Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Mimarlık Ne Yana Düşer, Etik Ne Yana Usta?

Daniel Libeskind, geçtiğimiz günlerde Belfast'ta yaptığı konuşmayla kadim bir ikilem kazanının altına biraz daha odun atmış oldu: İş yaşamı ve etik değerler.

yapi.com.tr




Foto: rsf.org



























Daniel Libeskind, geçtiğimiz günlerde Belfast'ta yaptığı bir konuşmayla kadim bir ikilem kazanının altına biraz daha odun atmış oldu: İş yaşamı ve etik değerler. "Totoliter rejimlerde iş yapmayacağım, mimarların daha sağlam bir etik duruşu olmalı" diyen Polonya asıllı mimar, daha önce Türkiye'de verdiği bir konferasta da mimarlığın 'ahlaki bir yanıt' olduğunu vurgulamıştı.

Daniel Libeskind
Libeskind'in bu 'etik' çıkışının gerekçesi ise her yönüyle bir fenomen haline gelen Çin. Yaptığı büyük ekonomik sıçrama ile dünya gündeminin en korkutucu öcülerinden biri haline gelen Çin, insan hakları ihlalleri ile de başka bir korku imgesi büyütüyor. Çin tarihini çok sevdiğini, Çin edebiyatına ve sanatına büyük bir hayranlık duyduğunu söyleyen Libeskind'in açıklamaları, tam da Prens Charles'in Çin'in Tibet'e yönelik siyasi tutumu nedeniyle Olimpiyatlara katılmayı düşünmediğini söylediği ve ünlü yönetmen Steven Spielberg'in danışmanlık görevinden istifa ettiği sürece rastladı.

Building Design'de Rory Olcayto imzasıyla yayınlanan haberde, Zaha Hadid'in de Azarbeycan'da Haydar Aliyev anısına bir kültür merkezi tasarladığı hatırlatılıyor ve mimarlara insan hakları ihlalleri ile gündemde olan ülkelerde iş yapmanın ne kadar etik olduğu, nesıl bir etik duruş geliştirilebileceği soruluyor.



Will Alsop

Çin’in meselesi, dışarıya yeni açılmaya başlamış olması. Gelecekte herşey değişecek ve mimarlar da bunun bir parçası olacaklar. Bakü’den henüz döndüm. Orası da henüz geçiş döneminde olan bir ülke ve elbette pek çok yolsuzluk var. Mimar olarak önünüzdeki tercih, pozitif yönde bir değişime katkıda bulunabilecek misiniz, yoksa bundan kaçınacak mısınız noktasında. Bu durumda bu ülkeleri bazı kötü mimarlara mahkum etmiş olacaksınız ve değişen hiçbir şey olmayacak.

Nicholas Ray / ‘Architecture and its Ethical Dilemmas’ yazarı

Libeskind’in çıkışına saygı duyuyorum. Onun profili nedeniyle de oldukça kuvvetli bir mesaj veriyor. Mimarın tasarımının, rejimi destekleyen ve onu pekiştiren bir sembol haline gelme tehlikesi var. Bir profesyonel için bir projenin doğasını doğru okumak bir görev olmalı.

Jan Kaplicky, Future Systems

Daniel’in bu konuda birşeyler söylemiş olmasından çok hoşnutum. Yüzde yüz hemfikirim. İnsan hakları konusunda kötü kayıtları olan bir rejimde çalışmamak kesinlikle temel prensip olmalı. Çin’in Olimpiyatlar sırasında atletlerin politik yorumlarda bulunmasına karşılık getirdiği yasakları düşünün, görülmemiş bir şey bu.

Bill Taylor, director, Hopkins

Bir genelleme yapılabilir mi emin değilim, bu bir kişisel tercih ve vicdan meselesi. Mimarlar kendilerine belirli ülkelerde belirli işleri yaparken söz konusu olanın ülke mi yoksa proje mi olduğunu sormalılar. Hopkins’de projelerden bahsederken elbette etik bir çerçevemiz var ama çok şükür ki böyle bir durumu göğüslemek durumunda kalmıyoruz. Bu gibi sorunların yaşandığı Çin gibi ülkelerde iş yapmak gibi bir derdimiz yok. Sadece etik kaygılar nedeniyle değil, ama mesafenin getirdiği pratik olmayan durum, dil gibi gerekçelerle. ‘Etik’ kodları nasıl oluşturulabilir bilmiyorum. Zimbabwe’yi ele alın örneğin. Eğer orada yeni bir hastane tasarlayabilecek olsaydınız, bu iyi olurdu. Bence her durum, kendi özgün değerleriyle düşünülmeli.

Robert Adam, Robert Adam Architects

Bence çok kaygan bir zemin. Sınırları nerede çizeceksiniz? Eğer kamusal bir müzakereden bahsediyorsak, bunun başarıldığını söyleyebilmek için nasıl bir demokratik sistem gerekecek? Berlinliler, hangi bağlamda gerçekten Libeskin’in müzesini müzakere edebildiler? Totaliter bir rejim ne zaman totaliter olur? Bu yargılamaları yaparken, politik sistemin bir parçası haline gelme riskini de taşıyorsunuz. Eğer Zimbabwe’deki mevcut tatsız duruma bakarsanız, sandıktan Mugabe çıktı. İşte orada bir seçimin hangi koşullarda kabul edilebilir ya da edilemez olduğuna karar vermenin karmaşıklığı çıkıyor karşımıza.

Aslında yaptığımız şey, Avrupa aydınlanmasının demokratik süreçleri dünyaya empoze edilsin demekten başka bir şey değil. Libeskind, Kuzey Atlantik ya da Amerikan görüşünü benimsiyor. Politik bir hegemonik gibi davranıyor.

Terry Farrell, Farrells

Çin'de, gerçekten kendileri adına konuşabilen büyük ölçekli tren istasyonları ve daha başka birçok kamusal proje yapıyorum. Eşim Çinli ve şu an iyi gitmesini istediğim pekçok bağlantım var. Bütün ülkeyi pozitif bir şekilde değerlendirmekte bir sorun olmadığını düşünüyorum.


Orjinal metin için tıklayınız

http://www.yapi.com.tr/haberler/mimarlik-ne-yana-duser-etik-ne-yana-usta_59800.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!