Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Side’den Ders Çıkartabilmek

Mimarlar Odası Antalya Şubesi’nin desteğiyle Manavgat Temsilciliği’nce gerçekleşen “Üzerinde Kentsel, Kırsal Yerleşme Bulunan Antik Kentlerde Planlama” konulu etkinliğe anlam kazandıran sadece teması değil, değerlendirmelerin “Side” örneği ışığında yapılmasıydı… Çünkü Side, bir yandan zengin arkeolojisini kentin gurur kaynağı olarak geleceğe

Cumhuriyet Gazetesi
Side’den Ders Çıkartabilmek

Ülkemizdeki kent, kasaba ve köylerin çoğu binyılların yerleşimleri… Bu nedenle “antik kent”le bugünküler genellikle “üst üste”ler... Bu durum toprak altındaki tarihi de gözeten, hatta çağdaş yaşamla buluşmasını da sağlayacak bir kent planlamasına özel sorumluluklar yüklüyor… Peki, bu “zor”lu planlamada, hem antik dokuyu gün ışığına çıkartarak koruma; hem tarihsel dönemlere ait mimari ve kentsel mirası yaşatma; hem de güncel gereksinimleri karşılayacak yapılaşmanın gerçekleşmesi, “birini diğerlerine feda etmeden” nasıl sağlanabilir?

Kimi antik kentlerimizin üzerindeki -özellikle- “köy”lerin “arkeolojik alan dışına taşınması”, örneğin Afrodisias’ta olduğu gibi “çözüm” sayılsa bile, bir “Milas’ı Mylasa’nın”, bir “Bodrum’u Halikarnas’ın”, bir “Foça’yı Fokai’nin”, hatta bir “Bursa-Kaleiçi’ni Prusias’ın” üzerinden uzaklaştırmak akla bile gelmeyeceği gibi, “geçmişi yok etmeyen bir imar düzeni”nin mümkün olabileceği de yıllarca düşünülmedi!.. Bu nedenlerle onca kültür katliamından sonra, artık kalanları kurtaran bir “arkeolojik ve kentsel sit planlaması” için temel yaklaşımların neler olabileceğini saptamak, koruma gündemimizde giderek öne çıkıyor.

Nitekim Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu konularda izlenecek kuralları belirlemekle yükümlü organı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu” (KTVKK) da hem arkeolojik, hem de kentsel sit olan tarihi dokularımızdaki planlama ve yapılaşmaya ait belki de en “çekingen” ve en “kararsız” ilke kararlarıyla yetinmek zorunda kalıyor… O kadar ki koruma kurulları kimi kentlerimizde “arkeolojiyi apartmanların bodrumlarında koruma(ma)ya” kalkışacak kadar sözde çözümlerle, temel kazılarında açığa çıkan antik geçmişi yeniden görünmez kılmayı sürdürebiliyor…

Manavgat Bildirgesi

Kentlerimizin bir bakıma varlık nedeni de olan arkeolojik dokularına karşı bu gibi umarsızlıkların artık sona ermesi için 18-19 Mart’ta çok anlamlı bir etkinlik yapıldı. Mimarlar Odası Antalya Şubesi’nin desteğiyle Manavgat Temsilciliği’nce gerçekleşen “Üzerinde Kentsel, Kırsal Yerleşme Bulunan Antik Kentlerde Planlama” konulu etkinliğe anlam kazandıran sadece teması değil, değerlendirmelerin “Side” örneği ışığında yapılmasıydı… Çünkü Side, bir yandan zengin arkeolojisini kentin gurur kaynağı olarak geleceğe aktarmak, bir yandan da aynı mirasla uyumlu geleneksel kent dokusunu turizmle buluşturmanın “sancılı” deneyimini yaşıyor. Bu sancı özellikle yakın geçmişte tarihe duyarsız kalan yönetimlerin yarattığı tahribatı onarma zorluklarından da kaynaklanıyor. Ev sahibi Manavgat ve Side belediyelerinin de katıldığı etkinlikte dile getirilen görüşlerin yer aldığı “sonuç bildirgesi”nde özetle şunlar vurgulanıyor:

Sahip olduğumuz zengin kültürel mirasın önemli bir bölümü arkeolojik değerlerimiz ve “bu değerlerin bir araya gelerek oluşturdukları antik alanlar”dır. Tarih içinde birçok kültür, aynı yerleşmeyi farklı zamanlarda kullanmış ve “çok katmanlı, çok kültürlü kentlerimiz”i yaratmışlardır. Bunun geleceğe aktarılması için antik kalıntılar, yeni yerleşmelerle uyum içinde ve barışık olarak yaşamlarını sürdürmelidirler.

Arkeolojik alanların korunması ve kullanılmasına yönelik tanımlar mevcut mevzuat ve ilke kararında açık ve anlaşılır biçimde yer almalı; sit sınırlarının saptanmasında, bu alanlarda yapılacak koruma planlarını yönlendirecek yeterli ölçütler geliştirilmelidir. Üzerinde yerleşme bulunan arkeolojik alanlar için “koruma/kullanma koşullarını içeren yeni tanım ve ilkeler” geliştirilmeli; bu, Side ve aynı özelliklere sahip diğer kentlerimizde izlenecek “yaşatarak koruma” hedefine yol göstermelidir. Korumanın “amaç”, turizmin ise bunun “sonucu”nda gelişecek yararlı bir “araç” olabileceği unutulmadan “tarih ve kültür turizmi gelirlerinden korumaya pay aktarılmalı”dır.

Ören yerlerimiz birçok tehlikeyle karşı karşıyadır. Sadece bu gibi arkeolojik değerleri barındıran yerleri değil, kırsal kesimde sıkça rastlanan, kent duvarları, tarım terasları vb “geçmiş çağların yaşamışlıklarının izlerinin belgeleri”ni de korumak, turistik yararın ötesinde öğretici de olabilirler.

19’uncu yy sonlarında tamamen kırsal nitelikli bir alan olan, önemli turizm merkezlerimizden Side’nin 1940’lı yıllarda İstanbul Üniversitesi tarafından başlatılan ilk bilimsel kazıları 60’lı yıllardaki planlama çalışmalarıyla desteklenmiş; Apollon tapınağının onarımı ile başlayan ilk koruma çalışmaları, ticari yaşamı yönlendiren yeni kurallar oluşturulmuş, bu kuralların mekâna yansımasının olumlu örnekleri görülmeye başlanmıştır.

Katılımcılar, tüm bu değişim ve gelişimlerin artarak devam etmesini, bu mirasın korunması ve geliştirilmesinde üstün kamu yararı olduğunun bilinmesini, Side’nin sosyal ve kültürel dokusu da gözetilerek tarihi turizminin geliştirilmesini ve bunun diğer benzer kentlere de örnek olmasını dilemişlerdir.

http://www.yapi.com.tr/haberler/sideden-ders-cikartabilmek_86562.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!