Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Nail V. ‘99’, Devrim ‘50’ Yaşında...

Geçen yıl 10 Ekim’de yitirdiğimiz Nail Çakırhan için Akyaka Kültür ve Sanat Derneği’nin, Akyaka Belediyesi, Mimarlar Odası Muğla Şubesi ve Yücelen Otel desteğiyle düzenlediği “anma etkinlikleri”ndeydik...

Cumhuriyet Gazetesi
Nail V. ‘99’, Devrim ‘50’ Yaşında...

Geçen yıl 10 Ekim’de yitirdiğimiz Nail Çakırhan için Akyaka Kültür ve Sanat Derneği’nin, Akyaka Belediyesi, Mimarlar Odası Muğla Şubesi ve Yücelen Otel desteğiyle düzenlediği “anma etkinlikleri”ndeydik... Muğla Sanat Severler Derneği’nin, Nâzım Hikmet, Can Yücel, İbrahim Ergin ve İsmet Ünal Türker’in şiirleri ve Kemal Öngüç’ün müziğiyle Çakırhan’ın yaşamını anlatan “Doludizgin” adlı oyunu, 25 yıl önce kopartılan kıyametle başladı: ‘Mimar olmayana mimarlık ödülü verilir mi?’!!!

Çakırhan 70’lerde Akyaka’da yaptığı evinde “yöresel”liği gözettiği için 1983’te Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü alınca, kimi “diplomalı”lar şunu bile söylemişlerdi: “Bu ödül mimarlığımıza hakarettir...”

Selçuk İnaç’ın yazdığı, Sadettin Özbek, Hulusi Kalaycı, Soner Çakı’nın oynadıkları, Mert Çakır’ın görüntülediği ve Duvar Sahnesi Tiyatro Topluluğu’yla birlikte sahneye konan “Doludizgin” ise “98 yıllık devrimci yaşamın, sivil mimarideki tarihsel yaratıcılığa saygıyla doruğa çıktığını” anımsatıyordu. Çünkü o, edebiyatımızın “Nail V.”si; Nâzım’ın şiir arkadaşı; arkeolojimizin onuru Halet Çambel’in hayat yoldaşıydı...

Yapılarının nasıl bir “Gökova”yla bütünleştiği de İbrahim Ergin’in dizeleriyle anlatılıyordu: “Kim bestelemiş bu sessizliği / Bu ressam bildiğiniz değil / Bu sizsiniz, bu benim, bu doğa / Mavi bir gül açmış egede eşi görülmüş değil..” (1)

‘AND’a katılmayanlar!

İşte bu eşsiz sessizlikte, yakın geçmişe dek “köy” bile sayılmazken bugün tüm kıyılarımızdaki en “değerli” yerleşmeye dönüşmüş Akyaka’da 2. kez seçilen genç Belediye Başkanı Ahmet Çalca da dedi ki: “O bize sadece yöresel mimari zenginliği değil, betonlaşmamış bir sahil beldesinin bugünkü paha biçilemeyen farkını da armağan etti. Doğaya ve kimliğimize saygılı yapılaşmadan asla ödün vermeyeceğiz...”

Bu sözleri herkes “ant” içercesine alkışlarken iki “kesim” ise “katılmama”yı yeğlemişti.

AKP belde teşkilatının, aynı günlerde 3 otobüsle “bedava Buldan gezisi” düzenlemesi; yani “götürebildikleri kadar Akyakalı”yı Çakırhan’dan uzaklaştırmaları ne anlama geliyordu? “Gelenekler”e bağlılığıyla övünen bir siyasetin, ömrünü “geleneksel yaşam çevreleri”ni korumaya adamış bir yerel kültür sevdalısına karşı bu saygısızlığı, acaba aynı sevdanın “imar rantını kısıtlaması”ndan ötürü müydü?

