Lütfen Tarayıcı Sürümünüzü Yükseltiniz.
 
BÖLÜM SPONSORU Egepen Egepen

Su ve Yerel Yöneticilik

Uzun vadeli çalışmalar, politika yönünden ters gelebilir. Ancak eğer su sorunu uzun vadeli bir çalışmayı gerektiriyorsa politik çıkarlar bir tarafa bırakılıp bu çalışmalar yine de hemen başlatılmalı veya başlamış işler hızlandırılmalıdır.

Cumhuriyet Gazetesi



br/>

Uzun yıllardır yerel yönetimlerin ülkemizde ve özellikle de büyükşehirlerimizde nasıl çalıştıklarını ve proramlarını yakından izliyorum. Bu izlemem içinde, bilfiil İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde 1991-94 yılları arasındaki üst yönetimle ilgili görevim de vardır. Yerel yönetimin başlıca görevlerinin ne olduğu ve bu görevler arasında öncelikli konuların nasıl sıralanması gerektiği konusunda yeterli bilgilere sahip olduğumu affınıza sığınarak dile getirmek isterim.

Kuşkusuz bir kentin, bir yerleşme biriminin altyapı donanımı düzeyine göre sorunlarının çözümüne ağırlık verilmesi gerektiği esastır. Yerel yönetimlerin, çözümünün zorunlu olduğu yaşamsal nitelikli sorunları çözmeleri öncelikle gerekir.

Örneğin, bunların başında bugün Ankara'da yaşanan "su" sorunu gelir. Vatandaşla alay edermiş gibi "Tatile gidin" veya "Allah'ın böyle büyük bir afetine karşı ne yapılabilir" gibi söylemlerle su sıkıntısının nedenini veya çaresini ortaya koymayı, deneyimli bir yerel yöneticiyle pek bağdaştıramadım.

Altyapı sorunu
Su sorununun dışında, çöplerin toplanması, bunların yine sağlıklı bir biçimde depolanması ve pis suların atılması da insan sağlığı yönünden bir yerleşim alanında çözülmesi zorunlu olarak gereken altyapı sorunlarıdır.

Başka bir deyişle, yerel yönetimlerin temiz su, çöp ve kanalizasyon sorununu çözmeleri yaşamsaldır. Buna karşın "kentiçi ulaşım", "yeşil alanları düzenlemeleri" gibi daha birçok altyapı sorunu, insan yaşamı yönünden su, çöp ve kanalizasyondan sonra çözülmesi gereken sorunlardır.

Bilinçsiz kentleşme
Hızlı, plansız ve bilinçsiz kentleşme süreci içinde olan büyükşehirlerimizin en ufak bir afete hazır olmadığını hepimiz biliyoruz. Hava sıcaklığının bir-iki ay ortalama değerlerin üstüne çıkmasıyla hemen elektrik kesintilerinin başlaması veya yağmurlu havalarda trafiğin hemen kilitlenmesi gibi olgular kentlerimizin altyapı yönünden ne kadar eksik olduğunu kanıtlayan en önemli göstergelerdir.

Bir yandan ağaçlandırma çalışmaları için sivil toplum örgütleri, örneğin "TEMA" veya "ÇEKÜL" gibi vakıflar çaba gösterirken öte yandan kent içinde arsalara daha fazla nasıl inşaat yaparım diye kafa patlatan mülk sahipleri ve zaman zaman bu davranışa olanak sağlayan imar planları kentlerimizi yaşanamaz hale sokmaktadır. Sonuçta, yetersiz altyapısı olan, kimliksiz kentler üreten bir toplum olduk. "Su" dışında tüm bu olumsuzluklara insan olarak dayanmak olanaklı olabilir. Ama susuz yaşanmaz.

Dolayısıyla, suyun temini öncelikli bir yerel yönetim görevidir. Her türlü yatırım, ne pahasına olursa olsun su için yapılmalıdır. "Çok şükür bu yılı da atlattık" , "Yeterince yağmur yağdı, var olan kaynaklar kenti susuz bırakmadı" deyip gelecek için su ile ilgili program ve yatırım yapmamak son derece hatalıdır.

Suyun depolanması, arındırılması ve kayba uğramadan tüketiciye ulaştırılması, su sorununun üç önemli ayağıdır. Özellikle bu ayaklardan biri olan suyun ulaştırılmasındaki kayıplar, örneğin hatların yıpranarak su kaçırması gibi, toplam su tüketimini yüzde otuz artırmaktadır. Kaçak su kullanım olgusunu da bu tüketime eklersek su kaybı yüzde kırklara ulaşabilir. Ayrıca hatların su kaçırması, suların pislenmesine de yol açtığından musluktan akan suyun insan sağlığı yönünden sakıncalı olmasına da yol açabilmektedir.

