Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Hollanda merkezli tasarım atölyesi Droog Design'la Milano Tasarım Haftası'nda

Droog Design'ın kurucularından Gijs Bakker, Milano Tasarım Haftası’ndaki Droog standında sorularımızı yanıtladı. Bakker’le Droog Design’ı ve Droog portfolyosundaki İnci Mutlu imzalı ‘Potsink’i konuştuk

Gijs Bakker



Droog Design'ın kurucuları Renny Ramakers(solda)
ve Gijs Bakker.

Droog Design başlangıçta sadece Flemenk tasarımcıların yaratıcı yönü ağır basan işleriyle ilgileniyordu. Stüdyoları ve sergileri gezerek, mezuniyet projelerini takip ederek, tasarım dergilerini karıştırarak yakaladıkları farklılıklarla büyüdüler. Daima yeni fikirler aradıklarını bilmeyen kalmadı. Ticari olmak istemeyen bir marka ve yenilik arayan bir mantık oturttular. Köşeli işler yaptılar.



Droog’un ortaklarından Renny Ramakers 1991’de, Hollandalı genç tasarımcıların imzasını taşıyan yeni ürünlerden küçük bir sergi derledi. Sergi, Ramakers’in tasarım anlayışının bir göstergesi niteliğindeydi. 93’ün başlarında Gijs Bakker’le karşılaşan Ramakers, o günlerde benzer ürünleri bir araya getiren bir serginin hazırlıklarını Milano Uluslararası Mobilya Fuarı için yapan Bakker’le birlikte hareket etmeye karar verdi. Bu tarih Droog’un doğum yılı olarak hafızalara kazındı.


Özel atölyelerinde Droog adı altında çalışmaya başlayan ikilinin, 99’da bir ofisleri ve bir de sekreterleri oldu. Hollanda merkezli Droog Design’ın portfoyünde artık pek çok yaratıcı tasarımcı, bir o kadar da dünya çapında tanınan marka var. Gijs Bakker, Milano Tasarım Haftası’ndaki Droog Design standında sorularımızı yanıtladı. Bakker’le Droog Design’ı ve Droog portfolyosundaki İnci Mutlu imzalı ‘Potsink’i konuştuk.

Kurulduğu dönemde Droog Design’ın manifestosu neydi, bugünle karşılaştırdığınızda tasarım anlayışınızda bir değişiklik olduğu mu?
Bu bizim şimdiye kadarki 15. prezantasyonumuz. Başlangıçla karşılaştırmam gerekirse üzerinden bir çok şey geçti, bir çok şeyler yazıldı çizildi ancak şimdiye kadar tasarım anlayışımız hep aynı kaldı. Baslangıçta bir denemeydi diyebilirim. Amacımız bir grup genç tasarımcı olarak İtalyan tasarımına karşı bir ‘underground’ akım yaratabilmek daha doğrusu bir başkaldırı oluşturabilmekti. Böylelikle önce Hollanda’da başladık daha sonra Renny Ramakers’le beraber bu platformu uluslararası alana taşıyıp bir de orada neler yapabileceğini görmek istedik. Sonuç çok başarılı oldu. Uluslararası alanda da çok olumlu tepkiler aldık. Durum böyle olunca da tabii ki devam etmeliydik.

Piyasada bu kadar tanınmanıza rağmen iş dünyasından uzak bir duruşunuz da var.
Her zaman iş dünyasından olabildiğince uzak olmak gibi bir politikamız oldu. Biz tasarımlarımızı yapıyorduk ve iş tarafını başkalarına bırakıyorduk. Ancak son bir kaç senedir işin istediğimiz gibi yürüyebilmesi için tamamını üstlenmemiz gerektiğini öğrendik. Çok daha yoğun ve yorucu bir hal almasına rağmen çok mutluyuz çünkü daha ileride daha da net olarak görebileceğiniz gibi bizim iş anlayışımız da tasarım çizgimizde olduğu gibi diğer normal/ortalama firmalardan çok daha farklı.

