Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Seçime Giderken...

Genel seçimlerin gelip kapıya dayanması, son yıllarda gece gündüz demeden çalışarak (!) çok sayıda yasanın altına imza atan Meclis’in ve iktidarın, kentlere bakışının olumlu ve olumsuz yönleriyle değerlendirilmesini gerekli kılıyor.

Evrensel Gazetesi/Necati Uyar



enel seçimlerin gelip kapıya dayanması, son yıllarda gece gündüz demeden çalışarak (!) çok sayıda yasanın altına imza atan Meclis’in ve iktidarın, kentlere bakışının olumlu ve olumsuz yönleriyle değerlendirilmesini gerekli kılıyor. AKP iktidarının kentlere yönelik uygulamalarına ilişkin konu özelinde detaylı değerlendirmeleri ve önümüzdeki seçimlere yönelik diğer siyasi partilerin söylediklerinin değerlendirmesini seçime kadar geçecek süreye yaymak koşuluyla, genel bir değerlendirme ile söze başlamak yerinde olacaktır.

Geçen yaklaşık 5 yıla ilişkin değerlendirmelerde “kentler ve iktidar” sözcükleri bir arada anıldığında, hiç kuşkusuz bu sözcüklerin yanına; Dönüşüm, Tasfiye, Soylulaştırma, Özelleştirme, Toplu Konut, Satış, Ayrıcalıklı İmar Hakları, Yabancı Sermaye, Dubai Kuleleri, Kamu Arsaları, Ormanlar, 2.b Arazileri, Battı-Çıktı Alt Geçitler, Duble Yollar, Hızlı Tren, Torba Yasa, Pergel Yasası, Kıyılar, Galataport ve Haydarpaşa kendiliğinden geliveriyor.

Diğer yandan geçen dönem, kentsel alana ilişkin birçok sözcüğün gerçek anlamını yitirdiği, gerçek anlamıyla çelişen içerikte kullanılmasının yaygınlaştığı, geliştirilen yeni rant dağıtım araçlarının arsızca kullanıldığı bir dönem oldu. Kent planlama açısından önemli bir araç olarak kullanılabilecek olan “Dönüşüm” bunların başında geliyor. Geçmişten bu yana kent planlama meslek alanında; bir kentsel alanın sağlıklılaştırılması, bölge içinde yaşayanlar açısından yaşanılır kılınması, bölgenin sorunlarından arındırılmasına yönelik, geliştirilen planlama kararlarına karşılık gelen “kentsel dönüşüm”, geçtiğimiz iktidar döneminde, rantı yükselen bölgelerin gerçek kullanıcılarından arındırılması, temizlenmesi, kullanıcı değişikliği yoluyla kentsel alanın soylulaştırılması, oluşan imar rantlarına el konulması ve yandaşlar ve paydaşlar arasında üleşilmesine karşılık gelir oldu.

Pek çok kesimin farklı gerekçelerle karşı çıktığı özelleştirmeler, iktidar değişimi sonrasında da hızla sürdürülürken, özelleştirme yoluyla kamu değerlerinin yandaş sermayeye aktarılmasında yeni bir aşamaya geçildi. Kamu alanlarının “kişiye özel imar rantı” vaadi ile satışı uygulaması ülke sathında yaygınlaştırıldı. İhale edildiğinde hesaplanabilen değerler, alan kişiye bağlı olarak artan imar rantlarıyla, hayal bile edilemeyen düzeylere ulaştırılır oldu.

Ülkede uzun yılların birikimi olan değerlerin, istasyonların, limanların, demiryolu ve karayolu amaçlı kamulaştırılmış arazilerin bile yükselen satış arzusunu yatıştıramaması, kamu elinde satılabilir mülkün giderek azalması, gözlerin ormanlara, 2.b arazilerine, kıyılarda doldurulabilir alanlara doğru yönelmesine neden oldu.
Dönem başında Arsa Ofisi ve Emlak Bankası devirleriyle güçlenen ve önemli kaynaklara kavuşan Toplu Konut İdaresi, sahip olduğu kaynakların da katkısıyla, pek çok kentte, kasabada ve hatta köyde toplu konut yapımına girişti. Toplu konutlara yönelik eskiden bu yana yöneltilen, kentleri kimliksizleştirme, geleneksel değerleri, yerel özellikleri umursamaz “tek tipleştirme” bu dönem içinde yaygınlaşarak sürdü. Saçma sapan yer seçimli toplu konut uygulamalarının sonunda, yoksul kesimlerin konut edinme hayalleri bir kez daha hayal kırıklığına dönüşürken, imar rantından beslenerek azmanlaşan bir kesimin kazancı ise hayal bile edemedikleri düzeye ulaştı.
Uzun yıllardan bu yana ülkenin ekonomik kurtuluşunun reçetesi olarak sunulan “yabancı sermaye”nin ülkemize girişi ve yerleşmesi özel davetler ve görüşmelerle kolaylaştırılırken, yatırımların turizmi baltalayacak yazlık konut sektörüne, satın alma alışkanlıklarını azdıran, ülke esnafını çökerten hiper marketlere yönelmesi, ülkede üretimi değil tüketimi özendiren gelişmenin coşkulu büyümesi dikkat çekti.

2002 seçimleri öncesinde parti programlarında kentlerde raylı toplu taşıma sistemlerinin destekleneceği sözünü veren AKP iktidarının ve iktidarın bir parçası olan yerel yönetimlerinin uygulamaları, bu sözün tam tersine özel araç öncelikli yatırım ağırlıklıydı. Kent içlerinde bir metre yeni raylı sitem devreye sokulmazken, raylı sistem yerine seri halde battı-çıktı geçitler yerleştirildi.

Kültürel değerlerin korunmasına yönelik düzenlemeler de amacından saptırıldı. TBMM’de kabul edilen “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun” benzeri, kentsel alanda talan arzusunu gizlemeye çalışırken itiraf eden, koruma alanını talan aracına dönüştürmeyi amaçlayan ucube yasal düzenlemelere imza atıldı.

Başta torba yasa benzeri hedef şaşırtan yasal düzenlemeler olmak üzere, çok sayıda düzenleme gece-gündüz ya da veto-iptal demeden, ara vermeksizin yasalaştırıldı. Yapılan düzenlemeler sonucunda sabah yürürlüğe girecek bir düzenleme, gece yarısı bir başka kararla değiştirilerek ortadan kaldırılabildi. Yıllardır dile getirilen belediye ve büyükşehir belediye sisteminde var olan eksikliklerin giderilmesi, belediye sınırlarının genişletilmesi, yetki karmaşasının giderilmesine, reformun gerçekleştirilmesine yönelik düzenlemelerde, bazı belediye başkanlarının kişisel tercihleri ile spekülasyon hesapları ölçüte dönüştürülünce, pergelin çapı ile başkanın amacı uyuşsa da, reform bir başka bahara kaldı.

http://www.yapi.com.tr/haberler/secime-giderken-_54077.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın
Haftanın ürünü Newlux PC Modüler Paneller

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!