Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Küresel Ekonomi Dipten Dönerken İstihdam Sorun Olmaya Devam Ediyor

Global ölçekte gelen olumlu bazı gelişmelere rağmen, dünya genelinde istihdam piyasasına ilişkin sorunlarsa sürüyor. 2001 yılı Nobel ekonomi ödülünün sahibi ABD’li Joseph Stiglitz ise, dünyanın küresel mali krizden ancak dört yılda çıkacağını, konjonktürdeki hafif düzelmeninse bir ‘illüzyondan’ ibaret olduğunu belirtiyor. Stinglitz, “Aslında

Radikal Gazetesi
Küresel Ekonomi Dipten Dönerken İstihdam Sorun Olmaya Devam Ediyor

ABD finansal sisteminde, 2007 yılının ağustos ayında başlayan, geçen yıl eylül ayında yatırım bankası Lehman Brothers’ın batışıyla dünyaya yayılan ekonomik krizin şiddeti azalmaya başladı. Artık dünyanın çeşitli bölgelerinden toparlanma işaretleri geliyor. ABD ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde yüzde 1 ile sınırlı ölçüde daralırken, aynı dönemde Almanya ve Fransa büyümeyi başardı. Asya kıtasının yükselen yıldızı Çin’de ise büyüme yüzde 7.9 olarak gerçekleşti.

Global ölçekte gelen olumlu bazı gelişmelere rağmen, dünya genelinde istihdam piyasasına ilişkin sorunlarsa sürüyor. 2001 yılı Nobel ekonomi ödülünün sahibi ABD’li Joseph Stiglitz ise, dünyanın küresel mali krizden ancak dört yılda çıkacağını, konjonktürdeki hafif düzelmeninse bir ‘illüzyondan’ ibaret olduğunu belirtiyor. Stinglitz, “Aslında normal resesyona şimdi geri döndük” ifadesi ile görüşlerini özetliyor.

Dünya ekonomik faaliyetlerinin tekrar daralma eğilimine gireceği görüşünde olan ekonomistler de var. Krizi önceden bilen New York Üniversitesi profesörü Nouriel Roubini, global ekonominin çift dipli resesyona girebileceğini belirtiyor. Genel beklenti ise dünya ekonomisinin yavaş bir büyüme patikasına gireceği yolunda.  Dünyanın önde gelen ekonomilerinin bugünkü performansları ve geleceğe yönelik tahminlerse şöyle özetlenebilir:

Temel sorun istihdam

ABD ekonomisi, 1929 Büyük Bunalımından bu yana yaşanan en ağır ekonomik krizden çıkmaya başladı. Ekonomiye yönelik tahminlerse kısa vadeye ilişkin daha olumlu bir tablo çiziyor. ABD’nin krizin derinleştiği dönemde uygulamaya koyduğu 787 milyar dolarlık teşvik paketi ve şirketlerin stok artışlarının etkisiyle bu yılın ikinci yarısında yüzde 2 büyüyebileceği belirtiliyor.

Kısa vadeli olumlu beklentilere karşın, gelecek yıla ilişkin tahminlerse net değil. ABD’de temel sorun istihdam piyasasındaki problemlerin sürmesi. Teknik anlamda resesyondan çıkmış olabileceği belirtilen ABD’de, problemlerin asıl çözümününse ancak istihdam piyasasının güçlenmesi halinde gerçekleşeceği ifade ediliyor.

İstihdam kaybının yaşandığı, kredi akışlarının zayıf seyrettiği bir ortamda ise tüketici harcamalarının sınırlı kalmasından endişe ediliyor. Ayrıca, ABD yönetiminin halen çok gevşek olarak uyguladığı para ve maliye politikalarının zamanından önce daraltılması halinde toparlanmakta olan ekonominin tekrar krize girme ihtimali olduğu belirtiliyor. 

Tasarruf oranı artıyor

ABD’de kriz öncesinde yüzde 0’a kadar inmiş olan kişisel tasarruf oranı, yüzde 5’e kadar yükselmiş durumda. Tasarruf oranının artması uzun vadede olumlu olmakla beraber krizden çıkışın başladığı bu dönemde tüketici harcamaları üzerine sınırlayıcı bir etki yapabilir. Bazı ekonomistler ABD’de iş dünyasının yatırımlarda ciddi anlamda artışa gitmeyeceğini ve buna paralel olarak da ülkenin ekonomik faaliyetlerinde ancak sınırlı bir yükselişin gerçekleşebileceğini ifade ediyorlar.