O halde tasarım anlayışınızı “farklı olmak” şeklinde özetleyebilir miyiz?
Bu sonradan olan bir şey değil. Kimliğimiz ve duygularımız böyle. Şovlarımıza, sergilerimize katılan takipçilerimiz ürünlerimizdeki bu ortak mantık ve ruhu kolaylıkla hissedebiliyorlar. Ancak ürünlerimiz sıradan tasarım mağazalarına dağıldıklarında, onları farklı kılan kimliklerinden az da olsa bir şeyler yitiriyorlar. Bunun önüne geçebilmek için de çeşitli planlar yapıyoruz.

Droog Design + İnci Mutlu + Vitra işbirliği hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Bu işbirliği aslında Droog Design’ın son yıllarda izlediği politikanın bir parçası. Mimari bir ürün, örneğin bu durumda bir ıslak hacim ünitesi tasarladığımızda faydalandığımız bir taktik. Mesela biz yapımız gereğince banyo gereçleri pazarında yer alan bir firma olmadığımızdan böyle bir ürünün üretimi ve pazarlamasını yapmak bizim için çok zor. Çünkü bizim kendi pazarımız tasarım piyasası. Ancak tasarımcılarımız böyle ürünler tasarladığında da bunları anlaştığımız firmalarla beraber geliştirip üretimini ve pazarlamasını bu şekilde yürütmeye çalışıyoruz. Örneğin Vitra işbirliğini ele aldığımızda; Vitra ürünü kendi pazarına göre üretip satışa koyuyor biz de tasarım marketine yönelik bir şekilde ürettirip tasarım piyasasına sunuyoruz. Tabii en sonunda da üretici firmayla aynı fiyata sahip olmamız gerekiyor, öteki türlü çok tuhaf durumlar ortaya çıkıyor ki bu da müşterilerimiz açısından çok hoş bir durum.

Daha önce benzer bir uygulamanız olmuş muydu?
Bu uygulamayı daha önce de şu an piyasada olan ünlü radyatör tasarımımızda da kullandık. Bu durumda da üretici firma merkezi ısıtma sistemlerinde çok ünlü ve büyük Belçikalı bir firmaydı. Tasarım aynı olmak koşuluyla onlar kendi pazarlarına yönelik olarak bu radyatörün üretimini betondan gerçekleştirip içine bir hidrolik sistem eklediler. Biz de aynı tasarımı tasarım piyasasına yönelik olarak alüminyumdan ürettirip satışa sunduk. Kısacası Droog Design ve üretici firmalar arasındaki işbirliği ya da ortaklılar genellikle bu şekilde yürüyor. Vitra’yla işbirliğimiz de bu doğrultuda gerçekleşti. Bu arada İstanbul’a geldiğimde Vitra’dakilerle kesinlikle tanışmak istiyorum. Çünkü bu kez tüm bağlantılar İnci’den geçerek bize ulaştı. İnci bütün iletişimimizi de üstlendi ancak bu sefer İstanbul’a geldiğim de ben de tüm bu aracılarımızla tanışacağım çünkü Vitra’nın çok ciddi, profesyonel ve yüksek kalitede üretim yapan bir firma olduğunu düşünüyorum.

Bu ortaklığın çıkış noktasından ve başlangıç hikayesinden ve tasarım sürecinden bahsedebilir misiniz?
Sanırım İnci’yle karşılaşmamız kendisinin bize portfolyosunu yollaması sayesinde oldu. Portfolyosuna göz atarken bir çok ıslak hacim ünitesi tasarımının arasında bir anda bu saksı tasarımı gözüme çarptı ve işte o an işleriyle gerçekten ilgilendim. “İşte bu!” dedim ve bu tasarımın heyecan verici bir ruha sahip olduğunu düşündüm. Tamamen yeni bir şeydi. Bahçelerimizde alışılagelmiş bir objeyi bir anda banyolarımıza getiriyordu. İnci’yle iletişim, kurdum ve aramızdaki uzun soluklu aşk da böyle başladı sanırım. Çünkü genellikle ıslak hacim tasarımları sıkıcı denilebilecek kadar parlak ya da şık olur. Farklı da olsalar aynılarmış izlenimi verirler, hep bir tekrar, aynılık söz konusu olur. Heyecan verici ıslak hacim tasarımı çok az. Bu yüzden ben de kendi adıma evim için en basit, en sade tasarımdan da uzak bir banyo takımı almayı tercih ederdim.