Etkinliklere katılmayan diğer kesimse ne yazık ki “mimarlar”dı! Muğla’daki 700’e yakın mimardan Çakırhan’ı ananlar, saymacasına “12 kişi”ydiler… Sanatlarına ve yurt değerlerine bağlılıklarını kanıtladılar. Peki ya gelmeyen yüzlerce mimar; hatta kimi “oda yöneticileri” için ne söylenebilir? Elbette ki “haklı mazeretler”i olanların dışında...

Nitekim Mimarlar Odası’nda MYK üyesi Cengiz Bektaş, 1983’teki tepkilerin ne denli “mimarlık yoksunu” olduğunu şimdi bakın nasıl yazıyor: “...ustalara istediğini anlatarak yaptırdığın evinle ne söylemek istediğin açıktı: Bugün mimarlık alanında yapılanlar insanın yin-tin sağlığına, doğal kaynakların sürdürülebilirliğine uygun değil! Çağdaşımızı, kendi geleneğimizin çizgisinde aramalı, bulmalıyız demek istiyordun. Uyarıyordun mimarları... Yaptığın gerçek bir eleştiriydi her şeyden önce...” (Cumhuriyet-11 Ekim 2009)

Bunları okuyunca kim bilir kaçıncı kez düşündüm: “UIA’nın 2005’teki altın madalyası mimarlık eğitimi almayan Tadao Ando’ya verilirken, Japon mimarı alkışlayanlar arasında Çakırhan’ı üzenler de yok muydu?” Ando, “alaylı mimar”lığının birikimlerini ülkesinin üniversitelerinde “hoca”lık yaparak mimarlık öğrencileriyle paylaşmıştı. Çakırhan’a ise onca mimarlık okulumuzdan, bir konferans daveti bile gelmemesi, hazin değil miydi? Özellikle Muğla Üniversitesi’nin “fahri doktora” vermesi ne kadar anlamlı olurdu...

O gün mimar Ertuğrul Aladağ ile turizmci Hamdi Yücel Gürsoy, “Çakırhan’la anılar”ını da paylaştılar... Mimar Ebru Soydaş Çakır, Ula’daki tarihi Muammer Ağa Konağı’nı anlattı.. Karma resim sergisinin sanatçıları Tülay Kıntak Kozak, Gülnur Efendioğlu, Ayten Taşpınar, Yıldız Dinçer Yalçıner, Swetlana İnaç ve Özlem Gezgin’di.. Cahit Belkıs Güneymen İlköğretim Okulu yöresel yemeklerle katkıda bulundu.

Akyaka’daki “en bakımlı ev” ile “en bakımlı bahçe”ye ödüller verilmesi ise “en titiz mimar” Çakırhan’ı anmaya çok yakışmıştı...

Özverili gazetecilik

Paneli yöneten araştırmacı-yazar Ünal Türkeş dedi ki: “Geçmişin aydınlatıcı değerlerini yeni kuşaklara kazandıran hemşerimiz Nail V.’nin izlediği yol, tarihten geleceğe ulusal güvencemizdir...”

Bu özlü değerlendirmesinde, sahibi ve başyazarı olduğu “Devrim” gazetesinin “yarım yüzyıl”lık birikimlerinin de payı olmalıydı… Anadolu basınında “Cumhuriyet devrimi”ne bağlılığın önderleri arasındaki Devrim, 19 Ekim’de 50. yaşını kutlamaya hazırlanıyor… Emektar gazete, hem adıyla üstlendiği tarihsel görevin hem de yöre aydınlarının “devrimci sesi” olarak, nice özverili yılları hep “kararlı bir çalışkanlık”la geride bırakarak tarihsel saygınlığını kazandı...

Akyaka’da, Çakırhan’ın 99. yaşıyla, Devrim’in 50. yılını kutlamanın anlamlı birlikteliğini yaşadık... Nail V. fikirleriyle ve insancıl, alçakgönüllü yapılarıyla; Devrim de Cumhuriyete sevdalı gazeteciliğiyle kuşaktan kuşağa aydınlatmaya devam edecekler...

(1) İbrahim Ergin-Karda Leke Var-Etki Yayınları/İzmir-2005)

http://www.yapi.com.tr/haberler/nail-v-99-devrim-50-yasinda-_73342.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!