Günlük politika değil
Yerel yönetimlerin, politikacıların günlük politikalarını geliştirecekleri bir ortam olmaması gerektiğine inanıyorum. Belediye başkanları popülist bir yaklaşımla partisine veya kendisine, ben gelecek seçimlerde nasıl daha fazla oy sağlarım diye bir davranış içinde olmamalıdır. Ayrıca bir yerel yönetimin, yaptığı hizmetleri reklam panolarında veya üstgeçitlerde sürekli olarak göstererek propaganda yapmasına da bir anlam veremiyorum.

Bir yerel yönetim, zaten o görevleri yapmak için işbaşına gelmiştir. Eğer o görevler yerine getirilmişse vatandaş kendi yaşamında bu görevlerin yapıldığını hisseder. Yapılan görevlerin sürekli reklam konusu olması, kanımca siyasi bir propagandadan başka bir şey değildir.

Buna karşıt, örneğin bugün Ankara'da iklim koşullarına karşın suların kesilmesi söz konusu olmasaydı, herhalde yerel yöneticiler hem kendileri hem de mensup oldukları parti için en güzel propagandayı yapmış olacaklardı. Ankaralıların su derdi daha da büyürse, bir dizi başarı olarak reklam panolarında yer alan işler unutulacağı gibi, bir de halk, on beş gün içinde mi bu su sıkıntısı ortaya çıktı, 22 Temmuz'dan önce sular kesilmiyordu, neden şimdi kesiliyor diye sormaz mı?

Genellikle yerel yönetimler, politik yönden merkezi yönetimlerin uzantılarıdır. Dolayısıyla, yerel yönetimler de politik görüşlerini ve değerlendirmelerini merkezi yönetimin görüş ve değerlendirmeleriyle üst üste çakıştırma çabaları içindedir. Kuşkusuz bu görüşüm, merkezi yönetimle yerel yönetimin aynı doğrultuda olmasında daha fazla geçerli olmaktadır.

Merkezi yönetimle yerel yönetimlerin farklı partilere mensup olması yerel yönetimin işlerini zorlaştırmaktadır; yerel yönetimler, merkezi yönetimden alacakları katkı payının şu veya bu nedenle azalmaması ve bazı kesintilerin yapılmaması için ayrıca bir çaba harcar. Kuşkusuz bu durum, yıllardır hangi parti iktidarda olursa olsun hep devam eder.

İktidardaki parti, kendinden olmayan bir belediyeyi bu şekilde cezalandırır. Halbuki cezalandırılan belediye yönetimi değil, gerçek cezalandırılan halktır. Ancak cezalandırılan halk, iktidara tepki göstereceğine, genelde yerel yönetime tepkisini gösterir ve gelecek seçimlerde genelde iktidar olması yüksek partiye reyini verir. "Halkımızın tepki konusundaki" davranışını maalesef anlamak kolay değildir; ancak izlenimlerim hep bu yönde olmuştur.

Sonuçta, yerel yönetime talip olanlar bilmelidirler ki, yerel yönetim kentliye doğrudan hizmet götüren bir kurumdur. Hizmetler çok çeşitlidir. Ancak bu hizmetlerin sağlanmasında öncelikler vardır. Öncelik sıralamasında su birinci sırayı aldığı gibi, bu hizmetin ertelenmesi ve gerçekleştirilmesiyle ilgili bütçe programlarında yeterli payın ayrılmaması gibi bir sorun olamaz. Su yaşamsaldır, sudan vazgeçilemez... Tatile çıkmakla da, tatile göndermekle de bu sorun çözülemez...

Uzun vadeli çalışmalar, politika yönünden ters gelebilir. Ancak eğer su sorunu uzun vadeli bir çalışmayı gerektiriyorsa politik çıkarlar bir tarafa bırakılıp bu çalışmalar yine de hemen başlatılmalı veya başlamış işler hızlandırılmalıdır. Yerel yönetimlerin başarısı, meyvesi, geç toplanan altyapı çalışmalarında yatar.

Prof. Dr. Mete TAPAN

ETİKETLER: yeşil
http://www.yapi.com.tr/haberler/su-ve-yerel-yoneticilik_55797.html

Read Comment Section
İlk Yorumu Siz Yapın
Gönder

Yorumum onaylandığında e-posta ile bildir.

E-posta adresimle bültenlere abone olmak istiyorum

REKLAM VERİN

Haber gönderin Hemen haber gönderin

Sosyal Medyada Yapi.com.tr:

Abone Ol Yapı sektöründeki tüm gelişmelerden en önce siz haberdar olmak isterseniz e-bültenimize abone olun.
Bülten arşivine erişmek için tıklayın

REKLAM VERİN

Ajanda
TAMAMI » Bugünkü Etkinlikler BUGÜN:
Herhangi bir etkinlik mevcut değil!