Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Metro İnşaatı ve Miniacenova

Metro inşaatının, Galata'nın tarihi ve topografik yapısında yol açacağı değişim yaşanmazdan evvel tarihçilerin "şayet bir gün Cenova ortadan kalkarsa Galata'ya bakılarak yeniden inşa edilebilir" dediği bu tarihi semte şöyle bir nazar edelim.

Radikal İKİ
Metro İnşaatı ve Miniacenova

b>Taksim-Yenikapı metro inşaatında kurulması beklenen köprü çerçevesinde Galata'daki tarihi surların da kaldırılması ve uygun görülen bir bölgeye taşınması gündeme geldi. Dileriz surların akıbeti de bir zamanlar Karaköy meydanının açılması sırasında "uygun" bir yerde yeniden inşa edileceği söylenen Karaköy camisinin akıbetine benzemez.

Metro inşaatının Galata'nın tarihi ve topografik yapısında ciddi değişimlere yol açacağı kesin gibi görünüyor. Bu değişim yaşanmazdan evvel tarihçilerin "şayet bir gün Cenova ortadan kalkarsa Galata'ya bakılarak yeniden inşa edilebilir" dediği bu tarihi semte şöyle bir nazar edelim.
İstanbul'un ilk İtalyan misafirleri Amalfi, Pisa ve Venediklilerdi. Bunlar Galata'nın tam karşısında yer alan bugünkü Sirkeci-Bahçekapı-Zindankapı civarında kolonilerini kurmuşlardı. Bizans imparatorluklarından aldıkları izin sonrasında ana kilise, küçük şapeller, mezarlık alanı, ticari depolar ve bunlarla bağlantılı ikametgahtan oluşan kendi mahallelerini kurabiliyorlardı.

Konstantinopolis'in, Karadeniz'den gelen ticaret yolunun kilit noktasında yer alması doğal olarak bu şehir devletleri arasındaki rekabeti had safhaya taşıyor ve bazen aralarında güç dengelerini koruma endişesi güden Bizans imparatorlarının da desteklediği çatışmalar çıkabiliyordu. Deniz gücü gün gittikçe zayıflayan Bizans, başkentinde etkisi gittikçe artan Venedik'in karşısına ezeli rakibi Cenova'yı çıkarmaya kalkınca dengeler altüst oldu. Bizans'ın yaratmak istediği bu rekabet ortamı kendisine pek pahalıya mal olmuş ve 1204'de Konstantinopolis, Venedik'in başını çektiği Latin istilasına maruz kalmıştı.

Bu işgal, İznik'e çekilen Bizans devleti ile Cenova'nın daha da yakınlaşmasına neden olacaktır. 1261'de VIII. Mihael başkenti Latinlerden geri aldığında Cenevizlilerin saltanat devri de bir yerde başlamış oluyordu. Galata kısa sürede Cenova'nın gözbebeği haline geldi. Karadeniz'den buraya akan buğday, arpa, tuzlanmış balık ve havyarın yanı sıra karanfil, zencefil, keçiboynuzu, karabiber gibi baharat ürünleri de buradan Cenova'ya akıyordu.

Bu konumundan dolayı Galata 1267'den itibaren Sakız Adası dışında doğudaki Cenova kolonilerinin yönetildiği bir idare merkezi haline geldi. Cenova Devleti tarafından Galata yöneticisi olarak seçilen Podesta, aynı zamanda Ceneviz çıkarlarının egemen olduğu geniş bir bölgedeki siyasi ve ticari yönetimi de üslenmişti. Bizans'ın yasaklamasına rağmen hem bu devletin zaaf anlarından akıllıca yararlanmalarının hem de bölgeyi yağmalayan bazı istilacı toplulukların (ki bu anlamda 1302'deki Katalan saldırısı bir dönüm noktasıdır) etkisiyle buradaki kolonilerinin etrafını surlarla çevirmeyi başardılar.

2,800 metrelik surlar
Surlar zamanla daha düzenli bir şekilde bugünkü Azapkapı-Şişhane-Galata Kulesi-Tophane ve Bitpazarı'nı içine alan bir bölgeyi kapsar hale geldi. Yaklaşık 2 metre kalınlığındaki bu surların uzunluğunu Semavi Eyice 2,800 metre olarak verir. Surların üzerinde Cenova'nın önde gelen aileleri, podestaları ve Bizans'ın armaları bulunuyordu. Bu armaların bir bölümü 1864'te surların yıkımı sırasında ortadan kalkarken bir kısmı da Arkeoloji Müzesi'ne taşındı. Şu anda Yanık Kapı olarak adlandırılan ve Galata surlarının giriş kapılarından birinin üstündeki arma halen görülebilir. Yanık Kapı bölgesi Galata surlarının ayakta kalan en derli toplu kısmını oluşturur.

