyorum.

Görkemli veya görkemsiz açılışlarda mimar adının anılmaması, eseri yaratan sanatçıların yok sayılması, özetle "mimarın adı yok" olması ülkemizde gelenek haline gelmiş durumdadır. Oysa Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Atatürk'ün sanata ve sanatçıya bakışı bunun tam tersiydi.

Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında, "Kültürde ve müzikte yapılacak devrimler, iktisadi ve siyasi devrimlerin temelidir" diyebilen Mustafa Kemal Atatürk, kültür ve sanatın bir toplumun gelişmesindeki önemini kavrayan ender liderlerden biridir.

Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonra kültür ve sanat devrimlerine büyük önem verilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 1923 de, Musiki Muallim Mektebi 1924'te kurulmuş, ilk Türk operası "Özsoy" 1934 yılında temsil edilmiş, 1936 yılında Devlet Konservatuarı kurulmuş ve 1937 yılında Atatürk ünlü Alman Mimar Bruno Taut'a Ankara için, 1500 seyirci kapasiteli opera- tiyatro yapısı planlatmıştır.

Bu plan, ülkemizde yapılan ilk opera planlamasıdır. Ancak, başkente uluslararası nitelikte bir opera inşası için yaptırılan bu proje 1938'de Atatürk'ün ve bir ay sonra da Bruno Taut'un ölümleriyle unutulmuş, kültür ve sanat devrimi hızını tamamen yitirmiştir. Büyük Atatürk'ün opera ve tiyatro hayali 70 yıldır gerçekleştirilmemiştir. Uluslararası standartlarda operası, tiyatroları, konser salonları, sanat müzeleri ve milli müzesi olmayan bir başkente "kültür başkenti" denilebilir mi?

Tekrar Esenboğa Havaalanı konusuna dönersek ilginç bir ikilemle karşılaşmaktayız; Sayın Başbakan yaptığı açılış konuşmasında "Bundan önce misafirlerimiz geldiğinde içimiz burkuluyordu, şimdi başımız dik olacak" demişler ve Ankara'nın artık "Kongre Merkezi" olacağını ifade etmişlerdir. Ancak kongre şehrinin seçiminde kriter yalnızca havaalanı, kongre salonları değil, kongre yapılacak şehrin çekiciliğidir. Kongrelere katılanlar için, kongre şehrinin ya eşsiz bir doğa güzelliğine, tarihi önemli yapılara sahip olması (İstanbul gibi) ya da bir "kültür şehri" olması ana seçim kriterlerini oluşturmaktadır. 80'li yılların başında, Çin Cumhurbaşkanı'nın Ankara'da mevcut Opera yapısında onuruna verilen gala temsilinde zamanın Devlet Başkanı Sayın Kenan Evren'e "Bu opera Ankara'ya yakışmıyor, Pekin'e gelin, ben size Opera göstereyim" dediği rivayet edilir. "Başımızın dik olması" için çağdaş havaalanı yeterli olmayacaktır.

Avrupa başkentlerine bakarsak özel bir "doğa güzelliği" genellikle söz konusu olmamasına karşın hepsinin birer "kültür başkenti" olduğunu saptarız. Opera, tiyatro, konser salonu, müze yapıları Avrupa kentlerinin en önemli mekanlarını süslerler. Avrupa kentleri kendilerini "kültür ve sanatla" temsil ederken, ülkemizde devleti temsil eden bakanlık yapıları, hükümet konakları, adliye sarayları şehirlerimizi süslemektedirler.

