Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Richard Rogers Pritzker'ine Kavuştu

Mimarlığın en yüksek ödülü olan Pritzker Ödülü bu yıl Richard Rogers'ın oldu. Geçtiğimiz Pazartesi günü yapılan ödül töreninin ardından The NewsHour televizyon kanalına konuk olan Rogers'la yapılan röportajı yayınlıyoruz.

yapi.com.tr/Işıl GÖRECİ



Centre Georges Pompidou


Lord ünvanlı Richard Rogers’ın uluslararası anlamda ilk ses getiren projesi; Renzo Piano ile birlikte tasarladıkları Paris’teki Centre Georges Pompidou olmuştu. 1977 yılında yapılan merkez bugün bile bir binanın bileşenlerini oluşturan bölümlerin sıradışı kullanımıyla mimari anlamda ilgi çekmeye devam ediyor. Rogers bu tarihten sonra da yüksek profilli işler yapmaya devam etti. 1984 tarihli Lloyd’s Londra ofis kulesi ya da geçtiğimiz yıl tamamlanan ve ödül kazanmasına sebep olan Madrid’deki Barajas Havalimanı gibi işleriyle Rogers mimarlık alanında ismini belleklere kazıdı. Kırk yılı aşan kariyeri boyunca ofis, konut, okul, kültür merkezi, kentsel planlama gibi bir çok projeye dahil oldu. İtalya’da doğan, Londra ve Yale’de eğitim alan 73 yaşındaki Rogers, mimarlık mesleğinin en prestijli ödülü olan Pritzker’i almaya değer bulunduğunda, jüri değerlendirmesinde şu cümleler yazıyordu: “Rogers kent yaşamının şampiyonudur ve bir kentin geleceğinin değişim için katalizör olabileceğine inanır. Mimarlığın, sanat dalları arasında en sosyal olanı olduğunu hatırlattığı için büyük hümanist Richard Rogers’ı kutluyoruz”. Pritzker Ödülü Rogers’a geçtiğimiz Pazartesi günü Londra Banqueting House'da düzenlenen bir törenle takdim edildi.


Richard Rogers "çevre dostu mimar"
olarak biliniyor.
Rogers İngiltere'nin kamusal alanında çok önemli bir oyuncu. Şehir planlama ve geliştirme birimine başkanlık eden Rogers, son olarak "Kentsel Rönesansa Doğru" bir rapor yayınladı. Londra Design Museum ise önümüzdeki yıl içinde Rogers'ın işlerinden oluşan bir sergi düzenleyecek. Nisan 2008'de açılması planlanan ve gezici olması tasarlanan serginin başlığı "Evden Şehre" olacak. Dünyanın bir çok yerinde işler yapan Rogers, şu sıralar New York'ta Dünya Ticaret Merkezi'nin üçüncü kulesini yapmakla meşgul. Çevre dostu olarak da bilinen ve sürdürülebilirlik kampanyalarının en ateşli savunucularından olan Rogers'la The Newshour adlı televizyon kanalı için, Jeffrey Brown tarafından yapılmış söyleşiyi yayınlıyoruz.



Richgard Rogers, sizi tebrik ediyoruz. Hemen sormak istiyorum, Pompidou’da, Lloyd’s binasında ya da diğer işlerinizde binanın yapısal bileşenlerini gösterme fikri nereden aklınıza geldi?

Bunun bir çok sebebi var. Bir tanesi, katlar arasında dikey kesintiler olmadan esneklik sağlamak içindi. Dolayısıyla, bir binanın içinde olması gereken herşeyi dışarıya taşıdık: asansörler, iskelet, mekanik servis elemanları... Bunlar binayı daha uzun ömürlü kılıyor. Bit başka sebep, ışığı ve gölgeleri kullanmak isteyişimdi ki bence mimarlık büyük oranda bu bileşenler üzerine kuruludur. Yani bu yapılar büyük kutulardan çok dolaşıma giren, yaşayan yapılar olmalıydı. Bu saydıklarım mimari formlara bir yenisini eklemek amacıyla yapılmış şeylerdi ama belki de en önemlisi insanların ilgisini çekebilmekti. Pompidou gerçekten de çok ilgi çekti, bugün yılda 7 milyon ziyaretçisiyle Avrupa’nın en çok ziyaret edilen yapısı. Çünkü burası halkın sarayı gibi. Her yaştan, her inançtan tüm insanlar için ortak bir yer. Bu cümle yarışmaya katılım mektubumuzun ilk cümlesiydi. Ancak başlarda işler pek de yolunda gitmiyor gibiydi. Bir çok insan bina hakkında alaycı bir tavır takınmıştı. .. İnşaat süresince kimse sevmedi binayı. Ama açılır açılmaz insanlar önüne gelip kuyruklar oluşturdular ve tüm bu süreç kısa zamanda bir başarı hikayesine dönüştü.


Pritzker Ödülü’nün ilanından hemen sonra basında şu cümleleriniz yer aldı: “Pritzker’le ne yapabilirim ki? Belki de buradan çıkmak ve daha iyi şehirler yapabilmek adına güçlü bir bahane olur”. Kentlerde problem olarak gördüğünüz şeyler nedir?