Galata surları büyük bir belediyecilik hizmeti olarak (!) 1864'te kurulan ve o zamanki adı 6. Daire olan Beyoğlu Belediyesi tarafından yıktırıldı, hendekler de dolduruldu. Bugün bu hendek, Büyük Hendek ya da Lüleci Hendek gibi sokakların isimlerinde yaşıyor. Surlardan kalan en önemli parça konumundaki Galata Kulesi ise halen turistik bir işletme vazifesi görüyor.

Galata Kulesi ile birlikte şehir surlarının en görkemli kısımlarından biri olan Kastellon Kulesi'nin yerinde ise bugün Yeraltı Camisi bulunuyor. Kastellon Kulesi, Haliç'e girişi tıkayan zincirin bir ucunun bağlandığı olduğu yer olması nedeniyle tarih boyunca, şehrin kaderini hep elinde tutmuştu. Nitekim 717'de şehri kuşatan İslam orduları, kuleyi ele geçiremedikleri için elleri boş dönerken, 1203'te kuleyi zapt eden Haçlılar, birkaç gün sonra Bizans başkentine tarihinin en karanlık günlerini yaşatacaklardı.

Ceneviz varlığının en yoğun hissedildiği yer ise Podesta'nın yani Ceneviz Devleti tarafından tayin edilen yöneticinin bulunduğu ve şehir meclisinin toplandığı Podesta Sarayı'ydı. İlk saray 1315'te yandığından, günümüze ulaşan saray 14. yüzyılın ilk yarısında yapılmıştı. Saray zamanla özel mülkiyete dönüşmüş olup ön cephesi beş katlı bir iş hanı yaptırmak amacıyla yıktırılırken arka cephesi nispeten korunarak günümüze kadar geldi.

Cami kiliseler
Ceneviz varlığının bölgedeki en önemli varlığı olan kiliselerden en görkemlisi 1204 yılından önce bir Ortodoks ibadethanesiyken sonradan Latin kilisesine çevrilen ve Cenovalılar tarafından da bu şekilde kullanılan Saint Domenico Kilisesi'dir. Yapı, bugün Arap Camii olarak varlığını sürdürüyor ve kapısında da, 717 yılında İstanbul'u kuşatan Mesleme b. Abdülmelik adlı bir Arap komutan tarafından inşa edildiğine dair yanlış bir bilgi halen duruyor. Halbuki mimarisi bir yana cami avlusundan bakıldığında bugün minare haline dönüştürülmüş görkemli kulesi o günlerin izlerini açık bir biçimde dillendiriyor. Caminin Arap Cami adı ile adlandırılma nedeni ise 1492'de İspanya'dan göç eden Arapların bu bölgeye yerleştirilmeleri ve yapının da onların ibadetine tahsis edilmesidir.

Bu yapının 100 metre kadar ilerisinde yer alan Galata Hırdavatçılar Çarşısı'nın bulunduğu alan ise bölgede büyüklük olarak ikinci sırada olan ve Osmanlıların "munakkaş kilise" adını verdikleri Saint Francesko Kilisesi'ne ev sahipliği yapıyordu. 1660'da yanan kilisenin arazisi üzerinde önce Yenicami adlı bir cami inşa edilmişti. 1936'da yıktırılan caminin yerine ise 1959'da Hırdavatçılar Çarşısı kuruldu.

Geçtiğimiz aylarda, ön cephesindeki tabela kirliliği nedeniyle Haluk Şahin'in köşesinde de gündeme gelen Rüstem Paşa Kervansarayı ise Cenova'nın koruyucu azizi Saint Michael adına yapılan kilisenin yerine 1561'de Kanuni'nin damadı ve sadrazamı olan söz konusu paşa adına yaptırılan bir eserdir. Saint Michael aynı zamanda Galata'nın baş kilisesi ve dini yönetim merkeziydi de.

Önce Galataport projesi, ardından da metro inşaatı ile tekrar gündeme gelen Galata'nın Ceneviz havası taşıyan sokakları özelliğini yitirmeden, gündelik iş telaşesinden uzak kaldığı bir Pazar günü İstanbul'daki küçük Cenova'nın tadını çıkarın.

http://www.yapi.com.tr/haberler/metro-insaati-ve-miniacenova_51757.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!