"Kültür başkenti" konusunda en başarılı örnek olarak Paris gösterilebilir. Fransız başkentinin 19. ve 20. yüzyıllardaki çekiciliğini 21. yüzyılda da kaybetmemesi için 1980'lerde başlayan çabalar özellikle Başkan Mitterand zamanında yoğunlaşmış, Mitterand 80'li yıllarda Büyük Projeler (le grande projects) Programı kapsamında Yeni Büyük Louvre Müzesi, Bastille Operası, La Villette Bilim ve Kültür Parkı, bu kapsamda Bilim Müzesi, konser salonu ve Müzik Müzesi (Cite de la Musıque) , yeni Paris Konservatuarı, Milli Kütüphane gibi eşsiz kültür yapılarının 10 seneden az bir süre içinde gerçekleşmesini sağlamıştır. Ayrıca, 1980 yılından beri çevremizdeki başkentlerde, 21. yüzyıla hazırlık olarak 9 yeni büyük opera yapısı inşa edilmiş, 5 tarihi opera tamamen yenilenerek perdelerini açmışlardır.

1980 yılında, taşralaşmakta olan başkentin "Kültür Başkenti" olabilmesi için Atatürk'ün 100. doğum yıldönümü nedeniyle 2302 sayılı Atatürk Kültür Merkezi Kurulması Hakkında Yasa çıkarılmış, böylece büyük Önderin 70 yıldır gerçekleştirilmeyen hayalinin geçekleştirilmesi amaçlanmıştır.

2302 sayılı kanuna göre, Atatürk Kültür Alanı 1. bölgede (Hipodrom Alanı) müze-sergi-kütüphane yapısı inşa edilmiş (1987), 4. bölgede 2200 kişilik CSO Konser Salonu projeleri 1992 yılında ve 1. bölgede Ankara Kongre ve Kültür Merkezi (3 bin kişilik kongre ve gösteri merkezi, 800, 400 ve 200 kişilik Tiyatro, 1400 kişilik Opera-Bale bölümleri) projeleri 1995 yılında yarışmalar yoluyla elde edilmişlerdir. CSO Salonu'nun temeli atılmış, ancak inşaat bitirilememiştir. Kültür Merkezi Opera-Bale Bölümü'nün uygulama projeleri uluslararası bir ekiple 2,5 yıl süren çalışmalar sonunda 2001 yılında inşaat ihalesine hazır hale getirilmiş, ancak ihale bugüne kadar yapılmamıştır.

26 yıldır boş kalan alanlar iştah kabartmakta, boş alanlara sahip olmak için çabalar sarf edilmektedir. Son olarak, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ankara Büyükşehir Belediyesi, Genelkurmay Başkanlığı ile bir protokol imzalayarak, Hipodrom alanının tamamında Türk Tarih ve Kültür Parkı kurulmasını planlanmaktadırlar. Ancak bu konuda da Milli Komite kararı yoktur. Hipodrom alanının yeterince büyük olmasına, mevcut ve planlanmış kültür tesislerinin arkasında 350.000 metrekare boş alan olmasına rağmen, mevcut müze-sergi-kütüphane yapısının yıkılması, Ankara Kongre ve Kültür Merkezi (AKKM) projesinin iptali öngörülmekte, Ankara'nın "kültür başkenti" olması önemsenmemektedir.

İstanbul kültür tesisleri konusunda her zaman daha şanslı olmuş, özel teşebbüsün de katkıları ile önemli finans ve kültür tesislerine kavuşarak Türkiye'nin "Finans ve Kültür Başkenti" olma yolunda önemli adımlar atmıştır. Bu gerçek bazı iç ve dış çevrelerde "İstanbul niçin siyasi başkent olmuyor" sorusuna neden olmaktadır.

Havaalanı, geniş bulvarlar övünülecek tesislerdir. Ancak bu tesislerin arkasındaki başkent yeterince "çekici" değilse, gerçek bir kültür başkenti olamamışsa, böyle bir kent kongre merkezi olamaz. Ankara'da planlanan kültür tesisleri gerçekleştirilmezse, Ankara'nın "kültür başkenti" ve "Avrupa başkenti" olabilme şanslarını yitireceği kesindir. CSO Konser Salonu, Ankara Kongre ve Kültür Merkezi ve diğer önemli kültür tesislerinin gerçekleştirilmesi Atatürk'ün vasiyeti olarak anlaşılmalıdır.

Özgür ECEVİT / Mimar, AKKM Proje Müellifi

http://www.yapi.com.tr/haberler/havaalani-ve-opera_49735.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!