Bir ihtimal daha var

Öte yandan, ABD’de düşük faiz, yüksek likidite ve düşük enflasyon gibi koşulların ekonomik büyümeyi beklenenden hızlı gerçekleştirebileceğini düşünen ekonomistler de bulunuyor. Tarihsel açıdan bakıldığında, ABD’de 1970’li ve 80’li yıllarda yaşanan sert durgunluk dönemleri sonrasında, istihdam piyasası ve ekonomik büyümenin hızla gerçekleştiği belirtiliyor.

Barcylays Capital’den başekonomist Dean Maki, “Derin resesyon döneminin ardından, yavaş bir büyüme süreci örneğine rastlayamazsınız” diyor.
Öte yandan, ABD’de krizin ağırlaştığı dönemde hızla şekilde daralan imalat ve emlak sektörünün krizden çıkış döneminde ise diğer sektörlere göre beklenenden daha çabuk toparlanma eğilimine girebileceği özellikle vurgulanıyor.

Asya büyüyor

Asya ekonomileri ise, genel anlamda kriz döneminde Batı ekonomilerinden daha iyi performans gösterdi. Yılın ikinci çeyreğinde dünyanın önde gelen ekonomileri daralırken, Çin, Endonezya, Güney Kore ve Singapur ekonomileri ortalama olarak yüzde 10’un üzerinde büyüdü. Beklentiler önümüzdeki dönemde de, Asya’nın dünyanın önde gelen ekonomilerine göre daha iyi performans göstereceği yolunda. Gelişen Asya ülkelerinin, bu yıl yüzde 5 büyümesi beklenirken, G7 ülkelerinin ise yüzde 3.5 daralması tahmin ediliyor.

Çin dünyayı kurtaramaz

Çin, global ölçekte yaşanan sorunlardan önde gelen diğer ekonomilere göre daha az etkilenmiş gözüküyor. IMF tarafından temmuz ayında güncellenen ‘Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’na göre, Çin 2010 yılında yüzde 8.5 büyüyecek. Çin hükümetinin, geçen yıl krizin derinleştiği dönemde açıkladığı Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’sının(GSYİH) yüzde 13’üne denk gelen 586 milyar dolarlık teşvik paketinin ekonomik toparlanmada ciddi anlamda katkı yaptığı belirtiliyor. Çin’in teşvik paketi oransal olarak bakıldığında, ABD’nin paketinden daha büyük boyutlarda bulunuyor. Çin’in global ekonomiye olan katkılarının ne ölçüde gerçekleşeceği tartışılmaları ise sürüyor. Çin’in büyük bir ekonomik güç olmakla beraber, global ekonomi üzerine etkileri ABD ile kıyaslandığında sınırlı düzeyde kalıyor. Geçen yıl Pekin Üniversitesi’nden Michael Pettis, Çin’deki toplam tüketim miktarının Fransa’ya eşit olduğunu ancak kimsenin Fransa’nın dünyayı kurtarmasını beklemediğini belirtmişti.

Avrupa parçalı bulutlu

Avrupa ekonomilerinden ise farklı işaretler geliyor. Avrupa’nın önde gelen ekonomileri Almanya ve Fransa’nın yılın ikinci çeyreğinde sınırlı ölçüde büyümesi sürpriz yarattı.  İki ülke de beklentilerin üzerinde gelen büyümenin, tüketici harcamaları ve ihracattan kaynaklandığı ifade ediliyor. ABD dışında Avrupa’da da uygulamaya konan hurda araçlarının uygun fiyatla satın alma politikasının özellikle Almanya’da tüketici harcamaları üzerinde olumlu katkı yaptığı belirtiliyor.Alman Otomobil Sanayi Federasyonu verilerine göre, Almanya’da otomobil bayileri ocak ayından temmuz ayına kadar 2.4 milyon araç satarken, bir önceki yıla göre artış, yüzde 27 olarak gerçekleşti. Almanya ve Fransa, mortgage piyasasında ve kredi kartlarındaki borçluluk oranının, ABD, Britanya ve İspanya’ya göre görece daha düşük olmasının da avantajlarından faydalanıyor.

Kriz henüz bitmedi

Buna karşın, Avrupa’da krizin sona erdiğini ilan etmek için henüz erken olduğunu belirtiyor. Avrupa’da işsizliğin artmaya devam etmesi ve zayıf kredi akışının büyümeyi riske ettiği bildiriliyor.

http://www.yapi.com.tr/haberler/kuresel-ekonomi-dipten-donerken-istihdam-sorun-olmaya-devam-ediyor_72148.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!