Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Kent Yazısının Yazgısı

Kentleri yazmak ne zor! Çeşitli olanın içinden bir yol bulup biricik olana ulaşmak her yiğide kısmet olmuyor.

Radikal/ Serhan Ada



entleri yazmak ne zor! Çeşitli olanın içinden bir yol bulup biricik olana ulaşmak her yiğide kısmet olmuyor. Çok bilineni temcit pilavına dönüştürmek ya da egzotik şeylerin tuzağına düşmek işten bile değil. Sonuçta ortaya tatsız tuzsuz bir kent anlatımı çıkıyor tabii. Âdet yerini buluyor. Lakin kent hakkında ipucu arayanın hevesi kursağında kalıyor.

İstanbul hakkında yavan yazılar da hiç eksik değil. Bu yazıları kimler okur, merak etmeden duramıyor insan. Yine de işe yaramadıkları söylenemez. Türk basınında iktibas ediliyorlar. Medyaların iç dolaşımında bir pahaları var. Geçenlerde Le Monde gazetesinde böyle bir yazı yayımlandı. 'İstanbul'un 1001 Çılgın Gecesi' gibi bir şey. Asmalımescit'e bir güzelleme. Yazı, çaycı Salih'in "(ah!?) bir zamanlar buralara kravatlı, lüks arabalarla gelinirdi" yakınmasıyla
başlıyor. 'Ulusal içki' rakının "uçuk benizli, tatlı-sert" bir şey olarak tasviri atlanmıyor. Böyle başlayan bir yazıda 'nostaljik tramvay'ın ve Refik'in adının anılması da kaçınılmaz.
Babylon'un da. Asmalımescit'in son çeyrek yüzyıl içinde başından geçenleri ise aramayın. Bulamazsınız. Hakkını yememek için: Fikret Adil'in 1933 tarihli Intermezzo-Asmalımescit 74
kitabından bir paragraf eklenmiş. İyi ki.

Hemingway türü, kentin karanlık köşelerinin yaşanıp yazıldığı dönemler geride kaldı. Devir, 'hayat tarzı' yazanların yarı röportaj, yarı internet bilgisiyle derledikleri kent manzaralarını
magazin sosuna bulayıp mikrodalgada ısıttıktan sonra sunma devri. Kentlerin derinindeki şeyleri anlamak için ipucu arayanlara avuçlarını yalamak kalıyor. Türk basınında kent yazılarının en güzel örnekleri '70'lerin sonu ve '80'lerde Cumhuriyet'te yer aldı. Dünyanın dört köşesindeki sürgünlerin pazar yazıları.

Bu yazıların birer ikişer kaybolup sonunda tümüyle ortadan kalkması gazetenin çöküşüne denk düşüyor. Şimdilerde basınımızda yer verilen kent yazılarının çıkış noktası yazarların kaldığı oteller. Otelden çıkınca neler görülebilirse onlar yazıya geçiyor. Bazen sokaklar. Gökdelenler, restoranlarda yenen alengirli yemekler. Arada kentin tarihi ile ilgili tek tük kırıntı, politik durumu
anlatan bir-iki cümle. Kentin ruhuna nüfuz eden tek satır bulana aşkolsun. (promosyon gezilerine davetli yazarların yazılarını hesaba almıyorum.)

Gazete yazılarının yanısıra 'kent kitapları' da pek moda. En gözde kent de New York. B. Uzuner, E. Batur, S.Turgut'tan sonra şimdi de A. Gürsoy'unki çıktı. Anı-rehber türünde kitaplar. Okuru (alıcısı) var ki yenileri çıkıyor. Ya da zaten okuru olan yazarlar bir de New York kitabı yazıyor. New York'un bağrına ne kadar ulaştıkları su götürür. Olsun varsın. Fatih Akın'ın İstanbul Hatırası da bir tür kent yazısı. Kentin ruhundaki hüzünlü, şenlikli karmaşaya parmağını sokuyor. Anlatıcısı da derbeder Alman müzisyen. Akın, Hamburg Altona'lı. İstanbul'u tanımaya, anlamaya, anlatmaya çalışmıyor. Bu kenti nasıl sezmişse öylece severek ya(p)zmış. Filmde egzotik, oryantal, turistik tuzaklara düşmek kaygısını işlememiş. Filmi de film gibi film olmuş. Akın'ın samimiyeti filmine geçmiş.

Kentlerin ruhu merak uyandırıcı. Ama yazıl(a)mayan kentlerin tadı yok.

http://www.yapi.com.tr/haberler/kent-yazisinin-yazgisi_27968.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!