Bunun yanında İnci gerçekten harika bir kız. Droog ile Vitra arasındaki tüm iletişimi sağlaması çok iyi ve bir o kadar da önemli çünkü bir çok tasarımcı iyi fikirlere sahip de olsa sadece hayal dünyasında yaşar ve iş hassasiyetine sahip değildir. Sonunda bir şeyler düşünseler bile bunun gerçek hayata aktarımını sağlayamazlar ve sonuçta hiç bir şey olmaz.

Sonucun nasıl olduğunu düşünüyorsunuz?
Tasarım açısından bize yollanan prototiplerin kırmızı ve beyaz kil birleşim noktaları henüz mükemmel olmasa da İnci’nin dediğine göre onlarda halihazırda üretilmiş mükemmel bir sürüm varmış. Bunun dışında Vitra, kendi pazarı için tutamağını ve borusunu parlak krom malzemeyle üretiyor ancak biz bunu istemedik. Tasarım piyasası için bu bölümlerinde paslanmaz çelik tercih ediyoruz. Ancak Vitra henüz paslanmaz çelik boruyu temin edemediği için buradaki sergimizde yer alan prototipimizde benim çok da hazzetmediğim krom boru yer alıyor. Kısacası ürün hala detaylarıyla ilgili gelişim sürecinde.

Burada nasıl tepkiler aldınız?
İstanbul’da Vitra ve müşterileri arasında işlerin nasıl gittiğini bilmiyorum ancak burada fuar alanındaki ziyaretçilerden aldığımız tepkiler gayet olumlu. Bunun yanında İnci’nin söylediğine göre ve bizim de bildiğimiz kadarıyla bu ürün dünyada kırmızı kilden üretilen ilk banyo gereci ve Vitra da bu kaliteyi yakalayabilmek için çok sayıda denemelerde bulundu ve sonuçta ortaya çok farklı ve kaliteli bir ürün çıktı.

Elbette yeni projeleriniz de olmalı?
Kendi ürünlerimiz artık kendi mağazalarımızda satmak istiyoruz. Hatta bu mağazalardan ilkini Haaz’la ortak olarak İstanbul’da kurmayı planlıyoruz. Bunun dışında Atina, Taipei, Los Angeles ve Miami’de de büyük tasarım dükkanlarına sahip firmalarla anlaşarak ‘shop in shop’ mantığında mağazalar kurmayı düşünüyoruz. Bu firmalarla bize yaptıkları bu yatırımın karşılığında ortak projeler gerçekleştireceğiz. Yerel tasarımcılarla bir çok yerel atölye çalışması yapıp, mağazalarımıza özel koleksiyonlar üretmek de planlarımız arasında. Kısacası Droog’un güncel gündemini bu ara bu konular meşgul ediyor.

Sizinle çalışmak ya da staj yapmak isteyen Türk tasarımcıları ya da öğrencilerine ne gibi bir yol izlemelerini tavsiye edersiniz?
Bize portfolyalarını yollamaları ilk adım olmalıdır. Portfolyoların tamamını çok dikkatli incelediğimi söyleyemem çünkü gün içinde elime çok sayıda portfolyo geçiyor. Bunlara sadece bir göz atabiliyorum ancak bu noktada aradan gözüme çarpan bir şey çıkarsa tasarımcıyla iletişime geçiyorum. Çünkü biz bugünün ve geleceğin tasarımlarını yapan tasarımcılarla ilgileniyoruz.

A. Selen Akıner - Selen Baskan
Milano – 21/04/2007

http://www.yapi.com.tr/haberler/hollanda-merkezli-tasarim-atolyesi-droog-designla-milano-tasarim-haftasinda_61127.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!