Özellikle sanayi devriminden sonra insanlar şehirlerde yaşamaya başladı. Ancak şimdi onları geri gönderiyoruz. Şehirler güvenli yerlerdir, yürüyebilir, bisiklete binebilir ya da çevre dostu olmak için toplu taşıma kullanabilirsiniz. Ama herşeyden önemlisi insanlar burada karışık bir yığın halinde. Kentleri, fakirler için ghetto zenginler için de etkinlik mekanı haline dönüşmekten kurtarmamız gerekiyor. İnsanları daha çok içeride tutarak alışveriş merkezlerini ya da iş parklarını dışarıda yapmalarını engellemeliyiz. Az ya da çok şehirleri yaratan biziz, gerçekten de kente sokaktaki gözlerden oluşan bir güvenlik sağlayan, görünmez duvarlar var..

Peki siz bir mimar olarak buna nasıl işaret ediyorsunuz? Bu bağlamda bir binanın başarısı nasıl ölçülüyor?
Şangay masterplan modeli

Belki bir binanın başarısını ölçemeyiz ama bir kentin başarısı orada yaşayanların yaşadıkları yer hakkındaki düşüncelerinden anlaşılabilir. Orada yaşamaktan mutlular mı yoksa kaçmak mı istiyorlar? Tony Blair’in baş danışmanıydım şimdi de Londra belediye başkanlğığnda mimarlık ve kentsel gelişim bölümünün başdanışmanıyıım. İnsanların geri dönmek isteyecekleri, yaşamaktan keyif alacakları şehirler yaratmaya çalıyoruz.


Birkaç yıl önce yazdığınız “Güzellik Kirli Bir Sözcük Değildir” başlıklı makalenizde şöyle diyorsunuz: “Mimarlığın standartlarını yükseltmek en az okul ve hastanelerimizdeki standartları yükseltmek kadar önemli ve gerekli.” Gerçekten öyle mi?

Şunu demek istiyorum, kültür olmadan gerçek bir yaşam kalitesinden bahsetmemiz mümkün değil. İnsanı hayvandan ayıran en önemli özellik bu, kültür çok önemli. Ama siz tatillerde nereye gidersiniz? Genellike güzel yerlere değil mi? Peki neden iyi müzik dinliyorsunuz? Belki karşılaştırma yapmak çok doğru değil ama, Beethoven’ın Einstein’dan daha az ya da daha çok değerli olduğunu söyleyebilir miyiz? Bilim ve sanat hayati derecede önemlidir, ve sanat yaşam kalitesini belirleyen en önemli unsurdur bence.


Leadenhall Binası, Londra

Sizin gibi insanları gördüğümde, yani sizin gibi büyük kitleler için işler yapan bir mimardan bahsediyorum, kendimi kötü hissedebiliyorum. Ama tabii ki herkes yaptığınız herşeyi sevecek diye bir kural yok. Mesela 80’li yıllarda, Prens Charles sizinkilerin de yer aldığı bazı modern mimari yapıları eleştirmişti. Sonra ne oldu? Bu eleştirilere nasıl cevap veriyorsunuz?

Evet tabii ki ben de eleştirildim, ama insanların bilmesi gerekiyor ki modernizmin kendisi zor bir kavram. Bütün binalar kendi zamanlarında moderndiler. Ve çoğu yapı kendi zamanında problemliydi. Her zaman anlattığım bir hikaye var, St. Paul hakkında. Wren, çünkü insanlar “oo, bu çok modern” dedikleri için bunu inşa edememiş. Bu bahsettiğim konu 18. yüzyılda geçiyor.

Londra’daki St. Paul Katedrali’nden mi bahsediyorsunuz?
Evet daha doğru olmak gerekirse, 17. yüzyıldan bahsediyorum.


Madrid Barajas Havaalanı


Mimari dışında tasarımla da ilgileniyorsunuz. Farklı disiplinlerde ürün vermek sizin için ne ifade ediyor?

Farklı tipteki projelerde çalışmayı seviyorum, bu küçük bir ev de olabilir bir şehrin master planı da. Ama bu bir ekip işi. Mimari kişisel bir şey değildir. Meslektaşlarınızla, heyecanlı müşterilerinizle, sağlam müteahhitlerle dirsek temasında olmalısınız. Çünkü bu iş yatarak yapılmaz. Bir binayı inşa etmek uzun zaman alır. Bunu tasarlamak da aynı şekilde. Ama mimarlığın harika bir hikayesi vardır. Ben Floransa’da doğdum, biliyorsunuz buradaki mimari harikaları görmek için milyonlarca insan Floransa’ya gelir. Eğer bir şey iyi tasarlanmışsa, bu sizi bir adım yukarı kaldırır, zevk verir. Mimarinin, insanların yaşam kalitesini yükseltmede önemli rol oynadığını düşünüyorum.



Dünya Ticaret Merkezi 3. Kulesi


Son sorum, en son projeniz hakkında. Şu anda, Dünya Ticaret Merkezi’nin 3. Kulesi üzerinde çalışıyorsunuz. İnsanlar ve dünya tarihi için bir çok anlamı içinde barındıran bu yerin anlamı işinize de yansıyor mu?

Kesinlikle, buranın insanların hafızasında çok etkili bir yeri olduğunu düşünüyorum. Bu kötü anı, binlerce yıl boyunca hatırlanacaktır. Etkilenmemek mümkün değil. Anı ormanına baktığınızda, “burası ne için var” sorusunu soracaktır herkes. Hatırlamaya ihtiyacımız var, orada olan korkunç olayları unutmamalıyız. Ve bu bina da bir anlamda hatırlamamızı sağlayacak.



Orijinal metin için tıklayınız.

http://www.yapi.com.tr/haberler/richard-rogers-pritzkerine-kavustu_54703.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!